Hz. Peygamber (sas) ve Liyakat | Siyerden Ahlâka 13. Bölüm
Muhammed Emin Yıldırım Hocamızın anlatımı, Nuri Sardoğu ve Muhammed Cahit Şahinler’in sunumuyla Efendimiz’in (sas) güzel ahlâkını öğrenmeye gayret edeceğimiz Siyerden Ahlâka serimizin 13. bölümü.
1. Çöküşün Önündeki Barikat
Programın 13. bölümünde ele alınan konu “Hz. Peygamber (sas) ve Liyakat”tir. Dünya tarihine (Osmanlı, Emeviler, Abbasiler, Roma, Çin vb.) bakıldığında devletlerin yıkılışındaki en önemli sebeplerden birinin liyakatin terk edilmesi olduğu görülür. Liyakat, bir dağdaki heyelanı (çöküşü) önleyen bir barikat gibidir; bu barikat yıkıldığında toplumun çöküşü kaçınılmaz olur.
2. Liyakatin Doğası: Nazlı Misafir
Liyakat, “nazlı bir misafire” benzetilmiştir. Eğer iyi ağırlanmaz ve kaçırılırsa, o topluma tekrar geri gelmesi çok zordur; ancak toplumun asli kodlarına ve “emanet şuuruna” dönmesiyle geri kazanılabilir. Liyakatsizliği sadece makam elde edemeyen zayıfların eleştirmesi tehlikelidir; liyakat, insanın makamın zirvesindeyken bile koruması gereken bir değerdir.
3. Temel Kavramlar: Emanet, Ehliyet, Liyakat ve Adalet
Emanet: İslam binasına girmeyi sağlayan çatı ve anahtar kavramdır.
Ehliyet: Bir işi yapmaya hak sahibi olmak, o işi bilecek vasıflara sahip olmaktır.
Liyakat: Ehliyetin sürekliliğidir. Bir kişinin başından sonuna kadar ehliyetini kaybetmeden, makama ve emanete hiçbir zarar vermeden o işi sürdürmesidir.
Adalet: Hak edene hak ettiğini vermektir.
4. Liyakat Olduğunda ve Olmadığında Toplum
Liyakat varsa: Toplumda huzur, umut ve bereket olur. Gençler ülkelerine küsmez, yetenekler gelişir, torpil (dayı bulma) yerine emeğe dayalı tatlı bir rekabet ve kalite ortaya çıkar. Kul hakkı yenmediği için işin bereketi olur.
Liyakat yoksa: Bina su almaya ve alttan çürümeye başlar, yıkım gerçekleşir. Cahiliye siyasetindeki şirk, kayırmacılık ve dayatmacılığın yerini Nebevi siyasette tevhid, adalet, liyakat ve merhamet almıştır.
5. Hz. Peygamber’in (sas) İstihdam Mucizesi ve Örnekleri
Allah Resulü’nün (sas) kömürleşmiş insanlardan elmaslar çıkarması ve insanları doğru istihdam etmesi, ayı ikiye yarmasından bile daha büyük bir mucize olarak değerlendirilebilir. 23 yıllık risalet döneminde yaptığı yaklaşık 600 görevlendirmenin (elçi, vali, zekat memuru vb.) hiçbirinde isabetsizlik yoktur. Atamalarda akrabalığa, yaşa, cinsiyete, zenginliğe veya köle/hür olmaya bakmamıştır.
Mus’ab bin Umeyr: Medine’ye Kur’an muallimi olarak Hz. Ömer yerine Mus’ab gönderilmiştir. Çünkü Medine’nin iknaya ve halim selim birine ihtiyacı vardır.
Attab bin Esid: Mekke’nin fethinden hemen sonra, henüz bir gün önce Müslüman olmuş 18 yaşındaki Attab, o büyük şehre vali atanmıştır.
Ebu Mahzure: Ezanla dalga geçen bir gençken, Resulullah ondaki liyakati (sesini ve yeteneğini) görüp onu Mescid-i Haram’a müezzin yapmıştır.
Üsame bin Zeyd: Henüz 17 yaşında olmasına rağmen, içlerinde Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer’in de bulunduğu bir orduya komutan atanmıştır. Hz. Peygamber, “Onun babası bu işe layıktı, oğlu da layıktır” diyerek liyakatin önemini vurgulamıştır.
Abdullah ibn Uraykıt: Hicret yolculuğunda kılavuz olarak seçilen müşrik bir rehberdir. İnancına değil, yolları en iyi bilme liyakatine bakılarak bu emanet ona verilmiştir.
Suffa Muallimleri: Mescid-i Nebevi’deki okulda yazı ve dil öğreten öğretmenlerin bir kısmı ehliyetlerinden dolayı müşriklerden seçilmiştir.
6. Hatalar Karşısında Nebevi Tavır ve Görev İsteme Hassasiyeti
Asr-ı Saadet sıfır hata demek değildir; hatalar olmuş ancak bunlara insani ve İslami çözümler üretilmiştir.
Hatib bin Ebi Belte’a: Mekke fethi öncesi ciddi bir hata yapmış, ancak Bedir ehli olduğu için affedilmiş ve sonrasında olağanüstü bir elçi olarak (Mukavkıs’a) kullanılmıştır.
Görev İstememe Prensibi: Hz. Peygamber görev isteyenlere genelde görev vermemiştir. Örneğin, Ebu Zerr’e idari görev vermemiş, onun zühd makamına uygun olduğunu belirtmiştir. Abdullah ibn Semure’ye “Görev isteme, istersen Allah’ın yardımını kaybedersin” tavsiyesinde bulunmuştur.
7. Liyakat Terk Edildiğinde Hz. Peygamber’in Üç Uyarısı
İhanet: Liyakat sahibini bırakıp akraba ve hemşehriyi kayıranlar; Allah’a, Resulüne ve bütün müminlere ihanet etmiş olurlar.
Lanet: Liyakati terk edenler Allah ve Resulünün lanetini kazanır.
Kıyamet: Emanet ehline (liyakatliye) verilmediğinde o toplumun içtimai kıyameti kopmuş demektir. (Hadis-i Şerif: Yöneticileriniz hayırlılarınız, zenginleriniz cömertleriniz olursa yerin üstü hayırlıdır; yöneticileriniz liyakatsiz/hayırsız, zenginleriniz cimri olursa yerin altı yerin üstünden hayırlıdır).
8. Sahabenin Liyakat Hassasiyeti ve Tavsiyeler
Hz. Ebubekir: Hz. Ömer’in itirazlarına rağmen (Hz. Ömer’in sakalından tutarak) Hz. Peygamber’in atadığı komutan olan Üsame’yi görevden almamış ve orduyu sefere göndermiştir. Yezit bin Ebu Süfyan’ı vali atarken akrabacılık yapmaması konusunda kesin bir dille uyarmıştır.
Halifelerin Evlatları: Hz. Ebubekir oğlu Abdurrahman’ı, Hz. Ömer ilimde zirve olan oğlu Abdullah’ı yerine halife adayı olarak göstermemiş; korkunç vebalden çekinmişlerdir. Hz. Hasan’ın halifeliği ise babasının torpiliyle değil, ümmetin kendi ehliyetinden dolayı onu seçmesiyle olmuştur.
Tavsiye: Günümüzde “ehven-i şer” (kötünün iyisi) diyerek liyakatsizliğe razı olunmamalıdır. Bir Müslüman şerre razı olamaz. Tek çıkış yolu, bedeli ne olursa olsun fabrika ayarlarına, Asr-ı Saadet’in liyakat ilkelerine geri dönmektir.
(81)







