Hz. Peygamber (sas) ve İsâr | Siyerden Ahlâka 21. Bölüm

Muhammed Emin Yıldırım Hocamızın anlatımı, Nuri Sardoğu ve Muhammed Cahit Şahinler’in sunumuyla Efendimiz’in (sas) güzel ahlâkını öğrenmeye gayret edeceğimiz Siyerden Ahlâka serimizin 21. bölümü.

1. Giriş ve Kavramsal Çerçeve

  • Siyerden Ahlâka programının 21. bölümünde ana konu “İsâr” olarak işlenmiştir. Günümüzde “egoizm” yalnızca bir tutum değil, insanın kendini merkeze koyduğu bir ideoloji haline gelmiştir. Evliliklerin, dostlukların ve akrabalık ilişkilerinin bozulmasının veya çıkmaza girmesinin temel sebebi, “hep ben” diyen bu bencillik hastalığıdır.
  • İsâr kelime anlamı olarak; kişinin kendi ihtiyacı olmasına rağmen, elindeki imkânı başkasına vermesi ve onu kendine tercih etmesidir. İsâr cömertliğin üstünde bir kavramdır ve yaşatma mefkuresini temsil eder. Büyük müfessir Fahreddin Râzî’nin tespitine göre; “İki zıttan biri erzel (alçak) ise mukabili daha eşreftir.”. İsârın zıttı olan “şuh” (benim olsun bencilliği) ne kadar aşağılık bir huy ise, isâr da o derece şerefli bir vasıftır.

2. Hz. Peygamber (sas) ve İsâr

  • Nübüvvet vazifesi temelde isâr ruhu üzerine kuruludur, çünkü peygamberler kendi dünyevi rahatlarını değil, ümmetlerinin kurtuluşunu dert edinirler.
  • İnsanları Kurtarma Derdi (Ateş ve Kelebekler Hadisi): Peygamberimiz (sas) kendi vazifesini, ateşe doğru uçan böcekleri veya kelebekleri yanmasınlar diye kemerlerinden tutup çeken bir adamın çabasına benzetmiştir. İnsanların cehenneme gitmemesi için ızdırapla inlemiş, herkesin ayağına giderek İslam’ı anlatmıştır.
  • Hakem İbn Keysan Olayı: İslam’a davet için bir kişinin ayağına defalarca gidilmiştir. Sert tepkilerine ve Hz. Ömer’in “Bırak yakasını, bunlara değmez” demesine rağmen, Hz. Peygamber Hakem İbn Keysan’ın ayağına tam 14 kez gitmiştir. 14. gidişinde Müslüman olan Hakem, daha sonra Bi’r-i Maune’de şehitlik mertebesine ulaşmıştır.
  • Hudeybiye Sonrası ve Üsame’nin Ordusu: Hudeybiye barışından sonra ashab dinlenmeyi beklerken, Hz. Peygamber diplomasi ve tebliğ çabalarını 10 katına çıkarmıştır. Vefatından hemen önceki 13 günlük hastalık sürecinde bile dinlenmemiş, insanlara hidayet ulaşsın diye hazırlanan Üsame’nin ordusunun durumunu sormuştur.
  • Günlük Hayattaki Paylaşım (Hadis/Olaylar): Evde kesilen bir koyunun neredeyse tamamı dağıtılmış, Hz. Ayşe “Sadece bir kürek kemiği kaldı” deyince Efendimiz “Dağıttıklarımız bize kaldı” diyerek isâr ahlakını göstermiştir. Ayrıca Hendek Gazvesi’nde 3 gün aç kalmasına rağmen, Cabir b. Abdullah’ın evindeki azıcık yemeğe tek başına gitmemiş, 3.000 kişilik ordunun tamamını davet etmiştir.

3. Sahabe Hayatından İsâr Tabloları

  • Sahabenin fedakârlığı doğrudan iman üzerine bina edilmiştir.
  • Hansa Hatun: Cahiliye döneminde iki kardeşi öldüğünde dünyaları yıkan ve yıllarca yas tutan şair Hansa, Müslüman olduktan sonra üç oğlunun şehadet haberini aldığında “Rabbim beni şehit annesi kıldı” diyerek imanın insana kattığı isâr ruhunu göstermiştir.
  • Yaşlılığa Rağmen Cihad: 93 yaşındaki Ebu Eyyub el-Ensari, rahat bir emeklilik yerine peş peşe iki seferle (Hicri 48 ve 52) İstanbul surlarına dayanmıştır. Torununun “Senin yerine ben gideyim” teklifini reddeden Ebu Talha ise, Akdeniz açıklarında bir deniz seferinde şehit olup Rodos’a defnedilmiştir.
  • Ganimetler ve Haşr Suresi 9. Ayet: “İsâr Ayeti” olarak bilinen Haşr Suresi 9. ayetin nüzul sebepleri arasında iki meşhur olay vardır. Birincisi; Ebu Talha ve eşi Ümmü Süleym’in, evdeki tek çorbayı Peygamberimizin misafirine verip, kendileri karanlıkta yiyormuş gibi yaparak aç yatmalarıdır. İkincisi ise, Ensar’ın ganimetlerin Muhacirlere dağıtılmasından hiçbir kırgınlık duymayıp tam bir rıza göstermeleridir.
  • Zarafetle Yapılan İsâr: Bir sahabeye hediye edilen koyun başı, “Kardeşimin daha çok ihtiyacı var” denilerek 7 ev dolaşmış ve tekrar ilk eve dönmüştür. Muhacir ve Ensar arasındaki kardeşlikte (Muâhat) Ensar, hurma hasadını bölerken az olan kısmın altına dallar saklayıp onu çok gösterir, Muhacir az olanı (aslında altı dolu olan çok kısmı) alsın diye zarafetle kendi hakkından vazgeçerdi.

4. Öneriler ve Tavsiyeler

  • İsâr yaparken karşı taraftan hiçbir karşılık, teşekkür veya minnet beklenmemelidir. Yasin Suresi’ndeki Ashab-ı Karye örneğinde olduğu gibi, taşlanarak öldürülen davetçi bile kavmine beddua etmemiş, onlara acımıştır.
  • Bu ahlak sadece anlatılarak değil, yaşayarak öğrenilir; örneğin bir öğrenci yurdunda güneş alan rahat yatağını arkadaşına kendi isteğiyle devretmek günlük bir isâr örneğidir.
  • Kişi, mümin kardeşi için dualarında isâr yapmalı, onun da iyiliğini istemelidir.

(54)