Hz. Peygamber (sas) ve Tevazu | Siyerden Ahlâka 25. Bölüm
15 Mart 2026 22:00
Muhammed Emin Yıldırım Hocamızın anlatımı, Nuri Sardoğu ve Muhammed Cahit Şahinler’in sunumuyla Efendimiz’in (sas) güzel ahlâkını öğrenmeye gayret edeceğimiz Siyerden Ahlâka serimizin 25. bölümü.
1. Giriş ve “Sevgi” Konusuna Dair Bir Hatıra
- Önceki dersin konusu olan “sevgi” kavramına dair bir izleyicinin gönderdiği etkileyici bir yorum okunarak derse başlanmıştır. Ortaokulda akran zorbalığına uğrayan bir kız çocuğunun annesiyle birlikte her akşam “Ya Vedûd” esmasını zikretmesi ve dua etmesi sonucunda, arkadaşlarının ona karşı tavrının tamamen değiştiği ve sevgiyle yaklaştıkları aktarılmıştır. Bu durum, sevginin kaynağının Allah olduğu ve O’nun “El-Vedûd” ismine sığınılması gerektiği gerçeğini pekiştirmektedir.
- Tevazu asla küçülmek, zelil olmak, boyun eğmek veya rol yapmak demek değildir; aksine gerçek bir büyüklük alametidir. Tıpkı meyve veren bir ağacın dallarının eğilmesi veya içi su dolu büyük bir sürahinin içindeki suyu bardağa dökmek için eğilmek zorunda olması gibi, tevazu da insanın kendisinde olan nimeti başkalarıyla paylaşmak için alçakgönüllü olmasıdır.
2. Tevazu ve Kibir Kavramlarının Tanımı
- Tevazu: Allah’ın kişiye verdiği ilim, mal, mülk, kabiliyet veya herhangi bir nimeti kendine mal etmeyip, bunları başkalarına karşı bir üstünlük ve ezme aracı olarak kullanmamaktır. Tevazuyu anlayan bir insan asla ırkçı olamaz; kendi soyunu, dilini veya coğrafyasını başkasına karşı üstünlük alameti olarak yansıtmaz. Güzel giyinmek veya iyi bir bineğe binmek tevazuya aykırı değildir; aykırı olan bunları başkalarına üstünlük taslamak için kullanmaktır.
- Kibir: Tevazunun zıttıdır ve şeytani bir hastalıktır. Allah’ın verdiği nimeti kendine hasretmek ve bununla başkalarına karşı büyüklenmektir. Şeytanı iblis yapan en temel amel kibridir.
3. Kibrin Çeşitleri
- Mahlukun Hâlık’a Karşı Kibri (İtikadi): Firavun’un “Ben sizin yüce rabbinizim” demesi gibi doğrudan Allah’a karşı büyüklenmektir ve küfürdür.
- Peygamberlere ve Şeriate Karşı Kibir (İtikadi): İnkarcıların “Allah bula bula seni mi peygamber seçti” demesi veya günümüzde “14 asır önceki kanunları mı kabul edeceğiz” diyerek şeriatı küçümsemesidir; bu da küfürdür.
- İnsanın İnsana Karşı Kibri: Kişinin sahip olduğu nimetleri başkalarına karşı üstünlük alameti olarak kullanmasıdır.
4. Gizli Kibir, Sahte Tevazu ve Tevazu İlaçları
- İslam arifleri “gizli kibir” ve “sahte tevazu” tehlikesine dikkat çekerler; kişi tevazu ambalajı altında aslında kibir barındırabilir. Beklenti içine girmek, örneğin bir meclise girildiğinde insanların ayağa kalkmasını istemek kibrin işaretidir. Kibrin en güzel iki ilacı şunlardır:
- Sıla-i Rahim: Akrabaların yanında kişinin unvanları, etiketleri ve üniformaları sıfırlanır, bu durum kibri sınırlandırır.
- Cemaatle Namaz: Camide aynı safta hiçbir ayrıcalık olmadan, sıradan bir fert olarak namaz kılmak kibri önleyen önemli bir vesiledir.
5. Kur’an’da Kibir Prototipleri
- Kur’an-ı Kerim’de Allah’a kafa tutan çeşitli kibir modelleri sunulmuştur. Bunlar:
- Firavun: Güç, iktidar ve mülk ile kibirlenmiştir.
- Haman: Makam ve mevki ile kibirlenmiştir.
- Karun: Büyük bir servet ve mülk ile kibirlenerek yoldan çıkmıştır.
- Bel’am ve Samiri: İlim ile (Samiri özelinde gizemli efsunlu ilim ile) büyüklenerek ayakları kaymıştır.
6. Hz. Peygamber (sas) ve Tevazu Örnekleri
- Tebliğde Tevazu: 23 yılda tek başına başladığı yolda bir milyon insana ulaşmasının temelinde tevazu yatar. Hiçbir zaman insanlara “ey cahiller” diye üstten bakmamış, muhataplarını sonuna kadar dinlemiştir (Süveybit isimli şairi uzun uzun dinlemesi gibi).
- Ayrıcalık İstememesi: Hz. Ömer, Peygamberimizin en üstün insan olmasına rağmen sıradan insanlarla aynı sofraya oturmasına, kız alıp vermesine hayret edince O, “Ben bununla emrolundum” demiştir.
- Kimsesizlere İlgisi: Medine’de aklı kıt bir kadının peşine takılıp, o kadının gönlü olana kadar saatlerce onunla dolaşmıştır. Fakir, zengin ayrımı yapmadan herkesin hediyesini kabul etmiş, davetlerine icabet etmiştir.
- İş Bölümüne Katılması: Bir seferde koyun kesilirken sahabe tüm işleri paylaşmasına rağmen O, “Ben de ateş yakmak için odun toplarım” diyerek ayrıcalık istememiştir.
- “Hanginiz Muhammed?”: Mecliste özel bir yeri olmadığı için dışarıdan gelen bedeviler “Eyyüküm Muhammed?” (Hanginiz Muhammed?) diye sormak durumunda kalmıştır.
7. Sahabe, Alimler ve Tevazu
- Sahabe efendilerimiz, Peygamberimiz ile olan anılarını veya katıldıkları cihatları asla gösteriş ve büyüklenme malzemesi yapmamışlardır.
- Abdullah b. Ömer, bir sahabi olmasına rağmen tabiinden olan Şabi’den ilim dinlemeye tevazu ile gitmiştir.
- Hz. Ömer halifeyken, Havle binti Sa’lebe’nin kendisini sokak ortasında “Allah’tan kork, dün Ömerciktin bugün halife oldun” diye uyarmasını ağlayarak dinlemiştir. (Bu durum, Emevi Halifesi Abdülmelik bin Mervan’ın “Bana Allah’tan kork diyenin başını uçururum” kibriyle taban tabana zıttır).
- Fudayl b. İyaz ve Şuayb, hacda binlerce insan içinde en günahkar olarak kendilerini görmüşlerdir. Hasan-ı Basri ise yolda görülen her mümini kendinden üstün görmeyi tavsiye etmiştir.
- Kibirliye Karşı Tavır ve Günümüzde Tevazu: Abdullah b. Mesud’un uyarısına göre; servet veya makamıyla kibrinden dolayı ezen birine karşı tevazu göstermek onun kibrini artırır. Böyle durumlarda gösterilmesi gereken tavır vakardır. Nitekim Ebul Hasan El-Harakani Hazretleri, yanına gelen Sultan Gazneli Mahmut’a kibrini kırmak için başta ayağa kalkmamış, ancak Sultan manevi bir ders alıp mümin gibi ayrılırken onu hürmetle uğurlamıştır.
- Günümüzde makam, unvan, şöhret (sosyal medya takipçileri vb.) büyüklenme aracı olmamalıdır. Ümmetin paramparça olmasının (Vahdet eksikliğinin) temel sebebi kibridir; her cemaat veya grubun sadece kendi doğrusunu mutlak görüp “Gelsinler bizde birleşelim” demesi bir kibir göstergesidir ve tevazu olmadan vahdet sağlanamaz.
(67)







