Lefkoşa / Hala Sultan: Hz. Ümmü Haram Bint Milhan

82 İl 82 Sahabî projesinin 42. programı Kıbrıs, Lefkoşa’da, “Hala Sultan: Ümmü Haram” başlığında, büyük bir coşku ve heyecan ile yapıldı. Çok yoğun bir katılımın olduğu programın ev sahipliliğini kısa adı ESKAD olan Evrensel Sevgi ve Kardeşlik Derneği yaptı. Yakın Doğu Üniversitesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen program Kur’an’ı Kerim tilaveti ile başladı.

Özkaya: Ümmü Haram’a Komşu Olmak Büyük Bir Şeref

Selamlama konuşmasını yapan Dernek Başkanı Ahmet Özkaya, programa bu düzeyde yoğun ilgi gösteren Kıbrıslılara ve projenin sahibi olan Vakfımıza teşekkür etti ve: “Ümmü Haram validemize komşu olmak bizim için büyük bir şeref” dedi.

Yıldırım: Kıbrıs Hz. Peygamber’in (sas) Rüyasıdır

Daha sonra kürsüye davet edilen Muhammed Emin Yıldırım Hocamız, “Kıbrıs dediğimiz zaman aklımıza sadece yavru vatan, bir miktar bizimle aynı dili konuşan soydaşlarımızın veya ırkdaşlarımızın yaşadığı yer falan geliyorsa, biz Kıbrıs’ın gerçek manada değerini takdir edememişiz demektir” diyerek sözlerine başladı. Kıbrıs deyince aklımıza neler gelmeli, neleri hatırlamalıyız sorusuna şöyle cevap verdi: “Onlarca sahabenin ayak izlerinin olduğu, Hz. Peygamber’in rüyası olan kıymetli bir beldeyi, Müslümanların güven kazandıkları ve manevi anlamda yer altı zenginlikleri olan bereketli bir beldeyi ve tabi ki Ümmü Haram’ın manevi fatihi olduğu bir ziyaret beldesini hatırlamalıyız.”

Neden Hala Sultan?

Konuşmasına, Ümmü Haram validemize Kıbrıslıların niçin Hala Sultan dediklerini anlatarak devam eden Muhammed Emin Hocamız, çok önemli bilgileri dinleyenlerle paylaştı. Ümmü Haram validemizin, hem Efendimiz’e (sas) hem diğer sahabeye yakınlıklarını en ince detaylarına kadar anlattı. Onun, Efendimiz’in (sas) babası Abdullah’ın teyzesi sayıldığı, Hz. Enes’in de teyzesi olduğu, ayrıca iman yolundaki sadakatinden dolayı, Peygamberimizin dünyasında çok farklı yeri bulunduğunu örneklerle izah etti.

“Ben de Onlardan Olayım”

Muhammed Emin Hocamız, Ümmü Haram validemizin aldığı büyük müjdeyi ise şöyle anlattı: “İhtimal Hendek Gazvesi’nin sonrası idi. Efendimiz (sas) o haneye yine bir ziyarette bulunmuştu. Ümmü Haram validemiz, Efendimiz hanesine gelince en güzel yemekleri yapar, O’nu elinden geldiğince iyi ağırlamaya çalışırdı. O günde öyle yaptı; yemekler yenmiş, Efendimiz (sas) öğlen uykusunu uyumak üzere odanın bir köşesine uzanmıştı. O istirahat ederken, annemiz biraz uzakta Efendimiz’i seyre başlamış, nefesini tutarak, bu aziz misafiri rahat ettirmek adına elinden ne geliyorsa onu yapmak için hazır kıta beklemeye başlamıştı. Bir müddet uyuyan Efendimiz (sas) bir anda yüzünde güller açmış bir vaziyette, mütebessim bir çehre ile uyanmıştı. O anda Ümmü Haram validemiz, Efendimiz’in bu halini fark etmiş ve demişti ki: “Anam, babam sana feda olsun Ya Resulullah! Seni güldüren şey nedir?” Efendimiz (sas) buyurmuşlardı ki: “Ey Ümmü Haram! Ümmetimden bazılarının melikler gibi mavi denizler üzerinde tahtlar kurarak Allah yolunda harplere katıldıklarını gördüm. Onların o halleri beni sevindirdi.” Ümmü Haram validemiz bu sözü duyunca yaşı 70’lere merdiven dayamıştı, ama sahabe hassasiyetiyle hemen o hayrın içerisinde yer almak istemişti ve demişti ki: “Ya Resulullah! Dua buyursanız bende onlardan olsam olmaz mı?” O anda Resulullah’ın elleri semaya kalkmış: “Allah’ım, Ümmü Haram’ı da onların arasına kat!” diye dua etmişti.”

86 Yaşlarında Bir Mücahide

Hocamız, Ümmü Haram validemizin bu büyük müjdeyi aldıktan sonra 23 yıl daha yaşadığını söyleyerek, bu süre zarfında verilen müjdenin gerçekleşmesi noktasında en ufak bir şüpheye kapı açmadığını ve Hicri 28’de, 86 yaşlarında bu sefere katıldığını, zafer sonrası ise bineğinden düşerek şehit olduğunu belirtti. Kabrinin şu an Rum kesiminde Larnaka’da olmasına rağmen ziyaret mahalli olduğunu, inşallah yakın bir zamanda oranın da Eyüp Sultan gibi farklı bir hale bürüneceğini söyledi.

Ona Komşu Olmanın Sorumluluğu Var

Konuşmasına, Ümmü Haram validemize komşu olmanın sorumluluklarını anlatarak devam eden Hocamız, onun hayatının üzerinden alınması gereken çok önemli mesajlar olduğunu söyledi ve o mesajların bazılarını dinleyenlerle paylaştı. O mesajlar şunlardan oluşuyordu:

1- İslam’ın derdi tam anlamı ile derdin olsun ki, rüyaların anlam kazansın, hedeflerin yücelsin. Gayelerini ve emellerini aziz dinin kadar büyüt ki, koşmaya takat bulabilesin.

2- Davan risaletin davası ise alnından terler boşalmalı, geceleri seccaden ıslanmalıdır. İki damlayı hakkı ile akıt ki, ölümlerin en güzeli olan şehadete erebilesin.

3- İlk günden bu güne, nebilerin, sıddıkların, şehitlerin ve salihlerin, ayak izleri önünde dururken, sen arkana bakmamalısın. Bakışlarını büyüklerin ayak izlerine yoğunlaştır ki, istikamet
üzere yürüyebilesin.

4- Hizmet burada, ücret oradadır. Karşılık bekler, menfaat hesapları yapar, taltife, alkışa teveccüh edersen, peşin olana aldanır, pişman olursun. Hesabi değil, hasbi davran ki, 21. asırda, sahabî çizgisini yakalayabilesin.

5- Ekeceksin toprağa tohumu, mahsul hesaplarına girmeyeceksin. Neticeye kapılsaydı Ümmü Haram annemiz 86 yaşında Medine’de oturur, buralara kadar da gelmezdi. Gayret bizden, başarı Allah’tan deyip yürü ki, son güne kadar heyecanını yitirmeyesin.

Kıbrıs için çok farklı bir gecenin yaşanmasına sebep olan bu program, Şanlıurfa’dan program için Kıbrıs’a gelen Abdulaziz Kutluay Hoca’nın duası ile son buldu.

Siyer Araştırmaları Merkezi’nden yapılan açıklamaya göre, projenin 43. programı, 24 Mart 2013 Pazar günü “İffet Kahramanı Safvan b. Muattal” başlığında icra edilecek.
Daha fazla bilgi için 0 212 544 76 99 nolu telefonu arayabilir; www.82il82sahabi.com, www.siyervakfi.org adreslerini ziyaret edebilirsiniz. Yapılan tüm programları ise www.siyertv.com adresinden izleyebilirsiniz.

(1918)