Ağrı / Saadet Asrından Bir Dağ: Hz. Cebele B. Hârise

82 İl 82 Sahabî projesinin 74. programı Ağrı’da yoğun bir katılım ile gerçekleşti. Ağrı Halk Eğitim Merkezi Konferans Salonu’nda yapılan programın ev sahipliliğini, kısa adı İHYAD olan İnsani Hareket ve Yardımlaşma Derneği yaptı. Program, Hasan Kılıç hocanın Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Daha sonra Dernek Başkanı Mehmet Aslan kısa bir selamlama konuşması yaparak, Siyer Araştırmaları Merkezi’ne yaptıkları çalışmalardan dolayı teşekkür etti.

Saadet Asrından Bir Dağ Cebele b. Hârise

Daha sonra kürsüye davet edilen Muhammed Emin Yıldırım Hocamız, Sahabe’nin önemine dikkat çekerek, neden Ağrı’da Hz. Cebele b. Hârise’nin anlatılacağına değindi. Hocamız dedi ki: “82 İl de anlatılacak, Sahabî efendilerimiz belirlenirken bazı hususlara dikkat edilerek tespit edilmeye çalışıldı. Sıra Ağrı’ya gelince, yıllar önce aklımda kalmış, Arap Kaynaklarında Ağrı Dağı’nın ismi “Cebelü’l-Hâris” diye geçiyor. Cebelü’l-Hâris der demez akla gelen ilk isim de, Zeyd b. Hârise’nin abisi Cebele b. Hârise… Böyle olduğu için dedi ki, hakkında çok fazla malumat olmasa bile, onun üzerinden başka mesajlara değinme vesilesi ile Ağrı’nın nasibi Hz. Cebele olsun. Böyle belirlendi, bir yönü ile Ağrı dağı ile ilişkilendirildi…”

Peygamberler ve Dağlar

Konuşmasını dağların Kur’an, Sünnet ve İslam tarihindeki yerinin ne olduğu konusu ile devam ettiren Hocamız, dağlarla alakalı çok önemli bilgileri katılımcılarla paylaştı. Muhammed Emin Hocamız dedi ki: “Rabbimiz Kur’an’da buyurur ki: ‘Biz yeryüzünü bir beşik, dağları da o beşiğin ayakları niteliğinde kazıklar kılmadık mı?’ Kur’an’ın ilk muhatapları olan o günün insanları, ayette geçen mihad/beşik kelimesinin de, evtat/kazıklar kelimesinin de manasını anlıyor; maksadını ise tam olarak kavrayamıyorlardı. Çünkü böyle bir bilgiye o gün için vakıf değillerdi. Ama bizler şimdi o bilgiye sahibiz; konumuz olan dağı ele alırsak; neden Rabbimizin dağlar için evtat ifadesini kullandığını daha iyi anlarız. Sebebi şu; dağlar aynen kazıklara benzer. Kazıklar, yere çakıldıkları zaman, görünen kısım ne kadar ise, görünmeyen kısım ondan kat be kat daha fazladır. Şimdi yapılan ilmi ve bilimsel çalışmalar bu bilgiyi bize veriyorlar. Mesela; Dünyanın en yüksek dağı; Çin, Nepal sınırında yer alan Everest Dağı’dır. Bu dağın yüksekliğini 8848 metredir. Son yapılan araştırmalara göre bu dağın yer altındaki köklerinin uzunluğu 125 km. civarındadır. Yani Everest Dağı 9 km. semaya uzanabilmesi için, bunun tam 14 katı yerin altına kök salması şarttır. Semaya ne kadar uzarsa, onun kat be kat yer altına kök salması gerekir; yoksa semaya doğru başını kaldıramaz. Aynı şey Ağrı Dağı için de geçerlidir. Büyük Ağrı Dağı’nın yüksekliği de, 5137 metredir. 10-15 kat kökü olduğu söyleniyor; dolayısı ile en az 50 kilometrelik yani 50.000 metrelik bir kökü var, altında… Buradan şu neticeyi çıkarabiliyoruz: Dağ olabilmek, sağlam bir kök ile mümkün olabilir.” Yıldırım, bu bilgilerden sonra Peygamberlerin ve Son Peygamber Efendimiz’in (sas) hayatında dağların yerine dair çok mühim bilgiler verdi.

Zeyd b. Hârise ve Abisi

Hz. Cebele b. Hârise’nin hayatını kardeşi Hz. Zeyd’in üzerinden anlatan Hocamız, nasıl iman ettiğini, Hz. Peygamber ile olan hatıralarını ve kardeşi Zeyd’in şehadetinin ardından söylediklerini örneklerle anlattı. Hocamız dedi ki: “Zeyd b. Hârise’nin Medine’de olduğu yıllar babası Hârise b. Şurahbil, Medine’ye gelecek ve iman edecekti. Babasının iman etmesine çok sevinen Zeyd, abisi Cebele için de dua dua yakaracaktı. Bir müddet sonra babası vefat edince, bu sefer Cebele, Medine’ye gelecekti. Onun geliş amacı artık yıllardır ayrı yaşadığı kardeşini alıp, baba ocağına geri götürmekti. O ana kadar İslam’ı ve Efendimiz’i iyi tanımayan Cebele, belki Zeyd kararını değiştirmiştir diyerek Medine’ye gelir ve ona geri dönmeyi teklif eder. Ancak Zeyd, ona Hz. Peygamber’i asla terk etmeyeceğini, bu birliktelikten neler kazandığını anlatmaya başlar. Cebele, Zeyd’den bazı şeyleri dinleyince çok farklı duygulara kapılır. Bir müddet Medine’de kalan Hz. Cebele, İslam toplumunu tanıdıkça hayran olur, özellikle Efendimiz’e karşı yüreğinde farklı bir muhabbet oluşur ve çok geçmeden Zeyd’i tekbirlere sevk eden, o güzel an gerçekleşir ve Cebele gelip, Efendimiz’in huzurunda iman eder…”

Alınması Gereken Mesajlar

Daha sonra Hz. Cebele’nin hayatının üzerinden alınması gereken mesajlara dikkat çeken Hocamız, birbirinden önemli mesajları dinleyenlerle paylaştı. Hocamızın paylaştığı mesajlar şunlardı:

1- İnsanlık tarihinin en kamil muallimleri olan Peygamberler, Allah’ın yeryüzünü sabitlemek için yarattığı dağlarla, sükunet bulmuşlardır. Onların hayatlarında var olan dağları, birer ayet gibi okumalı, anlamaya çalışmalısın. Siyer-i Nebi’nin doğru anlaşılmasında, Siyerü’l-Enbiya’nın etkisini unutma ki, daha fazla istifade edebilesin.

2- İnsanlık tarihinin en zirve hali olan Efendimiz (sas); dağları kendine sırdaş, yoldaş, barınak, ve sığınak edinmişti. Varlık sancısını yüreğinin ta derinliklerinde çekerken, Hira O’na (sas) liman olmuştu. O’nun kainat kitabını nasıl okuduğunu iyice anla ki, etrafında olan binlerce ayeti fark edip, doğru bir şekilde okuyabilesin.

3- İnsanlık tarihinin peygamberlerden sonra en güzel örnekleri olan Sahabe nesli, sarsıntı içerisinde olanlara sabit dağlar, yollarını kaybedenlere yol bulduran nehirler, yönlerini şaşıranlara yön gösteren yıldızlardır. Ashab-ı Kiram efendilerimizin din binasındaki yerini iyice öğren ki, o kıymetli kametleri hakkıyla tanıyabilesin ve onlarla seviyeni yükseltebilesin.

4- İnsanlık tarihinin en güzel örneklerinin içerisinden, bir örnek olan Hz. Cebele’nin hayatı tefekkür ederek okunmalıdır. Onun hayatı: “Beşer zulmeder, kader adalet eder” ilkesi gereği, görünürde şer gibi olan bazı hadiselerin, sonunda nasıl hayra dönüştüğünün en güzel misallerinden biridir. Öyleyse kadere rıza göster ki, her türlü kederden emin olabilesin.

5- İnsanlık tarihinin en hayırlı ümmeti, hepimizin içinde bulunmakla iftihar ettiğimiz Muhammed’in (sas) ümmetidir. Bu büyük ailenin içerisinde olmanın hakkını ödemek, sağlam bir akide, güçlü bir irade, Kur’an’i bir ahlak, büyük bir emel ve zorluklara karşı sabır ile mümkündür. O halde, Ağrı Dağı gibi sarsılmaz bir imanı elde etmelisin ki, mahrum yüreklere hidayetin nurunu taşıyan bahtiyarlardan kılınabilesin.

Hocamız son olarak da Bediüzzaman Hazretlerinin bir rüyasını aktardı. O rüya şu idi: “Meşhur Ağrı Dağı denilen, Ararat Dağı’nın altındayım… Birden o dağ, müthiş infilak etti… Dağlar gibi parçaları, dünyanın her tarafına dağıttı…O dehşet içinde baktım ki, Merhum validem yanımdadır… Dedim: “Ana, Korkma!” “Cenab-ı Hakkın emridir…” “O Rahim’dir ve Hakim’dir…” Birden o halette iken, baktım ki mühim bir Zat bana diyor ki, “İcazı Kuran’ı beyan et!” Uyandım… Anladım ki bir büyük infilak olacak… O infilak ve inkılaptan sonra, Kur’an etrafındaki surlar kırılacak… Doğrudan doğruya Kur’an kendini müdafaa edecek… Ve Kur’an’a hücum edilecek… İ’cazı onun çelik bir zırhı olacak… Ve şu i’cazın bir nev’ini, şu zamanda izharına, haddimin fevkinde olarak benim gibi bir adam namzet olacak… Ve namzet olduğumu anladım…”

Siyer Araştırmaları Merkezi’nden yapılan açıklamaya göre projenin 75. programı, “Hayırların Öncüsü Sa’d b. Hayseme” başlığında, 25 Mayıs 2014 Pazar günü Kars’ta yapılacak.

Daha fazla bilgi için 0 212 544 76 99 nolu telefonu arayabilir; www.82il82sahabi.com, www.siyervakfi.org adreslerini ziyaret edebilirsiniz. Yapılan tüm programları ise www.siyertv.com adresinden izleyebilirsiniz.

(2055)