Vahiyle Arınan Bir Yiğit, Asım b. Sabit | Çanakkale 18 Mart Üniversitesi

1437 Hicri yılı ‘Kur’an Yılı’ olarak ilan eden Siyer Vakfımız, bu proje kapsamında sekiz farklı üniversitede yapmayı planladığı ‘Vahyin Yetiştirdiği Gençler’ programlarının üçüncüsünü 18 Mart Üniversitesi İçdaş İlahiyat Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. “Vahiyle Arınan Bir Yiğit: Asım b. Sabit (ra)” başlığıyla yapılan programa Çanakkale ve civar şehirlerden yoğun bir katılım vardı.

Vahyi hayatlarının merkezine koyan ve bir ömür şehadet sevdası ile cepheden cepheye koşan Sahabe-i Kiram’ın duaları ve gayretlerinden nadide bir örnek gecenin konusu idi.

Kur’an-ı Kerim tilaveti ve Kur’an Yılı tanıtım filmi ile başlayan program Muhammed Emin Yıldırım Hozamızın konuşması ile devam etti. Çanakkale şehidlerini ve Kur’an Şairi Mehmed Akif Ersoy’un dizelerinin kahramanı “Asım”ı anarak sözlerine başlayan Muhammed Emin Yıldırım Hocamızın konuşmasından bazı satır başları ise şöyle:

Peygamber Efendimiz’in (sas) beş önemli görevinden biri tezkiye, “arındırmak”tır. Bu görevi nasıl yaptığını öğrenmek için Sahabe nesline bakmak yeterlidir. Onlardan biri de Asım b. Sabit (ra)’dir.

Onun hayatında anlam bulan şu sorulara cevap bulup onu tanımaya çalışalım:

– Kur’an insanı nasıl diriltir?
– Kur’an insanı nasıl arındırır?
– Kur’an insanı kendisine nasıl aşık eder?
– Kur’an insanı kendi yolunda nasıl yaşatır, nasıl şehadete erdirir?
– Kur’an insanı nasıl korur, muhafaza eder?

Asım b. Sabit (ra) birçok Yesribli gibi yaşamıştır. Ancak iman mücadelesinin başlaması ile onun da hayatında ciddi değişiklikler olur. Mus’ab’ın eliyle iman şerbetini içip Akabe’ye doğru yol alan kutlu kafilenin içinde yerini alır. Rasulullah’a biat edip, söz verir.

O, Yaklaştıkça Yakınlaşıyor!

Hicret gerçekleşir. Sağlam bir akidenin inşası için kurulan Suffa mektebinin güzide talebesidir Asım. Öğrendikleri ile İslam’a aşık olur. Aşkı, sevdası, heyecanı derinleşir. O, bu çağın insanları gibi yaklaştıkça uzaklaşmak yerine, yaklaştıkça yakınlaşır İslam’a.

Efendimiz’in savaş taktikleri konusunda istişare ettiği Bedir’de, Asım b. Sabit’in (ra) taktiğini takdir eder ve örnek gösterir. Bedir’de kahramanca savaşıp, Hz. Peygamber’e, Kabe’de namaz kıldığı sırada eziyet eden Ukbe ibn Ebi Muayt’ı öldürür. Uhud’da da kahramanca savaşır ve “Resulallah’ın Okçusu” ünvanını kazanır. Çünkü attığı her ok hedefini bulur o gün.

Uhud’daki bu kahramanlığından dolayı başına ödül kondu. Ve o, bundan dolayı Allah’a şöyle dua etti: “Allah’ım! Ne benim elimi bir müşrike, ne bir müşrik elini benim bedenime asla değdirme.”

Hicri 4. yılda Beni Lihyan kabilesi bir entrika planlar ve müslüman olduklarını söyleyerek Efendimiz’de (sas) Kur’an’ı öğretecek muallimler isterler. Bütün bir aleme Risaletin mesajını ulaştırmak için çalışan Allah Rasulü, bu talebi geri çeviremez. Asım b. Sabit’in (ra) imamlığında 7 kişilik heyeti gönderir.

Kurtulmak İçin Kurtarmak!

Başına ödül konmasına rağmen, her türlü hile ve entrikaya rağmen Asım b. Sabit (ra), bu görevi çok ister. Çünkü vahiyle arınan bir insan başkalarını da arındırmak için çalışır. Onlar, kurtulmayı kurtarmaya bağlamıştır. Bugün bu duygunun bizde olmaması kurtulma derdimizin olmayışındandır.

Kur’an ve Kur’an’ı onlara öğreten Peygamber sevdalısı olan bu yiğitlerin mükâfatı şehadettir. Reci’ denilen yerde zilleti değil izzetli ölümü tercih ederler. Asım b. Sabit (ra), Reci’de kendilerine kurulan pusuda son okuna kadar müdafaa yapar ve son anlarda şöyle bir dua eder: “Allah’ım! Bizim içinde bulunduğumuz şu hali Resul’üne bildir. Allah’ım! Ben elimden geldiğince Senin dinini bu düşmanlara karşı korumaya çalıştım. Sen de benim bedenimi onlardan koru ve onların elinin bana değmesine izin verme.”

Onun Bedenine Müşrik Eli Değmemiştir!

İşte bu tevhid aşkı ile Allah, onun bedenine kirli müşrik elini değdirmemiş ve önce arı sürüsü ile onu korumuş, sonra bardaktan boşanırcasına yağan yağmur suları ile bedenini bir bilinmeze sevk etmiştir.

Hayatın özeti budur: Küfürden, şirkten, nifaktan, fısktan nefret etmeyen; bunlara dair gördüğü herhangi bir şeyden dolayı midesi bulanıp, rahatsız olmayan bir kimse imanı tam anlamamış demektir.

Muhammed Emin Yıldırım Hocamız konuşmasını Hucurat Suresi 7. ayetine atıfta bulunarak Hz. Peygamber’in (sas) şu duası ile tamamladı:

“Allah’ım! Bize imanı sevdir. İmanı kalplerimizin ziyneti kıl. Bizleri her türlü küfürden, fısktan, isyandan uzak tut. Onları kerih görenlerden eyle. Ve bizleri raşidlerden eyle.”

Siyer Vakfımız tarafından hazırlanan “Vahyin Yetiştirdiği Gençler” programlarının dördüncüsü  Karabük Üniversitesi’nde 1 Mart 2016 tarihinde “Vahiy Evinin Yiğidi Ali b. Ebi Talip (ra)” başlığı ile devam edecek.

(501)