Dört Mesele İmam Cafer-i Sâdık

Dört Mesele İmam Cafer-i Sâdık

Ehli Beyt Mektebi Derslerinde bu hafta Muhammed Emin Yıldırım Hocamız, “Dört Mesele” başlığında, çok önemli olan ve zihinlerde yanlış bilinen konulara değindi. O meseleler şunlardı:

Dersten Cümleler

1- İmam Ebû Hanife “iki yılım olmasaydı helak olurdum?” dedi mi?
2- İmam Cafer-i Sâdık, İmam Ebû Hanife’nin annesi ile evlendi mi?
3- Resulullah’ın (sas) anne ve babasının ahiretteki durumu neydi?
4- İmam Cafer-i Sâdık’ın vefatı nasıl olmuştu?

• “Sizin en hayırlınız, bakıldıkları zaman aziz ve celil olan Allah’ı hatırlatanınızdır.”

• “Ona baktığım zaman, kendisinin peygamberler sülalesinden/ neslinden geldiğini hemen anladım ve hemen Hz. Peygamber’i hatırladım.”

• “Cafer-i Sadık’a baktığım zaman insan hemen ahireti hatırlıyor, sözlerini dinlediği zaman dünyadan soğuyor. Onun yürüdüğü yoldan yürümek insana cenneti kazandırır. Gerçekten Cafer-i Sadık’ın o güzel yüzü, Peygamber neslinden geldiğinin en büyük delilidir.”

• Birinci Mesele: İmam Ebû Hanife “iki yılım olmasaydı helak olurdum?” dedi mi?

• “İki sene olmasaydı Numan helak olurdu.”

• Bu söz ile İmam Cafer-i Sadık’ın değerini arttırma maksadı gözetilmiştir.

• Bu söz ile İmam Ebû Hanife’nin tasavvuf eğitimi aldığı iddia edilmiştir.

• “Levla Sünnetan le heleke Numan / İki sünnet olmasaydı Numan helak olurdu.”

• İkinci Mesele: İmam Cafer-i Sâdık,İmam Ebû Hanife’nin annesi ile evlendi mi?

• Üçüncü Mesele: Resulullah’ın (sas) anne ve babasının ahiretteki durumu neydi?

• İlim dünyamızda bu meseleye karşı üç farklı tavır oluşmuştur:

1- Onlar, fetret döneminin müminleridir, dolayısı ile ehli necattır, yani cennetliktirler.
2- Onlar, şirk üzere yaşamışlardır, dolayısı ile ehli küfürdür, yani cehennemliktirler.
3- Onlar hakkında net bir şey söylemek mümkün değildir, dolayısıile sükût etmek en doğru olandır.

• Enes b. Malik rivayeti:(Müslim, “İmân”, 347; Ebû Dâvûd, “Sünen”, 17; Ahmed b. Hanbel, Müsned, III, 119, 268)
Bir adam Hz. Peygamber’e gelerek: “Ey Allah’ın Peygamberi, babam nerededir?‟ diye sormuş, Hz. Peygamber de: “cehennemdedir.” diye cevap vermiştir. Adam üzgün bir halde dönüp gideceği sırada Efendimiz, onu yanına çağırarak: “Şüphesiz benim babam da senin baban da cehennemdedir.”buyurmuştur. Adam bu söz karşısında biraz teskin olmuş ve Resulullah’ın huzurundan ayrılmıştır.”

• Abdullah b. Mes’ud rivayeti:(Süyûtî, et-Ta‘zîm ve’l-minne, s. 43)
Melike isimli bir hanımın iki kızı câhiliye döneminde ölen annelerinin durumunu öğrenmek için Resulullah’a gelerek annelerinin misafire ikram ettiğini, fakat Câhiliyye döneminde bir kız çocuğunu diri diri gömdüğünü söyleyerek annelerinin âhiretteki durumunun ne olacağını sormuşlar, Hz. Peygamber de: “anneniz cehennemdedir.” diye cevap vermiştir. Resulullah’ın bu olumsuz cevabından rahatsız olan söz konusu iki kadın, üzgün bir halde kalkıp giderlerken Resûlulah (s.a.v) onları çağırmış ve kendilerine: “Şüphesiz benim annem sizin annenizle beraberdir.” veya “Şüphesiz benim annem de ikinizin annesiyle birlikte cehennemdedir.” demiştir.

Ebû Rüzeyn el-Ukayli rivayeti: (Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 11; Süyûtî, et-Ta‘zîm ve’l-minne, s. 9-10)
Câhiliyye döneminde ölen annesinin durumunu merak eden Ebû Rüzeyn: “Ey Allah’ın Peygamber’i, annem nerededir?‟ diye sormuş, Hz. Peygamber de ona: “Senin annen cehennemdedir.”diye cevap vermiştir. Ebû Rüzeyn: “Öyleyse senin göçüp gitmiş olan ehlin nerededir?” diye sorunca Resûlulah (s.a.v): “Yoksa sen, annenin benim annemle birlikte olmasına razı değil misin?” buyurmuştur.

• Tevriye: sözü söyleyenin başka bir mana, sözü dinleyenin ise daha başka bir mana anlamasına denirdi.

• “Yaşlılar cennete giremez ki?”

• “Nahnu min main/Biz sudanız, yani su kabilesindeniz.”

• Peki, İmam Ebu Hanife’nin Fıkhu’l-Ekber’inde geçen: “mata ala’l-küfr/Küfür üzere öldüler” cümlesini nasıl anlayacağız.

• Muhammed Zahid el-Kevseri’nin tespit ettiğine göre, bu cümlenin aslı; “ma mata ala’l-küfr/Küfür üzere ölmediler” şeklindedir.

• “Ben nesilden nesile süzüle süzüle gelip sonunda içinde bulunduğum Âdemoğlunun en hayırlı neslinden Peygamber olarak gönderildim.”

• “Ben nesep, kan bağı, şeref ve mevki itibari ile en yücenizim. Âdem’den beri iffetsizlerden değil, hep nikâhlıların neslinden geldim.”

• “Ben cahiliyye iffetsizliği ve zinakarlığından değil, İslam nikâhı gibi bir nikâhtan dünyaya geldim.”

• Dördüncü Mesele:İmam Cafer-i Sadık’ın vefatı

• Tarihler Hicretin 148. yılının Şevval ayını gösterdiğinde İmam Cafer-i Sadık 68 yaşlarında bu dünyadan gidecekti.

• “Ey Evlatlarım ve Ey Akrabalarım! Namazlarınıza dört elle sarılın unutmayın bizimşefaatimiz namazı önemsemeyen kimseleri kapsamaz!”

• İmam Malik: “Allah ona rahmet eylesin. Ne ihtiyarlık bunamasına kaldı, ne şuurunu yitirdi. Sadık olarak geldi ve sadık olarak ta Rabbine yürüdü.”

• Cenaze taşınırken talebelerinden Ebu Hureyre el-İcli şöyle diyordu:

“Onu omuzlayıp taşıyanlara söylüyorum,
Onu tabuta koyup boyunlarında taşıyanlara söylüyorum,
Mezara taşıdığınız o zatın kim olduğunu biliyor musunuz?
O koca bir dağ misali, kıymetli bir misafir Cafer-i Sadık’tır.”

(20815)