Siirt / Rahmân’ın Tüccarı: Hz. Abdurrahman B. Avf

82 İl 82 Sahabî projesi tüm hızı ile devam ediyor. Bir buçuk yıl önce başlayan projenin, 49. durağı Siirt ilimizdi. Sevgi Pınarı ile Çınar-Der adlı derneklerin ortaklaşa düzenledikleri program Siirt Halk Eğitim Merkezi Konferans Salonu’nda gerçekleşti. Kur’an’ı Kerim tilaveti ve selamlama konuşmasının arından kürsüye davet edilen Muhammed Emin Yıldırım Hocamız, Abdurrahman b. Avf’ı “Rahman’ın Tüccarı” başlığında Siirtlilere anlattı.

Neden Siirt’te Abdurrahman b. Avf

Konuşmasına Sahabe neslinin Müslümanlar için ne anlam ifade etmesi gerektiğine dikkat çekerek başlayan Hocamız, neden Siirt’te Abdurrahman b. Avf’ın anlatılacağına ise şöyle değindi: “Siirt’te Aşere-i Mübeşşere’den olan Abdurrahman b. Avf dememizin sebebini biliyorsunuz; Pervari’de ona nispet edilen bir kabir var… Tabi biz, Hz. Abdurrahman’ın Medine’de vefat edip, Baki Kabristanlığına defnedildiğini biliyoruz. Böyle olunca Pervari’deki kabrin ya bir isim karıştırması, ya bölge insanın Hz. Abdurrahman’a duydukları sevginin göstergesi olarak bir makam edinmeleri, yada bizim bilmediğimiz başka bir sebebi olabilir. Sebep ne olursa olsun burada Abdurrahman b. Avf’ın adı var, adı olduğu gibi tadı da var. Nasıl mı? Ben ne kadar Siirtli tanıdımsa, onların çok iyi tüccar olduklarını gördüm. Ticareti çok iyi biliyorlar, bu konuda kabiliyetleri var, gayretleri var. İnanın Pervari’de makam olmasaydı bile, biz Siirt’i bir sahabî efendimiz ile ilişkilendirmek durumunda kalsaydık, mizaç, karakter ve özellik itibari ile bu topraklara uyacak en güzel isim Hz. Abdurrahman olurdu. Bundan dolayı da biz bugün burada bu büyük kameti anlamaya çalışacağız.”

Rahman’ın Tüccarı

Muhammed Emin Hocamız, Abdurrahman b. Avf’ın sahabe içerisinde tüccarlığı ile öne çıktığını söyleyerek, “onun âleme öğrettiği en önemli hakikat, ideal bir Müslüman tüccarı nasıl olması gerektiğidir” dedi. Sonra ideal tüccarın olmazsa olmaz vasıflarının neler olduklarına dikkat çekti ve onların beş temel kavram ile ifade edilebileceğini söyledi. Bu kavramlar şunlardı: “Rahmaniyet, Sıddıkiyet, Ehliyet, Kabiliyet ve Semahat”

Asıl isminin Abdüavf olduğunu söyleyen Muhammed Hocamız, Peygamberimiz’in ona Abdurrahman ismini verdiğini belirtti ve Hz. Abdurrahman’ın, Rahman’ın kulu olarak nasıl Rahman’ın tüccarı olduğunu da çok güzel örneklerle anlattı.

Kardeşlik Destanında Hz. Abdurrahman b. Avf

Abdurrahman b. Avf’ın cahiliye dönemi hayatını, Müslüman oluşunu, 13 yıllık Mekke döneminde iman adına yaptıklarını, iki Habeşistan hicretine katılması ve arkasından Medine’ye hicret edişini anlatan Hocamız, daha sonra Ensar-Muhacir kardeşliğine sözü getirdi ve salonda gözyaşlarına sebep olan o büyük kardeşlik adımını anlattı. Ensar’dan Sa’d b. Rebî’nin teklifine verdiği cevap herkesi duygulandırdı. O demişti ki: “Kardeşim, Allah senin eşini, işini, evini, malını ve mülkünü sana hayırlı kılsın. Sen bana pazarın yolunu göster, birde bana ip ver!” Hocamız: “Bu sözleri ile Abdurrahman, cihana yaslanmadan yürümeyi öğretti. Birilerine yük olarak değil, yük alarak; alan el değil, veren elin daha hayırlı olduğunu gösterdi” dedi.

İnfakın Bereketi

Hz. Abdurrahman’ın nasıl ticaretine Allah’ı ortak ettiğini anlatan Muhammed Emin Hocamız, infak ahlakına dair de çok önemli mesajlar verdi. “Tüccarların ondan öğrenecekleri çok şey var” diyerek, onun özellikle Tebûk Gazvesi ve Efendimiz’in (sas) vefatından sonra Müminlerin annelerine karşı tutumunun ne kadar güzel olduğunu ve bunlardan alınması gereken dersler olduğunu belirtti. “Allah için malın verilmesi malı bitirmez, bilakis bereketlendirir, çünkü Allah kendisi için verilen mala bire yedi yüz verendir” dedi.

Hz. Abdurrahman’dan Alınacak Çok Dersler Var

Konuşmasının sonlarında, Hz. Abdurrahman’ın hayatının üzerinden alınması gereken mesajlara dikkat çeken Hocamız, “72 yıllık bereketli hayatın bu çağın insanına söyleyecek çok sözü var” dedi. Verdiği mesajlar şunlardı:

1- Rahmaniyet, Allah’ın Rahman isminin bir tecellisi olarak varlığa merhamet nazarı ile bakmak ve muamelelerin temeline merhameti yerleştirmektir. Yeryüzünde olanlara merhamet göster ki, arşın sakinlerinden merhamet görebilesin.

2- Sıddıkiyet, doğruluk ve güvenirlik esası üzerine yürümek, ne olursa olsun asla yalana kapı açmamak ve doğruluktan ayrılmamaktır. Sözünde ve özünde sıddık ol ki, Allah katında sadıklardan yazılabilesin.

3- Ehliyet, yaptığı işin ehli olmak, yarım yamalak değil, ne yaparsa en güzelini yapmaya çalışmak, işinin hakkını vermek için liyakat üzere olmaktır. Her işi, ehli olana ver, sende ehilsen ancak üstlen ki, Allah’ın emrini yerine getirebilesin.

4- Kabiliyet, Allah’ın insana verdiği özellikler ve vasıflardır. Kabiliyetsiz insan yoktur, kabiliyetinin ne olduğunu bilmeyen insan ise çoktur. Öyleyse kabiliyetini ya tespit et, yada keşfettir ki, köreltmeyesin, verilen nimetin şükrünü eda edebilesin.

5- Semahat, işleri kolaylık üzere yürütmek ve cömertlik sahibi olmaktır. Alırken, satarken karşıdaki insanı zora sokmamak, hep kolay olanı tercih ederek, bu konuda rahat davranmaktır. Semahat hayatının esası olsun ki, çok dua alabilesin, o dualarlada cennete uzanabilesin.

Projenin 49. programı Tokat’ta, 50. programı Amasya’da yapılacak. Baba-oğul iki sahabînin anlatılacağı programlar, Mayıs ayının 16 ve 17. günlerinde olacak. Zübeyr b. Avvam ve Abdullah b. Zübeyr bu programların konusu…

Daha fazla bilgi için 0 212 544 76 99 nolu telefonu arayabilir; www.82il82sahabi.com, www.siyervakfi.org adreslerini ziyaret edebilirsiniz. Yapılan tüm programları ise www.siyertv.com adresinden izleyebilirsiniz.

(1710)