Sabır Medresesi’nin Muallimi Hz. Eyyub | Muhammed Emin Yıldırım

Siret-i Enbiyâ derslerimizde Hz. Eyyûb ile yolculuğumuzu devam ettiriyoruz. Bu haftaki konularımız yine çok önemli konulardı. Muhammed Emin Yıldırım hocamız, “Sabır Medresesi’nin Muallimi Hz. Eyyûb” serlevhasının altında bize hem Kur’ân-ı Kerim’de hem Hadis-i Şeriflerde Hz. Eyyûb’un nasıl anlatıldığını anlattı; hem de tarihi rivayetlerin ışığında doğduğu ve mücadele ettiği yer, zaman ve zemin ile alakalı bilgileri paylaştı. Hz. Eyyûb’tan inşallah haftaya da istifade etmeye devam edeceğiz.

Dersten Cümleler

Sabrın sonu selâmet,
Sabır hayra alâmet.
Belâ sana kahretsin;
Sen belâya selâm et!

Felâh mı, onda felâh,
Silâh mı, onda silâh.
Sen de kim oluyorsun?
Asıl sabreden Allah.

Sabır, incecik sırat;
Murat içinde murat.
Sabır Hakka tevekkül.
Sabır hakka itimat.

Sabırla pişer koruk,
Yerle bir olur doruk.
Sabır, sabır ve sabır,
İşte Kur’anda buyruk!

Bir sır ki âşikâre,
Avcı yenik şikâre.
Yalnız, yalnız sabırda
Çaresizliğe çare…

(Necip Fazıl Kısakürek)

Sabrı konuştuğumuz bir dersin mukaddimesi Üstat Necip Fazıl’ın bir şiiri olsun istedik…

Kur’ân’ın bir sabır kahramanı olarak bize takdim ettiği Hz. Eyyûb’ü anlamaya devam ediyoruz.

Hz. Eyyûb

Sağlıktan hastalığa
Varlıktan yokluğa
Genişlikten darlığa
Çokluktan kimsesizliğe
İtibardan itibarsızlığa, düşmüştü.

İmtihan, hastalıklarla gelirse, sergilenecek sabır tavrı şudur:

 İsyan etmemek
 Şifayı Allah’tan beklemek
 Şifa vesilelerini aramak
– Dua etmek ve dua almak
 Neticenin kesinlikle hayır olduğuna inanmak

İmtihan, mal ve mülk itibari ile varlıktan yokluğa gelirse, sergilenecek sabır tavrı şudur:

 Mülkün yegâne sahibinin Allah olduğunu unutmamak
 Allah’ın günleri aramızda döndürüp dolaştırdığına inanmak
 Mal kaybının sebepleri üzerinde durmak
 Ancak sebeplerin altında ezilmemek
 Umutları kaybetmeden yeniden kazanabilmenin yollarını aramak

İmtihan, evi, hanesi, eşi ve çocukları itibari ile genişlikten darlığa gelirse, sergilenecek sabır tavrı şudur:

– Verenin de alanın da Allah olduğunu kavramak
– 
Verince şükrün, alınca hamdin ortaya konması gerektiğini unutmamak
– 
Mahrum bırakılan nimetlerin mükâfatının büyük olacağını bilmek
– 
Dünyanın ve imtihanların geçiciliğini her daim hatırda tutmak
– 
Asıl hayatın ahiret hayatı olduğunu bilip onunla teselli olmak

İmtihan, itibardan itibarsızlığa gelirse sergilenecek sabır tavrı şudur:

 Asıl itibar kaybının Allah katında olduğunu unutmamak
 İnsanların itibar göstermelerine çok da takılmamak
 Kullar nezdinde büyük Allah katında küçük olmamak
 Allah’ın rıza ve hoşnutluğunu her şeyin ama her şeyin önüne koymak
 Yücelten ve alçaltan Allah’ın bir hesabı olduğunu bilip ona teslim olmak

Bu dersimizde Hz. Eyyûb ile alakalı 5 temel konuyu işleyeceğiz:

1. Hz. Eyyûb isminin menşei ve anlamları
2. Soyu, şeceresi, hanım ve çocukları
3. Yaşadığı bölge ve peygamberliğini icra ettiği şehir
4. Kur’ân-ı Kerim’de nasıl anlatıldığı
5. Hadis-i Şeriflerde nasıl yer aldığı

Hz. Eyyûb isminin menşei ve anlamları

Hz. Eyyûb’ûn ismi, Kitâb-ı Mukaddes’te İbrânîce olarak İyyôb (İyyôv) şeklinde geçer. Bu kelimenin anlamı biraz ihtilaflıdır. Bazılarına göre İyyôb, “Düşman olmak, düşmanca davranmak” mânasındaki âyav fiilinden geldiği ileri sürüldüğü gibi “sabırla hastalığa katlanmak” veya “ey ilâhî baba, neredesin” anlamlarına geldiği de kaydedilmektedir.

Biz Eyyûb isminin anlamlarından hareket ederek şöyle çıkarımlarda bulunabiliriz:

– Eyyûb demek; her şart ve durumda Allah’a yönelen kul demektir.

– Eyyûb demek; varlıktan yokluğa düşünce veya yokluktan varlığa kavuşunca Allah’ı unutmayan kul demektir.

– Eyyûb demek; genişlikten darlığa, darlıktan bolluğa erişince istikametini şaşırmayan kul demektir.

– Eyyûb demek; tenkitler ve terk edişler çoğalınca yolunu değiştirmeden mücadelesine devam eden kul demektir.

– Eyyûb demek; takdirler, itibarlar, saygınlıklar artınca farklı bir havaya girip hedefini ve sevdasını unutmayan kul demektir.

Soyu, şeceresi, hanım ve çocukları

Tarih kaynaklarının aktardığına göre, Hz. Eyyûb, Hz. İshâk’ın (as) oğlu Ays’ın torunlarındandır. Babası Mûs oğlu Râzıh’tır.

Hz. Eyyûb’ün validesi/annesi Reysâ veya Risâ, Lût peygamberin kızıdır.

Hz. Eyyûb’un Hz. İbrâhim’in soyundan gelmesinin Kur’anî bir delili var. En’âm Sûresi’nin 84. Ayeti: “Onun (İbrâhim’in) soyundan Dâvûd’u, Süleyman’ı, Eyyûb’u, Yûsuf’u, Musa’yı ve Harûn’u doğru yola iletmiştik…”

Hz. Eyyûb’un hanımı, Rahîme validemizdir. Rahîme annemiz, Efrahim’in kızıdır, dolayısı ile Hz. Yûsuf’un torunudur.

Allah, Hz. Eyyûb’a Rahime annemizden iki erkek çocuk nasip edecektir. Bu konuda daha farklı rivayetlerde var ama biz bunu tercih ediyoruz. Ahd-i Atik’te üç kızı olduğu da söylenir. Hatta isimlerinin Yemima, Ketsiya ve Keren olduğu da belirtilir. Erkek çocuklarından birinin adı Havmel diğeri ise Bişr’dir. İşte o Bişr’in künyesi Zülkifl’dir. Yani Hz. Zülkifl’dir.

Yaşadığı bölge ve peygamberliğini icra ettiği şehir

Bu konuda en az diğer meseleler kadar ihtilaflıdır. Ancak genel kabule göre, Hz. Eyyûb Suriye’nin Beseniye köyünde doğup, Havrân vadisinin ehline peygamber olarak gönderilmiştir.

Kur’ân-ı Kerim’de Hz. Eyyûb

1. Kur’ân-ı Kerim’de doğumu, bebekliği, gençliği, hayatının çeşitli devreleri, hatta tebliğ ve davet mücadelesi anlatılmayan bir peygamberdir.

2. Kur’ân-ı Kerim’de ismi dört yerde geçen bir peygamberdir.

Bu ayetler hangileri idi?

Nisâ 4/163
En’âm 6/84
Enbiyâ 21/83
Sâd 38/41

“Biz, Nûh’a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik. İbrâhim’e, İsmâil’e, İshak’a, Ya’kûb’a, torunlarına, İsâ’ya, Eyyûb’a, Yûnus’a, Hârûn’a ve Süleyman’a da vahyetmiştik. Dâvûd’a da Zebûr vermiştik.” (Nisâ 4/163)

“Biz ona (İbrâhim’e) İshak’ı ve Ya’kûb’u armağan ettik. Hepsini hidayete erdirdik. Daha önce Nûh’u da hidayete erdirmiştik. Zürriyetinden Dâvûd’u, Süleyman’ı, Eyyûb’u, Yûsuf’u, Mûsâ’yı ve Hârûn’u da. İyilik yapanları işte böyle mükâfatlandırırız.” (En’âm 6/84)

3. Kur’ân-ı Kerim’de toplam 8 ayette anlatılan bir peygamberdir.

Nisâ 4/163
En’âm 6/84
Enbiyâ 21/83, 84
Sâd 38/41-44

4. Kur’ân-ı Kerim’de nuzül sıralamasına göre ilk kez Sâd Sûresi’nde anlatılan bir peygamberdir.

Sâd 38/41-44: Mekkî, Nübüvvetin 3. yılının sonları
Enbiyâ 21/83, 84: Mekkî, Nübüvvetin 6. yılının sonları
En’âm 6/84: Medenî, Nübüvvetin 13 veya 14. yılları
Nisâ 4/163: Medenî, Nübüvvetin 18. yılının başları (Yani Hicretin 5. Yılının başları)

5. Kur’ân-ı Kerim’de anıldığı her yerde Hz. Dâvûd ve Hz. Süleyman ile anılan bir peygamberdir.

6. Kur’ân-ı Kerim’de hususiyetleri, yani şahsiyeti, özellikleri ve ayrıcalıkları az ama öz olarak bize aktarılmış bir peygamberdir.

Kur’ân-ı Kerim’de Hz. Eyyûb’ûn Hususiyetleri

 Vahye muhatap kılınması (Nisâ 4/163)
 Anlatılan peygamberlerden biri olması (Nisâ 4/164)
 Beşir ve Nezir olarak gönderilmesi (Nisâ 4/165)
 Hidayet önderi olması (En’âm 6/84)
 Muhsinlerden olması (En’âm 6/84)
 Salihlerden olması (En’âm 6/85)
 Âlemlere üstün kılınması (En’âm 6/86)
 Kitap, hikmet ve nübüvvet verilmesi (En’âm 6/89)
 Dilinden dua örneğinin olması (Enbiyâ 21/83)
 Kulluk edenlere çok güzel bir örnek olması (Enbiyâ 21/84)
 Kıssası anlatılan peygamberlerden biri olması (Sâd 38/41-44)
 Çok ağır imtihanlara maruz kalmasına rağmen övgüye mazhar olması (Sâd 38/41)
– Akıl sahiplerine ders/ibret kılınan bir hayatın sahibi olması (Sâd 38/43)
 Sabır kahramanı olması (Sâd 38/44)
 Allah’a yönelişte zirve olması (evvâb) (Sâd 38/44)

Hadislerde Hz. Eyyûb (as)

Hadis külliyatı içerisinde Hz. Eyyûb ile alakalı rivayetleri taradığımızda mükerrerleri ile ancak 10 tane hadis buluruz. Tekrarları çıktığımızda 3 ana konuda Efendimiz’in (sas) Hz. Eyyûb ile alakalı bize bilgi verdiğini görürüz. Nedir bu 3 ana konu?

1. Hastalığa yakalandığı gün ve iyileştiği gün  (İbn Mâce, “Tıb”, 22)
2. Hastalığının ne kadar sürdüğü  (İbn Kesir, Bidâye, I, s. 205)
3. Hastalıktan iyileştiğindeki tavrı (Buhârî, “Enbiyâʾ”, 20)

“Eyyûb peygamber Çarşamba günü hastalığa yakalandı, Salı günü ise iyileşti. O halde sizde Salı günü kan aldırabilirsiniz.” (İbn Mâce, “Ṭıb”, 22)

Enes b. Mâlik’ten nakledilen bir rivâyete göre, Eyyûb (as) kendisine isabet eden bu hastalığı on sekiz yıl çekmiştir. (Sa’lebî, ‘Ara‘isü’l-Mecâlis, s. 122; İbn Kesir, Bidâye, I, s. 510)

“Eyyûb (as) çıplak olarak yıkandığı bir esna da üzerine altın çekirgeler dökülünce, bunları da avuç avuç alıp elbisesinin cebine koymaya başlamıştı. Bunun üzerine Rabbi ona: ‘Şu gördüğünden seni müstağni kılmamış mıydım?’ şeklinde nida edince Eyyûb: ‘Evet senin izzetine yemin olsun ki bana çok şey verdin, fakat senin bereketinden müstağni kalamam demiştir.” (Buhârî, “Ġusül”, 20, “Enbiyâʾ”, 20, “Tevḥîd”, 35; Ahmed b. Hanbel el-Müsned, II, 243, 314, 490)

Hz. Eyyûb’un hayatının üç önemli devresi var:

İmtihanlar öncesi; yaklaşık 70 sürdüğü söylenen…
İmtihanlar devresi; yaklaşık 18 yıl sürdüğü söylenen…
İmtihanlar sonrası; yaklaşık bir 70 yıl daha sürdüğü bir hayat…

Bu üç devrede biz Hz. Eyyûb’ü öğrenmeye çalıştığımızda ne görüyoruz biliyor musunuz?

Üç devrede de sergilediği tavır şudur:

اِنَّا وَجَدْنَاهُ صَابِرًاۜ

“Muhakkak ki onu biz sabırlı gördük”

Allah (cc) Hz. Eyyûb için diyor ki:

نِعْمَ الْعَبْدُۜ

“Güzel kul”

Nasıl kazandı Hz. Eyyûb bu büyük şerefi?

Varlıkta da yoklukta da, imtihanda da rahat zamanlarda da itibar gördüğü ortamlarda da itibarı sarsıldığı zamanlarda da sabrı kuşandı.

(635)