Hz. Eyyûb’un (as) İlaçları | Muhammed Emin Yıldırım

Siret-i Enbiyâ derslerimizde Hz. Eyyûb ile alakalı üçüncü ve son dersimizi yaptık. Muhammed Emin Yıldırım hocamız, “Hz. Eyyûb’un (as) İlaçları” üst başlığında Enbiyâ ve Sâd sûrelerinde geçen ilgili ayetlerin ekseninde Hz. Eyyûb’ûn insanlığa takdim ettiği sekiz önemli ilacı anlattı. Özellikle bu ders, hastalığın mahiyeti ve hikmetleri ile alakalı hocamızın verdiği mesajlar çok mühimdi. Haftaya Hz. Zülkifl ile derslerimize devam edeceğiz…

Dersten Cümleler

Kur’ân bir eczane, peygamberler ise bir doktordur…

Efendimiz (sas) bir tabibdi. Hem de hem “tabibü’l-kulub/kalplerin doktoru” hem “tabibü’l-budun/bedenlerin doktoru” idi.

Kur’ân bir eczane, Efendimiz bir doktordur. Kur’ân ilaçları takdim ediyor, Efendimiz o ilaçların nasıl kullanılacağını bize öğretiyor, sahâbe ise bize nasıl iyileşeceğimizin yollarını gösteriyor.

وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْاٰنِ مَا هُوَ شِفَٓاءٌ وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِن۪ينَۙ وَلَا يَز۪يدُ الظَّالِم۪ينَ اِلَّا خَسَارًا

“Biz, Kur’ân’dan öyle bir şey indiriyoruz ki o, müminler için şifa ve rahmettir; zalimlerin ise yalnızca ziyanını artırır.”  (İsrâ 17/82)

Hz. Eyyûb’un üzerinden görünmeyen 10 hastalık:

– Gündem hastalığı
 Şirk hastalığı
 Değerler sıralaması hastalığı
 Tembellik hastalığı
 Düşman hastalığı
 Savunma hastalığı
 Güven hastalığı 
 Aklı kullanmama hastalığı
 Acelecilik hastalığı
 Yöneliş hastalığı

Enbiyâ Sûresi 83 ve 84. ayetlerinin gölgesinde hastalık nedir?

Hastalık, kayıp değil kazançtır.
Hastalık, şikâyet değil şükür vesilesidir.
Hastalık, isyan değil ihsan şuurunu elde etme imkânıdır.
Hastalık, zahmetinin altında ezilmek değil rahmetinin meltemine muhatap olma sebebidir.
Hastalık, götürdüklerinin arkasından üzülmek değil getirdiklerinin üzerinden sevinmek fırsatıdır.

Sâd Sûresi’nin 41. ve 44. ayetlerinin gölgesinde asıl hastalık nedir?

Asıl hastalık, şeytanın verdiği vesvese ve vehimlerdir.
Asıl hastalık, şifayı Allah dışında başka şeylerden beklemektir.
Asıl hastalık, şifa vesilelerini zorlamamak ve şifayı elde etmek için harekete geçmemektir.
Asıl hastalık, şifa vesileleri olan ilaçları istenilen düzeyde kullanmamaktır.
Asıl hastalık, sebatı, sadakati ve sabrı kuşanmamaktır.
Asıl hastalık, hastalığı Allah’tan özel mükâfatlar kazanma fırsatına dönüştürmemektir.

Kur’ân’ı doğru, sahih, selim ve sağlam bir şekilde anlamak istiyorsak şu 5 mesaja ne olur dikkat edelim:

1. Niyetimiz selim, usulümüz sahih olmalı!
2. Kur’ân’ın en büyük tefsirinin bizzat Kur’ân’ın kendisi olduğu unutulmamalı!
3. Kur’ân’ın en büyük müfessirinin Allah Resûlü (sas) olduğu akıldan çıkarılmamalı!
4. Rivayetleri ayetlerin anlaşılmasına vesile kılmalı ama asla şekillendirmesine fırsat verilmemeli!
5. Ayetlerin siyak ve sibakına ve tabi ki bağlamına dikkat ederek anlamaya çalışılmalı!

وَاذْكُرْ عَبْدَنَٓا اَيُّوبَۢ اِذْ نَادٰى رَبَّهُٓ اَنّ۪ي مَسَّنِيَ الشَّيْطَانُ بِنُصْبٍ وَعَذَابٍۜ

“Kulumuz Eyyûb’u da an! Hani o, Rabbine, “Şeytan bana bir meşakkat/yorgunluk ve azap dokundurdu” diye seslenmişti.” (Sâd 38/41)

“Vez’kur” kalıbının ne anlam geldiğini geçmiş derslerimizde görmüştük. Ne anlama geliyordu?

– Unutma!
– Hatırla!
– Gündem et!
– Sürekli onları hatırlat!
– Onlardan mesajlar alacağını hatırından çıkarma ve insanlığa duyur!

Hz. Eyyûb’un sözünde şu ifadeler var mı?

– Allah’ım! Ben hastalandım bana şifa ver demiyor.
– Allah’ım! Beni hastalandırdın; hastalık da senden şifa da senden demiyor!
– Allah’ım! Şâfî Sensin, şifa senden demiyor!
– Allah’ım! Bu kulunu daha fazla bu imtihan ile yorma, katından bana bir rahmet indir demiyor!
– Allah’ım! Sağlık ver ki senin bana yüklediğin vazifeni yerine getireyim demiyor!

Ya ne diyor? “Şeytan bana bir meşakkat/yorgunluk ve azap dokundurdu” diye seslenmişti.”

“Şüphesiz kullarım üzerinde senin bir hâkimiyetin yoktur. Ancak azgınlardan sana uyanlar müstesna.” (Hicr 15/42)

“Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Âlemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O’dur. Beni yediren de, içiren de O’dur. Hasta olduğumda bana şifa verecek O’dur…” (Şuarâ 26/77-80)

Ayette geçen 5 fiil:

Yaratan   خَلَقَن۪ي / Beni yaratan
Hidayete erdiren  يَهْد۪ينِۙ / Hidayete erdiren
Yediren يُطْعِمُن۪ي / Beni yediren
İçiren يَسْق۪ينِۙ / Beni içiren
Hastalık veren / وَاِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْف۪ينِۖ / “Hastalandığımda bana şifa veren” diyor…

وَاَيُّوبَ اِذْ نَادٰى رَبَّهُٓ اَنّ۪ي مَسَّنِيَ الضُّرُّ وَاَنْتَ اَرْحَمُ الرَّاحِم۪ينَۚ

“Eyyûb’u da hatırla! Hani o Rabbine, “Şüphesiz ki ben derde uğradım, sen ise merhametlilerin en merhametlisisin” diye niyaz etmişti.” (Enbiyâ 21/83)

Muhteşem bir peygamber duası ile karşı karşıyayız. Bu duada çok şey var. En başta da şu 5 şey var:

– Tevhid
– Acziyeti izhar
– Rahmeti ikrar 
– Muhteşem bir edep
– Tesirli bir ilaç

Hz. Eyyûb burada bize en büyük ilacı gösterdi. Nedir bu ilaç? Umuttur, umut…

Umudu olanın duası olur, duası olanın umudu olur.

Hz. Eyyûb’ün bu duası;

– Bir peygamber münacatıdır.
– Bir nebevî marifet ikrarıdır.
 Bir mücerreb duadır.
– Bir müteessir feryattır.
– Bir merhamet kazanma yakarışıdır.

اُرْكُضْ بِرِجْلِكَۚ هٰذَا مُغْتَسَلٌ بَارِدٌ وَشَرَابٌ

“Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su (dedik).” (Sâd 38/42)

“Ayağını yer vur” dedi; bu ne demek?

– Yere sağlam bas!
– Yollara düş!
– Gayret göster!
– Harekete geç!
– Şifa vesilelerini ara!

Bu ayette Hz. Eyyûb’ün üzerinden üç tane ilaç görüyoruz:

– Hareket 
– Yıkanma suyu 
– İçme suyu 

فَاسْتَجَبْنَا لَهُ فَكَشَفْنَا مَا بِه۪ مِنْ ضُرٍّ وَاٰتَيْنَاهُ اَهْلَهُ وَمِثْلَهُمْ مَعَهُمْ رَحْمَةً مِنْ عِنْدِنَا وَذِكْرٰى لِلْعَابِد۪ينَ

“Bunun üzerine biz, tarafımızdan bir rahmet ve kulluk edenler için bir hatıra olmak üzere onun duasını hemen kabul ettik; kendisinde dert ve sıkıntı olarak ne varsa hepsini giderdik ve ona ehlini/aile efradını, ayrıca bunlarla birlikte bir mislini daha verdik.” (Enbiyâ 21/84)

Allah’ım! Bize de çok büyük bir zarar dokudu. Bazı kardeşlerimiz sağlıklarını kaybettiler, sen onlara şifa ver.

Bazı kardeşlerimiz, heyecanlarını kaybettiler; sen onlara heyecan ver.

Bazı kardeşlerimiz, hizmetlerini kaybettiler; sen onlara hizmet aşkı ver.

Bazı kardeşlerimiz, aile saadetlerini kaybettiler; sen onlara saadet ver.

Bazı kardeşlerimiz, maddi imkânlarını kaybettiler; sen onlara imkânlar ver.

Hepimiz ama hepimiz, merhametimizi, haşyetimizi, takvamızı, izzetimizi kaybettik; bize bu kaybettiğimiz değerleri geri ver. Kulun Eyyûb’u sevindirdiğin gibi bizleri de sevindir Allah’ım! Sevindir şu biçare kullarını Allah’ım!

Amin, amin, amin…

وَوَهَبْنَا لَهُٓ اَهْلَهُ وَمِثْلَهُمْ مَعَهُمْ رَحْمَةً مِنَّا وَذِكْرٰى لِاُو۬لِي الْاَلْبَابِ

“Katımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere, ona tekrar ailesini ve geçmiş olanlarla bir mislini daha vermiştik.” (Sâd 38/43)

وَخُذْ بِيَدِكَ ضِغْثًا فَاضْرِبْ بِه۪ وَلَا تَحْنَثْۜ اِنَّا وَجَدْنَاهُ صَابِرًاۜ نِعْمَ الْعَبْدُۜ اِنَّهُٓ اَوَّابٌ

“Eline bir demet sap al da onunla (eşine) vur, yeminini böyle yerine getir. Gerçekten biz Eyyûb’u sabırlı (bir kul) bulmuştuk. O, ne iyi kuldu! Daima Allah’a yönelirdi.” (Sâd 38/44)

Bu ayette bilemediğimiz 5 temel şey var;

1. Hz. Eyyûb böyle bir yemin etti mi?
2. Hz. Eyyûb’un eline ot veya çubuk demeti alıp vuracağı eşi mi?
3. 
Hz. Eyyûb bu ot demetini kendi bedenine tedavi maksadı ile vurmuş olabilir mi?
4. Ayette geçen bazı kelimelerin başka anlamları olamaz mı?
5. Bu ayetteki görülen zahiren kapalılık acaba bir önceki akıl sahipleri göndermesi ile ilişkisi olabilir mi?

İbn Faris, Meğayisü’l-Lüğa’da tehnes kelimesine üç temel anlam verir:

– Yemini bozmak
– Günaha girmek
– Sıkıntıya düşmek

Şöyle bir meallendirme yapabiliriz:

“Eline bir demet çubuk al da onunla yola çık ve (kendini) sıkıntıya sokma! Gerçekten biz Eyyûb’u sabırlı (bir kul) bulmuştuk. O, ne iyi kuldu! Daima Allah’a yönelirdi.” (Sâd 38/44)

Sabırlı bir kul, güzel bir kul, evvab yani her daim yönelişi Allah’a olan o muhteşem kul Hz. Eyyûb (as) hastalıktan ve imtihanlardan kurtulduktan sonra epey uzun bir yıl yaşadı ve tarihi rivayetlerin bize verdiği bilgiye göre Beseniye denilen yerde vefat etmişti.

Sahâbe içerisinden, Eyyûb isminde olan 25 civarı sahâbî efendimiz var…

Ebû Eyyûb künyeli ise 6 şahıs var… İşte onlardan biri de bizim ev sahibimiz olan Ebû Eyyûb el-Ensârî’dir.

Hz. Eyyûb üzerinden 8 ilacı gördük:

1. Tevhid
2. 
Kur’ân
3. 
Peygamberler
4. 
Umut
5. 
Gayret
6. 
Dua
7. 
Şifalı sular
8. 
Şifalı bitkiler

Allah (cc) bütün dertlerimize derman olabilecek şifaları bulmayı bizlere nasip etsin.

(651)