Kur’an Putları Neden Tanıtır? (Hz. İlyas Özelinde) | Muhammed Emin Yıldırım | 4K

Siret-i Enbiyâ derslerimizde bu haftaki konumuz yine Hz. İlyâs idi. Muhammed Emin Yıldırım hocamız, Hz. İlyâs ekseninde “Kur’ân Putları Neden Tanıtır?” serlevhasının altında özellikle o kavmin “Ba’l” putunun üzerinden alınması gereken dersler üzerinde durdu. Kur’ân’ın neden bir putun ismini açıkça andığını ve bunun hem o günkü muhataplara hem bize hem de sonrakilere verdiği mesajların neler olduğunu anlattı. Haftaya Hz. Elyesa’dan derslerimiz devam edecek inşallah…

Dersten Cümleler

Siret-i Enbiyâ derslerimizin 113. süne eriştik hamdolsun. İzini takip ettiğimiz, tanımaya çalıştığımız peygamberimiz, Hz. İlyâs’dı. Geçen hafta özellikle 17 âyet üzerinden Hz. İlyâs’ı biraz olsun tanıdık, bugünkü dersimizde de inşallah tanımaya devam edeceğiz.

Bir kıssa olarak anlatılan Sâffât sûresi 123-132 ayetleri arasındaki 10 âyeti ve En’âm 84-90 ayetleri arasındaki 7 âyeti işledik.

Sâffât sûresinden işlediğimiz âyetlerden 10 önemli mesaj alabiliriz. Nedir bu mesajlar?

1- Hz. İlyâs’ın gönderilen peygamberlerden biri olması (Sâffât 37/123)

وَاِنَّ اِلْيَاسَ لَمِنَ الْمُرْسَل۪ينَۜ

“Doğrusu İlyâs da gönderilen peygamberlerdendir.” (Sâffât 37/123)

2- Hz. İlyâs’ın gönderildiği kavmi tevhide ve takvaya çağırması (Sâffât 37/124)

3- Hz. İlyâs’ın gönderildiği kavmin nasıl bir inanca sahip olduğu (Sâffât 37/125)

Nasıl bir inanca sahip? Ba’l denilen bir puta tapıyorlar.

Adı anılan putun üzerinden;

1- Muhatapların hangi kavimden olduğunu
2- Olayın hangi coğrafyada veya şehirde geçtiğini
3- Olayın hangi tarihler arasında geçmiş olabileceğini
4- Muhatapların nasıl bir dini inanca sahip olduğunu
5- Sosyal ve siyasi olarak o zeminin nasıl bir durumda olduğunu; çıkarabilirsiniz. 

4- Hz. İlyâs’ın muhataplarının itirazlarına nasıl cevaplar verdiğini  (Sâffât 37/126)

“Allah ki sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir.” (Sâffât 37/126)

5- Hz. İlyâs’ın bütün uyarılarına rağmen muhataplarının yine de onu yalanlamaları (Sâffât 37/127)

فَكَذَّبُوهُ فَاِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَۙ

“Fakat onu yalanladılar; bundan dolayı gerçekten onlar, (azab için getirilip) hazır bulundurulacak olanlardır.” (Sâffât 37/127)

6- Hz. İlyâs’ın kalabalıklara değil hakikate bağlanmasının ona ve inananlara neler kazandırttığı  (Sâffât 37/128)

7- Hz. İlyâs’ın dünyevî anlamda başarı elde etmemiş olsa bile kazananlardan olduğu hakikati (Sâffât 37/129)

8- Hz. İlyâs’ın Allah (cc) tarafından selamlanması ve şanının yüceltilmesi (Sâffât 37/130)

9- Hz. İlyâs’ın diğer peygamberler gibi muhsinlerden olduğunun altının çizilmesi (Sâffât 37/131)

10- Hz. İlyâs’ın imanına bizzat Allah’ın şahit olması (Sâffât 37/132)

Hz. İlyâs’ın yaşadığı şehir Bek şehri ama içerisinde bulunan Ba’l putundan dolayı Baalbek ya da Ba’lebek diye daha sonradan meşhur olmuştur.

Fenike ve Roma inanç kültürlerinin iç içe geçmesiyle oluşan ve uzmanlarca “Dünyanın en görkemli tapınak şehri” olarak kabul edilen Baalbek kenti birçok medeniyete ev sahipliği yaptı.

İsrâil kralları Ahâb (m.ö 874-853) ve oğlu Ahazya (m.ö. 853-852) döneminde Hz. İlyâs’ın buraya peygamber olarak gönderildiği söylenmektedir.

Hz. Muâviye, 661 yılında halifeliğini ilân edince Ba‘lebek’teki darphânede Emevî dirheminin basılmasını emretti; bu parada “emîrü’l-mü’minîn”, “Muhammedün Resûlullah” ve “Ba‘lebek” ibareleri yer alıyordu.

Daha sonra da hep Müslümanların elinde kalan bu şehir, 1516’da Yavuz Sultan Selim’in Suriye seferi sırasında Osmanlı hâkimiyetine geçti. İşte Hz. İlyâs bu şehirde peygamber olarak vazifesini icra etti.

İbn Kesîr, onun bir kadın heykeli olduğunu bize aktarmaktadır. (İbn Kesîr, el-Bidâye ve’n-Nihâye, II/272)

Bazı tasvirlere göre Ba’l, altından yapılmış bir kadın heykeli olup gözbebekleri yakuttan yapılmış, başına da inci ve cevherlerle süslü taç konulduğu belirtilmiştir. (Köksal, Peygamberler Tarihi, II: 136)  Ayrıca yirmi zir’a (yaklaşık 1.80 m.) boyunda altından ve dört yüzlü bir put olduğu da söylenilmektedir. (Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, VI: 457)

Kur’ân, nüzulünden yaklaşık 1500 sene öncesinde yaşayan bir kavmin putunun adını neden ansın?

Kur’ân’ın nüzulünden yaklaşık 1500 sene geçmiş, bu putun adını bilmem bana ne kazandırtacak?

اَتَدْعُونَ بَعْلًا وَتَذَرُونَ اَحْسَنَ الْخَالِق۪ينَۙ

“Siz Ba’l’e tapıp da yaratıcıların en güzeli (olan Allah’ı) mı bırakıyorsunuz?” (Sâffât 37/125)

Aziz Kur’ânımız, burada putun adını anarak, aslında üç muhatap kitlesine çok önemli mesajlar veriyordu. Kimdi bu üç muhatap kitlesi?

  1. İlk muhataplar olan İsrâiloğulları
  2. Sonraki muhataplar olan Mekke ve Medineliler
  3. En son muhatap olan bizler ve bizlerden sonra gelecek olanlar

Ba’l” kelimesi Kur’ân-ı Kerîm’de ikisi Mekkî, üçü Medenî sûre olmak üzere 5 sûrede 7 kez geçmektedir. Hangi ayetler bunlar?

  • Bakara 2/228
  • Nisâ 4/128
  • Hûd 11/72 
  • Nûr 24/31 (3 kez)
  • Sâffât 37/125

Sözlüklerimizde Ba’l kelimesine 4 farklı anlam verildiğini görüyoruz. Nedir bunlar?

1-  Eş/koca, nikâhlanmak, evlenmek ve evli olmak. (Feyrûzâbâdî, el-Kâmus el-Muhît, 2/ 260)

2- Yüksekliğinden dolayı üzerine yılda bir kez yağmur düşen yer. (Kaysî, el-Îzâh Şevâhidu’l-Îzâh, 2/763; Halil b. Ahmed, Kitâbu’l-Ayn, 1/151)

3- Sulanmadan yetişen, yağmura ihtiyaç duymayan hurma veya her türlü nebat. (Halil b. Ahmed, Kitâbu’l-Ayn, 1/151; Ebû Mansur el-Ezherî, 2/251)

4- Savaş meydanında korkudan ve dehşetten şaşkına dönen kişi. (Halil b. Ahmed, Kitâbu’l-Ayn, 1/151)

Hz. İlyâs’ın kavmine döndüğümüzde onlar “Ba’l” diye taptıkları putun 5 temel özelliği olduğuna inandıklarını çıkarabiliyoruz:

  1. Gücü, kuvveti ve üstünlüğü elinde tutan
  2. Suya ihtiyacı olmayan
  3. Yağmuru yağdıran
  4. Topraktakileri bitiren ve bereketlendiren
  5. Savaşlarda galibiyeti kazandırtan

Bu 5 mananın da ortak bir mesajı var: Hayatı evirip çeviren, hayata müdahale eden, sahip, yani Rab olan…

Neden insan böyle bir sapmaya düşer? Bunun bir tek sebebi var: Uzak Allah inancı…

Uzak bir Allah inancı insanda şu üç temel problemi oluşturuyor:

  • Yanlış vesile anlayışı
  • Şahıslaştırma
  • Kavrayamama

Müşrikler, Allah Resûlü’ne (sas) şöyle karşı geliyorlardı: “Muhammed tanrıları bir tek tanrı mı yapmış! Doğrusu bu şaşılacak bir şey.” diyorlardı. [Sâd, 38/5]

Rabbimiz ise onların bu kuruntusuna şöyle cevap veriyordu: “Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka tanrılar bulunsaydı, yer ve gök, (bunların nizamı) kesinlikle bozulup gitmişti. Demek ki Arş’ın Rabbi olan Allah, onların yakıştırdıkları sıfatlardan münezzehtir.” [Enbiyâ, 21/ 22]

1- İlk muhataplar olan İsrâiloğulları

İsrâiloğulları’nın en büyük hastalığı neydi? “Allah’a güvenmemek” ve bunun ortaya çıkardığı bir hastalık olarak “düşmanın tanrısına hayranlık” idi.

İsrâiloğulları’nın put ile imtihanlarını üç kelime ile anlayabiliyoruz: İcl/buzağı, Bakara/İnek ve sonuncusu Ba’l/İnsan putu… Büyüterek bu süreci yürüttüler.

2- Sonraki muhataplar olan Mekke ve Medineliler

Mekke’de ve Medine’de putlar çoktur ama en önemli 4 put hangileri? Hubel, Lat, Uzza ve Menat… Hubel, tam Ba’l’dır aslında…

Hübel isminin ne anlama geldiği konusunda birkaç farklı yorum yapılmıştır. Bunlardan en isabetli gördüğümüz şudur: Hübel muhtemelen İbranicedeki Ha-bal’ın muharref şeklidir. Ha-Bal ise aslında iki kelimeden oluşur: Ha İbranicenin harf-i tarifidir, yani Arapçadaki el takısı gibi. Bal ise Rabb anlamındadır –ki Kur’ân’da bu ifade birkaç âyette Rabb anlamında geçmektedir. Dolayısı ile Habel yani Hübel aslında “er-Rabb” demektir.

Nübüvvetin mesajı Mekke’de yankılanmaya başladığı zaman Hubel’e bakma işini Cumuhoğulları’ndan Ümeyye b. Halef yürütüyordu.

3- En son muhatap olan bizler ve bizlerden sonra gelecek olanlar

Bize verdiği mesajda anlaşılıyor herhalde “Ba’l” Rab olarak gördüğümüz her şeydir. Kimi ve neyi “Rab” olarak görüyorsak o bizim Ba’l’imizdir, ona “La ilahe” demek zorunda olduğumuz bir puttur.

Şimdi Hz. İlyâs’ın yaşadığı zemine bir daha dönersek; Şehrin kralı olan Ahâb ve kraliçesi İzabel; önceleri Hz. İlyâs’a çok ama çok saygı gösterirlerdi.

Hz. İlyâs’ın tebliğinden rahatsız olan Ahab bir gün Hz. İlyâs’a dedi ki: “Ey İlyâs! Vallahi senin davetini batıl olarak görüyorum. Sen bizi Ba’l’den yüz çevirmeye çağırıyorsun ama biz atalarımızı da böyle bulduk. –Burada İsrailoğulları’nın bazı krallarının ismini saydı ve bütün bunların hepsinin da puta taptıklarını söyledi- Onlarda bizim gibidir. Yiyorlar, içiyorlar, nimetlendiriliyorlar ve mülk sahibidirler. Dünya hayatlarında da batıl dediğin şeyden geri kalmıyorlar. Bizim onlardan üstün bir tarafımız olduğunu görmüyorum.” (Taberi Tarih, s. 476)

Hz. İlyâs’ın kabrinin nerede olduğu bayağı tartışmalı bir mevzudur. Bazılarına göre Hz. İlyâs’ta aynen Hz. Îsâ gibi göğe alınmıştır. Ancak bunu ortaya sağlam bir şekilde koyan hiçbir delil elimizde yoktur. Bazılarına göre Hz. İlyâs’ın kabri Tur-i Sina’da dağların arasındadır.

Haftaya Hıdırellez meselesi’ni biraz irdeleleyeceğiz…

Kur’ân-ı Kerîm’in en hassas olduğu mevzu malum olduğu üzere; Tevhid’dir.

Mesela bugün şöyle bir sokağa çıksak, “put nedir” desek; gerçekten Kur’an’ın anlattığı put kavramının içini dolduracak bir tanım duyabilir miyiz?

“Put, Allah’a ait olan bir vasfın veya alanın, Allah dışında bir başkası ile paylaştığın her şeydir.”

Kendi ağzına kadar putlara mahkûm olmuş ama bir başkasının putuna İbrâhimlik yapıyor…

(260)