İstanbul / İstanbul’un Fatihi: Hz. Ebû Eyyüb El Ensarî

1,5 sene önce başlattığımız projemizin 52. programının adresi İstanbul idi. “İstanbul’un Fatihi: Ebû Eyyüb el-Ensarî” başlığında gerçekleşen program, Eyüp Sultan Cami’sinde büyük bir katılım ve coşku ile yapıldı. İl ve Eyüp İlçe Müftülüklerinin katkısı ile yapılan program, akşam namazına müteakip başladı.

Ayan: Siyer Vakfı’nı Canı Gönülden Kutluyorum.

Program, Eyüp İlçe Müftüsü Dr. Muammer Ayan’ın selamlama konuşması ile başladı. Projenin önem ve değerine dikkat çeken Ayan: “Siyer Vakfı’nı bu güzel çalışmadan dolayı canı gönülden kutluyorum. Böyle önemli çalışmalar, ülkemizin manevi değerlerini tanıması açısından çok mühimdir. İnsanımıza, Sahabe efendilerimizi daha çok anlatmalı ve tanıtmalıyız” dedi.

Hz. Peygamber’in Rüyası: İstanbul

Daha sonra kürsüye Muhammed Emin Yıldırım Hocamız davet edildi. Hocamız, Ebû Eyyüb el-Ensarî’nin huzurunda konuşmasının çok zor olduğunu ifade ederek, “Rabbimden niyazım odur ki, konuşan o olsun dinleyen biz olalım; hatip o olsun, muhatap biz olalım” diyerek sözlerine başladı. Ebû Eyyüb el-Ensarî’nin çok bereketli bir hayatı olduğunu belirten Hocamız, iki soruya cevap vererek sohbetini devam ettirdi. Sorular şunlardı: “Neden İstanbul Hz. Peygamber’in (sas) rüyası oldu? Neden bu şeref Ebû Eyyüb el-Ensarî’nin oldu?”

Bu Topraklara Sahabe Gelmeseydi Biz Ne Yapardık?

Sahabe’nin İslam’ın mesajlarını başka coğrafyalara götürme konusundaki aşkına ve sevdasına değinen Muhammed Emin Hocamız, zaman zaman duygulu anlarında yaşandığı sohbetinde şöyle dedi: “Onlar, Allah hepsinden ebeden razı olsun, öyle doğru anladılar ki bu meseleyi, Efendimiz’in (sas) vefatının hemen arkasından bindiler atlarına, ellerine aldılar önlerindeki engelleri kaldırmak için kılıçları, bir yola koyuldular, çok yol aldılar, bir çiçeğe bile basmadan, dünyanın dört bir tarafına İlây-ı Kelimetullah’ın mesajını ulaştırdılar. Eğer onların bu gayreti olmasaydı; bugün 1 milyar 700 milyon Müslüman’dan bahsedilebilir miydi? Bugün Irak’tan Kafkasya’ya, Balkanlardan Afrika’ya, Endonezya’dan, Japonya’ya, Afganistan’dan Kanada’ya İslam’ın sesinden bahsedilebilir miydi? Onlar, doğdukları, büyüdükleri, bin bir hatırlarının olduğu Hicaz toprağını, Hz. İbrahim’in şehrini, Kâbe’nin komşuluğunu, Resulullah’ın (sas) komşuluğunu, Baki Kabristanlığına defnedilmeyi ve daha nice şeyleri arkalarında bıraktılar, tek bir hedefe kitlendiler. Dediler ki, ‘varsın bu dünyada bedenlerimiz o topraklarda olmasın, varsın mezarlarımızın yerleri kaybolsun, varsın mezarlarımız ezanın mahrum olduğu topraklarda olsun, yeter ki Muhammedi Sancak mahzun olmasın, o ses ve o seda âleme yayılsın, âlem bizim üzerimizden bu sesi duysun.’ Böyle dediler ve çıktılar yola… Çoğu bir daha dönemedi geldikleri topraklara… Çoğu 10 sene, 20 sene, 30 sene evlerinden, barklarından ayrı kaldı. Bazıları evlerini terk ettiklerinde hanımları hamile idi, döndüklerinde 20 yaşlarında genç delikanlıları evlerinde görünce şaşırdılar, ama onların kendi çocukları olduklarını öğrenince: ‘Demek ben 20 senedir atın üzerindeymişim, demek ben gideli 20 sene olmuş’ diyerek kendi hallerine bile hayret ettiler.

Hayatındaki Bereket, Hedefindeki İstikamet…

İslam ordularının İstanbul’a düzenledikleri seferlere katılan Sahabe sayısının 63 olduğunu söyleyen Muhammed Emin Hocamız: “Bu 63 Sahabî’den böyle büyük bir şerefe nail olanın Ebû Eyyüb el-Ensarî olmasının beşer planında bazı sebeplerinin olduğunu” söyleyerek, onun hayatının beş önemli noktasına dikkatleri çekti. Bu noktalar şunlardı: “Hayatındaki Bereket, Hedefindeki İstikamet, Yüreğindeki Muhabbet, İlmindeki Selimiyet, Hizmetindeki Devamiyet” Bu başlıkları örneklerle anlatan Hocamız, çok önemli mesajları cemaat ile paylaştı.

Bu Millet Seni Unutmadı, Unutmayacak…

Hicri olarak Ebû Eyyüb el-Ensarî’nin vefatının üzerinden 1382 sene geçtiğini söyleyen Hocamız: “Binlerce sene geçse bile bu millet büyük bir vefa ile onu unutmadı ve unutmayacaktır. Ondan aldıkları ilham ile bu toprakların insanı, dünyanın dört bir tarafına İslam’ın mesajlarını götürecek, böylelikle onun ruhunu şad edeceklerdir” dedi. Sözlerini dua ile tamamlayan Hocamız:
“Başımızı o sultanın ayaklarının altına koyduk, ellerimizi Rabbimize açtık” diyerek dua etti.

Programlara yaz döneminde ara verilecek, Ekim ayından itibaren kaldığı yerden devam edecektir.

Daha fazla bilgi için 0 212 544 76 99 nolu telefonu arayabilir; www.82il82sahabi.com, www.siyervakfi.org adreslerini ziyaret edebilirsiniz. Yapılan tüm programları ise www.siyertv.com adresinden izleyebilirsiniz.

(3574)