İlim Öğrenmenin Önemi / Buhari

İlim Öğrenmenin Önemi

كِتَاب الْعِلْمِ
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
بَاب فَضْلِ الْعِلْمِ، وَقَوْلِ اللَّهِ تَعَالَى : { يَرْفَعْ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا مِنْكُمْ وَالَّذِينَ أُوتُوا الْعِلْمَ دَرَجَاتٍ وَاللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ }

İlmin Fazîleti ve Allah’ın Şu Kavilleri Babı

Allah içinizden inananların ve kendilerine ilim verilenlerin derecelerini yükseltsin. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. (Mücadele 58/11)

وَقَوْلِهِ عَزَّ وَجَلَّ { وَقُلْ رَبِّ زِدْنِي عِلْمًا }
“Rabbim! İlmimi artır” de. (Taha 20/114)
بَاب طَرْحِ الْإِمَامِ الْمَسْأَلَةَ عَلَى أَصْحَابِهِ لِيَخْتَبِرَ مَا عِنْدَهُمْ مِنْ الْعِلْمِ

Liderin, Bilgilerini Ölçmek İçin Etrafındakilere Soru Sorması

1 – حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ دِينَارٍ، عَنْ ابْنِ عُمَرَ،
عَنْ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: إِنَّ مِنْ الشَّجَرِ شَجَرَةً لَا يَسْقُطُ وَرَقُهَا، وَإِنَّهَا مَثَلُ الْمُسْلِمِ، حَدِّثُونِي مَا هِيَ؟ قَالَ: فَوَقَعَ النَّاسُ فِي شَجَرِ الْبَوَادِي، قَالَ عَبْدُ اللَّهِ: فَوَقَعَ فِي نَفْسِي أَنَّهَا النَّخْلَةُ، فَاسْتَحْيَيْتُ، ثُمَّ قَالُوا: حَدِّثْنَا مَا هِيَ يَا رَسُولَ اللَّهِ؟ قَالَ: هِيَ النَّخْلَةُ.

Abdullah b. Ömer’in (r.a.) rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (s.a.) şöyle buyurmuştur: “Ağaçlardan bir çeşidi vardır ki yap¬rağı dökülmez. O tıpkı müslümana benzer. Söyleyin bakalım o nedir?” buyurdu. Orada bulunanlar vadilerdeki ağaçları saymaya başladılar. Abdullah b. Ömer diyor ki: Bunun hurma ağacı olduğunu düşündüm, fakat söylemeye utandım. Sonra sahabîler: Ya Resûlallah, o hangi ağaçtır? dedi¬ler. Resûlullah: “Hurma ağacıdır!” buyurdu. (Buhârî, İlim, 5, hadis: 62; Aynî, Umde, II, 15; bk. Kevser, III, 43)

Ravi Tanıtımı

1. خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ
Hâlid b. Mahled (ö. 213, 214)
Hâlid b. Mahled, Ebu’l-Heysem el-Katavânî el-Kûfî. Katavân Kûfe’de bir yerin adıdır.
Ahmed b. Hanbel ve Ebu Hâtim: Münker hadisler rivayet etmiştir, demişlerdir.
Yahya b. Maîn: Ma bihi be’s.

İbn Adiy: Kûfeli muhaddisler içinde çok hadis rivayet edenlerdendir. Bana göre inşallah la be’se bih’dir.

Ebu Davud hariç diğer kütüb-i sitte müellifleri bir aracıyla bu zattan rivayette bulunmuşlardır. (Aynî, Umde, II, 16; Kevser, III, 43)

2. سُلَيْمَانُ
Süleyman (ö. 172)
Süleyman b. Bilal et-Teymî el-Kureşî, Ebu Muhammed veya Ebu Eyyüb el-Medenî. Aslen Berberî’dir. Ebu Bekr’in torununun oğlu Abdullah’ın azatlısıdır (Mevla Abdullah b. Muhammed b. Abdurrahman b. Ebi Bekr es-Sıddîk). Yakışıklı bir fiziğe sahip, insanların akıl danıştığı ve fetva aldıkları bir zattır. Halife Harun Reşid zamanında vefat etmiştir.
Ahmed b. Hanbel: La be’se bih, sika’dır, demiştir.
Yahya b. Maîn: sika, salih’tir, demiştir.(Aynî, Umde, II, 16; Kevser, III, 45)

3. عَبْدُ اللَّهِ بْنُ دِينَارٍ
Abdullah b. Dinâr (ö. 127)
Abdullah b. Dînâr el-Adevî, Ebu Abdurrahman el-Medenî. İbn Ömer’in azatlısı. (Kevser, I, 437)

4. ابْنِ عُمَرَ
İbn Ömer (ö. 72, 73, 74)
Abdullah b. Ömer b. el-Hattâb el-Kureşî el-Adevî, Ebu Abdurrahman. (Kevser, I, 402)

Hadisten Anlaşılanlar

1. Hoca, talebenin bilgisini ölçmek ve onları ilme heveslendirmek için soru sorabilir.
2. Büyüklere hürmeten yanlarında gereksiz konuşmamak gerekir.
3. Dikkatleri çekmek ve zihinleri bilgiye hazırlamak için konuyu soru sorarak aktarmak (güdüleme) faydalı bir yöntemdir.
4. Bazı meseleleri büyükler bilme ama küçükler bilebilir.
بَاب قَوْلِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ رُبَّ مُبَلَّغٍ أَوْعَى مِنْ سَامِعٍ
Peygamber’in (s.a.): “Sözümün ulaştığı bazı kişiler benden bizzat işiten kişiden daha iyi kavramış olabilir” Sözü

Buhârî bazen bab başlıklarında hadisleri senedsiz olarak; kimi zaman tam, kimi zaman da kısaltarak zikreder. Bu uygulamaya ta’lik, bu tür hadislere muallak hadis denilmektedir. Buhârî’nin hadisleri muallak olarak zikretmesi; ya o hadis kendi sihhat şartlarına uygun olmadığı için veya kitabın bir başka bölümünde isnadıyla birlikte zikrettiği için burada isnadını yeniden zikretmemiştir.

Muallak olarak zikredilen bu hadis Buhârî’nin Kitâbu’l-Hac, bab-u hutbeti minâ bölümünde isnadıyla zikredilmiştir. Hadis şöyledir:
حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ حَدَّثَنَا قُرَّةُ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ قَالَ أَخْبَرَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي بَكْرَةَ عَنْ أَبِي بَكْرَةَ وَرَجُلٌ أَفْضَلُ فِي نَفْسِي مِنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ حُمَيْدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَنْ أَبِي بَكْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ :خَطَبَنَا النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَوْمَ النَّحْرِ قَالَ أَتَدْرُونَ أَيُّ يَوْمٍ هَذَا قُلْنَا اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ فَسَكَتَ حَتَّى ظَنَنَّا أَنَّهُ سَيُسَمِّيهِ بِغَيْرِ اسْمِهِ قَالَ أَلَيْسَ يَوْمَ النَّحْرِ قُلْنَا بَلَى قَالَ أَيُّ شَهْرٍ هَذَا قُلْنَا اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ فَسَكَتَ حَتَّى ظَنَنَّا أَنَّهُ سَيُسَمِّيهِ بِغَيْرِ اسْمِهِ فَقَالَ أَلَيْسَ ذُو الْحَجَّةِ قُلْنَا بَلَى قَالَ أَيُّ بَلَدٍ هَذَا قُلْنَا اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ فَسَكَتَ حَتَّى ظَنَنَّا أَنَّهُ سَيُسَمِّيهِ بِغَيْرِ اسْمِهِ قَالَ أَلَيْسَتْ بِالْبَلْدَةِ الْحَرَامِ قُلْنَا بَلَى قَالَ فَإِنَّ دِمَاءَكُمْ وَأَمْوَالَكُمْ عَلَيْكُمْ حَرَامٌ كَحُرْمَةِ يَوْمِكُمْ هَذَا فِي شَهْرِكُمْ هَذَا فِي بَلَدِكُمْ هَذَا إِلَى يَوْمِ تَلْقَوْنَ رَبَّكُمْ أَلَا هَلْ بَلَّغْتُ قَالُوا نَعَمْ قَالَ اللَّهُمَّ اشْهَدْ فَلْيُبَلِّغْ الشَّاهِدُ الْغَائِبَ فَرُبَّ مُبَلَّغٍ أَوْعَى مِنْ سَامِعٍ فَلَا تَرْجِعُوا بَعْدِي كُفَّارًا يَضْرِبُ بَعْضُكُمْ رِقَابَ بَعْضٍ

Ayrıca Tirmizî , İbn Hibbân ve Hâkim’in Müstedrek’inde şu şekilde geçmektedir:
حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عُمَيْرٍ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ يُحَدِّثُ عَنْ أَبِيهِ عَنْ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ نَضَّرَ اللَّهُ امْرَأً سَمِعَ مَقَالَتِي فَوَعَاهَا وَحَفِظَهَا وَبَلَّغَهَا فَرُبَّ حَامِلِ فِقْهٍ إِلَى مَنْ هُوَ أَفْقَهُ مِنْهُ ثَلَاثٌ لَا يُغِلُّ عَلَيْهِنَّ قَلْبُ مُسْلِمٍ إِخْلَاصُ الْعَمَلِ لِلَّهِ وَمُنَاصَحَةُ أَئِمَّةِ الْمُسْلِمِينَ وَلُزُومُ جَمَاعَتِهِمْ فَإِنَّ الدَّعْوَةَ تُحِيطُ مِنْ وَرَائِهِمْ

Abdullah b. Mesud’un rivayet ettiğine göre Peygamber (s.a.) şöyle buyurdu: “Benden bir söz işiten, onu belleyip başkalarına aktaranın Allah yüzünü ak etsin. Nice bilgili kimseler vardır ki, o bilgisini kendisinden daha bilgili birisine nakleder. Şu üç gurup insan hiç aldanmaz kalbi saf sağlam ve hak üzeredir. Yaptığı her şeyi ihlas ve samimyetle yapan kişi Müslümanların önder ve liderlerine nasihat eden kimse; cemaatin gerekliliğine inanan kişi ki bu üç şeyin hepsi davet kapsamındadır.”

2 – حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ قَالَ: حَدَّثَنَا بِشْرٌ قَالَ: حَدَّثَنَا ابْنُ عَوْنٍ، عَنْ ابْنِ سِيرِينَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي بَكْرَةَ، عَنْ أَبِيهِ،
ذَكَرَ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَعَدَ عَلَى بَعِيرِهِ وَأَمْسَكَ إِنْسَانٌ بِخِطَامِهِ أَوْ بِزِمَامِهِ قَالَ أَيُّ يَوْمٍ هَذَا فَسَكَتْنَا حَتَّى ظَنَنَّا أَنَّهُ سَيُسَمِّيهِ سِوَى اسْمِهِ قَالَ أَلَيْسَ يَوْمَ النَّحْرِ قُلْنَا بَلَى قَالَ فَأَيُّ شَهْرٍ هَذَا فَسَكَتْنَا حَتَّى ظَنَنَّا أَنَّهُ سَيُسَمِّيهِ بِغَيْرِ اسْمِهِ فَقَالَ أَلَيْسَ بِذِي الْحِجَّةِ قُلْنَا بَلَى قَالَ فَإِنَّ دِمَاءَكُمْ وَأَمْوَالَكُمْ وَأَعْرَاضَكُمْ بَيْنَكُمْ حَرَامٌ كَحُرْمَةِ يَوْمِكُمْ هَذَا فِي شَهْرِكُمْ هَذَا فِي بَلَدِكُمْ هَذَا لِيُبَلِّغ الشَّاهِدُ الْغَائِبَ فَإِنَّ الشَّاهِدَ عَسَى أَنْ يُبَلِّغَ مَنْ هُوَ أَوْعَى لَهُ مِنْهُ

Ebû Bekre (r.a.) Hz. Peygamberi şöyle anlatmıştır: Resûlullah (veda haccında) devesi üzerinde oturuyordu. Devenin yularını bir adam tutuyordu.
– Bugün hangi gündür? dedi. Biz sustuk; onu başka bir isimle isimlendirecek zannettik;
– Kurban günü değil mi? buyurdu.
– Evet, dedik. Sonra:
– Bu ay hangi aydır? diye sordu. Yine sustuk; onu başka bir isim ile isim¬lendirecek zannettik.
– Zilhicce değil mi? buyurdu.
– Evet, dedik. Bunun üzerine şöyle buyurdu:
– “Kanlarınız, mallarınız, ırzlarınız bu beldede, bu ayda, bu günün haramlığı kadar birbirinize haramdır. Burada bulu¬nanlarınız, bulunmayanlara bunu ulaştırsın. Olabilir ki, burada olan kimse, bunu daha iyi anlayacak bir kim¬seye tebliğ etmiş olur” (Buhârî, İlim, 9, hadis: 67; Aynî, Umde, II, 35; bk. Kevser, III, 136)

Açıklamalar:
وَأَمْسَكَ إِنْسَانٌ بِخِطَامِهِ : Peygamberimizin devesinin yularını tutan kişinin:
– Bilal-i Habeşî
– Amr b. Hârice
– Hadisin ravisi Ebu Bekre olduğu görüşü vardır. Bütün görüşlerin kendi delilleri bulunmaktadır. (Aynî, Umde, II, 38)

Ravi Tanıtımı

1. مُسَدَّدٌ
Müsedded (ö. 228)
Müsedded b. Müserhed b. Müserbel b. Muğarbel b. Mura’bel b. Erendel b. Serendel b. ‘Arandel b. Mâsik b. Müstevred el-Basrî el-Esedî, Ebu’l-Hasen. İsminin Abdulmelik b. Abdulaziz olduğu da söylenmektedir. (Kevser, I, 491)

2. بِشْرٌ
Bişr (ö. 186, 187)
Bişr b. Mufaddal b. Lâhik er-Rakkâşî, Ebu İshak el-Basrî.
Ahmed b. Hanbel: Basra alimleri arasında güvenirliğin zirvesinde bir zattır.
Ebu Zur’a ve Ebu Hatim: sika’dır.
İbn Sa’d: Çok hadis bilen sika bir ravidir. Hergün dört yüz rekat namaz kılar, birgün oruç turtar birgün tutmazdı, demiştir. (Aynî, Umde, II, 36; Kevser, III, 140)

3. ابْنُ عَوْنٍ
İbn Avn (ö. 151)
Abdullah b. Avn b. Ertabân, Ebu Avn el-Müzenî mevlahum el-Basrî. Dedesi Ertabân sahabi Abdullah b. Muğaffel’in azatlısıdır. Enes b. Mâlik’i görmüş ancak ondan herhangi bir hadis dinlediği tesbit edilememiştir.

Hârice b. Zeyd b. Sâbit: İbn Avn ile yirmi dört sene arkadaşlık yaptım. Meleklerin onun bir günahını yazdığını bilmiyorum. Hicri 151’de 85 yaşında vefat etmiştir. (Aynî, Umde, II, 36; Kevser, III, 141)

4. ابْنِ سِيرِينَ
İbn Sîrîn (ö. 110)
Muhammed b. Sîrîn Ebu Bekr el-Ensârî mevlahum el-Basrî, Ebu Amra. (Kevser, II, 307)

5. عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي بَكْرَةَ
Abdurrahman b. Ebi Bekre (14-99)
Abdurrahman b. Ebi Bekre Nüfey’ b. el-Hâris es-Sekafî, Ebu Bahr veya Ebu Hâtim el-Basrî. Basra’da doğan ilk Müslüman çocuğudur. (Aynî, Umde, II, 36; Kevser, III, 144)

6. أَبِيهِ
Babası (ö. 50, 51)
Ebu Bekre Nüfey’ b. Mesrûh. Sahabî. (Kevser, II, 156)
İsnadla Alakalı
Ravilerin tümü Basra’lıdır. Üç kişi tabiîn tabakasındandır. Bunlar: İbn Avn, İbn Sîrîn, Abdurrahman.

Başka Nerede Geçiyor

Bu rivayet uzun veya kısa olarak; Fiten, Hac, Tefsir, Bedu’l-Halk, Edâhî bölümlerinde de zikredilmiştir. Ayrıca; Müslim, Diyât; Nesâî, Hac, İlim bahislerinde zikredilmiştir.

Hadis Bize Ne Söylüyor

1. Bilenin bilmeyene öğretmesi, anlamayana açıklaması Allah’ın insanlardan aldığı bir sözdür. وَإِذَ أَخَذَ اللّهُ مِيثَاقَ الَّذِينَ أُوتُواْ الْكِتَابَ لَتُبَيِّنُنَّهُ لِلنَّاسِ وَلاَ تَكْتُمُونَهُ “Onu muhakkak açıklayıp anlatacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz” (Âl-i İmrân: 3/187).

2. İlmi, öncekilerden daha iyi anlayacak kimselerin gele¬ceğine işaret bulunmaktadır.

3. Hadisi, manasını anlamayan veya fıkhını bilmeyen şahıslardan hadis almak caizdir.

4. Konuşma yapan kişinin kendisini daha iyi görmeleri ve sesinin daha iyi duyulması için yüksekçe yere çıkması caizdir.

5. Saygı duyma açısından mal, can ve ırz aynı değerdedir. . (Aynî, Umde, II, 36)
بَاب الْعِلْمُ قَبْلَ الْقَوْلِ وَالْعَمَلِ لِقَوْلِ اللَّهِ تَعَالَى

İlim Öğrenmek, Söz ve Amelden Öncedir Bâbı
{ فَاعْلَمْ أَنَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ }
فَبَدَأَ بِالْعِلْمِ وَأَنَّ الْعُلَمَاءَ هُمْ وَرَثَةُ الْأَنْبِيَاءِ وَرَّثُوا الْعِلْمَ مَنْ أَخَذَهُ أَخَذَ بِحَظٍّ وَافِرٍ وَمَنْ سَلَكَ طَرِيقًا يَطْلُبُ بِهِ عِلْمًا سَهَّلَ اللَّهُ لَهُ طَرِيقًا إِلَى الْجَنَّةِ

“Bil ki Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur.” (Muhammed: 47/19) buyurup, bu ayette önce “bil!” emriyle başladı.
وَأَنَّ الْعُلَمَاءَ هُمْ وَرَثَةُ الْأَنْبِيَاءِ وَرَّثُوا الْعِلْمَ مَنْ أَخَذَهُ أَخَذَ بِحَظٍّ وَافِرٍ “Âlimler, peygamberlerin varisidir. Peygamberler ancak ilim mirâsı bırakırlar. Bu ilmi alan, bol bir nasip elde etmiştir”. Bu hadis isnadlı olarak Tirmizî, İlim; bahsinde geçmektedir.
عَنْ قَيْسِ بْنِ كَثِيرٍ قَالَ :قَدِمَ رَجُلٌ مِنْ الْمَدِينَةِ عَلَى أَبِي الدَّرْدَاءِ وَهُوَ بِدِمَشْقَ فَقَالَ مَا أَقْدَمَكَ يَا أَخِي؟ فَقَالَ حَدِيثٌ بَلَغَنِي أَنَّكَ تُحَدِّثُهُ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ أَمَا جِئْتَ لِحَاجَةٍ قَالَ لَا قَالَ أَمَا قَدِمْتَ لِتِجَارَةٍ قَالَ لَا قَالَ مَا جِئْتُ إِلَّا فِي طَلَبِ هَذَا الْحَدِيثِ قَالَ فَإِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ مَنْ سَلَكَ طَرِيقًا يَبْتَغِي فِيهِ عِلْمًا سَلَكَ اللَّهُ بِهِ طَرِيقًا إِلَى الْجَنَّةِ وَإِنَّ الْمَلَائِكَةَ لَتَضَعُ أَجْنِحَتَهَا رِضَاءً لِطَالِبِ الْعِلْمِ وَإِنَّ الْعَالِمَ لَيَسْتَغْفِرُ لَهُ مَنْ فِي السَّمَوَاتِ وَمَنْ فِي الْأَرْضِ حَتَّى الْحِيتَانُ فِي الْمَاءِ وَفَضْلُ الْعَالِمِ عَلَى الْعَابِدِ كَفَضْلِ الْقَمَرِ عَلَى سَائِرِ الْكَوَاكِبِ إِنَّ الْعُلَمَاءَ وَرَثَةُ الْأَنْبِيَاءِ إِنَّ الْأَنْبِيَاءَ لَمْ يُوَرِّثُوا دِينَارًا وَلَا دِرْهَمًا إِنَّمَا وَرَّثُوا الْعِلْمَ فَمَنْ أَخَذَ بِهِ أَخَذَ بِحَظٍّ وَافِرٍ
وَمَنْ سَلَكَ طَرِيقًا يَطْلُبُ بِهِ عِلْمًا سَهَّلَ اللَّهُ لَهُ طَرِيقًا إِلَى الْجَنَّةِ “Her kim ilim aramak için bir yola girerse Allah da ona, cennete ulaştıracak yolu kolaylaştırır”. Bu hadis isnadıyla Müslim’de Zikir ve Dua bahsinde geçmektedir.
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَنْ نَفَّسَ عَنْ مُؤْمِنٍ كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ الدُّنْيَا نَفَّسَ اللَّهُ عَنْهُ كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ وَمَنْ يَسَّرَ عَلَى مُعْسِرٍ يَسَّرَ اللَّهُ عَلَيْهِ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ وَمَنْ سَتَرَ مُسْلِمًا سَتَرَهُ اللَّهُ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ وَاللَّهُ فِي عَوْنِ الْعَبْدِ مَا كَانَ الْعَبْدُ فِي عَوْنِ أَخِيهِ وَمَنْ سَلَكَ طَرِيقًا يَلْتَمِسُ فِيهِ عِلْمًا سَهَّلَ اللَّهُ لَهُ بِهِ طَرِيقًا إِلَى الْجَنَّةِ وَمَا اجْتَمَعَ قَوْمٌ فِي بَيْتٍ مِنْ بُيُوتِ اللَّهِ يَتْلُونَ كِتَابَ اللَّهِ وَيَتَدَارَسُونَهُ بَيْنَهُمْ إِلَّا نَزَلَتْ عَلَيْهِمْ السَّكِينَةُ وَغَشِيَتْهُمْ الرَّحْمَةُ وَحَفَّتْهُمْ الْمَلَائِكَةُ وَذَكَرَهُمْ اللَّهُ فِيمَنْ عِنْدَهُ وَمَنْ بَطَّأَ بِهِ عَمَلُهُ لَمْ يُسْرِعْ بِهِ نَسَبُهُ
وَقَالَ جَلَّ ذِكْرُهُ : { إِنَّمَا يَخْشَى اللَّهَ مِنْ عِبَادِهِ الْعُلَمَاءُ }

“… Allah’tan, kulları içinde, ancak âlimler korkar” (Fâtır, 35/28)
Bir adam Şa’bî’ye: “Ey alim! Bana bir fetva ver” demiş. Şa’bî de adama “Alim, Allah’tan korkan kişidir” demiştir.
وَقَالَ : { وَمَا يَعْقِلُهَا إِلَّا الْعَالِمُونَ }
“İşte misaller; biz onları insanlar için veriyoruz. Âlim olanlardan başkası onları anlamaz” (Ankebût 29/43)
{ وَقَالُوا لَوْ كُنَّا نَسْمَعُ أَوْ نَعْقِلُ مَا كُنَّا فِي أَصْحَابِ السَّعِيرِ }

“Eğer biz işitir yahut düşünür insanlar olsaydık, şu çılgın cehennem yaranı içinde bulunmazdık, dediler” (Mülk 67/10)
وَقَالَ : { هَلْ يَسْتَوِي الَّذِينَ يَعْلَمُونَ وَالَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ }
De ki: Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?…” (Zümer: 39/9)
وَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَنْ يُرِدْ اللَّهُ بِهِ خَيْرًا يُفَقِّهْهُ فِي الدِّينِ وَإِنَّمَا الْعِلْمُ بِالتَّعَلُّمِ وَقَالَ أَبُو ذَرٍّ لَوْ وَضَعْتُمْ الصَّمْصَامَةَ عَلَى هَذِهِ وَأَشَارَ إِلَى قَفَاهُ ثُمَّ ظَنَنْتُ أَنِّي أُنْفِذُ كَلِمَةً سَمِعْتُهَا مِنْ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَبْلَ أَنْ تُجِيزُوا عَلَيَّ لَأَنْفَذْتُهَا وَقَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ : { كُونُوا رَبَّانِيِّينَ } حُلَمَاءَ فُقَهَاءَ وَيُقَالُ الرَّبَّانِيُّ الَّذِي يُرَبِّي النَّاسَ بِصِغَارِ الْعِلْمِ قَبْلَ كِبَارِهِ

Açıklamalar
مَنْ يُرِدْ اللَّهُ بِهِ خَيْرًا يُفَقِّهْهُ فِي الدِّينِ “Allah her kimin hayrını isterse ona din konusunda büyük anlayış verir”. Muallak olarak zikredilen bu hadis iki bab sonra senediyle zikredilmiştir.
وَإِنَّمَا الْعِلْمُ بِالتَّعَلُّمِ “İlim, ancak ders alarak öğrenilir.” İbn Ebi Asım ve Taberânî’de Hz. Muâviye’nin rivayetiyle merfu olarak zikredilmiştir.
قَالَ : سَمِعْتُ رَسُولَ الله صَلَّى الله عَلَيه وسَلَّم ، يَقُولُ : يَا أَيُّهَا النَّاسُ ، إِنَّمَا الْعِلْمُ بِالتَّعَلُّمِ ، وَالْفِقْهُ بِالتَّفَقُّهِ ، وَمَنْ يُرِدِ الله بِهِ خَيْرًا يُفَقِّهْهُ فِي الدِّينِ ، وَإِنَّمَا يَخْشَى الله مِنْ عِبَادِهِ الْعُلَمَاءُ
وَقَالَ أَبُو ذَرٍّ لَوْ وَضَعْتُمْ الصَّمْصَامَةَ عَلَى هَذِهِ وَأَشَارَ إِلَى قَفَاهُ ثُمَّ ظَنَنْتُ أَنِّي أُنْفِذُ كَلِمَةً سَمِعْتُهَا مِنْ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَبْلَ أَنْ تُجِيزُوا عَلَيَّ لَأَنْفَذْتُهَا Ebu Zerr (r.a.) ensesini göstererek şöyle demiştir: “(Beni öldürmek için) kılıcı şuraya dayasanız, ben de Resûlullah’tan işittiğim bir sözü siz işinizi bitirinceye kadar söyleyeceğimi bilsem onu söylerim”. Bu rivayet Dârimî’de zikredilmiştir.
أخبرنا عبد الوهاب بن سعيد ثنا شعيب هو بن إسحاق ثنا الأوزاعي حدثني أبو كثير حدثني أبي قال : أتيت أبا ذر وهو جالس عند الجمرة الوسطى وقد اجتمع الناس عليه يستفتونه فاتاه رجل فوقف عليه ثم قال ألم تنه عن الفتيا فرفع رأسه إليه فقال أرقيب أنت علي لو وضعتم الصمصامة على هذه وأشار إلى قفاه ثم ظننت أني أنفذ كلمة سمعتها من رسول الله صلى الله عليه و سلم قبل أن تجيزوا علي لأنفذتها

Ebu Hüreyre’den şu sözü aktarılmıştır: (Buhârî, İlim, 42)
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ عَنْ ابْنِ شِهَابٍ عَنْ الْأَعْرَجِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ :إِنَّ النَّاسَ يَقُولُونَ أَكْثَرَ أَبُو هُرَيْرَةَ وَلَوْلَا آيَتَانِ فِي كِتَابِ اللَّهِ مَا حَدَّثْتُ حَدِيثًا ثُمَّ يَتْلُو { إِنَّ الَّذِينَ يَكْتُمُونَ مَا أَنْزَلْنَا مِنْ الْبَيِّنَاتِ وَالْهُدَى إِلَى قَوْلِهِ الرَّحِيمُ } إِنَّ إِخْوَانَنَا مِنْ الْمُهَاجِرِينَ كَانَ يَشْغَلُهُمْ الصَّفْقُ بِالْأَسْوَاقِ وَإِنَّ إِخْوَانَنَا مِنْ الْأَنْصَارِ كَانَ يَشْغَلُهُمْ الْعَمَلُ فِي أَمْوَالِهِمْ وَإِنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ كَانَ يَلْزَمُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِشِبَعِ بَطْنِهِ وَيَحْضُرُ مَا لَا يَحْضُرُونَ وَيَحْفَظُ مَا لَا يَحْفَظُونَ
İbn Abbas (r.a.): “Rabbaniler olunuz” (Âli imrân 3/79) demek, halimler ve fakîhler olunuz demektir, dedi. Rabbani, insanlar üzerinde ilim ile siyâset icra eden ve büyük ilimden evvel küçük bilgilerle terbiye eyleyen kimseye denilir.

Bu babta sadece başlık zikredilmiş, altında hiçbir hadis zikredilmemiştir. Bu durumla alakalı olarak şarihler şu ihtimalleri zikretmişlerdir:

1. Bu konuda Buhârî’nin şartlarına uygun bir hadis bulunmamaktadır.

2. Muallak olarak zikredilen hadislerle yetinmiş başka bir hadis zikretme ihtiyacı duymamıştır.

3. Bunlardan başka bir sebep de olabilir (Allahu a’lem)
بَاب رَفْعِ الْعِلْمِ وَظُهُورِ الْجَهْلِ وَقَالَ رَبِيعَةُ لَا يَنْبَغِي لِأَحَدٍ عِنْدَهُ شَيْءٌ مِنْ الْعِلْمِ أَنْ يُضَيِّعَ نَفْسَهُ

İlmin Kaldırılması ve Cehaletin Yayılması Babı

Rabîa şöyle dedi: “Kendisinde herhangi bir ilim bulunan kimsenin kendisini zayi’ etmesi (yani ilmini gizlemesi) doğru değildir”.

Rabiatu’r-Re’y meşhur olduğu ismi bu. Çok re’y ile meşgul olduğundan böyle adlandırılmıştır. İsmi Rabia b. Ebi Abdurrahman Ferrûh el-Medenî’dir. tabiîndendir. İmam Mâlik’in hocalarındandır. Hicri 136’da Medine’de vefat etmiştir.
3 – حَدَّثَنَ

(1053)