Nebevî Ufuk’ta Cihad’ın Anlam ve Değeri | Bursa Uludağ Üniversitesi

Hadis Yılı Projesi kapsamında yapılan Nebevi Ufuk programlarının on birinci programı, Bursa Uludağ Üniversitesi’nde gerçekleştirildi.

Yoğun katılımın gözlendiği programda konuşan Hocamız, “Nebevî Ufuk’ta Cihad’ın Anlam ve Değeri” serlevhası altında, dini hayatımızın önemli bir kavramı olan Cihad’ı anlattı.

Zulmün bir anlamının da bir şeyi yerinden etmek olduğunu belirterek sözlerine başlayan Hocamız, kavramlarımızın sahip olduğu anlamları da yerlerinden ederek kavramlarımıza zulmettiğimize dikkat çekti.

Müslümanlar olarak kendi kavramlarımıza zulmettiğimiz bir çağda cihadı konuşmanın zor olduğunu söyleyen Muhammed Emin Yıldırım Hocamız, bugün cihad deyince üç farklı kesimle karşı karşıya kaldığımızı belirtti:

1- Cihad kavramının muhtevasını boşaltanlar
2- Cihadı yalnızca savaştan ibaret görenler
3- Savaşı yok sayarak cihadı tebliğ ve davet olarak görenler

Hz. Peygamber’in (sas) hem rahmet, hem de kılıç peygamberi olduğunu belirten Hocamız, Hz. Peygamber’in (sas) barışı önceleyen ama savaş kaçınılmaz olduğu zaman da hukukuna uygun bir şekilde savaşan bir peygamber olduğuna dikkat çekti.

Hocamız konferansında Nebevî Ufuk’ta Cihad denilince ne anlamamız gerektiğini bazı başlıklar altında bizlerin nazarlarına verdi.

Nebevî Ufuk’ta Cihad deyince ne anlamalıyız?

1- Nebevi Ufuk’ta cihad; Allah Resulü’nün (sas) 23 yıl boyunca hayatından çıkarmadığı bir hakikattir.

 Cihad İslam’la insan arasındaki engelleri kaldırmaktır.
 Cihad; savaşa giden yolları kapatmaktır. (İmam Mâturidi)

2- Nebevi Ufuk’ta cihad; Allah’ın (cc) onlardan, onların da Allah’tan razı olduğu sahabe neslinin, bir ömür boyunca hayatlarından çıkarmadığı en derin aşktır.

Eğer sahabenin cihad aşkı olmasaydı Anadolu ile birlikte dünyanın farklı coğrafyaları İslam’dan mahrum kalacaktı.

Cihad dediğimiz kavram kadın, erkek hepimizin üzerinde bir mükellefiyetse eğer kendimizi nasıl cihadın dışında tutabiliriz? Eğer cihadı belli bir alana sıkıştırırsak ömür boyu savaş meydanlarını bekler dururuz. Artık cihadı dar bir çerçevede ele almaktan vazgeçelim. İslam’a hizmeti de yalnızca ilahiyat sahasına sıkıştırmaktan kurtulalım. Cihad geniş bir kavramdır. Allah (cc) bir Müslümanı nerede istihdam etmişse, o alan Müslümanın cihad sahasıdır.

Eğer kadın, erkek hepimiz kendimizi cihada mükellef sayarsak bize lazım olacak bazı şeyler var:

a- Selim bir niyet

Allah’tan (cc) başka ne varsa yüreğimizde, söküp atmamız lazım.

b- Emanet ve ehliyet sahibi bir rehber
c- Kapsamlı bir fıkıh

İbadetlerimiz nasıl fıkıha dayanıyorsa, cihad da bir ibadettir ve dayanağı İslam fıkhıdır. O fıkıh bize cihadın ne zaman farz olduğunu söyler. O fıkıh bize cihadın üç çeşidinin olduğunu söyler: Düşmanla cihad, nefisle cihad, şeytanla cihad

d- Büyük bir sevda
e- Hazırlığı sağlayacak adımlar
f- Güçlü bir sebat

Muhammed Emin Yıldırım Hocamız konferansın sonunda sözün hakkını verebilmek ve cihadı hayatlarımıza yansıtabilmek adına bize bazı sorumlulukları emanet ederek sözlerini nihayete erdirdi.

1- Kur’an’ın ve hadislerin cihad hakkında bizlere dediklerini bir araya getirerek bütüncül bir okuma yapın.

Özellikle, sahabenin deyimiyle bir cihad suresi olan Tevbe suresini güvendiğiniz birkaç tefsir ışığında okumanızı öneriyorum.

2- Hayatın hangi alanında istihdam ediliyorsanız, Allah (cc) size nasıl bir kabiliyet vermişse, imkânlarınız ne ise hepsini Allah (cc) yolunda harcama adına bir seferberliğe girişin.

3- Cihad dış dünyadan değil, iç dünyadan başlar. Her türlü cihadın öncesinde yapmamız gereken; nefsimizle olan cihadımızdır. Dolayısıyla öncelikle nefsimizle olan cihadımızı tesis edelim, savaşımızı ilk o meydanda verelim.

4- Hepimiz, ilmimiz, imkânımız ne kadarsa o nispette İslam’ı yaşamak ve yaşatmakla mükellefiz. Önce temsil, sonra tebliğ ile yükümlüyüz. Yaşadığımız oranda yaşatacağız, temsil ettiğimiz oranda tebliğ edeceğiz, riayet ettiğimiz oranda riayet edeceklere ulaşacağız inşallah…

5- Kılıçtan daha fazla kalemin konuşulduğu bir çağda yaşıyoruz. Cihadın en önemli alanı da ilim alanıdır. Bizim bu alanda ümmetin yüzünü ak edecek şeyler üretmeye ihtiyacımız var. İslam medeniyeti ilim medeniyetidir. O medeniyete yaslanarak üretmeye devam edin.

(122)