Hadis Edebiyatında Sünen / Tirmizi: İçecekler Bölümü

Hadis Edebiyatında Sünen

Tarihî bir gerçektir ki, ilk devirlerden beri hadisçiler ahkâm ve itikad ile ilgili hadislere ayrıca bir önem atfetmişlerdir. Yani hiçbir zaman bu iki konuya ait hadisleri meselâ târihî hadisler (meğâzî hadisleri) ile bir tut¬mamışlardır.

Bu genel tavrın bir neticesi olarak hicrî III. asrın ikinci yarısından itibaren hadisçiler, sadece ahkâm hadislerini toplamaya yönelmişlerdir. İşte bu yöne¬liş hadis edebiyatı tarihi içinde sünen’leri meydana çıkarmıştır.

Hadis edebiyatı çeşidi olarak sünen, taharetten vasiyyete kadar bütün fıkhı konulara dair hadisleri ihtiva eden eserlerdir. Bunları şöyle tarif etmek de mümkündür: Fıkıh bablarına göre tasnif edilmiş ahkâm hadislerini içeren kitaplardır.

Sünen’ler fıkhı görüşle telif ve tasnif edildikleri için, genellikle Hz. Pey¬gamberin söz, fiil ve takrirlerini bize nakleden merfu’ hadisleri ihtiva ederler. Mevkuf ve maktu’ haberlere pek yer vermezler.

Bu mahiyette olmak kaydıyla sünen denilince ilk akla gelenler şunlardır:
Sünen-ü Ebi Davud
Sünen-ü İbn Mâce
Sünen-ü Nesâî
Sünen-ü Dârimî
Sünen-ü Dârekutnî
Sünen-ü Beyhakî
Sünen-ü Saîd İbn Mansûr

EBÛ DAVUD ve SÜNENİ

Ebu Davud

“İmam”, “şeyhu’s-sünne”, “mukaddemu’l-huffâz” ve “Muhaddisu’l-Basra” gibi unvanlara sahip olan Ebû Davud, h. 202’de Sicistan’da doğmuştur. Tam adı; Ebu Davud Süleyman b. el-Eş’âs b. İshak b. Beşîr b. Şeddâd b. Amr b. İmrân el-Ezdî es-Sicistânî’dir.
Ebu Davud’un Türk ve arab olduğuna dair iki ayrı görüş ileri sürülmekte¬dir. Sicistan, Afganistan’ın güney kesimine düşen Afganistan – İran sınır bölge¬si olarak Türk yerleşim bölgelerindendir. Ancak Ezd Kabilesi de Yemen’de meşhur büyük bir arab kabilesidir. Ebu Davud’un milliyeti hakkındaki iki ayrı değer¬lendirme muhtemelen bu iki esasa dayanmaktadır.

Yetişmesi

Ebu Davud, ilk bilgileri kendi yöresinin âlimlerinden aldıktan sonra, o günün ilim geleneğine uyarak ilim tahsili için Irak, Ceziretu’l-arab, Şam, Mısır gibi ilim merkezlerine gitmiş ora¬lardaki alimlerden hadis tahsil etmiştir. Onun uzun süre kaldığı şehirler arasın¬da Horasan, Rey, Herat, Küfe, Bağdad ve Tarsus başta gelmektedir. Ömrünün sonlarına doğru göçtüğü Basra’yı da bu arada saymak gerekir.

Hocaları

Ebu Davud’un hoca¬larının sayısı 300’ü bulmaktadır. Bu rakamı İbn Hacer, Sünen ve öteki eserlerinden tesbit etmiştir.

Bunlar arasından bilhassa Ahmed b. Hanbel, Kuteybe b. Saki, Müsedded b. Müserhed, Saîd b. Mansur, Hennâd es-Seriyy, Ebû Ma’mer el-Mak’ad, Ali b. el-Medînî, Müslim bin İbrâhim, Süleymân bin Harb, Yahya b. Maîn, Hayve b. Şureyh, Halef b. Hişâm ve Amr b. Avn zikre değer.

İlmi Şahsiyeti

Hocası Ahmed b. Hanbel’in, kendisinden hadis yazmış olması; Sehl b. Abdullah es-Tüsterî’nin; “Resulullah’ın hadislerini ri¬vayet eden dilini çıkar da bir öpeyim” diye takdir duygularını sergilemesi, devrinde yaşayan ulemanın Ebû Davud’a gösterdiği yaygın itibarın iki ayrı göstergesidir. Onun hakkında ulemanın söylediği övgülere kaynaklar uzun uzun yer vermek-tedirler.

“ Davud’a (a.s.) nasıl demir yumuşatılmışsa, Ebû Davud’a da Hadis il¬mi öylesine kolaylaştırılmıştır.”
Bir ilim adamının eserine talebelerini de katmak elbette gerekecektir. Ebû Davud’un talebeleri arasında, Sünen’in râvisi olanlara ilâveten, yine kütüb-i sitte müelliflerinden Tirmizî, Nesâî ve daha birçok meş¬hur muhaddis bulunmaktadır.

İlmi şahsiyette, ilmî murakabe ve denetime rıza göstermek de önemli bir unsurdur. Bu açıdan müellifimiz aynı olgunluk içindedir. Sünen’ini tasnif edince hocası Ahmed b. Hanbel’e arzetmiş ve onun denetimini sağlamış ve tasvi¬bini almıştır. Günümüzde ilmî ve akademik çalışmalar nasıl İhtisas Jürileri ta¬rafından tetkik edilir ve değerlendirilirse, geçmişte de ulemâ eserlerini, zamanın meşhur âlimlerine arzeder ve onların görüşlerini kendilerinden alırlardı. Bu, ilmi meslek edinmenin tabiî gereği ve sonucudur.

Şu Dört Hadis Müslümana Yeter

Ebu Davud, beşyüz bin hadis arasından seçtiği 4800 hadis ile meydana getirdiği Sünen’i takdim ederken, “müslümanın dini hayatı için 4 ha¬disin yeter” olduğunu söylemiştir. Bu dört hadisi şöyle sıralamıştır:

1. Ameller niyetlere göredir.
2. Malayâniyi terketmesi kişinin olgun mü’min olduğunu gösterir.
3. Kendisi için istediğini mü’min kardeşi için de istemedikçe kişi kamil mü’¬min olamaz.
4. Helal bellidir, haram bellidir. Aralarında şüpheli bazı işler vardır…”

Daha sonra “medar-ı İslam” (İslam ahkâmının üzerinde dönüp durdu¬ğu esaslar) olarak benimsenecek olan bu değerlendirme, Ebu Davud’un ilmî Şahsiyeti’nin daha sonraki dönemlere de damgasını vurduğunun delilidir.

Vefatı

Ebû Davud 16 Şevval 275 Cum’a günü Basra’da 73 yaşındayken vefat etmiş, cenaze namazını Abbas b. Abdilvâhid el-Hâşimî kıldırmış ve Süfyân es-Sevrî’nin kabri yanına defnedilmiştir.

Sünen

Ebû Davud’un eserinin sünen adını taşıdığında şüphe yoktur. Zira bizzat müellif Mekkelilere yazdığı mektubunda kitabını “Sünen” diye an¬maktadır. Ulema da onun eserini hep sünen olarak isimlendirmiştir.

Bu güzel kitap, müellif tarafından kaleme alınmış bir mukaddimeden yok¬sundur. Müellifin kırk yıla yakın bir süre okuttuğu kitabına bir mukaddime yaz¬mamış olması aslında insana garip gelmektedir. Ancak Buharî gibi diğer bazı müelliflerde de aynı durum görülmektedir. Ne var ki Sünen’den ayrı da olsa onu bize tanıtan müellifin kaleminden çıkma bir mektup elimizde bulunmakta¬dır: Risale ilâ ehl-i Mekke.

Muhtevası

Mısır, Mezopotamya, Mağrib ve İslam dünyasının birçok bölgelerinde başlangıçtan beri muhtelif mezhep âlimlerince standart bir hadis kitabı olarak hüsnü kabul görmüş ve çokça okunmuş olan Ebu Davud’un Sünen’i, Concordance’a göre 40 kitap (bölüm) ve 1889 babtan meydana gelmektedir. Müelli¬fin kendi ifâdesine göre toplam 4800 hadis ihtiva etmektedir.

Özellikleri

Genellikle bab başlıkları altında oldukça az hadise yer verir. Bu onun en büyük özelliğidir. Durumu kendisi, Mekkelilere yazdığı mektubunda; “bir babta birçok sa¬hih hadis bulunduğu halde, kitabın hacmi büyür düşüncesiyle, bir-iki hadis al¬makla yetindim. Böylece kitabın daha faydalı olmasını istedim” diye açıklamak¬tadır. Nadiren de olsa, bu genel durumun dışına taşıldığı bir kaç sayfalık ha¬dislerin yer aldığı bâb’lar görülebilmektedir. Meselâ “Babu sıfatı haccı’n-Nebiy” yedi sayfa tutmaktadır.

Genelde bab başlıkları (terceme) kısadır ve fakat herhangi bir görüş ortaya koyacak şekilde değildir. Bazen da “bâb” kelimesi “terceme”sizdir.(Mesela: Kitabu’l-lukata)

Pek sık olmamakla beraber, hadisleri, ilgileri dolayısıyla birkaç bâbta zik¬rettiği olur. Fakat bu halde asla hadisleri bölmez. Sadece hadis uzun ise, o takdirde ilgili kısmını vermekle yetinir.

Gerekli gördüğü yerde şahıs tanıtımı yapar (Kitabu’t-tahare, 4). Bazen bir râvî hakkında ileri sürülen iki ayrı isimle ilgili tercihli-tercihsiz açıklamada bulunur. Ya başkalarından naklen veya bizzat kendi görüşü olarak cerh ve ta’dilde bulunur (Kitabu’t-tahare, 6). Tasnif devri müel-liflerinde şu veya bu ölçüde görülen bu kısa kayıtlar, sonraları müstakil bir usûle varmak üzere ortaya çıkmış olan hadîs tenkidinin ilk misalleri sayılabilir.

Zayıf hadisleri belirtirken gerekçe zikreder. Me¬kânlar hakkında bilgi verir. Hadisin sebeb-i vürûdunu bildirir, kelime açıklar. Taz’îf ve tashih dışında bazı değerlendirmeler de yapar. Meselâ hadisi belli bir yöre âlimleri rivayet etmişse, bunu belirtir (Kitabu’t-tahare, 60).
Hadis ıstılahlarını yer yer kullanır.

Sünen’de hiç sülâsî rivayet yoktur.
On altı adet kudsî hadis bulun¬maktadır.
Ebû Davud’un Sünen’i, hadis kitaplarının ikinci tabakasına dahildir.

Rivayet Nüshaları

Ebû Davud’un Sünen’i, talebesinden yedi kişi tarafından rivayet edilmiştir. Bunlar şöylece sıralanabilir:

1. Ebû Ali Muhammed b. Ahmed b. Artır el-Lu’luî (333/944)
2. Ebû Bekr Muhammed b. Bekr b. Abdirrezzak b. Dâse et-Temmâr (346/957)
3. Ebû Said Ahmed b. Muhammed b. Ziyad el-Arâbî (340/951)
4. Ebu’l-Hasen Ali b. el-Hasen b. el-Abd el-Ensârî (328/940)
5. Ebû Usâme Muhammed b. Abdilmelik er-Ruâsî
6. Ebû Salim Muhammed b. Said el-Culûdî
7. Ebû Amr Ahmed bv Ali el-Hasen el-Basrî

En sahih ve yaygın rivayet, el-Lu’luî’ninkidir. Zira Sünen’i bir çok kereler müelliften dinlemiştir. En son dinlemesi ise, Ebû Davud’un vefat yılı olan 275’de gerçekleşmiştir.

Baskıları

Ebû Davud’un Sünen’i, Kahire, Delhi, Luknov, Haydarâbâd gibi merkezlerde defaatle basılmış¬tır. Muhammed Muhyiddin Abdülhamid’in tahkiki ile Mısır’da 1354/1935’de yapılan baskısı 4 cilt halinde ve hadisleri rakamlanmış vaziyettedir. Bu baskı 1950’de tekrarlanmıştır.
Ayrıca Halep’te Meâlimüs-sünen’le birlikte 5 cild halinde bir başka baskı¬sı daha gerçekleştirilmiştir. Muteberdir.

Şerhleri

Ebû Davud’un Sünen’ine birçok şerh yazılmıştır. Bunlardan başlıcaları şunlardır:

1. Meâlimu’s-Sünen

Ebû Süleyman el-Hattâbî (388/998) fakih-muhaddis ve edip olarak, gerçek¬ten kendisinden sonrakilerin daima fikirlerine müracaat etmek ihtiyacını hisset¬tikleri bir Türk âlimidir. Hattâbî, elde mevcut bilgilere göre ilk şârih olarak Hadis Edebiyatındaki müstesna yerini Ebû Davud’un Sünen’ine yazdığı “Meâlimu’s-sünen” adlı şerhiyle almış bulunmaktadır.
Meâlimu’s-sünen, gerek müstakil olarak (Haleb 1351/1932) gerek Sünen’i Ebû Davud’un sayfa altlarına konulmak suretiyle basılmıştır.

Kendisinden sonra şerh yazan hemen herkes, Hattâbî’nin görüş beyân ettiği hadisleri açıklarken, Hattâbî’ye atıf yapma ihtiyacını hisseder.

2. Avnu’l-Ma’bud şerhu Süneni Ebi Davud

Ebu’t-Tayyib, Şemsu’l-hak el-Azimâbâdî başkanlığında bir ekip tarafından yazılarak onun ismiyle yayınlanmıştır. Bu Ebu Davud’un en yaygın şerhidir. Kelime açıklamalarına bilhassa yer vermektedir.
Avnu’l ma’bud, Abdurrahman Muhammed Osman’ın zabt ve tahkiki ve İbn Kayyım el-Cevziyye’nin şerhi ile birlikte 14 cild halinde basılmış bulun¬maktadır.

3. Bezlu’l-Mechûd halli Ebi Davud

Halil Ahmed b. Mecîd es-Sehârenfûrî (1346/1927)’nin ömrünün son on yılında, öğrencisi Muhammed Zekeriyyâ’nın yardımıyla telif ettiği bu şerhte Sünen’in metni harekesiz olarak sayfa başlarına konulmuş¬tur. Bu şerh özellikle Hanefi mezhebi esas alınarak hazırlanmıştır.
10 mücelled ve 20 cild halinde Muhammed Zekeriyya’nın ta’liki ile birkaç kez basılmış olan Bezlu’l-mechûd, Ebû Davud’un şerhleri arasında mahiyeti do¬layısıyla özel bir yere sahip bulunmaktadır.

4. el-Menhelu’l-azbi’l-mevrûd şerhu Süneni Ebi Dâvud

Mahmud Muhammed Hattâb es-Sübkî (1352/1933) tarafından dört mezhebin görüşlerine mümkün olduğunca yer vermek su¬retiyle kaleme alınmış olan el-Menhel ne yazık ki bitirilememiştir.
el-Menhel, kitabu’l-menasik’e kadar şerhedilmiştir. Bu haliyle 10 cild, beş mücelled halinde basılmıştır (1951). Şari¬hin vefatını müteâkib oğlu Emin Mahmud Hattâb “Fethu’l-meliki’l-ma’bud tekmiletü’l-Menheli’l-azbi’l-mevrûd” adıyla dört cild tekmile yazmıştır. Bu haliyle şerh, Sünen’in hemen hemen yarısını oluşturmaktadır. Ayrıca bir de miftah hazırlanmıştır.
Sünenü Ebî Davud, dilimize İbrahim Koçaşlı tarafından tercümesi yapılmış ve basılmıştır.

Diğer Eserleri

Ebû Davud’un bugün ismen bilinen eserleri vardır. Bunlardan 4 tanesi basılmıştır. Diğerleri de ismen tanınmaktadır.

Risaletuhu fi vasfı kitâbi’s-Sünen

el-Merasîl: Mürsel hadislerle ilgili olan bu eser Kahire’de 1310’da basılmıştır.
Mesâilu’l-İmam Ahmed: Fıkıh konularına göre tertib edilmiş olan eser, Ahmed b. Hanbel’e tevcih edilen sualler ve cevaplan ihtiva etmektedir.

Bunların dışında Ebû Davud’a ait eserler şöylece sıralanabilir:
el-Mesâil, en-Nasih ve’l-mensûh, Kitâbu’z-zühd, Tesmiyetu ıhveti’l-lezîne reva anhum el-hadis, Kitâbu’l-kader, Es’iletün li Ahmed b. Hanbel ani’r-ruvât ve’s-sikât ve’d-duafâ, Kitâbu’l-ba’s ve’n-nüşûr, Delâilu’n-nübüvve, et-Teferrüd fi’s-Sünen, Fedâilu’l-Ensâr, Müsnedu Mâlik, ed-Dua, İbtidau’l-vahy ve Ahbâru’l-Havâric.

İMÂM NESÂÎ ve SÜNENİ (215-303)

Adı, Ahmed b. Şuayb b. Ali b. Bahr b. Sinan b. Dinardır. Künyesi, Ebu Abdurrahman’dır. Nesâ’lıdır. Hadisde, hafızlık derecesine ulaşmıştır.

H. 214 veya 215 senesinde, Horasan’da Nesâ diye bilinen bir kasabada doğmuştur. Nesa, Serahse iki günlük; Merv’e beş günlük; Elyurda bir günlük, Nisabur’a altı veya yedi günlük mesafededir. Bu kasabadan çok değerli âlimler yetişmiştir.

Hocaları

İshak b. Râhûye, İshak b. Habib b. Şehîd, Süleyman b. Eş’as, İsale b. Şahin, el-Haris b. Miskîn, İshak b. Mansur el-Kevsec, Mahmud b. Ğaylan, Kuteybe b. Saîd, İshak b. Musa el-Ensarî, İbrahim b. Saîd el-Cevheri, İbrahim b. Yakub el-Cüzcanî, Muhammed b. Beşer, Ali b. Hacer, Ebu Davud es-Sicistanî, Ali b. Haşrem, Mücahid b. Musa, Ahmed b. Bekkâr b. Ebu Meymune, el-Hasan b. Muhammed b. Ez-Zaferânî ve Ahmed b. Abde’den hadis öğrenmiştir.

Talebeleri

İmam Ebu’l-Kasım et-Taberanî, Ebu Ali el-Hüseyin b. Ali el-Hafız en-Neyamuzî et-Taberanî, Ahmed b. Umeyr b. Cevsa, Muhammed b. Cafer b. Kılas, Ebu’l-Kasım b. Ebu’l-Ukb, Ebu’l-Meymun b. Raşid, Ebu’l-Hasen b. Hazlem, Ebu Saîd el-Arabî, İmam Ebu Cafer et-Tahavî, Muhammed b. Harun b. Şuayb, İbrahim b. Muhammed b. Salih b. Sinan, EbuBekr Ahmed b. İshak es-Sünnî el-Hafız kendisinden hadis öğrenip, hadis rivayet edenler arasındadır.

İlim Derecesi

Hâkim, “Birçok defa Darekutnî’nin; İmam en-Nesâî, devrinde hadis ilmi, ravilerin cerh ve tadilinde şöhret yapmış kimselerden önde gelir, dediğini işittim” der.
Mısır tarihini yazan Ebu Saîd Abdurrahman b. Ahmed b. Yunus da şunları söyler. “en-Nesâî, hadisde, sika, hafızası sağlam, hafız ve imamdır. Mısır’a gelmiş, uzun müddet burada kalmış, gizli hazineleri ortaya çıkmış, bilinmeyen tarafları öğrenilmiştir. Âlimler kendisinden faydalanmış ve değerini kabul etmişlerdir. Mısır ulemasınca büyük itibar görmüştür.”

Vefatı

en-Nesâî 303 senesinin Şaban ayında seksen sekiz veya seksen dokuz yaşında iken Allah’ın rahmetine kavuşmuştur. Nerede vefat ettiği ihtilaflıdır. Bazıları, Filistin’in Remle şehrinde vefat ettiğini söyler. Bazıları da Mekke’de vefat ettiğini, Safa ile Merve arasında defnedildiğini söyler. Tercihe şayan görüş de budur.

Sünen (el-Müctebâ)

– Nesâî, Nesei ve Nesevi diye de anılan Ebu Abdirahman, zamanının en meşhur hadis otoritelerinden biriydi. Daha ziyade fıkhı hadisleri derlediği es-Sünenü’l-Kebir’i sahih ve illetli hadisleri de ihtiva etmekteydi. Sonra istek üzerine en-Nesâî bu kitabını sadece sahih hadisleri almak üzere ihtisar etti ve bu yeni eserine el-Müctena veya meşhur olduğu şekliyle el-Mücteba adını verdi.

– el-Mücteba, sünenler içinde en az zayıf hadis ve cerhedilmiş ravisi bulunan bir kitap olarak bilinir. Bunun için de Sahihayn’dan sonra üçüncü sırada sayılması gerektiğini savunanlar olmuştur. Hatta en-Nesâî’nin, rical tenkidinde Müslim’den daha sıkı davrandığı bildirilmektedir.

– Nesâî, hadisler arasındaki çok küçük rivayet farklarını bile, hadisi baştan aşağı tekrar etmek suretiyle göstermiştir. Gariptir ki, onun bu hassasiyeti, Musevi asıllı müsteşrik Goldziher tarafından “küçük işlerle uğraşma” olarak tenkid edilmiştir.

– Nesâî, Tirmizi’de olduğu gibi, her hadis için ayrı bir değerlendirme yapmaz. Onun değerlendirmesi, kitabına almış olmasıdır. Ancak yine de yer yer senedlerin durumlarını açıkladığı, birkaç hocasından birden aldığı hadisin lafzının hocalarından hangisine ait olduğunu bildirdiği görülmektedir.

– Sünen, 51 kitap ve 2400’e yakın bab içinde, yer yer “nev” kelimeleriyle açılmış alt başlıklardan oluşmaktadır. Bu tür başlıkları daha çok ihtilaf edilen konularda kullanmaktadır.

– Süneni bize İbnu’s-Sünnî diye meşhur olan Ebu Bekr Ahmed b. Muhammed b. İshak rivayet etmiştir. “Sünen-i en-Nesâî” denilince el-Mücteba anlaşılır.

– el-Mücteba hadis kitaplarının ikinci tabakasına dahildir.

Sünen’in Şerhleri

Sünen, üç kişilik bir heyet tarafından Türkçeye de tercüme edilmiştir. Ayrıca son dönemde Abdullah Parlıyan tarafından tercümesi yapılmış, üç cilt halinde basılmıştır.

Nesâî’nin Diğer Eserleri

1- el-Künâ: Ravileri künyelerine göre ve harf sırasıyla yazan bir eserdir.
2- ed-Duafâ vel-Metrûkîn: Zayıf ve terkedilmesi gereken ravileri yazan bir eserdir.
3- et-Temyiz: Suyûtî’nin ifadesine göre ravîleri birbirinden ayıran özellikleri zikreder.
4- el-Mu’cem: Nesâî’nin hocalarını yazar.
5- Kitabu’t-Tabakât
6- el-Cerh ve’t-Ta’dil.
7- Tefsiru’l-Kur’an’ıl-Kerim.

İBN MÂCE ve SÜNENİ

Kütüb-i Sitte’den kabul edilen “es-Sünen” isimli eserin müellifi. Hicri üçüncü yüzyılın önde gelen hadis hafızlarındandır. İsmi; Ebû Abdullah Muhammed b. Yezid b. Mâce el-Kazvinî’dir.
İbn Mâce Kazvîn şehrinde 209 yılında dünyaya gelmiştir. 273 yılında Ramazan’ın bitimine sekiz gün kala Pazartesi günü 64 yaşındayken vefat etmiştir.

İbn Mâce on beş yaşlarındayken hadis öğrenmeye başlamış, dönemin ilmî geleneğine uygun olarak çeşitli beldelere ilim seyahatleri yapmıştır. Irak, Basra, Kûfe, Bağdad, Mekke, Şam, Mısır ve Rey beldelerini hadis ilmini öğrenmek ve hadis yazmak için dolaşmıştır. Bu şehirlerdeki meşhur hadisçilerle ve büyük âlimlerle görüşmüş, onlardan ilim tahsil etmiştir.

İbn Mâce’nin tefsir ve tarih ilimlerinde de geniş bilgisi vardır. Kur’ân tefsiri ile ilgili bir eseri ve bir de Kazvin tarihi ile ilgili bir kitabı vardır. Ancak bu kitaplar günümüze ulaşmamıştır.

İlmi Kariyeri

Meşhûr hadîs âlimi Ebû Ya’lâ el-Halîl der ki: “İbn-i Mâce sika (güvenilir), ilmi âlimlerin ittifak ettiği, delîl ve sened kabul edilen, büyük bir âlimdir.”
İbn Hallikân onun hakkında “hadis ilminde imâm ve hadis ilimleri ile ilgili bütün disiplinlerde otorite sahibiydi” demiştir.

Hocaları

Hocaları arasında şunlar sayılabilir: Muhammed b. Abdillah b. Numeyr, Abdullah b. el-Muaviye, Hişam b. Ammâr, Dâvud b. Ruseyd, Ebûbekir b. Ebi Şeybe, İbrahim b. el-Münzir el-Hazâmî, Leys b. S’ad.

Talebeleri

Talebeleri arasında şu hadisçileri sayabiliriz: Muhammed b. İsa el-Ebherî, Ebû’l-Hasan el-Kattân, Süleyman b. Yezîd el-Kazvînî, Ahmed bin Ravh el-Bağdâdî, Ahmed b. İbrahim el-Kazvînî, İshâk b. Muhammed el-Kazvînî. Bu talebeler İbn Mâce’nin yüzlerce talebesinden birkaçıdır.

Süneni

İbn Mâce’nin Sünen’i diğer sünenler arasında tertibinin güzelliği ve diğer beş kitaba zevâidinin çokluğu ile temâyuz etmiştir. İbn Mâce’nin en önemli eseridir.

Bu eserde hadisler fıkıh bablarına göre tertip edilmiştir. Eserin mukaddime bölümünde ise sünnete ittibanın önemi, bidat’tan sakınmanın gereği ve bu meselelere tealluk eden konularla ilgili hadisler bir araya getirilmiştir. Bundan dolayı da “Sünen” grubundan kabul edilmiştir.

İlk defa İbn Tâhir el-Makdisî tarafından usûlü hamse denilen ve Buharî, Müslim, Ebu Davud, Tirmizî ve Neseî’den oluşan ana hadis kaynaklarına katılmıştır. Buna göre yedinci asırdan itibaren, Muvatta yerine kütüb-i sittenin altıncı eseri kabul edilmiştir.
Sünen, mukaddime hariç 37 kitab, 1515 bab ve 4341 hadisten oluşmaktadır. Bu hadislerden;
3002’si öteki beş kitabın müellifleri tarafından veya bir kısmı tarafından rivayet edilmiştir. Geriye kalan 1339 hadis ise İbn Mâce’de bulanan zevaiddir. Bunların;

428’inin ricali güvenilir, isnadları sahihtir.
199’unun isnadı hasen’dir.
613’ünün isnadı zayıftır.
99’unun ise isnadı yok hükmünde (vâhi), veya münker ya da yalanlanmıştır.

Sünen tertip yönünden güzel bir eserdir. Fıkhın diğer hadis kitaplarında bulunmayan birçok babındaki hadislere yer vermiştir. Bab başlıkları, konunun inceliklerini ifade edecek kadar kısa, ancak düzgün bir şekilde konulmuştur. Sistematik olduğundan kitabtan istifade etmek kolaydır.
Sünenin zevaidini toplayan ve bu rivayetleri değerlendiren Hafız Ahmed b. Ebubekir el-Bûsırî (840) telif ettiği bu eserine Kitabu zevâidi İbn Mâce adını vermiştir. Bugün elde mevcut bazı sünen baskılarının hadis aralarında zevaid hadislerden sonra “kale’l-Bûsırî” diye başlayan ibarelerde el-Bûsırî’nin bu değerlendirmeleri eklenmiştir.

Zehebî, İbn Mâce’nin eseri hakkında “güzel bir kitaptır. Vâhi hadisleri onun güzelliğini gidermese daha iyi olurdu. Ancak bunlar da fazla değildir” değerlendirmesinde bulunmuştur.
Sünen’de 5 adet sülâsiyyat bulunmaktadır. Bunların hepsi Cebâre b. Mağles > Kesir b. Süleym > Enes b. Malik isnadıyla gelmiştir. Bunlardan üçü; Kitabu’l-Et’ime, diğerleri Kitabü’z-Zühd ve Kitabü’t-Tıb’da geçmektedir.

Şerhleri

1. ed-Dîbâce alâ Şerhi Süneni İbn Mâce: Muhammed b. Musa b. İsa ed-Demîrî,

2. İncâhu’l-hâce Şerhu Süneni İbn Mace : Abdulğani ed-Dihlevi

3. Misbâhu’z-Zucâce ala Süneni İbn Mâce: Celâluddin es-Suyûtî.

Ravileri

Sünen’in meşhur ravisi önde gelen talebelerinden Ebu’l-Hasan el-Kattân’dır. Bundan başka, Ebu’t-Tayyib Ahmed b. Ravh, Muhammed b. İsa el-Ebherî, Süleyman b. Yezid el-Kazvinî gibi isimler zikredilmiştir.

Baskıları

Sünen Delhi’de 1233, 1273, 1889, 1905’te; Lahor’da 1311’de, Kahire’de 1313’de basılmıştır. Bu son baskıda Sindî’nin haşiyesi de bulunmaktadır.
Sünen’in modern bir baskısı M. Fuad Abdulbaki tarafından Mısır’da iki cilt halinde 1952’de gerçekleştirilmiştir. Bu baskı Concordance’a uygun şekilde kitap ve bab numaralarını ihtiva etmektedir. İkinci cildin sonunda ilk kelimelerine göre hadislerin alfabetik fihristi bulunmaktadır.
Sünen, M. Fuad Abdulbaki baskısı esas alınarak Haydar Hatiboğlu tarafından Türkçe’ye tercüme ve şerhedilmiştir.

Dârimî ve Süneni

İmam Dârimî’in ismi ve nesebi, Abdullah bin Abdurrahman bin el-Fazl bin Behrâm bin Abdussamed olup Temîm kabilesinin Dârim koluna mensuptur. Dârimî’nin künyesi ise Ebu Muhammed’dir.
İmam Dârimî, Abdullah İbnu’l-Mübarek’in vefat ettiği yıl 181 tarihinde Semerkand’da doğdu. İbadet ve zühdle dolu bir çevrede yetişti. Hadis öğrenimi için, kendi beldesindeki tahsilini tamamladıktan sonra, dönemin âdeti üzerine İslâm âleminin belli başlı ilim merkezlerini dolaştı. Bu arada Hicaz, Mısır, Şam, Irak ve Horasan’a ilim yolculukları yaptı.

Hocaları

Sadece Sünenine rivayetlerini aldığı hocalarının sayısı 250 civarındadır.
Abd bin Humeyd, Abdurrezzâk, Ahmed bin Hanbel, Haccâc bin Minhâl, Ebu Bekr bin Ebi Şeybe, Ebu’l-Velîd et-Tayâlisi, Ebu Ubeyd el-Kasım bin Sellâm, Hâlid bin Mahled, Halife bin Hayyât, Hammâd bin Zeyd, El-Humeydî, Muhammed bin Yûsuf el-Firyâbî, Musedded, en-Nadr bin Şumeyl, Saîd bin Mansûr, Vehb bin Cerir ve Yezîd bin Hârûn.

Talebeleri

İmam Dârimî bir ara Bağdad’a gidip orada hadis dersleri verdi. İbn Ebi Hatim de ondan Rey’de hadis yazdığını kaydeder. Buharî, Müslim, Ebu Davud, Tirmizî, Nesaî, Ebu Zur’a, Ebu Hatim, Bakî b. Mahled, Abdullah b. Ahmed b. Hanbel gibi meşhur âlimler de onun öğrencileri oldular. Buharî Sahih’inin dışındaki eserlerinde, Müslim Sahih’inde, Ebu Davud ve Tirmizi, Sünen’lerinde, Nesaî Sünen’inin dışındaki eserlerinde ondan hadis rivayet etmişlerdir. Müslim ondan yetmiş üç hadis rivâyet etmiştir.

Şahsiyeti

Dârimî sade ve zahidâne bir ömür geçirdi. Kendisine sunulan dünyalıklara iltifat etmedi. Hatta Semerkand kadılığı görevini bile önce kabul etmedi, sultanın ısrarı üzerine kabul edince de tek bir davaya baktı ve ardından istifa etti.
Dârimî 74 yaşındayken 8 Zilhicce 255 tarihinde Merv’de ikindiden sonra vefat etti ve Arefe günü defnedildi. Dârimî çok zeki, zahid, muttaki, özü sözü doğru, güvenilir ve fazilet sahibi bir kimse; hadis, tefsir ve fıkıh sahalarında büyük bir âlim idi. Bilhassa hadis ilmindeki geniş bilgisi ve titizliği ile meşhurdur. Zamanında Mısır, Şam gibi birçok bölgede, muasırı olan Buharî henüz tanınmıyorken o tanınıyordu.

İmam Dârimî, hadis ilminin bir kolu olan cerh ve ta’dîl ilminde de görüşüne itibar edilen bir âlim idi. Hocası Ahmed bin Hanbel onun görüşüne dayanarak Yahya el-Hımmânî’den rivayeti terk etmişti. Tirmizî de, Sünen’inde kaydettiği cerh ve ta’dil ile ilgili bilgilerin bir kısmını ondan aldığını belirtir. Bunlardan birinde bir ravi hakkında Buharî ile Dârimî’nin görüşlerinden Dârimî’ninkini kabul ettiği görülür.

Dârimî böylece bir taraftan bilgilerini çevresine aktarmış, diğer taraftan eserler kaleme almış ve bu çalışmalarıyla hadis ilminin Semerkand’da neşrinde ve oradaki hadisle alâkalı yanlış bilgilerin tashihinde büyük hizmeti geçmiştir. Zamanının mühim siyasi ve itikadî meselelerinden biri olan “Kur’an’ın mahlûk olup olmadığı” meselesinde o da imtihana çekilmiş, ancak cevap vermekten kaçınmıştı.

Dârimî’nin en meşhur ve günümüze ulaşan tek eseri Sünenidir.

Hakkında Söylenenler

Ahmed b. Hanbel birisine, Dârimî’ye (Abdullah bin Abdurrahmân’a) iyi yapışınız. Ondan ayrılmayınız dedi. Bunu bir kaç defa tekrar etti.

Muhammed b. Abdullah b. Numeyr: “O, ezberde ve vera’da (şüphelilerden sakınmada) bizden üstündür. Bu hususta o bizi geçti.” dedi.

Muhammed b. İbrâhîm b. Mansûr eş-Şirâzî: “Dârimî, aklı ve dindarlığı çok olan bir zâttır. Hilm (sabır), zühd (şüphelilere düşme korkusuyla, mubahların çoğunu da terk etme) ve ibâdeti darb-ı mesel hâline gelmiştir.” demiştir.

İbn-i Hibbân: “Semerkand’da Resûlullahın (s.a.) sünnet-i seniyyesinin yerleşip yayılmasında çok büyük yardımı olmuştur. Orada insanları sünnet davet etti. Sünnete uymayanlara mâni oldu.” demektedir.

Hatîb: “O, hadîs hususunda güvenilir bir âlimdir. Zamanın sultânı, Semerkand’a kadı olmasını ona teklif etti. O bunu kabul etmedi. Çok ısrar edince, bir davâya bakıp, istifasını verdi.” dedi.
İshâk b. Ahmed b. Halef el-Buhârî: “Biz Muhammed b. İsmail’in (Buhârî) yanındaydık. Bu sırada kendisine Abdullah b. Abdurrahmân’ın (Dârimî) vefâtını bildiren bir mektub geldi. Bunun üzerine başını eğdi. Sonra kaldırıp, “İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciûn” dedi. Gözlerinden yaşlar yanaklarına doğru akmaya başladı.” diye anlatmıştır.

Dârimî hadîs ilminde olduğu gibi tefsir ve fıkıh ilimlerinde de derin bir bilgiye sahipti.
Süneni

Dârimî’ nin bize kadar ulaşabilmiş olan en meşhur eseri, bazı hadisçilerin Müsned ismini verdikleri Sünen’idir.

Sünen, Arapların İslâm öncesi bazı tatbikatları, Hz. Peygamber’in sîreti, hadislerin yazıya geçirilmesi ve ilmin fazileti ile ilgili hadislerden oluşan 163 sayfalık uzun bir giriş (mukaddime) ve 23 kitaptan meydana gelmektedir. İki cild halinde matbu olan Sünen ‘de 1403 bâb içinde 3500 hadis yer almakta¬dır.

Sünen, kendisine özgü ve gerçekten kıymetli mukaddimesi dışında taha¬retten vasiyyete kadar uzanan fikhî bölümleri, fıkıh kitablarındaki sıralanışla¬rına uygun biçimde ihtiva etmektedir. En sonunda da Fedâilu’l-Kur’ân ‘a ait bir bölüm yer almaktadır. Kitab bu muhtevası ile Sünen bir eserdir. Ancak Dârimî ‘nin Sünen’i, sünenlerin genel muhtevası dışına da taş¬mış bulunmaktadır.
Sülâsiyatının çokluğu (15 adet) bir başka özelliğidir.

Dârimî’nin Sünen’i mevsuk bir hadis kitabı kabul edilmek ve hatta bazı hadisçilerce kütüb-i sitte’nin 6. kitabı olmaya lâyık görülmekle birlikte, bü¬tün hadisleri, «sahih hadis» şartlarını -tam olarak- taşımamaktadır. Bununla beraber, zayıf ricali az, münker hadisi nâdirdir.

Sünen’in Baskısı ve Üzerinde Yapılmış Çalışmalar

Dârimî’nin Sünen’i, Hindistanda (Kanpur) h. 1293/1876’da taş baskısı ola¬rak neşredilmiştir. Piyasada bulunan baskılar Dımaşk 1349 baskısından ya¬pılmış ofset neşirlerdir.
Dârimî’nin Sünen’ine Muhammed Naîm Atâ tarafından yazılmış olan “el-Hallu’l-müdellel” adlı şerhin yarısı Luknov’da 1322’de basılmıştır. Ayrıca Sünen A. Aydınlı tarafından Türkçeye tercüme ve şerhedilmiştir.

(1744)