Tebliğde Israr ve İstikrarın Örneği Hz. Nûh (as)

Sîret-i Enbiyâ derslerimizin bu haftaki konusu Hz.Nûh’un mücadelesindeki mesajlar idi. Muhammed Emin Yıldırım hocamız, “Tebliğde Israr ve İstikrarın Örneği Hz.Nûh (as)” serlevhasının altında, Kur’ân-ı Kerim’in o eşsiz mücadeleyi nasıl anlattığını, kavminin Hz.Nûh’a nasıl karşılık verdiğini, her türlü tepkiye rağmen Hz.Nûh’un bu sorumluluğunu nasıl yerine getirdiğini çok önemli vurgu ve hususlarla anlattı.

Dersten Cümleler

Hz. Nûh’un (as) iki önemli özelliği, Ahzab Sûresi 7. ayette geçtiği üzere Ülü’l-Azm peygamberlerden biri olması, bir diğeri ise Ankebût Sûresi 14. ayette geçtiği üzere 950 yıl tebliğe devam etmesidir.

Ülü’l-Azm, sabırlı, gayretli ve karar sahibi kimseler anlamına gelir.

Kimdir Ül’ü’l-Azm peygamberler? Ahzab Sûresi 7. ayetinden, Şura Sûresi’nin 13. ayetinden ve yine başka ayetlerden öğrendiğimiz üzere Hz. Nûh, Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsâ ve Efendimiz’dir. (hepsine binlerce selam olsun)

“Elfe senetin illâ ḣamsîne ‘âmen/1000 eksi 50 sene yani 950 yıl tebliğe devam etmesi…”

Meşhur müfessirimiz Kadı Beydâvî, ayette geçen ifadeyi tefsir ederken şöyle bir tespitte bulunur: “Galiba bu tabirin seçilmesi tamamıyla sayıya dalâlet içindir.”

Tebliğ, gönderilen tüm peygamberlerin yaratılış gayesi, varlık nedeni ve ortak sıfatıdır.

Kur’ân-ı Kerim, Hz.Nûh’un tebliğ ve mücadelesini nasıl anlatır? Biz bu konuyu üç başlık altında işleyeceğiz:

1. Hz. Nûh kavmini neye ve nasıl davet etti?
2. Kavmi Hz. Nûh’a nasıl karşılık verdi?
3. Kavminin tepkilerine karşı Hz. Nûh nasıl davrandı?

Hz. Nuh kavmini neye ve nasıl davet etti?

Neye deyince muhteva yani içerik, nasıl deyince usul yani menheci kastetmiş oluruz.

Bütün peygamberler muhataplarını tevhide çağırmışlardır.Tevhidin bir yerde konuşulmaya başlaması anında ikinci bir şeyi gerektirecek, onun adı da Adalettir.

Hz. Nûh (as) kavmini neye davet etti?

Allah’a kulluk edin ve O’ndan başkasına asla tapmayın. (A’raf 7/59)

Ben apaçık bir uyarıcıyım, benim uyarılarımı dikkate alın ve size gelecek olan azaptan kendinizi koruyun. (Hûd 11/25, 26)

Allah’a karşı gelmekten sakının ve elçi olarak bana itaat edin. (Şuarâ 26/108)

Tevhid, Takva ve İbadet…

Tevhid, Allah’a ait alanları gasp eden her şeyi reddetmek ve Bir olanı birlemek

Takva, Bir olandan hakkıyla korkmak ve O’nun istediği gibi yaşamak

İbadet, Bir olana kulluk etmek ve O’ndan başkasına tazim etmemek

Hz. Nûh (as) kavmini nasıl davet etti?

1. Derin bir şefkat ile (A’raf 7/59)
2. Güçlü bir emniyet ile (Şuarâ 26/ 107)
3. Hiçbir ücret istememek ile (Yûnus 10/72)
4. Müthiş bir ısrar ve tekrar ile (Nûh 71/5)

“Nûh, “Rabbim” dedi, “Doğrusu ben kavmimi gece gündüz hakka çağırdım!” (Nûh 71/5)

1. Meşru vasıta ve yöntemleri kullanmak ile (Nûh 71/9,10)

“Sonra, onlarla hem açıktan açığa hem de gizli gizli konuştum.” (Nûh 71/10)

2. İnkârcıların oluşturdukları yanlış algıları düzeltmek ile (Nûh 71/11, 12)

3. Sadece kendisine indirilen vahiy değil kâinat ayetleri ile (Nûh 71/13-20)

Size ne oluyor ki, Allah’a büyüklüğü yakıştıramıyorsunuz?

Oysa sizi türlü merhalelerden geçirerek O yaratmıştır.

Görmediniz mi, Allah yedi göğü birbiriyle ahenktar olarak nasıl yaratmış!

Onların içinde ayı bir nûr kılmış, güneşi de bir çırağ/kandil yapmıştır.

Allah, sizi de yerden ot (bitirir) gibi bitirmiştir.

Sonra sizi yine oraya döndürecek ve sizi yeniden çıkaracaktır.

Allah, onda geniş yollar edinip dolaşabilesiniz diye, yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır. (Nûh 71/13-20)

Bir tebliğcide/davetçide olması gereken 7 vasıf

– Şefkat
– Emniyet
– Beklentisizlik
– İstikrar
– Yöntem
– Tanıma
– İlim

أَبْرَارُالنَّاسِ /Ebrârü’n-Nâs / İnsanların İyileri
أَكْثَرُأَلنَّاس/Ekserü’n-Nâs / İnsanların Çoğunluğu
مَلأٌ مِنْ اَلنَّاس/ Meleü’n mine’n-Nâs / İnsanların İleri Gelenleri

أَبْرَارُالنَّاسِ /Ebrârü’n-Nâs / İnsanların İyileri

İyilik için çalışırlar.
Dünyevi bir beklenti içerisine girmezler.
İkna değil, iman ettikleri için söylentilerden etkilenmezler.
Kötülerin kendilerini kötüleştirmesine fırsat vermezler.
Kalitesizler onların kalitelerini etkilemezler.

أَكْثَرُأَلنَّاس/Ekserü’n-Nâs/ İnsanların Çoğunluğu

Menfaatlerini her şeyin üzerinde görürler.
Güce, iktidara, şatafata taparlar.
Akıllarını gereğince kullanmazlar.
Söylenen her söze hemen inanırlar. 
Birey olarak değil kitle olarak hareket edeler. 

مَلأٌ مِنْ اَلنَّاس/ Meleü’n mine’n-Nâs/ İnsanların İleri Gelenleri

Sözlükte “dolmak, doldurmak; yardım etmek, danışmak” mânalarına gelen mel’ kökünden türemiş bir isim olan mele’ kelimesi “bir görüş ve bir inanç etrafında bir araya gelen topluluk, toplumun ileri gelenleri, seçkinler, fikir danışılan ve görüşleri alınan kimseler” anlamına gelmektedir (Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “mlʾe” md.; Lisânü’l-ʿArab, “mlʾe” md.).

Mele zümresini üç kesim oluşturur:

İktidar Sahipleri
İmkân Sahipleri
İtibar Sahipleri

Kur’ân-ı Kerim iktidar sahiplerini Firavun ve Nemrud ile itibar sahiplerini Bel’am ve Samiri ile imkân sahiplerini Karun ve Haman ise ile sembolleştirir.

مَلأٌ مِنْ اَلنَّاس/ Meleü’n mine’n-Nâs/ İnsanların İleri Gelenleri

Menfaatlerini, çıkarlarını her şeyin üstünde görürler.
Halkı kandırmak ve yönlendirmek için inanılmaz algı yönetimleri yaparlar.
Aleyhlerine olan her şeye çok sert karşılıklar verirler.
Tehdide, şantaja, iftiraya, yalana, hileye başvurmaktan çekinmezler.
Güvensizlik üzere bir hayat yaşadıkları için en yakınlarına bile güvenmezler.

Ebû Said el-Hudrî (ra) naklediyor:  “Hz. Nûh ve kavmi hesaba çekilmek üzere getirildiklerinde Allah Tealâ Hz. Nûh’a soracak: “Bunlara risaletimi bihakkın tebliğ ettin mi? Risalet görevini ifa ettin mi?” Hz. Nûh: “Evet Rabbim, onlara Hakkı tebliğ ettim” diyecek. Kavmi ise: “Hayır, bize herhangi bir peygamber gelmedi” diye onun risaletini inkâr edecekler. Bunun üzerine Allah Tealâ, Nûh (as)’a: “Peki, senin, risaleti ifa ettiğine bir şahidin var mı?” diye sorduğunda O: “Bana (son peygamberin) Muhammed ve O’nun ümmeti şahidlik eder.” diyerek Efendimiz’den şahidlik talebinde bulunur. Resûl-i Ekrem (sas) şöyle devam eder: O zaman biz: “Evet Rabbim, o, Senin risaletini kavmine ulaştırıp tebliğ etmiştir.” diye şehadette bulunacağız. İşte Allah Tealâ’nın: “Böylece sizi vasat bir ümmet yapmışızdır ki insanlara/diğer ümmetlere karşı şahidler olasınız. Bu peygamber de sizin üzerinize tam bir şahid olsun…” kavli budur. (Buhârî, Enbiyâ, 3)

Dünyadaki Cennet Aile: “Cahiliyeden Vazgeçmedikçe Saadet Yok!”

(1301)