Senin Şanını Yüceltmedik mi? / Samsun

1437 Hicri yılı ‘Kur’an Yılı’ olarak ilan eden Siyer Vakfı, bu proje kapsamında Anadolu’nun sekiz farklı büyük şehrinde yapmayı planladığı ‘Yaşayan Kur’an Hz. Peygamber’ programlarının üçüncüsünü Samsun’da Canik Belediyesi Kültür Merkezi’nde gerçekleştirdi. “Senin Şanını Yüceltmedik mi?’’ başlığıyla Hz. Peygamber’in (sas), Kur’an’daki bir özelliği temel alınarak yapılan programa katılım yoğundu. Muhammed Emin Yıldırım Hocamız tarafından anlatılan programın ekseninde İnşirah Suresi 4. ayeti vardı. İşte programda anlatılardan bazı detaylar.

Huzura Ermenin Yolu, Huzursuz Olmaktır!

Peygamberimiz Hz. Muhammed (sas), küçük yaşta hem öksüz hem de yetim kalmıştır. Otuzbeş yaşına geldiğinde yalnızlığı sevmeye başlamış ve sık sık Hira’ya gider olmuştu. Zamanının büyük bir bölümünü orada geçirmektedir. Otuzsekiz yaşından itibaren ise göğsü daralmaktadır. Yaşadığı toplumda yaşananlardan sıkılarak, huzura ermenin yolunu bulmak için arayış içine girecektir.

“Uyku vakti bitti!”

Putlara mahkum olan Kabe’ye uzun uzun bakan Hz. Peygamber’in (sas), yaşadığı sancı Kadir gecesinde biter. O’nun için uyku vakti bitmiştir artık, uyuyamaz, saçlarına ak düşer, beli bükülür. Bu dönemde nazil olan ayetlerin daralan göğsüne genişlik verir. Sahabe ise buna şahitlik eder.

“Senin Şanını Yüceltmedik mi?”

Bu ayetle,

* Muhammed b. Abdullah’ın, toplumda çok bilinmezken Muhammedün Rasulullah olması,

* Bir zamanlar yalnızlığı isterken, Peygamber olduktan sonra insanların O’nu, ölümüne bir sevda ile sevmesi,

* Beşerin ulaşacağı en son noktaya varması,

* Bıraktığı mirasın sahabe ve tabiin eliyle ötelere taşınması,

* Allah’ın, birçok yerde kendi adı ile birlikte Hz. Peygamber’i anarak, O’nun ismine ve itaate vurgu yapması,

* Her ezan O’nun adının anılması…

Abduhu ve Rasulühu Olduğu İçin Şanı Yüceldi

O’nun namı, Allah’ın yüklediği değerle yeryüzünde de en güzel şekliyle karşılık bulmuştur.

Nam-ı Celil olup, Allah’a inananların hürmetini görmüştür.

Nam-ı Cemil olup, O’nunla nice değersiz söz değer bulmuştur.

Nam-ı Canan olup, adının karıştığı her söz değerlenmiştir.

Nam-ı Celal olup, düşmanına korku salıp mü’min yürekleri şevklendirmiştir.

Nam-ı Calip olup, adı anıldığında herkesin dikkatini çekmiştir.

Muhammed Emin Yıldırım Hocamız sözlerine şöyle devam etti: “Nasıl ki miladi 6. yy’da birilerinin dikkatini çekti ise O’nun namı, bu asırda da dikkat çekmektedir. İşte bu yüzden bugün O’nun isminden, O’nunla birlikte anılan her şeyden korkuyorlar.”

Bizim Şanımız da Yücelir!

“Biz de her devrin putuna “la” der ve tevhidin hakkını verirsek,
O bize ne bildirmişse, işittik ve itaat ettik diyerek, imanın gereğini yerine getirirsek,
O’nun bize bildirdiği her şeyi yaşayıp İslam’ı hakkıyla temsil edersek,
Dini O’ndan öğrenerek anlatırsak,
Neticeyi Allah’a bırakıp, Peygamberce bir tavır ortaya koyarsak, O’nun ümmetine yakışır bir hayatı kuşanmış oluruz.” diyen Muhammed Emin Yıldırım Hocamız sözlerini Hz. Peygamber’in (sas) şu önemli uyarısı ile tamamladı:

“Benim getirdiklerime hevalarını tabi kılmayan insan, gerçek manada mü’min olamaz.”

“Yaşayan Kur’an Hz. Peygamber” programının dördüncüsü “Şahid Müjdeci ve Uyarıcı Bir Peygamber” başlığı ile 3 Ocak 2016 tarihinde Bursa’da yapılacak.

 

(318)