Saadet Asrı’nın Rehberliğinde Komşuluk

Muhteşem Ahlak Dersinde bu hafta Muhammed Emin Yıldırım Hocamız, “Saadet Asrı’nın Rehberliğinde Komşuluk” başlığında, Efendimiz (sas) ve Sahabe hayatları üzerinden komşuluk hukukunu anlattı. Farklı örnekler üzerinden önemli mesajlar veren Hocamız, komşuluk ahlakının en temel esaslarına dikkatleri çekti.

Dersten Cümleler

• Kur’an’ı Kerim’de Komşuluk
• Sünnet-i Seniyye’de Komşuluk

• Kulların Hukuku Çerçevesinde Komşuluk

• Saadet Asrı’nın Rehberliğinde Komşuluk

• Biz İslam Medeniyeti’nin çocukları menkıbe medeniyetinin çocuklarıyız. Ancak, biz menkıbeleri uyumak için değil, uyanmak için dinleriz.

• “Komşular üç türlüdür. Bir komşu vardır ki onun üç hakkı vardır.
Müslümanlık hakkı, akrabalık hakkı ve komşuluk hakkı. Bir komşu vardır, iki hakkı vardır. Komşu ve Müslüman hakkı. Bir komşuda vardır, onun bir hakkı vardır. Komşu hakkı.” (Beyhakî, Şuabü’l-İman, 7/84; İbn Kesir, Tefsir, 1/496; Âlusi, Tefsir, 5/28)

• Mekke döneminde, Efendimiz’in en yakın komşuları amcası Ebu Leheb, Ukbe b. Ebi Muayt ve halası Safiyye annemizdi.

• “Bu nasıl komşuluk! Her şey bir tarafa biz komşu değil miyiz?”

• Marifet odur ki düşman bile takdir etsin!

• Vallahi ondan daha güzel, daha hayırlı ve daha rahat bir komşu görmedik.

• Efendimiz (sas) yedi ay Ebû Eyyüb el-Ensari’ye komşu oldu, onunla altlı-üstlü oturdu.

• “Ey Komşuluğu güzel olan Peygamber!”

• “Selam hidayete tabi olanların üzerine olsun.”

• “Bu genci Cehennem azabından kurtaran Rabbime hamdolsun. Bu gence hidayet nurunu ulaştıran Rabbime hamdolsun.” (Buhârî, Cenâiz 80; Merdâ 11; Ebû Dâvûd, Cenaiz, 2)

• İsâr, yaşamak için yaşamak değil, yaşatmak için yaşamak.

• “Cebrail bana komşuluk hakkında o kadar çok şey söyledi, o kadar çok şey söyledi ki, ben komşunun komşuya mirasçı kılınacağını zannettim.”

• Hz. Hasan’dan bir örnek…

• “Sizde bizim komşumuzsunuz, sizinde bizim üzerimizde haklarınız var, çünkü bizim iman ettiğimiz Peygamberimiz bize bunu öğretti.”

• Umare b. Gurab’ın halasından bir rivayet…

• “Ey Anneciğim! Bazen kocalarımız bizi yataklarına çağırıyorlar, ama biz ya öfkeli olduğumuzdan ya neşeli olmadığımızdan onlara mani oluyoruz ve davetlerine icabet etmiyoruz. Böyle davranmamızda bir günah var mı?”

• “Peki, hasta halimizde yani kadın hali durumunda iken eşlerimiz ile münasebetimiz nasıl olmalı?”

• “O (sas) uyuyacağı zaman, kapıyı kitler, su kabının ağzını bağlar, bardakları ters çevirir ve lambayı söndürürdü.”

• Aişe annemiz devam ediyor: Sonra yatağıma geldi bana sarıldı; “Ben ısıt, beni ısıt!” dedi. Dedim ki: “Ya Resulullah! Hastayım, sana icabet edemem!”

• “Aişe! Koyundan çöreğini al, ama sakın komşuna koyunundan dolayı kötü söz söyleme, sakın duyunca hoşlanmayacağı sözleri komşun için konuşma!” (Buhari, Edebü’l-Müfred, 120)

• “Hiçbiriniz duvarına ağaç çakmak isteyen komşusuna engel olmasın!”

• Meşru ve yasal olan işlerde itiraz hakkı yok!

• “Yahu ben size Resulullah’ın bir sözünü söylüyorum, siz niye boynunuzu büküyorsunuz, size düşen bu sözün gereğini yerine getirmektir. Vallahi ben bu sünneti size benimsetene kadar durmayacağım. Başınıza vura vura bu sünneti hayatınıza sokacağım.”

• Muhammed b. Abdullah b. Selam’ın aktardığı rivayet…

• “Ey Falan! İnsanlardan önce sana Allah lanet etmiştir. Komşusuna eziyet edene insanlarda lanet eder; Allah da lanet eder!” (Taberani, Hakim)

• “Komşu komşunun külüne muhtaçtır!”

• Esma bint Ebî Bekir’in rivayeti…

• Saadet asrı ve komşuluk dediğimizde Hz. Ali’den bir örnek vermezsek sözlerimiz yarım kalır.

• Hasan-ı Basri rivayeti…

• Sahabe’den iki komşu: Said b. As ile Ebu’l-Cehm el-Advi…

• “Sen komşumun değerini bilmediğin için böyle konuşuyorsun. O öyle biri ki, her daim gelip benim hatırımı soran, beni gördüğünde güzel karşılayan, bir yerlere gittiğimde evimi, malımı, ailemi koruyan, yanında iken beni kendisine yaklaştıran, bir şey istediğimde ihtiyacımı gideren, bazen de ben bir şeyler istemeden bana vermeye başlayan, bir musibet başıma geldiğinde beni rahatlatan bir komşu o, ben nasıl böyle bir komşu için yüz bin dirhem istemeyeyim ki?” (İbn Hallikan, Vefayatü’l-Ayan, 2/535)

(1845)