Siyer Usulü ve Nasıl Siyer?

• Neden Siyer Öğrenmeliyiz? sorusu işin amaç ve mahiyeti ile Nasıl Siyer Öğrenmeliyiz? sorusu ise işin usûl ve üslubu ile alakalıdır.

• Vusulsüzlüğümüz usûlsüzlüğümüzdendir.

• Siyer Usûlü, Siyer Felsefesi, Siyer Fıkhı/Fıkhu’s-Sîre, Siyer Hikemi, Siyer İlkeleri…

Belirlenen 11 madde/ilke…

1. Siyer’i Kur’an’ın hakemliğinde ve Kur’an’ın rehberliğinde öğrenmek zorundayız.

2. Siyer üzerinden Kur’an’ı, Kur’an üzerinden de siyeri okumalıyız.

3. Siyer-i Nebi’yi, Siyerü’l-Enbiya’dan ayırmadan öğrenmek zorundayız.

4. Siyer’i sadece bir tarih olarak değil, bugünü ve yarını anlatan önemli bir kaynak olarak okumalıyız.

5. Parçacı okuyuştan bütüncül okuyuşa geçerek, bütünü parçaya kurban etmemek zorundayız.

6. Siyer’i sadece satırlardan değil, olayların içerisine dâhil olarak okumalıyız.

7. Siyer’i kesinlikle sebep-sonuç ilişkisi bağlamında okumalı; sebebi sonuca, sonucu sebebe kurban etmemeliyiz.

8. Siyer’in cereyan ettiği zamanı, mekânı, kültürü, sosyal yapıyı ve o günün şartlarının oluşturduğu sos-psikolojik alt yapı dikkate alarak okumalı, bugünden hareket ederek o günü değil, o güne giderek o günü okumalıyız.

9. Siyer’i sadece Efendimiz’in yaşadığı hayatı ve ortamı anlama adına bir bilgi derlemesi şeklinde okumamalı, her gün yeniden ve bir kez daha keşfetmek için okumalıyız.

10. Siyer’in sahibi olan Efendimiz’in bu bereketli mirasını insanüstülüğü esasına dayanarak değil, model insan ilkesini öne çıkararak okumalıyız.

11. Siyer’i tek başına Efendimiz’in hayatından ziyade, o nübüvvet medresesinin yetiştirdiği talebeler olan Sahabî efendilerimizle irtibatlandırarak okumalıyız.

• Üsvetü’n-Hasene ifadesi ve oradan alınan bir soru:

• “Hz. Peygamber (sas) kendi hayatı olan Siyer’in nasıl okunması gerektiğini bizlere öğretmiş midir?”

• Hatib b. Ebî Belta örneği…

• Müzeyneli olan Ebû Leheb’in azatlı cariyesi Sâre

• “Ey Hatib! Bu nedir? Bu mektubu sen mi yazdın?”

• “Hayır ey Ömer! Muhakkak ki, Hatib, Allah ve Resulü’nü seviyor. Ayrıca o Bedir ehlindendir. Allah Bedir ehlinden olanları affetmiştir. Ben de Hatib’i affettim.”

• Bu rivayet üzerinden bir değerlendirme yapsak ne öğretti Efendimiz (sas) bize Siyer’in usulü çerçevesinde?

1- Olaylara bir bütünlük çerçevesinde bakın!

2- Sebep-sonuç ilişkisini iyice tespit edin!

3- Siyer’in kahramanlarının Sahabe olduklarını unutmayın ve haklarında konuşurken dikkatli olun!

4- Siyer’in sahibinin Efendimiz (sas) olduğunu hatırınızdan hiç çıkarmayın ve hadiselerdeki hikmetli tavrı iyice anlayın!

5- Siyer’in içerisinde yer alan aktörlerin insan olduklarını, dolayısı ile hata yapabileceklerini, hata yaptıklarını gördüğünüz anda üstlerinin çizilmemesi gerektiğinin bilincinde olun!.

Gelin bu bilinç çerçevesinde Siyer’in içerisinden iki hadiseyi, bir şahsiyeti beraberce değerlendirmeye çalışalım.

Şahsiyetimiz, canlar feda Hz. Ömer olsun, hadiselerimizde Akabe ve Uhud olsun. Hz. Ömer’den başlayalım.

• Hz. Ömer, gerçekten kendi elleri ile kız çocuğunu toprağa gömdü mü?

• “Ya Buneyye! İndena akıl velakin lem tekun indena hidaye/ Ey Oğulcuğum! Aklımız vardı, ama hidayetimiz yoktu.”

• Mekke’de nasıl aileler kız çocuklarını gömüyorlardı?

• Hz. Ömer, tam 10 evlilik yapmış, bu evliliklerden 3 kız, 8 oğlu olmuştur.

• Bu evliliklerinin ilki Zeyneb bint Maz’ûn iledir. Ondan ilk doğan çocuğu kızdır ve o Hafsa validemizdir; onun doğum tarihi ise Miladi 604’dür, yani nübüvvetten tam 6 yıl önce doğmuştur.

• Hz. Hafsa doğduğunda Hz. Ömer, 20 yaşlarında idi.

• Hz. Ömer, gerçekten kırkıncı Müslüman mı?

AKABE YOLLARINDA…

• Taif sonrası Mina çadırlarını dolaşırken, neden sağında Ebu Bekir, solunda Ali vardır? 11. yıl buluşmasında da böyledir, 12. yıl buluşmasında neden sağında halen Müslümanlığını ikrar etmemiş Hz. Abbas ve solunda Hz. Ebu Bekir vardır?
Ali’de o gün yolu gözetlemesi için konulmuş bir nöbetçidir.

• Neden Taif’e Zeyd b. Harise ile gitmiştir?

1-Efendimiz eğer bana bir şey olursa o yolda yada Taif’te, hiç değilse arkada kalanlar bu işi tamamlasın diyorlardı; bunun için Hz. Ebubekir’i, Hz. Ömer’i, Hz. Osman o günler Habeşistan’da, Hz. Ali’yi götürmemişti.

2-Efendimiz ailesinden birini yanında götürmeyerek bu işi Ben-i Haşim’in özel ailevi bir meselesi olarak görmeye meyili olan Sakiflilerin böyle bir düşünceye kapı açmamalarını istemişti. Bu meselenin ailevi veya kabilevi değil, akidevi olduğunu onlara öğretmek istemişti.

3-Efendimiz, özellikle Zeyd ile gitmesinin sebeplerinden bir tanesi de, Zeyd o günler 40, Efendimiz 50 yaşlarında idi. Allah Resulü işin ağırlığını tartacak biri olması hasebi ile ve yine evden yani içeriden biri olmasından dolayı onu tercih etmişti.

UHUD

“Ne şart ve durum olursa olsun asla burayı terk etmeyeceksiniz. Bizlerin cesetlerinin yaban kuşlar(akbabalar) tarafından parçalandığını görseniz bile yerinizi bırakmayacaksınız.” (İbn Sa’d, Tabakât, c. 2, s. 47; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, c. 4, s. 293)
Bediüzzaman Hazretlerine göre Uhud’daki o elim hadise, “o an iman mutluluğuna eren Sahâbîlerin, gelecekteki Müslümanların ortaya çıkması için kendilerini feda etmeleridir.”

Uhud Gazvesi’ni Kur’an, Âl-i İmrân Sûresi’nin 121 ila 175. ayetleri arasında anlatır. Ayetler, Hz. Peygamber’in (sas) sabahın erken saatlerinde evinden çıkmasından, Uhud’a gelip askerlerini yerleştirmesinden başlar, savaşın birçok ayrıntılarına kadar bilgi verir. 130. ayete gelince birden konu değişir gibi olur ve savaşın anlatıldığı bir pasaj içerisinde Rabbimiz şöyle buyurur: “Ey İman Edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Allah’tan sakının ki kurtuluşa eresiniz. Kâfirler için hazırlanmış bulunan ateşten sakının. Allah’a ve Resulü’ne itaat edin ki, rahmete kavuşturulasınız.” (Âl-i İmrân Sûresi, 3/130-132)

• Nasıl gerçek manada talebe olunabilir?

• 1- İşin temelinde selim bir niyetin, her daim onu muhafaza etmeye gayret eden bir muhasebe duygun, seni doğruya ve hayra yönlendiren bir rehberin olsun ki, gerçek manada talebe olabilesin.

• 2- İlme karşı derin bir iştiyak ve hırsın, ihsan şuurundan kaynaklanan sarsılmaz bir ihlâsın, şartlara takılmadan düzenli ve istikrarlı bir çalışman olsun ki, gerçek manada talebe olabilesin.

• 3- Öğrendiğin hakikatleri başkalarına anlatmak için değil, nefsine uygulamak için talep etmeli, her duyduğuna kendini muhatap saymalısın ki, gerçek manada talebe olabilesin.

• 4- İlmin artıkça haşyet ve amel hassasiyetin artmalı, büyüklenme ve kibir adına duygularını kontrol altına almalısın ki, gerçek manada talebe olabilesin.

• 5- Gözünü haramlardan, kulağını dedikodulardan, yüreğini kötü duygulardan arındırarak safi bir dimağ ile Kur’an ve Sünnet rahlesinin önüne otur ki, gerçek manada talebe olabilesin.

(802)