Hadis Edebiyatı Türleri

Hadis, Hz. Peygamber’in (s.a.) tebliğ ettiği vahyi açıklama görev ve yetkisinden kaynaklanmaktadır. Peygamber beyanının yazılı metinleri ve bu metinler üzerindeki ilmî mesailer Hadis edebiyatını meydana getirmektedir.

“Kitâbetü’l-hadis”, “Kitâbetü’l-ilm” ve “Takyîdü’l-ilm” deyimleriyle anlatılmakta olan hadislerin yazı ile tesbiti konusu, başlangıç açısından ezber safhasını takip etmekle beraber, elde mevcut birbirine zıt hadisler dolayısıyla ilk günden beri münakaşa konusu olmuştur. Söz konusu birbirine zıt hadisleri ve bu konuyla alakalı açıklamaları Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan hocamızın Hadis Edebiyatı (s. 30-36) adlı eserine havale ediyoruz.

Resûlullah’ın (s.a.) sözlerinin yazıya geçirilmesiyle ortaya çıkan sahifeler hadis edebiyatının ilk yazılı örneğini teşkil etmiştir. Zamanla hadislerin tedvini, ardından da çeşitli metotlarla tasnifi suretiyle çok sayıda hadis kitabı görülmeye başlanmıştır. Bu hadis kitapları, genellikle Resûlullah’ın (s.a.) söz ve davranışlarını, dolayısıyla onun İslam’ı anlama ve uygulama tarzını görüp öğrenen sahabenin bu konudaki müşahedelerini ve buna ilaveten sahabe neslinin talebesi olan tabiîlerin dini yorumlarını daha sonraki Müslümanlara aktarmayı hedefleyen birer kaynak olmuştur. Genel kanaate göre bu eserlerin ihtiva ettiği malzemenin nakli rivayetu’l-hadis kitaplarını, bunlardaki malzemenin sağlamlık derecesini tespit etmeyi konu alan çalışmalar da dirâyetu’l-hadis’le ilgili eserleri meydana getirmiştir.
A. Rivayetu’l-hadis (hadis rivayet) kitapları: Hadislerin Hz. Peygamber (s.a.) devrinden itibaren sözlü ve yazılı olarak tespit edilmesi ve bilahare rivayet edilmesi faaliyeti Müslümanları değişik türde çalışmalar yapmaya sevk etmiştir. Önceleri herhangi bir sistem gözetilmeden hadislerin aynen tespiti en önemli meseleyken sonraki dönemlerde hadis malzemesinden daha kolay faydalanma ve aranan hadislere daha çabuk ulaşma gibi ihtiyaçlar farklı metotlarla kitap telifini zaruri kılmıştır. Önemli bir kısmı günümüze ulaşan bu eserler çeşitli sistemler altında gruplandırılmıştır.

Rivayet’ul-hadis kapsamında tasnif edilmiş kitap türleri şu başlıklar altında sıralanır:

1. Sahifeler: Muhtelif vesilelerle Hz. Peygamber (s.a.) tarafından yazdırılan mektuplar ve ahitnamelerle bazı sahabeler tarafından kaleme alınan sahifeler, asr-ı saadet devrinin ilk yazılı belgeleridir.

Sahife sahibi oldukları veya kendilerinden yazmak suretiyle hadis alındığı bilinen sahabîlerin sayısı hiç de az değildir. Bu sayının 50 kişiye vardığı bazı kaynaklarda zikredilmiş ve sahabîlerin adları tek tek verilmiştir. Bunların arasında şu isimler bulunmaktadır:

– Ebu Eyyüb el-Ensârî (52/672)
– Ebu Bekir Sıddîk (13/634)
– Ebu Bekre es-Sakafî (51/671)
– Ebu Hureyre (58/677)
– Abdullah b. Abbas (68/687)
– Abdullah b. Amr b. As (63/682) es-Sahîfetu’s-Sâdıka
– Abdullah b. Mesud (31/651)
– Abdullah b. Ömer (74/693)
– Aişe (58/677)
– Ali b. Ebu Talib (40/660)
– Enes b. Mâlik (93/711)
– S‘ad b. Ubâde (14/684)
– Muaz b. Cebel
– Semure b. Cündüb (60/679)

Bu sahifelerden hiçbiri müstakil olarak günümüze ulaşabilmiş değildir. Her biri hakkında hadis edebiyatının güvenilir kaynaklarında kayıtlar bulunmaktadır. Bize kadar ulaşabilen en eski hadis eseri Hemmâm b. Münebbih’in sahifesidir (es-Sahîfetu’s-Sahîha). Hemmâm (v. 132), Ebu Hureyre’nin talebesidir ve bu sahife onun Ebu Hureyre’den dinleyip rivayet ettiği hadislerden oluşmaktadır. Hemmâm’ın Ebu Hureyre’den yazıp rivayet ettiği hadisler Ahmed b. Hanbel’in Müsned’inde kaydedilmiştir. (عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ قَالَ هَذَا مَا حَدَّثَنَا بِهِ أَبُو هُرَيْرَةَ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ) şeklinde bir giriş yapılarak başlayan ve ardı ardına 137 rivayetin bulunduğu hadisleri Müsned’de görmek mümkündür.

2. Cüzler: Bir sahabînin veya daha sonraki nesilden bir kimsenin rivayet ettiği hadisleri veya belli bir konuya dair rivayetleri ihtiva eden eserler cüz adıyla anılmış ve bu türde birçok kitap telif edilmiştir.
Fevâid ve Vuhdâniyyât (tek ravili hadisler) kitapları ile kırk hadisler, 100 hadis ve 200 hadisten meydana gelen çalışmalar hep cüz olarak kabul edilmiştir.

– Hişâm b. Ammâr’ın (245/859) Cüz’ fîhi ‘avâlî ehâdîsi Mâlik adlı eseri. Mâlik b. Enes’in ‘âlî rivayetlerinin bir araya toplanması ile oluşan cüzdür.

– Âcurrî’nin (ö. 360/970), Kitâbü’r-Rü’ye adlı eseri. Müellifin ahirette Allah Teâlâ’nın görüleceğine dair bilgiyi paylaştığı eser.

– Buhârî’nin Ref‘u’l-yedeyn fi’s-salât adlı konulu eseri.

– Buhârî’nin Kitâbü’l-Kırâeti halfe’l-imâm adlı konulu eseri. Eserlerin adında “kitâb” kelimesinin bulunması, onların cüz olma özelliğini ortadan kaldırmamaktadır.

3. Kitaplar: Hadislerin tedvini tamamlandıktan sonra bunlar ya konularına veya ravi adlarına göre tasnif edilmeye başlanmıştır. Kütüb-i Sitte gibi konulara göre tasnif edilen eserlerin iman, ilim, edeb gibi bazı bölümleri, ilk devir muhaddislerinden bir kısmı tarafından, bazen de cami‘ ve sünenlerin musannifleri tarafından birer müstakil eser halinde de kaleme alınmış ve bu çalışmalar genellikle kitab adıyla anılmıştır.

– Abdullah b. Mübarek’in (v.181/797) Kitabu’z-Zühd’ü bu türün bir örneğidir.

4. Müsnedler: Müsnedlerin temel özelliği, konularına veya sahih ve zayıf oluşlarına bakılmaksızın hadislerin sahabe adlarına göre sıralanmasıdır.

– Ebu Davud et-Tay’alisî’nin (v. 204/819) Müsned’i

– Humeydî’nin (219/834) Müsned’i

– Ahmed b. Hanbel’in (241) Müsned’i. En tanınmış müsned olarak 904 sahabe tarafından rivayet edilen 30.000 hadisin yer aldığı bu eserdir.

– Bakî b. Mahled’in (276/889) Müsned’i. 1300’den fazla sahâbînin 30.969 rivayetini bir araya getiren Müsned’inde her sahâbînin hadisleri fıkıh bablarına göre sıralandığı için eser Musannef diye de anılmıştır.

– Bezzâr’ın (292/905) Müsned’i.

5. Mu‘cemler: Ravi adlarına göre tertip edilen kitap türlerinden biri olan mu‘cemlerde rivayetler, 1. ya müsnedler gibi sahabe adına 2. veya mu‘cemi tasnif eden muhaddisin hocalarının adına 3. yahut ravilerin şehirlerine, kabilelerine göre alfabetik olarak düzenlenmiştir.

– Ebu Ya‘la el-Mevsılî’nin (307/919) Mu‘cemu’ş-şüyûħ’u. Ebu Ya‘lâ bu eserinde Muhammed adını taşıyanları başa almak suretiyle alfabetik olarak sıraladığı 335 hocasının adından sonra onlardan rivayet ettiği bir, nadiren iki veya üç hadisi zikreder

– Taberânî’nin (360/971) üç Mu‘cemi. 1. el-Mucemu’s-sağîr: 1198 hadis ihtiva etmektedir. 2. el-Mu‘cemu’l-evsat: Taberânî’nin çok beğendiği, ancak birçok zayıf hadise de yer verdiği eseridir. 3. el-Mu‘cemu’l-kebîr: Taberânî’nin mu‘cemlerinin en muhtevalısı, aşere-i mübeşşereden başlamak üzere adları alfabetik olarak sıralanan ashabın 25.000 kadar rivayetini ihtiva etmektedir.

6. Musannefler: II. (VIII.) yüzyılın ortalarından itibaren konularına göre ve terceme denen bab başlıkları altında tasnif edilen kitaplar, daha sonra bir kısmı cami‘ veya sünen gibi adlarla anılsa bile yaklaşık aynı tasnif sistemine sahip oldukları için musannef adını almıştır. ‘Muvatta’ olarak da adlandırılan bu eserleri, fıkıh bablarına göre tertip edilen diğer kitap türlerinden ayıran en belirgin özellik, bunların merfu hadislerin yanı sıra pek çok mevkuf ve maktu haberi de ihtiva etmesidir.
İlk musannefleri, Hammad b. Seleme (167/784) ile Veki‘ b. Cerrah’ın (197/813) tasnif ettikleri belirtilir. İlk musanniflerden oldukları belirtilen Şu‘be b. Haccâc, Leys b. Sa‘d, İsmâil b. Ayyâş ve Süfyân b. Uyeyne’nin de musannef yazdıkları kaynaklarda belirtilmektedir.

– Abdurrezzak b. Hemmâm’ın (211/827) Musannef’i. Kitap 21.033 hadis ihtiva etmektedir. Abdürrezzâk, hocası Ma‘mer b. Râşid’in eserini tamamlamak üzere el-Musannef’i kaleme aldığını ileri sürmektedir.

– İbn Ebi Şeybe’nin (235/849) Musannefi

7. Cami‘ler: Hadislerde ele alınan bütün meseleleri kapsadığı düşünülen, başlıca sekiz ana konuyu ihtiva eden ve genellikle bablara göre düzenlenen bir tasnif türüdür. Bu konular şunlardır: 1. İman ve akaid; 2. ibadet ve muâmelât (ahkâm); 3. ahlâk ve nefis terbiyesi (rikak); 4. yeme, içme ve yolculuk âdâbı; 5. tefsir, tarih ve siyer; 6. oturup kalkma âdâbı (şemâil); 7. fiten ve melâhim; 8. peygamberlerin ve ashabın menkıbeleri.

– Ma‘mer b. Râşid’in (153/770) Kitabu’l-Cami’i. el-Câmi’i rivayet eden talebesi Abdürrezzâk es-San‘ânî eseri el-Musannef adlı kitabının sonuna eklemiştir

– Buhârî’nin (256/870) Camiu’-sahih’i

– Müslim’in (261/875) Sahih’i

– Tirmizî’nin (279/892) Cami’i

8. Sünenler ve Ahkâm Kitapları: Ahkâma dair hadisleri fıkıh kitaplarındaki sıraya göre derleyen sünenler genellikle III. (IX.) yüzyıldan itibaren kaleme alınmıştır.

– Ebu Davud es-Sicistânî’nin (275/889) Sünen’i

– Nesâî’nin (303/915) Sünen’i (el-Mücteba)

– İbn Mâce’nin (273/886) Sünen’i

– Dârimî’nin (255/868) Sünen’i

– Dârekutnî’nin (385/995) Sünen’i

– Beyhakî’nin (458/1066) Sünenü’l-Kübrâ’sı

Erken devirlerden itibaren sünenlerden ayrı olarak ahkâm hadislerini yine sünen tertibinde bir araya getirmek üzere eserler de kaleme alınmıştır.

9. Müstedrekler: Sahih hadisleri derleyen bazı muhaddislerin kitaplarını kaleme alırken gözettikleri şartlara uyduğu halde görmedikleri veya başka sebeplerle kitaplarına almadıkları hadisler daha sonraki hadis âlimleri tarafından bir araya getirilmiştir. Bu tür eserlere ‘ilave ve zeyil’ anlamında müstedrek adı verilmiştir. Müstedrek çalışmaları daha çok Sahih-i Buhârî ve Sahih-i Müslim üzerinde yapılmıştır.

– Hâkim’in (405/1014) Müstedrek ala’s-sahîhayn’ı. Bu türün en meşhur çalışması olan eserde Hâkim en-Nîsâbûrî, sahîhayn’de yer almamakla birlikte ikisinin ya da ikisinden birinin şartlarına uyan sahih hadisleri toplamaya çalışmıştır.

– Dârekutnî’nin (385/995) el-İlzâmât ‘ale’s-Sahîhayn (‘alâ Sahîhayi’l-Buhârî ve Müslim). Dârekutnî, Buhârî ve Müslim’in şartlarına uyduğu halde Sahîhayn’de yer almayan yetmiş hadisi bu çalışmasında bir araya getirmiştir. Eser Sahîhayn’in telif yönteminden farklı olarak müsned tertibindedir.

10. Müstahrecler: Bir hadis kitabındaki rivayetleri daha farklı isnadlarla toplayan hadis kitabı türüdür. Meşhur bir hadis kitabındaki hadisleri çeşitli bakımlardan güçlendirmek amacıyla kaleme alınan eserlerdir. Müstahrecler daha çok Sahihayn veya bunlardan biri üzerine yazılmıştır.

– İsmâilî’nin (371/982) Buhârî üzerine Müstahrec’i

– Burkânî’nin (?) Buhârî üzerine Müstahrec’i

– Ebu Nuaym’ın (430/1038) el-Müsnedü’l-müstahrec ‘alâ Sahîhi’l-İmâm Müslim. Müslim üzerine yapılan Müstahrec.

– Ebu Ali’nin Muhtasarü’l-ahkâm (Müstahrecü’t-Tûsî ‘alâ Câmi‘i’t-Tirmizî)

11. Kırk Hadisler: Kırk hadis ezberlemeye teşvik eden zayıf bir hadisin de etkisiyle erken devirlerden itibaren erbaûn adıyla anılan ‘kırk hadis’ kitaplarının yazılmasına başlanmıştır. Tanınmış âlimler, akaid, ibadet, ahkâm, ahlak, cihad vb. konularda ‘kırk hadis’ kitapları kaleme almışlardır.

– Abdullah b. Mübârek’in (181/797) Erbeûn’u

– Âcurrî’nin Kitâbü’l-Erba‘îne hadîsen adlı eseri.

– Nevevî’in (676/1277) Erbeûn’u. İbnü’s-Salâh’ın, fıkhın ana kaidelerinin esasını teşkil eden hadislerden yirmi altısını derleyerek kaleme aldığı el-Ehâdîsü’l-külliyye elletî ‘aleyhâ medârü’d-dîn adlı eserine Nevevî’nin on altı hadis ekleyerek kırk iki hadisten meydana getirdiği el-Erba‘ûn’u benzerleriyle kıyaslanmayacak derecede şöhrete kavuşmuştur. Eseri İbn Dakîkul‘îd, Teftâzânî, İbn Receb el-Hanbelî, İbnü’l-Mülakkın, Muhammed b. Ebû Bekir İbn Cemâa, Zekeriyyâ el-Ensârî, İbnü’l-Irâkî, Kemalpaşazâde, İbn Hacer el-Heytemî, Muslihuddin Mehmed Lârî, Ali el-Kârî, Muhammed Abdürraûf el-Münâvî, İsmâil Hakkı Bursevî ve İbn Sûde gibi âlimler şerhetmiştir.

12. Etraf Kitapları: IV. (X.) yüzyıldan itibaren, genellikle hadis kitaplarındaki rivayetlere kolayca ulaşabilmek ve bir hadisin çeşitli rivayetlerini bir arada görebilmek amacıyla kaleme alınan kitaplardır. Etraf Kitaplarında rivayetlerin baş tarafından bir kısmı zikredilmiş veya hadis metinlerine göre alfabetik olarak sıralanmıştır.

– Wensinck’in (1882–1939) başkanlığında bir heyet tarafından hazırlanan el-Mu‘cemu’l-mufehres li-elfazi’l-hadisi’n-nebevi (Concordance et indices de ta tradition musulmane) adlı eser bu türün en tanınmış örneğidir.

– Halef el-Vâsıtî’nin (401/1010) Etrâfü’s-Sahîhayn’i. Daha sonra aynı konuda kitap yazanların çoğu bu eserin genel planını benimsemiştir.

– Ebû Hacir Muhammed Saîd b. Besyûnî Zağlûl’un, Mevsû‘atü etrâti’l-hadîsi’n-nebeviyyi’ş-şerif’i. Hadis, siyer, fıkıh, ilel, hadis ricâli, mevzû hadis ve tefsirle ilgili 150 kitabın taranmasıyla meydana getirilen bu çalışmada hadisin baş tarafından veya herhangi bir yerinden en az bir kelime alınmakta, ardından da hadisin geçtiği kaynaklar zikredilmektedir. Eser on bir cilt halinde yayımlanmıştır (Beyrut 1410/1989)

13. Tahric Kitapları: Tefsir, fıkıh, kelam, tasavvuf ve hadis kitaplarının bir kısmında geçen, fakat kaynağı gösterilmeyen rivayetlerin sağlamlık derecesini tespit etmek ve bazı rivayetlerin kime ait olduğunu belirtmek amacıyla yapılan çalışmalara tahric adı verilmektedir. Önemli bazı eserler üzerine yapılan tahric çalışmaları arasında,

– Beyhakî’nin Tahrîcü ehâdîsi’l-Ümm’ü

– Merğinânî’nin el-Hidâye’si üzerine Abdullah b. Yusuf ez-Zeylaî’nin Nasbu’r-râye’si

– Gazzâlî’nin (505/1111) İhyau ulumi’d-din’i üzerine Irâkî’nin (806/1403) yazdığı el-Muğni an hamli’l-esfâr’ı zikredilebilir. Irâkî, bu çalışmasında çok sayıda zayıf ve mevzu hadis tespit etmiştir.

14. Zevaid Kitapları: Bir veya birkaç eserin Kütüb-i Sitte gibi ana hadis kitaplarından fazla veya farklı olarak ihtiva ettiği hadisleri zevaid adıyla konularına göre sıralayarak bir araya getirme çalışmaları VIII. (XIV.) yüzyılda başlamıştır. Zevaid kitapları, ulaşılması kolay olmayan birçok hadis kitabındaki rivayetlere daha kısa zamanda ulaştırması bakımından faydalı çalışmalardır. Böylece herhangi bir konuda hadis arayan bir kişi onlarca esere başvurmak yerine önce Kütüb-i Sitte’ye, daha sonra zevâidlere bakmak suretiyle aradığı hadislere rahatça ulaşabilir.

– Heysemî’nin (807/1404) Mecmeu’z-zevâid’i. Nûreddin el-Heysemî zevâid türünün en meşhur simasıdır. Heysemî’nin ilk zevâid çalışması, Ahmed b. Hanbel’in Müsned’inde bulunduğu halde Kütüb-i Sitte’de yer almayan hadisleri tesbit ettiği Gâyetü’l-maksad fî zevâidi’l-Müsned’dir

– İbn Hacer’in (852/1448) Metâlibu’l-âliye bi-zevâidi’l-mesânîdi’s-semâniye’si. Eserde Ebu Davud et-Tayâlisî, Abdullah b. Zübeyr el-Humeydî, Müsedded b. Müserhed, İbn Ebi Şeybe, İshak b. Râhûye, İbn Ebi Ömer, Ahmed b. Menî‘, Abd b. Humeyd, Hâris b. Ebi Üsâme ve Ebu Ya‘lâ el-Mevsılî’nin müsnedlerinin Kütüb-i Sitte’den ve Ahmed b. Hanbel’in el-Müsned’inden fazla olan hadisleri tesbit edilmiştir. Eserin 1998 Riyad baskısı 19 ciltten oluşmaktadır. Son cildi kitabın fihristi olarak hazırlanmıştır.

15. Fevaid Kitapları: Bir âlimin veya çeşitli âlimlerin ferd ve garib rivayetlerini bir araya getiren kitap türü. Bir hadis birçok sağlam senedle nakledilse bile onun bir başka zayıf tarikle rivayet edilmesi bazı muhaddislerin ilgisini çekmiş ve bu tür rivayetler çoğu küçük hacimli olan fevâidlerde bir araya getirilmiştir. Fevaid çalışmaları; Ali b. Ca‘d (230/844), Ali b. Hucr (244/858), Abdan el-Ahvezî (306/918) gibi hadis hafızları tarafından erken bir devirde başlatılmıştır.

– Ebu Bekir Ahmed b. Ca‘fer el-Katıî’nin Elf dînâr adıyla tanınan el-Fevâidü’l-müntekât ve’l-efrâdü’l-ğarâibü’l-hisân’ı

– Temmâm er-Râzî’nin muhtelif hocalara ait 395 hadisi derlediği Fevâid’i.

16. Emâlîler: Hadis hafızlarının bilhassa salı ve cuma günleri genellikle mescitlerde hadis imla ettikleri sırada talebelerinin kaydettiği hadislerden meydana gelen emâlîler diğer ilimlerdeki benzerleriyle kıyaslanamayacak kadar çoktur.

– Leys b. Sa‘d’ın (175/791) Meclis min fevâid’i bilinen en eski emâlîlerdendir.

– Hüseyin b. İsmâil el-Mehâmilî’nin, konuları arasında ilgi bulunmayan 533 hadisten meydana gelmiş el-Emâlî’si.

– Selçuklu Veziri Nizâmülmülk’ün (485/1092) hadis ilmindeki üstün yeri ve hadise dair iki emâlîsi zikredilebilir

17. Şemâil Kitapları: Hz. Peygamber’in (s.a.) fiziki ve ahlakî özellikleri, ibadet ve yaşayışı, giyim ve kuşam tarzı anlamına gelen şemâil, cami‘ türü hadis kitaplarını meydana getiren sekiz ana konudan biri olması yanında, Resûlullah’ın (s.a.) sözü edilen sıfatlarına dair hadis kitaplarında geçen rivayetleri derleyen eserlerin de adı olmuştur.

– Bilindiği kadarıyla şemâile dair ilk yazılan ve tertibinden dolayı çok rağbet gören eser, Tirmizî’nin (279/892) 400 kadar rivayeti ihtiva eden eş-Şemâilu’l-Muhammediyye adlı kitabıdır.

– Ferrâ el-Begavî’nin el-Envâr fî şemâili’n-nebiyyi’l-muhtâr’ı (İrşâdü’l-envâr). Eserde Resûl-i Ekrem’in ve soyunun üstünlüğü, özellikleri, vahyin başlangıcı, Resûlullah’ın müşriklerin eziyetlerine katlanması, peygamberliğinin alâmetleri, mi‘racı, ileride olacak şeylere dair verdiği bilgilerin gerçekleşmesi, isimleri, sıfatı, ibadeti, yemesi ve içmesi, vefatı gibi konular 102 başlık altında senedleriyle birlikte 1257 hadisle anlatılmıştır

– Kâdî İyâz’ın eş-Şifâ bi ta‘rîfi hukuki’l-Mustafa’sı. Klasik şemâillerden farklı bir muhtevaya sahip olan ve bazı şemâil kitaplarına kaynaklık eden eser İslâm dünyasında büyük itibar görmüş, birçok neşri, şerhi, ihtisarı yapılmış ve çeşitli dillere tercüme edilmiştir
B. Dirayetu’l-hadis (hadis değerlendirme) kitapları: Hadislerin sadece nakledilmesini konu alan rivayetu’l-hadis ilmine nazaran daha kapsamlı olan dirayetu’l-hadis ilminde hadislerin isnadıyla birlikte kısmen metinleri de ele alındığı bu tür eserler daha zengin bir çeşitlilik gösterir. Hz. Peygamber’in (s.a.) hadisleri yanında ashab ve tabiînin söz ve fetvalarının sahih, hasen ve zayıf ölçülerinden hangisine girdiğini belirlemek, bu sözlerin nasıl alınıp rivayet edildiğini tespit etmek kadar ravilerinin ne ölçüde güvenilir ve rivayet ehliyetine sahip olduğunu bilmeye de bağlıdır. Bu sebeple ravilerin güvenilirliğini tespite yarayan ricalu’l-hadisin en önemli dalı olan cerh ve ta‘dil ilmi yanında hadislerin metinlerini değişik yönlerden inceleyen nasih-mensuh, muhtelefu’l-hadis, garibu’l-hadis, ilelu’l-hadis gibi disiplinleri tanımak, hepsinden önce de usul-i hadisin terimlerini ve kurallarını öğrenmek gerekir.

1. Usul-i hadis: Dirayetu’l-hadisin esasını teşkil eden ve ‘mustalahu’l-hadis, ulumu’l-hadis’ gibi adlarla da anılan usul-i hadise ait ilk bilgiler, birer kaide olarak müstakil kitaplarda ele alınmadan önce İmam Şafii’nin (204/820) er-Risâle’sinde, Müslim’in Sahih’inin mukaddimesinde ve Buhârî’nin tarih kitapları ile cerh ve ta‘dile ait eserlerde bulunmaktaydı.

– Râmehürmüzî’nin (360/971) el-Muhaddisu’l-fasıl beyne’r-râvî ve’l-va‘î adlı eseri. IV. (X.) yüzyılın ortalarına kadar tespit edilen bu bilgilerin, bilhassa isnad sistemine ve hadis öğrenim metotlarına dair birikimin, rivayet kitaplarında olduğu gibi senetleriyle toplandığı ilk usul-i hadis kitaplarından biridir. Daha sonra metot ve sistem bilgilerinin senetsiz olarak aktarıldığı usul kitapları devri başlamıştır.

– İbnu’s-Salah’ın (643/1245), Ulumu’l-hadis olarak da anılan Mukaddimetu İbn Salah’ı. Usul konuları yeni bir tertiple ele alındığı sonraki çalışmaların mihveri olmuştur. Eserde usul bilgileri senetsiz olarak aktarılmıştır.

– Babanzade Ahmed Naim’in (1872–1934) Sahih-i Buhârî Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercemesi ve Şerhi’ne yazdığı geniş kapsamlı mukaddime. Türkçe usul-i hadis kitapları arasında,

– Muhammed Tayyib Okiç’in (1902–1977) Bazı Hadis Meseleleri Üzerinde Tetkikler adlı eseri.

2. Ricalu’l-hadis: Hadis tenkidinin başladığı ilk devirlerden itibaren ravileri hadis rivayetindeki ehliyetleri açısından inceleyen ricalu’l-hadis ilmine, esmau’r-rical da denmektedir. Senette yer alan ravilerin kimliğini tanıyabilmek için onların bütün yönleriyle hayatları ve rivayet açısından ne derece güvenilir oldukları (cerh ve ta‘dil durumları) araştırılırken öncelikle bu kişileri yakından tanıyan muhaddislerin kendileri hakkındaki görüş ve kanaatleri dikkate alınmıştır. İlk zamanlarda bu bilgiler hocadan talebeye şifahi olarak aktarılırken III. (IX.) yüzyıldan itibaren cerh ve ta‘dil kitapları telif edilmiştir.

a. Sahabe: Hadislerin daha sonraki nesillere aktarılmasında birinci derecede etkili olan ve hadis ricalinin ilk tabakasını meydana getiren ashabın hayatıyla ilgili en eski kaynaklardan biri İbn Ebi Asım’ın (287/900) el-Ahad ve’l-mesânî’sidir. Özellikle İbn Abdilber en-Nemerî’nin (1071/1660) 4225 sahabe hakkında bilgi verdiği el-İstiab fi ma‘rifeti’l-ashab’ı büyük ilgi görmüştür. Ashaba dair çalışmaların en kapsamlısı İbn Hacer el-Askalânî’nin (852/1449) mükerrerleriyle birlikte 12.304 biyografiyi içine alan el-İsâbe fi temyizi’s-sahabe’sidir.

b. Sika raviler: Sadece güvenilir (sika) ravileri bir araya getiren çalışmaların en önemlileri arasında, Ebu’l-Hasan el-İclî’nin (261/875) sika kabul ettiği ravileri tabakalar halinde sıraladığı Tarihu’s-sikât’ı zikredilebilir.

c. Zayıf Raviler: Zayıflığı bir ölçüde giderilebilen ravilerle ileri derecede zayıf oldukları için rivayetleri delil olma niteliğini kaybeden kimseler hakkında yazılan kitaplar genellikle ed-Duafa veya ed-Duafa’ ve’l-metrukîn adıyla anılmaktadır. Zehebî’nin bu konuda önemli çalışmaları vardır. Onun bu konudaki en önemli çalışması, güvenilir bile olsa tenkide uğrayanlarla birlikte 11.053 zayıf ve metruk raviyi ihtiva eden Mîzânu’l-i‘tidâl adlı eseridir.

d. Sika ve zayıf raviler: Rical kitaplarının bir kısmında sika ve zayıf raviler bir arada ele alınmıştır. İbn Sa‘d’ın (230/845), sahabe ve tabiîn nesillerinden 4300 kadar kişiyi, yaşadıkları zaman ve mekân unsurlarını ön planda tutarak tanıttığı et-Tabakâtu’l-kübrâ’sı bu konudaki eserlerin ilki ve en önemlilerinden biridir. İlk devir muhaddislerinin önemli bir kısmı, hadis ravilerinin biyografilerine dair kitaplarına ‘tarih’ adını vermişlerdir. Bunlardan İbn Ebu Hâtim’in (327/938), kendisinden önce yaşayan cerh ve ta‘dil otoritelerinin hadis ravileri hakkındaki tenkitlerini ve toplam 16.040 biyografiyi ihtiva eden el-Cerh ve’t-ta‘dil’i bu konudaki en önemli eserdir.

e. Belli kitapların ricali: Tanınmış bir veya birkaç hadis kitabının, özellikle de Kütüb-i sitte’nin ravilerini alfabetik olarak kısaca tanıtan rical kitapları da bulunmaktadır. Bu tür eserlerden Sahihayn’ın ricaline dair değişik özelliklere sahip birçok eser telif edilmiştir.

f. Belli memleketlerin ricali: İlk yazılan rical kitaplarında raviler herhangi bir sınıflandırmaya tabi tutulmadan genel özellikleriyle ele alındığı halde daha sonra yazılanlarda yaşadıkları bölgelere, güvenilir veya zayıf oluşlarına, lakap ve künyelerine ve daha başka özelliklerine göre incelenmiştir.

3. Esma ve künâ: Genellikle ismiyle tanınan bir ravinin bazı senedlerde yahut kaynaklarda künyesiyle anılması veya künyesiyle bilinen kimsenin ismiyle zikredilmesi ravilerin tanınmasını güçleştirmiştir. Öte yandan bazı isim ve künyelerin birbirine benzemesi de karışıklığa yol açmıştır. Bundan dolayı rivayet zincirinde yer alan şahısların isim ve künyelerini inceleyen eserlere ihtiyaç duyulmuştur. Esma ve künâ kitapları, genel karakterleri itibariyle Hz. Peygamber (s.a.) ve sahabe dışında biyografisine yer verdikleri kişilerin rivayetle ilgili durumlarını da inceledikleri için cerh ve ta‘dil türü eserlerin bir devamı sayılmaktadır.

4. Mu’telif ve muhtelif: Adları, lakapları, künyeleri ve nisbeleri yazılış bakımından aynı veya birbirine yakın (mu’telif) okunuşları farklı olan (muhtelif) ravilerin kimliğinin tespit edilmesi rivayetleri değerlendirebilmek için son derece önemlidir. Sellam-Selam, Abbad-Ubad, Abbas-Ayyaş gibi mu’telif ve muhtelif isimlerin birbirine karıştırılmasını önlemek maksadıyla çok sayıda eser yazılmıştır.

5. Müttefik ve müfterik: Raviler arasında adları ve baba adlarıyla birlikte bazen dede adları yahut künyeleri ve nisbeleri aynı olan kimseler de bulunmaktadır. Adları, lakapları, künyeleri ve nisbeleri hem yazılış hem de okunuş bakımından aynı olan kimselerden özellikle aynı yüzyılda yaşayanların birbirine karıştırılmasının yol açacağı büyük hatalara mani olmak adına çeşitli eserler yazılmıştır.

6. Müştebih: Adları aynı, fakat babalarının isimleri veya nisbeleri yazılış bakımından farklı veya birbirine yakın olmakla beraber okunuş bakımından ayrı kimselere dair kaleme alınan eserler müştebih (müteşabih) türünü meydana getirir.

7. Mübhemât: Hadisin senedinde ismi söylenmeden ‘recul, sika’ gibi müphem ifadelerle anılan raviler bulunduğu gibi metninde de aynı şekilde ‘recul, ibnu fulan, bintu fulan’ gibi kimlikleri belirtilmeden zikredilen kimseler olabilmektedir. Senetteki bazı isimlerin bilinmemesi o rivayete güveni zedeleyeceği için bunların tanıtılması yönünde eserler telif edilmiştir.

8. Vefeyât: Hadislerin senedini incelerken ravilerin birbirleriyle görüşüp görüşmediğinin tespit edilebilmesi onların doğum ve ölüm tarihlerini bilmeye bağlı olduğundan hadis usulünde tevârihu’r-ruvât ve’l-vefeyât adıyla anılan çeşitli eserler kaleme alınmıştır.

C. Hadis İlimleri:

1. Cerh ve ta‘dil: Ravileri sika veya zayıf oluşlarına göre ele alan ricalu’l-hadis kitapları erken bir devirde telif edilmekle beraber cerh ve ta‘dil kaideleri çok sonraki devirlerde tedvin edilmiştir. Cerh ve ta‘dil konuları, usul-i hadis kitaplarında bir ilmi disiplin olarak Hâkim en-Nisâbûrî’den (405/1014) itibaren ele alınmıştır. Bilindiği kadarıyla cerh ve ta‘dil ilmine dair ilk usul kitabı Taceddin es-Subkî’nin (771/1370) Ka‘ide fi’l-cerh ve’t-ta‘dil’idir.

2. İlelu’l-hadis: Hadislerin metin veya senetlerinde bulunup onların sahih kabul edilmesine engel teşkil eden ve ancak güçlükle anlaşılabilen gizli kusurları ifade eden illet konusunda II. (VIII.) yüzyılın ikinci yarısından itibaren ravi adlarına veya konulara göre eserler telif edilmiştir. Bunların en tanınmışları, Ali b. Medînî’nin (234/848) üç ayrı ilel kitabının hulasası mahiyetindeki İlelu’l-hadis ve ma‘rifetu’r-rical’i adlı kitabı bu türün en eski örneklerindendir. Bu alanda yazılmış en meşhur ve makbul eserin sahibi Ebu’l-Ferec İbnu’l-Cevzî (597/1201), el-İlelu’l-mütenâhiye fi’l-ehâdisi’l-vahiye’sinde 1579 rivayeti otuz dokuz kitap içinde değerlendirmiştir.

3. Garibu’l-hadis: Hadis metinlerinde geçen nadir (garib) kelimeleri açıklamak üzere ilk eseri kimin yazdığı tartışmalıdır. Ebu Ubeyd Kasım b. Sellâm’ın (224/838) Garibu’l-hadis’i bu eserlerin en hacimlisidir. Bu konudaki eserlerin farklı bir türü de hem Kur’an hem de hadislerdeki garib kelimelerin birlikte ele alındığı çalışmalardır.

4. Muhtelifu’l-hadis: Birbirine zıt gibi görünen bazı hadisleri cem ve te’lif, nesih, tercih ve tevakkuf gibi metotlarla uzlaştırmak amacıyla erken devirlerden itibaren çalışmalar yapılmıştır. Te’vilu’l-hadis, telfiku’l-hadis, müşkilu’l-hadis gibi adlarla da anılan bu türün mahiyeti hakkında bilgi vermek üzere İmam Şafiî İhtilafu’l-hadis adlı eserini kaleme almıştır. Daha sonra İbn Kuteybe (276/889), bazı kelam fırkalarının hadislerde tezatlar bulunduğu yolundaki iddialarını reddetmek için Te’vilu muhtelifi’l-hadis’ini yazmıştır. Yine Tahâvî (321/933), fıkıh bablarına göre tertip ettiği Şerhu me‘ani’l-âsâr’ında âlimlerin birbiriyle çelişkili gördüğü ahkâm hadislerini ele almış, bunların nasih ve mensuhunu belirtmiş ve çelişkili zannedilen hadisleri telif ederek aralarında kendince bir zıtlık bulunmadığını göstermiştir.

5. Nasih ve mensuh: Hz. Peygamber’in (s.a.) bazı sünnetlerinin daha sonraki dönemlerde yine kendisi tarafından kaldırılması sebebiyle araları telif edilemeyecek derecede birbirine zıt görünen hadislerin ele alındığı nasih ve mensuh ilmi muhtelifu’l-hadis ile de yakından ilişkilidir. Hadiste nesih konusunda yapılan ilk çalışmalardan biri Ebu Bekir el-Esrem’in (261/ 874) Nasihu’l-hadis ve mensuhuh adlı eseridir.

6. Esbabu vurudi’l-hadis: Hadislerin daha iyi anlaşılabilmesi için bunların hangi sebeple, nerede ve ne zaman söylendiğini araştırma konusu yapan bir disiplindir. Fazla gelişmeyen bir ilim dalı olduğundan hakkında az sayıda eser telif edilmiştir.

7. Hadis şerhleri: Hadisleri şerh etmek amacıyla yazılan eserler, bir bakıma dirayetu’l-hadis ilimlerinin uygulanma sahalarıdır. Senetlerdeki şahısların kimliklerinin, cerh ve ta‘dil bakımından durumlarının belirlenmesi, ayrıca hadis metinlerinin sebeb-i vürûdunun, nasih veya mensuh olup olmadığının tayin edilmesi, nadir kelimelerinin açıklanması, birbirine zıt gibi görünenlerin telif edilmesi, hadislerden hüküm çıkarılması vb. hususlar hadis şerhlerinin başlıca konularını teşkil etmiştir. Bazı musanniflerin, hadisleri kaydettikten sonra onlarla ilgili açıklamaları da bir nevi şerh olmakla beraber bir hadis kitabının bütün kelimelerini veya açıklanması gereken kısımlarını izah etmek üzere yapılan müstakil çalışmalar, bilindiği kadarıyla IV. (X.) yüzyıldan itibaren Hattâbî (388/998) ile başlamıştır.
Klasik hadis edebiyatı genel çerçevede sıraladığımız bu tasnif doğrultusunda bir muhtevaya sahiptir. Ancak geçmişte ihmale uğramış hadiste metin tenkidi ile ilgili son zamanlarda yeni ve ciddi bir edebiyat da oluşmaktadır.

 

(907)