Peygamberler Tarihi Bir İnsanlık Tarihi mi? | Muhammed Emin Yıldırım

Tarih Medresemizin 5. dersindeyiz ve bugün benim konum; “Peygamberler Tarihi Bir İnsanlık Tarihi mi?” üst başlığını taşıyor…

Tarihin en fazla tartışılan iki konusu var; biri tarihin başlangıcı meselesi bir diğeri ise tarihin dönemlendirilmesi…

Biz bu iki tartışılan konuyu Peygamberler tarihi üzerinden çözüme kavuşturuyoruz.

Bugüne kadar ki derslerimizde biz, 3 konuyu biraz olsun işledik; hem tarihin tanım ve değerini, hem tarihin aktörlerini, hem de bunlar üzerinden alınması gereken mesajları işledik.

Bugün biz biraz tarihin dönemlendirilmesini ve tarihin yasalarının üzerinde duracağız. Çünkü bu iki konu dersimizin ana konusu olan Peygamberler tarihi bir insanlık tarihi mi sorusunun cevabı olacak…

Aziz Kur’anımız bize öyle bir tarih anlatıyor ki bu tarih sadece dünya tarihinden ibaret değildir. Kur’an bize üç hayatı ve üç hayatın tarihini anlatıyor. Nedir bu üç hayat?

Önceki Hayat
Ölümlü Hayat

Öteki Hayat

Bizim ölümlü hayat dediğimiz kısım işte bir dünya tarihidir, insanlık tarihidir, dolayısı ile insanlık tarihi bir peygamberler tarihidir, bundan dolayı da insanlık tarihi bir İslâm tarihidir.

Klasik tarih kitaplarımız, Taberi,  İbn İshak, İbn Hişâm, İbn Sa’d ve diğerleri konuları hep yaratılıştan ve Hz. Âdem’den başlatırlar.

Normal tarih kitapları tarihin çağlarını ikiye ayrılır:

1. Tarih Öncesi Çağ
2. Tarihin Çağları

Tarih Öncesi Çağ: Bu da ikiye ayrılır: Taş Çağı ve Maden Çağı

Tarihin Çağları: İlk Çağ, Orta Çağ, Yeni Çağ, Yakın Çağ…

Taş Çağı’nı şu devirlere ayırıyorlar:

– Eski Taş Devri
– Yontma Taş Devri
– Paleolitik Devir    
– Orta Taş Devri
– Avrupa’da Mezolitik Devir
– Ön Asya’da Protoneolitik Devir 
– Cilalı Taş Devri
– Yeni Taş Devri
– Neolitik Devir

Bu düşünceye göre insan, ilkel ve vahşi olarak hayata başlamış, sonra yaşayarak ve kendilerini daha vahşi hayvanlardan koruyarak hem barınma, hem beslenme, hem de savunma noktasında adım adım bir şeyler öğrenerek hayatlarını devam ettirmişlerdir.

Ama İslâm tarihine göre ilk insan Hz. Âdem’dir; Hz. Âdem dünyaya geldiğinde birçok şeyi bilerek geldi.

Biz Hz. Âdem’i Kur’ân’dan ve rivayetlerden şöyle okuyoruz:

– İlk İnsan (Bakara 2/30)
– İlk Peygamber (Bakara 2/30)
– İlk Seçilen (Âl-i İmrân 3/33)

“Allah, Âdem’i, Nuh’u, İbrahim ailesini, İmran ailesini birbirinin soyundan olarak âlemlere tercih etti. Allah işitendir, bilendir.” (Âl-i İmrân 3/33)

– İlk Muteallim (Bakara 2/31)
– İlk Muallim (Bakara 2/31)
– İlk Okuma-Yazma Bilen (Alak 96/4)
– İlk Secde Edilen (A’raf 7/11)
– İlk Eş (A’raf 7/19)
– İlk Cennete Giren  (A’raf 7/19)
– İlk Sınanan (A’raf 7/22)
– İlk Hata Eden (A’raf 7/22)
– İlk Tevbe Eden (A’raf 7/23)
– İlk Dua Eden (A’raf 7/23)
– İlk Aile (Bakara 2/38)
– İlk Baba (Mâide 5/27)
– İlk Mabed İnşa Eden (Âl-i İmrân 3/96)
– İlk Katil Babası Olan (Mâide 5/30)
– İlk Maktul Babası Olan (Mâide 5/30)

Efendimiz’in (sas) beyanlarında Hz. Âdem nasıl ilkler olarak anlatılır?

– İlk Selamlanan (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, II/215)
– İlk Selamlayan (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, II/215)
– İlk Reddeden (Tirmizî, Tefsiru’l-Kur’ân, 7)
– İlk Unutan (Tirmizî, Tefsiru’l-Kur’ân, 7)
– İlk Hata Eden (Tirmizî, Tefsiru’l-Kur’ân, 7)

Efendimiz (sas) buyurdular ki: “Âdem reddetti, zürriyeti de reddetti. Âdem unuttu, zürriyeti de unuttu. Âdem hata etti, zürriyeti de hata etti.” (Tirmizî, Tefsiru’l-Kur’ân, 7)

– İlk Kez Cuma Günü Yaratılan (Müslim, Sıfâtü’l-Münafıkîn, 27)
– İlk Kez Cuma Günü Yeryüzüne Gönderilen (İbn Sa’d, Tabakât, 1/13)
– İlk Eken ve Biçen (Taberi, Târih, 1/64)
– İlk Hamur Yoğuran ve Ekmek Yapan (Taberi, Târih, 1/64)
– İlk Demiri Yoğuran ve Aletler Yapan (Taberi, Târih, 1/64)
– İlk Kez Kâbe’yi Tavaf Eden (İbn Sa’d, Tabakât, 1/19)
– İlk Kez Dünya’da Arafat’ta Eşini Bulan (İbn Sa’d, Tabakât, 1/19)
– İlk Kez Müzdelife’de Dünya Evine Giren (İbn Sa’d, Tabakât, 1/19)
– İlk Kez Evlatları ile İmtihan Olan (İbn Sa’d, Tabakât, 1/15, 16)
– İlk Oğlunu Kovan Baba Olan (Taberi, Târih, 1/72)
– İlk Kez Vasiyet Eden (İbn Sa’d, Tabakât, 1/16)
– İlk Kez Kefenlenen (İbn Sa’d, Tabakât, 1/16) 
– İlk Kez Cenaze Namazı Kılınan (İbn Sa’d, Tabakât, 1/16)

İşte bizde temel fark budur: Onlar insanı ilkel ve vahşi olarak tarihte başlatır, biz ise insanı medeni ve kâmil olarak gösteririz.

Biz Peygamberler tarihini yani insanlık tarihini 7 ana döneme ayırıyoruz:

– İbtiaî (İlk, başlangıç) Dönem
– Tufan Sonrası Dönem
– İbrâhimî Dönem
– Musevî Dönem
– Îsevî Dönem
– Muhammedî Dönem
– Râşidî Dönem

İbtidaî (İlk, başlangıç) Dönem: Hz. Âdem’den-Hz. Nûh’a kadar olan dönem

– Hz. Âdem
– Hz. Şis/Şît
– Hz. İdris

Tufan Sonrası Dönem: Hz. Nûh’tan-Hz. İbrâhim’e kadar olan dönem

– Hz. Nûh
– Hz. Hûd
– Hz. Sâlih

İbrâhimî Dönem: Hz. İbrâhim’den-Hz. Şuayb’a kadar olan dönem

– Hz. İbrâhim
– Hz. İshak
– Hz. İsmâil
– Hz. Lût
– Hz. Ya’kûb
– Hz. Yûsuf
– Hz. Eyyûb
– Hz.Zülkifl
– Hz. Şuayb

Musevî Dönem: Hz. Mûsâ’dan Hz. Zekerriyyâ’ya kadar olan dönem

– Hz. Mûsâ
– Hz. Hârûn
– Hz. Yûşa
– Hz. Kâlib
– Hz. Hezekie
– Hz. İlyâs
– Hz. Elyesa
– Hz. Yûnus
– Hz. Şemûyel/Samûel
– Hz. Dâvûd
– Hz. Süleyman
– Hz. Lokman
– Hz. Şa’yâ
– Hz. İrmiya
– Hz. Danyal
– Hz. Üzeyr
– Hz. Zülkarneyn

Îsevî Dönem: Hz. Zekerriyyâ’dan Fetret Dönemi’ne kadar olan dönem

– Hz. Zekerriyyâ
– Hz. Yahyâ
– Hz. Îsâ
– Havâriler
– Ashâb-ı Kehf
– Ashâb-ı Uhdud
– Ashâb-ı Karye

Muhammedî Dönem: Fil Vakası’ndan Hz. Peygamber’in Vefatına kadar olan dönem

Burayı da malum biz 3’e ayırıyoruz:

– Sîret-i Mustafa
– Sîret-i Resûl
– Sîret-i Nebi

Raşidî Dönem: Hz. Ebû Bekir’den Hz. Hasan’a kadar olan dönem (632-661)

Hz. Ebû bekir (H.11-13) – (M.632-634) 2 yıl 3 ay
Hz. Ömer (H.13-23) – (M.634-644) 10 yıl 6 ay
Hz. Osman (H.24-35) – (M.644-656) 12 yıl
Hz. Ali (H.35-40) – (M.656-661) 4 yıl 9 ay
Hz. Hasan (H.40-41) – (M.661) H.40 18 Ramazan dan H. 41 25 Rebiyülevvel’e kadar 6 ay; toplam 30 sene süren bir süreç…

Tarihi Kaynak Olarak Kur’ân’ın Sınırlılıkları

1. Tabiatı İtibari ile Tarih Kitabı Olmaması
2. Tafsilatlı ve Detaylı Olmaması
3. Kendine Has Bir Düzeni ve Tertibi Olması
4. Zaman ve Olay İtibari ile Kronolojik Olmaması
5. Olaylara ve Şahıslara Değil Mesajlara Odaklanılması

Bu problemleri aşabilmemiz için bize çok ciddi bir Arkeoloji ve Antropoloji çalışmaları lazım…

Bunun için size bir müjde vermek istiyorum: Siyer Sanat, Arkeoloji ve Antropoloji Dergisi…

Peygamberler tarihinin ve tarihin doğru anlaşılması için çok önemli bir bahis olan sünnetullah bahsine de kısaca bir değinelim.

Nedir Sünnetullah?  “Allah’ın kâinata koyduğu kanun, nizam, yasa, Allah’ın başta kulları olmak üzere varlığın tamamı ile nasıl bir bağ kuracağına dair ortaya koyduğu kurallar manzumesi” demektir.

Bu kanunlar, yasalar çoktur ve bu kanunlarında yine Kur’ân’ın beyanı ile iki temel kanunu, yasası vardır. Nedir bunlar?

وَلَا تَجِدُ لِسُنَّتِنَا تَحْو۪يلًا۟

“Bizim sünnetimizde bir farklılaşma bulamazsın.” (İsrâ 17/77)

وَلَنْ تَجِدَ لِسُنَّةِ اللّٰهِ تَبْد۪يلًا

“Allah’ın sünnetinde bir değişiklik bulamazsın.” (Ahzâb 33/62)

Fatır 43’de bu iki ifade aynı ayette yerde kullanılır:

فَلَنْ تَجِدَ لِسُنَّتِ اللّٰهِ تَبْد۪يلًاۚ وَلَنْ تَجِدَ لِسُنَّتِ اللّٰهِ تَحْو۪يلً

Fetih 23’de yine وَلَنْ تَجِدَ لِسُنَّةِ اللّٰهِ تَبْد۪يلًا şeklinde geçer.

Demek ki Allah’ın yasalarında her hangi bir farklılaşma, değiştirme veya bozulma olmaz.

Tarihin en büyük yasasını Kur’an şu hakikati ve yasası ile ortaya koyuyor: “Tilkel eyyamu nudaviluha beynen nas…”

إِن يَمْسَسْكُمْ قَرْحٌ فَقَدْ مَسَّ الْقَوْمَ قَرْحٌ مِّثْلُهُ وَتِلْكَ الأيَّامُ نُدَاوِلُهَا بَيْنَ النَّاسِ وَلِيَعْلَمَ اللّهُ الَّذِينَ آمَنُواْ وَيَتَّخِذَ مِنكُمْ شُهَدَاء وَاللّهُ لاَ يُحِبُّ الظَّالِمِينَ

“Eğer size bir sıkıntı isabet ederse, başkalarına da benzeri sıkıntı isabet etmiştir. Bu günleri, insanlar arasında döndürüp dururuz. Bu, Allah’ın içinizdeki gerçek inananları ayırt etmesi ve gerçeğin tanıklarını belli etmesi içindir. Allah, zalimleri sevmez.” (Âl-i İmrân 3/140)

Tarih ile doğrudan bağlantısı olan 5 yasayı hatırlamamızda fayda var. Nedir bunlar?

– Değişim Yasası
– Yardım Yasası
– Ecel Yasası
– Rahmet Yasası
– Azap Yasası
– Değişim Yasası

“Nefislerinizi değiştirirseniz, toplumlarınızı değiştirebilirsiniz.” (Ra’d 13/11)

“…Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. Allah, bir kavme kötülük diledi mi, artık o geri çevrilemez…”

Yardım Yasası

“Allah’ın dinine yardım ederseniz, yardıma muhatap kılınırsınız.” (Muhammed 47/7)

“Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz (emrini tutar, dinini uygularsanız), O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır.”

Ecel Yasası

“Eceliniz gelip size ulaştığında, onu geriye veyahut ileriye alamazsınız.”  (A’raf 7/34)

“Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince ne bir an geri kalırlar ne de bir an ileri gidebilirler.”

Rahmet Yasası

“İstiğfar ve tevbe ile Allah’a yönelirseniz hem dünyada hem ahirette rahmeti kazanırsınız.” (Hûd 11/52)

“Ey kavmim! Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O’na tövbe edin ki, üzerinize bol bol yağmur göndersin ve gücünüze güç katsın. Günahkârlar olarak yüz çevirmeyin.”

Azap Yasası

“Zulmü devam ettirirseniz, dünyada bedelini öder, ahirette de azaba uğrarsınız.” (Âl-i İmran, 3/178)

“İnkâr edenler, kendilerine vermiş olduğumuz mühletin, sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz, onlara ancak günahları artsın diye mühlet veriyoruz. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.”

İki önemli mesaj:

Birincisi: Peygamberler Tarihi, bir insanlık tarihidir; insanın değer ve kıymetini insanlığa öğreten bir mirastır.

İkincisi: Peygamberler Tarihi, insanlığın değişim ve dönüşümünün yol ve yöntemlerini insanlığa gösteren bir tecrübeler manzumesidir.

İnsanlığın üç temel sınıfı: Âdemî, İbrâhimî ve Muhammedî

Âdemî

Hilkatte Müsavî/Yaratılışta eşit

“İnsanlar tek bir ümmetti…” (Bakara 2/213)

İbrâhimî

İnançta Kitabî

“De ki: “Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin…” (Âl-i İmrân 3/64)

Muhammedî

Menhecte Nebevî

“…İyilik ve takva da yardımlaşın. Asla günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın…” (Mâide 5/2)

Âdemî

Kibir yok; temsiliyet var…

İbrâhimî

Kindarlık yok; tedricilik var…

Muhammedî

Küskünlük yok; tahammül var…

Eğer biz Peygamberler Tarihini iyice anlasak değişim ve dönüşüm yasalarını anlayacağız.

O zaman kendimizde var olan kötü bir huyu nasıl terbiye edeceğimizi öğreneceğiz.

Kendi şahsiyetimizi geliştirmenin yol ve yöntemlerini öğreneceğiz.

Meşru bir hedefe gayri meşru vasıtalarla gidilebileceğini yutturamazlardı.

(22)