Hz. Hûd’un (as) Haber Verdiği Rahmet ve Azap

Siret-i Enbiyâ derslerimize Hz. Hûd (as) hakkında yapılan üçüncü ders ile devam ettik. Muhammed Emin Yıldırım hocamız, “Hz.Hud’un Haber Verdiği Rahmet ve Azap” serlevhasının altında, Âd kavminin kendilerine yapılan tebliğe nasıl karşılık verdiklerini ve onlara ulaşan azabın muhtevasını, şiddetini ve süresini ayetlerin gölgesinde anlattı.

Dersten Cümleler

Gönderilen tüm peygamberlerin en önemli iki sıfatı Mübeşşir ve Nezir olmalarıdır.

Mübeşşir, müjdeleyen, Nezir, uyaran demektir.

Mübeşşir, verdiği haber ile sevindiren, Nezir verdiği haber ile korkutan demektir.

Sünetullah Allah’ın kâinata koyduğu kanun, nizam, yasa, Allah’ın başta kulları olmak üzere varlığın tamamı ile nasıl bir bağ kuracağına dair ortaya koyduğu kurallar manzumesi demektir.

Sünetullah’ın İki Temel Yasası:

وَلَا تَجِدُ لِسُنَّتِنَا تَحْو۪يلًا۟

“Bizim sünnetimizde bir farklılaşma bulamazsın.” (İsrâ 17/77)

وَلَنْ تَجِدَ لِسُنَّةِ اللّٰهِ تَبْد۪يلًا

“Allah’ın sünnetinde bir değişiklik bulamazsın.” (Ahzâb 33/62)

Çok temel 5 tane Allah’ın yasası:  

Değişim Yasası
Yardım Yasası
Ecel Yasası
Rahmet Yasası
Azap Yasası

Değişim Yasası

“Nefislerinizi değiştirirseniz, toplumlarınızı değiştirebilirsiniz.” (Ra’d 13/11)

Yardım Yasası

“Allah’ın dinine yardım ederseniz, yardıma muhatap kılınırsınız.” (Muhammed 47/7)

Ecel Yasası

“Eceliniz gelip size ulaştığında, onu geriye veyahut ileriye alamazsınız.”  (A’raf 7/34)

Rahmet Yasası

“İstiğfar ve tevbe ile Allah’a yönelirseniz, hem dünyada hem ahirette rahmeti kazanırsınız.” (Hûd 11/52)

Azap Yasası

“Zulmü devam ettirirseniz, dünyada bedelini öder, ahirette de azaba uğrarsınız.” (Âl-i İmran, 3/178)

“Nasılsanız öyle idare edilirsiniz!”

“Küfür devam eder ama zulüm devam etmez!”

“Yakaladığınızı zorba olarak yakalıyorsunuz.” (Şuarâ 26/131)

“Âd kavmi kendilerine şefkatle Allah’ın emirlerini hatırlatan peygamberlerine karşı geldiler ama inatçı, şöhretperest, cebbar, zorba olan emir sahiplerinin emrine uydular. Onların zulümlerini meşru gösterecek şeyler yaptılar.”  (Hûd 11/59)

Hz. Hûd (as) tebliğini şu beş kavram üzere bina etmişti: Tevhid, Tazim, Takva, Tevbe ve İtaat

Âd kavmi tebliğe nasıl bir karşılık veriyordu?

İlgisiz Davranmak (Şuarâ 26/136)
Yalanlamak (A’raf 7/66)
Kibirlenmek (Fussilet 41/15)
Alay Etmek (Hûd 11/54)
İnkâr Etmek (Hûd 11/59)
Tehdit Etmek (Hûd 11/55)
Engellemeye Çalışmak (A’raf 7/71)

Âd kavmi üzerinden inkâr psikolojisini öğrenmiş oluyoruz.

Âd Kavminin Tebliğe Karşılıkları

– “Biz senin beyinsiz olduğunu görüyor ve seni yalancılardan sanıyoruz!” dediler.” (Â’raf 7/66)

– “Ey Kavmim! Ben sefih/beyinsiz değilim; fakat ben âlemlerin Rabbinin gönderdiği bir elçiyim.” (Â’raf 7/67)

– “Sen bize tek Allah’a kulluk etmemiz ve atalarımızın tapmakta olduklarını bırakmamız için mi geldin?” dediler. (Â’raf 7/70)

– “Haklarında Allah’ın hiçbir delil indirmediği, sadece sizin ve atalarınızın taktığı kuru isimler hususunda benimle tartışıyor musunuz?” (Â’raf 7/71)

– “Sen bize açık bir mucize getirmedin, biz de senin sözünle tanrılarımızı bırakacak değiliz ve biz sana iman edecek de değiliz.” dediler. (Hûd 11/53)

– “Bizim tanrılarımızdan biri seni fena halde çarpmış!” dediler. (Hûd 11/54)

– “Eğer Rabbimiz dileseydi elbette bize melekler indirirdi.” (Fussilet 41/14)

– “Hayat, şu dünya hayatımızdan ibarettir. (Kimimiz) ölürüz, (kimimiz) yaşarız; bir daha diriltilecek de değiliz.” dediler. (Mü’minûn 23/37)

Neden melek peygamber istiyorlar?

– Hemcinslerine güvenmiyorlar.
– Hemcinslerine haset ediyorlar.
– Örneğimiz bizden olmamalı diyorlar.
– İnsanüstü bir örneğin hayat üstü olacağını çok iyi biliyorlar.
– Kendilerine bahane olsun istiyorlar. 

“Hadi, eğer doğrulardan isen, bizi tehdit ettiğini (azabı) bize getir.” (Â’raf 7/70)

Kur’ân Azabı Nasıl Anlatıyor?

رِجْسٌ –Ricsün – Alçaltan bir azab – (A’raf 7/71)
غَضَبٌۜ –Gadabün – Öfke dolu bir azab – (A’raf 7/71)
قَطَعْنَا دَابِرَ –Kata’nâ Dâbira – Kökünü kesip koparan bir azab – (A’raf 7/72)
عَذَابٍ غَل۪يظٍ –Azâbin Ğalîz Ağır ve çetin bir azab – (Hûd 11/58)
لَعْنَةً –Laneten – Lanetli bir azab – (Hûd 11/60)
الصَّيْحَةُ –Sayhatu – Korkunç sesli bir azab – (Mü’minûn 23/41)
غُثَٓاءًۚ –Ğuśâen – Köpük gibi çer çöp yığını haline getiren bir azab – (Mü’minûn 23/41)
ر۪يحًا صَرْصَرًا   –Rîhan Sarsaran – Dondurucu ve sürekli bir rüzgar ile gelen azab – (Fussilet 41/16)
عَذَابٌ اَل۪يمٌۙ – Azâbun Elîm – Elem verici bir azab – (Ahkaf 46/24)
اَعْجَازُ نَخْلٍ مُنْقَعِرٍ – A’câzu Nahlin Munka’irin – Sökülmüş hurma kütükleri gibi yere seren bir azab – (Kamer 54/20)
بِر۪يحٍ صَرْصَرٍ عَاتِيَةٍۙ – Birîhin Sarsarin Âtiyetin Uğultulu, kasıp kavuran bir fırtına ile gelen azab – (Hâkka 69/6)
اَعْجَازُ نَخْلٍ خَاوِيَةٍۚ – A’câzu nahlin hâviyetun – İçi boş hurma kütükleri gibi yere seren bir azab – (Hâkka 69/7)

“Ey Âişe! O bulutta bir azap olup olmayacağından emin değilim. Belki de onda bir kavmin rüzgârla cezalandırıldığı azap gibi bir azap vardır. Nitekim o kavim kendileri için azap olacak bulutu görmüş de “işte bize yağmur getirecek bulut!” demişlerdi.” (Buhâri, Tefsirü’l-Kur’ân, 46/2)

“Onu (Hûd’u) ve onunla beraber olanları rahmetimizle kurtardık ve âyetlerimizi yalanlayıp da iman etmeyenlerin kökünü kestik.” (A’raf 7/72)

“Derken onları o korkunç ses, kaçınılmaz olarak kıskıvrak yakalayıverdi de kendilerini köpük gibi çer çöp yığını haline getirdik. Zalimler topluluğu, Allah’ın rahmetinden uzak olsun!” (Mü’minûn 23/41)

“Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o mutsuz kara günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgâr gönderdik. Ahiret azâbı elbette daha rezil edicidir. Onlara yardım da edilmez.” (Fussilet 41/16)

“Nihayet onu (azabı), vadilerine doğru yayılan bir bulut şeklinde görünce: Bu bize yağmur yağdıracak yaygın bir buluttur, dediler. Hayır! O, sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde acı azap bulunan bir rüzgârdır!” (Ahkaf 46/24)

“O (rüzgâr), Rabbinin emriyle her şeyi yıkar, mahveder. Nitekim (o kasırga gelince) onların evlerinden başka bir şey görülmez oldu. İşte biz suç işleyen toplumu böyle cezalandırırız.” (Ahkaf 46/25)

“Âd kavmi (Peygamberleri Hûd’u) yalanladı da azabım ve tehdidim nasılmış (gördüler).” (Kamer 54/18)

“Biz onların üstüne, uğursuzluğu devamlı bir günde dondurucu/gürültülü/sarsıcı bir rüzgâr gönderdik.” (Kamer 54/19)

“O rüzgâr, insanları, sökülmüş hurma kütükleri gibi yere seriyordu.” (Kamer 54/20)

 “Nasılmış benim azabım ve uyarılarım!” (Kamer 54/21)

“Âd kavmi ise, uğultulu, kasıp kavuran bir fırtına ile mahvedildiler.”

“Allah onu, ardarda yedi gece, sekiz gün onların üzerine musallat etti. Öyle ki (eğer orada olsaydın), o kavmi, içi boş hurma kütükleri gibi oracıkta yere serilmiş halde görürdün.” (Hâkka 69/7)

“Şimdi onlardan arda kalan bir şey görüyor musun?” (Hâkka 69/8)

Kavminin helâk olmasından sonra Hz. Hûd’un, nereye gittiği ve nerede vefat ettiği hususunda çeşitli rivayetler vardır. 150 sene yaşayan Hûd (as) kavmi helâk olduktan sonra bir rivayete göre kendisine inananlarla birlikte Mekke’ye gidip yerleşmiş ve sonra adı ile anılan köyde vefat etmiştir.

(847)