Peygamberimiz (sas) Hz. Îsâ’yı Nasıl Anlatıyor? (Hadislerde Hz. Îsâ) | Muhammed Emin Yıldırım
Sîret-i Enbiyâ derslerimiz Hz. Îsâ (as) ile devam ediyor… Bu haftaki dersimizde Muhammed Emin Yıldırım hocamız “Peygamberimiz (sas) Hz. Îsâ’yı (as) Nasıl Anlatıyor?” serlevhasının altında Hadislerde Hz. Îsâ’nın hangi özellik ve mesajlarla anlatıldığına değindi. Onlarca hadis ekseninde Hz. Îsâ ile alakalı çok mühim mesajlar aldığımız bu dersimizde bugüne yönelik vurgularda çok kıymetli idi. Haftaya inşallah dönemin ve Hz. Îsâ’nın son dersini yapmış olacağız.
Dersten Cümleler
Hadislerde Hz. Îsâ’nın nasıl anlatıldığını işleyeceğiz, haftaya dönemin son dersinde ise Hz. Îsâ’nın dünyadaki son süreci, semaya ref edilmesi ve tekrar dünyaya gönderilmesi üzerinde duracağız.
Sa‘d b. Ebî Vakkās (ra): “Mescitte Osman (ra)’a rastladım. Ona selâm verdim. Bana dikkatle baktı fakat selâmımı almadı. Bunun üzerine Ömer (ra)’e gittim.
Dedim ki: “Ey müminlerin emîri! İslâm’da yeni bir şey mi oldu?”
O dedi ki: “Nedir o?” Dedim ki: “Az önce Osman’ın yanından geçtim; selâm verdim ama selâmımı almadı.” Bunun üzerine Ömer, Osman’a haber gönderdi. Osman geldi. Ömer dedi ki: “Kardeşinin selâmına karşılık vermene ne engel oldu?”
‘Bu, Zünnûn’un (Hz. Yûnus) duasıdır:
لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ سُبْحَانَكَࣗ اِنّٖي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمٖينَۚ
“Lâ ilâhe illâ ente, sübhâneke innî küntü mine’z-zâlimîn.” (el-Enbiyâ 21/87)
Hiçbir Müslüman bu dua ile Rabbine dua etmez ki Allah ona icabet etmesin.” (Zehebî, Siyeru aʿlâmi’n-nübelâ)
İslâmî literatürde Peygamberimiz’in (sas) hayatını konu edinen bir “Siyer” ilmi meydana geldiği gibi, Hristiyanlıkta da Hz. Îsâ ile ilgili çalışmaları konu edinen “Kristoloji (İsa bilim)” literatürü ortaya çıkmıştır.
Ebû Hüreyre (ra): “Ben Meryem’in oğluna insanların en yakınıyım. Bununla beraber peygamberler anneleri ayrı, babaları bir kardeşlerdir. Benimle Îsâ arasında başka bir peygamber yoktur.” (Buhârî, “Ehâdîsü’l-Enbiyâ”, 48).
Bu hadiste geçen 3 önemli bilgiye dikkat edelim:
1- Peygamberimiz (sas) Hz. Îsâ’ya en yakın olduğunu belirtiyor.
2- Peygamberimiz (sas) tüm peygamberlerin nesep ve menhec yakınlığını belirtiyor.
3- Peygamberimiz (sas) kendisi ile Hz. Îsâ arasında başka bir peygamberin gelmediğini belirtiyor.
Hadislerde Hz. Îsâ (as)
1. İsim, Sıfat ve Vasıfları
2. Nesebi, Doğumu ve Yetişmesi
3. Şemâili, Fiziksel Özellikleri ve Kime Benzediği
4. Hakkındaki İnanç Kaymaları ve Oluşan Sapkınlıklar
5. Risâleti, Tebliği ve Mücadelesi
6. Faziletleri, Zühdü ve Ahlâki Özellikleri
7. Allah (cc) Katına Yükseltilmesi (Ref edilmesi)
8. Nüzûlden Önce Gerçekleşecek Hâdiseler
9. Nüzûlden Sonra Yaşanacak Hâdiseler
10. Kendi Sözleri ve Sözlerinin Üzerinden Verilen Mesajlar
1- İsim ve Sıfatları
Ubade b. Sâmit (ö. 34/654) rivayeti
“Kim Allah’tan başka ilâh olmadığına, Allah’ın bir ve şeriksiz, Muhammed’in O’nun kulu ve Resûlü, Îsâ’nın da Allah’ın kulu ve Resûlü olup Meryem’e attığı bir kelimesi ve kendinden bir ruh olduğuna, kezâ cennet ve cehennemin hak olduğuna şehâdet ederse, –her ne amel üzere olursa olsun– Allah onu cennetine koyacaktır.” (Buhârî, “Enbiyâ”, 47; Müslim, “Îmân”, 10; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 37/349) .
Ümmü Seleme annemizin uzunca rivayeti için bkz: Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/202, 5/290-291; İbn Huzeyme, Sahîh, 4/13; Tahâvî, Şerhu Müşkil, 14/244; Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, 9/144.
Abdullah b. Abbas’ın (ö. 68/687) naklettiği hadis bkz: Dârimî, “Mukaddime”, 8; Tirmizî, “Menâkıb”, 3.
2. Nesebi, Doğumu ve Yetişmesi
Ebû Hüreyre rivayeti
“Resûlullah’ı (sas) şöyle buyururken dinledim: “Âdemoğullarından doğan her bir kişiye doğduğu zaman mutlaka şeytan dokunmuştur. Şeytan’ın dokunmasından dolayı ağlayarak dünyaya gelir. Bundan Meryem ve oğlu müstesnadır.” Daha sonra Ebû Hüreyre şu âyeti (Âl-i İmrân 3/36) okudu. “Ben onu ve soyunu kovulmuş şeytandan senin korumana bırakıyorum.” (Buhârî, “Enbiyâ”, 44“; Müslim, “Fedâil”, 40).
Ebû Hüreyre rivayeti
Buhari, Müslim ve Ahmed b. Hanbel’in aktardıkları uzunca bir rivayette “beşikte konuşan üç çocuk anlatılır; “bunlardan biri Hz. Îsâ, diğeri Cüreyc isimli bir rahibe isnad edilen veled-i zina bir çocuk, üçüncüsü de annesini emmekte iken konuşan bir çocuktur.” (Buhârî, “Amel fi’s-salât 7”, “Mezâlim”, 35, “Enbiyâ”, 48, 54; Müslim, “Birr”, 7, 8).
3. Şemâili, Fiziksel Özellikleri ve Kime Benzediği
Ebû Hüreyre rivayeti
“… Daha sonra Îsâ (as) ile de karşılaştım. O, orta boylu ve kırmızı benizliydi. Sanki yeni hamamdan çıkmış gibi tertemiz ve canlı bir hali vardı…” (Müslim, “Fedâil”, 40; Buhârî, “Enbiyâ”, 47; “Tirmizî, “Tefsîr ”18).
Abdullah b. Ömer (ö. 73/692) rivayeti
“Bir gece (rüyamda) kendimi Kâbe’nin yanında gördüm. Buğday tenli erkekler arasında senin gördüklerinin en güzeli gibi buğday tenli bir erkek gördüm. Kulaklara kadar inmiş gördüğün saçların en güzelini andıran kulaklarına kadar inen saçları olduğunu da gördüm. Bu saçlarını taramıştı ve saçlarından da su damlıyordu. İki adama -yahut iki adamın omuzlarına- dayanmış, Beyti tavaf ediyordu. ‘Bu kim?’ diye sordum. Bana: ‘Bu Meryem oğlu Mesih’tir’ denildi. Sonra da birden saçları oldukça kıvırcık, sağ gözü kör bir adam ile karşılaştım. O gözü dışarı fırlamış, patlak bir üzüm tanesi gibi idi. ‘Bu kimdir?’ diye sordum. ‘Bu, Mesih Deccâl’dir.’ denildi.” (Müslim, “Îmân”, 10; Buhârî, “Taʿbîr”, 11; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 10/263, 264).
Cabir b. Abdullah (ö. 78/697) rivayeti
“Bana Nebiler arz edildi. Mûsâ’nın uzun boylu, adeta Şenue adamlarından birisi gibi olduğunu gördüm. Meryem oğlu Îsâ’yı da gördüm. Onun kendisine en çok benzeyen bir kişi olarak Urve b. Mes’ûd olduğunu gördüm…” (Müslim, “Îmân”, 74; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 22/443; Tirmizî, “Menâkıb”, 27).
4. Hakkındaki İnanç Kaymaları ve Oluşan Sapkınlıklar
Hz. Ömer’in rivayeti
“Hristiyanların Meryem oğlu Îsâ’yı bâtıl üzere methettikleri gibi siz de beni methetmekte aşırıya kaçmayınız! Şüphesiz ki, ben sadece bir kulum. Binâenaleyh bana: ‘Allah’ın kulu ve O’nun Resûlü’ deyiniz!” (Buhârî, “Enbiyâ”, 48, “Hudûd”, 31; Bezzâr, Müsned, 1/299-303; Ebû Ya’lâ, Müsned, 1/142).
Hz. Ali rivayeti
“Peygamber Efendimiz bir gün beni çağırdı ve şöyle buyurdu: “Seninle Hz. Îsâ arasında bir benzerlik noktası var ki; Yahudiler ona olan nefretlerini çok çirkin bir iftiraya vardırdı, Hristiyanlar da aşırı sevgileriyle ona beşer üstü bir konum biçmeye kalktılar.”
Hz. Ali devamla şöyle der: “Aman dikkat! Benim hakkımda da iki grup insan helâk olur; bana olan sevgilerinden ötürü bende olmayan özellikleri bana isnad edip beni sevmede aşırıya kaçanlar, bir de bana olan nefretlerini bana çok çirkin iftira atmaya kadar götürenler.” (Ma’mer b. Râşid, el-Câmi’, 11/318; İbn Ebû Şeybe, Musannef, 6/ 374; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 1/160).
Ebû Hüreyre rivayeti
“Allah o gün, ‘Ey Meryem oğlu Îsâ!’ buyuracak, ‘sen mi insanlara, beni ve annemi Allah’tan başka birer ilah ittihaz edinin dedin?’ diye soracak. Bu zor soru karşısında Hz. Îsâ’ya hücceti (çıkış yolu) telkin edilecek. Ebû Hüreyre devamla, Allah Resûlü’nden şu sözü nakletti: Allah, şu âyetin (Mâide 5/116) tamamını Îsâ’ya (çıkış yolu olarak) telkin etti: “Seni tenzih ederim, hakkım olmayan bir şeyi söylemek bana yakışmaz…” (Tirmizî, “Tefsîru Sûre”, 22; Nesâî, es-Sünenü’l-kübrâ, 6/340).
Ebû Said el-Hudrî (ö. 74/693) rivayeti
“Kıyamet günü bir görevli: “Her ümmet neye ve kime tapıyorduysa peşine düşsün!” diye ilan eder: Bunun üzerine Allah Teâlâ’dan başka şeylere, putlara ve heykellere tapa gelen ne kadar müşrik varsa, onlardan hiç biri geri kalmaksızın Cehenneme dökülürler. Artık gerek iyiden ve gerek facirden, gerek Ehl-i Kitap bakiyelerinden ortalıkta Allah’a tapanlar dışında kimse kalmayınca, Yahudilerden sonra Hristiyanlar çağrılır, onlara da: “Siz kime kulluk ederdiniz?” diye sorulur. Onlar da: Allah’ın oğlu Mesih Îsâ’ya ibadet ediyorduk, derler. Onlara da: “Yalan söylediniz. Allah hiç bir eş ve hiç bir oğul edinmedi”, denir.” (Buhârî, “Tefsîru Sûre”, 8, “Tevhîd”, 24; Müslim, “Îmân”, 81).
Tufeyl b. Sahbera (ö. ?) rivayeti
“Hz. Âişe’nin anne bir kardeşi Tufeyl b. Sahbera, rüyada karşılaştığı bir topluluğun Hristiyan olduklarını öğrenince ‘Sizler Hz. Îsâ’yı Allah’ın oğlu zannetmeseniz keşke’ der. Onlar ‘Siz de; Allah’ın ve Muhammed’in dilediği demeseniz keşke’ diye karşılık verirler.’ Tufeyl sabahleyin karşılaştığı insanlara rüyasından bahseder. Peygamberimize gelip ona da anlattığında Peygamberimiz, rüyayı başkasına da anlatıp anlatmadığını sorar, o da anlattığını söyler. Efendimiz (sas) namazın ardından bir hutbe okur ve “Allah’ın ve Muhammed’in dilediği” demelerini yasaklayıp, “Allah’ın dilediği, sonra Muhammed’in dilediği” demelerini emreder.” (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 34/296, 297; İbn Hibbân, Sahîh, 13/32; Hâkim, Müstedrek, 3/462).
5. Risâleti, Tebliği ve Mücadelesi
Hz. Ebûbekir (ö. 13/634) rivayeti
…Hz. Mûsâ da, insanlara Hz. Îsâ’ya gitmelerini tavsiye eder ve ondan şöyle söz eder: “O, anadan doğma körü ve abraşı iyileştirir, Allah’ın izniyle ölüleri diriltir.” (İnsanlar Hz. Îsâ’ya gelirler ve o da) “Ben bu talebinizi karşılayabilecek kişi değilim.” diyerek onları Peygamberimize gönderir.” (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 1/4; Bezzâr, Müsned, 1/149; Ebû Ya’lâ, Müsned, I, 56).
Abdullah b. Mes’ûd (ö. 32/652) rivayeti
“İsrâiloğulları bir kısım günahlar işlemeye başlayınca, âlimleri onları bu işlerden menettiler. Ancak onlar günahlardan vazgeçmediler. Buna rağmen âlimler onların meclislerine katıldılar (Ravi Yezid: “Zannedersem ‘ve sokaklarına uğradılar’ diye ekledi.” demiştir.) Zamanla onlarla oturup kalkmaya, beraber yiyip içmeye başlayıp onlara ses çıkarmaz oldular. Allah da bunun üzerine, berikinin dalâletini öbürüne katarak, biriyle diğerinin küfrünü artırdı ve âyetin ifadesiyle “Dâvûd’un ve Meryem oğlu Îsâ’nın diliyle” (Mâide, 5/78) onları lânetledi. Bu, onların isyan etmeleri ve taşkınlık edip haddi aşmaları sebebiyle oldu.” Sonra, ayakta bulunan Resûlullah (sas) oturarak sözünü tamamladı: “Hayır, nefsimi kudret elinde tutan Zat’a yemin ederim, onları hak adına kötülüklerden men etmezseniz (siz de rızaya eremezsiniz).” (Tirmizî, “Tefsîru Sûre”, 6; İbn Mâce, “Fiten”, 20; Ebû Dâvûd, “Melâhim”, 17).
6. Faziletleri, Zühdü ve Ahlâki Özellikleri
Ebû Zer (ö. 32/652) rivayeti
“Lehçe (açık sözlü) sahibi olarak, Meryem oğlu Îsâ’nın benzeri olan Ebû Zer’den daha doğru ve daha vefakâr olanı ne gök (kubbesi) gölgelendirmiş (altında barındırmış), ne de yeryüzü sırtında taşımıştır.” Hz. Ömer, Ebû Zer hakkındaki tarife imrenircesine; ‘Ya Resûlallah! Onu gerçekten böyle mi tanıyorsunuz?’ dedi. Resûl-i Ekrem; “Evet, siz de onu böyle bilin.” buyurdu.
Tirmizî, hadisi rivayet eden bazı ravilerin şu ilavede bulunduklarını söyler: “Ebû Zer, yeryüzünde Meryem oğlu Îsâ’nın zahidliği ile yürür.” (Tirmizî, “Menâkıb”, 108; Bezzâr, Müsned, 9/457; İbn Hibbân, Sahîh, 9/135 ).
Ebû Hüreyre (ö. 57/676) rivayeti
“Meryem oğlu Îsâ hırsızlık etmekte olan bir kimseyi gördü. Ona: ‘Çaldın mı?’ diye sordu. O da: ‘Kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan (Allah)’a yemin ederim ki hayır’ diye cevap verdi. Bunun üzerine Hz. Îsâ: ‘(Madem öyle diyorsun) Allah’a inandım (O’nun adına yemin edeni tasdik ettim), kendimi yalanladım!’ dedi.” (Buhârî, “Enbiyâ”, 48; Müslim, “Fedâil”, 149; İbn Mâce, “Keffârât”, 4)
7. Allah (cc) Katına Yükseltilmesi (Ref edilmesi)
Ebû’l-Âliye rivayet
“Meryem oğlu Îsâ (göğe) yükseltildiğinde, geride sadece (yünden mamul) bir hırka (mudrea), çobanın giydiği türden bir çift mest (huff) ve kuşların su içtiği (veya kuş yemlemek için kullanılan) küçük bir kap (kırâfe) bırakmıştı.” (Râşid, el-Câmi‘, 11/308).
Abdullah b. Abbas rivayeti:
İbn Abbas’ın bildirdiğine göre Yüce Allah, göğe yükselteceği zaman Hz. Îsâ bir evde on iki kişi olan arkadaşlarının yanına başından su damlayarak çıktı ve: “Kim bana benzetilip benim yerime öldürülerek buna karşılık benimle aynı derecede olmak ister?” diye sordu. İçlerinde en gençleri olan birisi çıktı ve: “Ben olurum!” dedi. Hz. Îsâ o gence: “Otur” deyip aynı sözleri tekrar etti, ama yine aynı genç kalkarak: “Ben” dedi. Hz. Îsâ, ona yine: “Otur” deyip aynı sözleri üçüncü defa tekrarladı. Genç: “Ben” deyince Hz. Îsâ: “Peki sen ol” dedi.O genç Allah tarafından Îsâ’ya benzetildi.Îsâ, evin bacasından göğe çekilip götürüldü. Yahudiler onu aramaya geldiler. Onun benzeri olan genci öldürüp çarmıha gerdiler. Îsâ’ya iman edenler de üç gruba ayrıldılar. Bir grup “Îsâ içimizde Allah idi. Dilediği kadar kaldıktan sonra göğe yükselip gitti!’ dedi. Bunlar Yakubilerdir. Diğer bir grup: “Îsâ aramızda Allah’ın oğluydu. Aramızda dilediği kadar kaldı. Sonra Allah onu çekip yanına götürdü” dediler. Bu gruba iseNastariler denir. Diğer bir grup ise: “Îsâ aramızda Allah’ın kulu ve peygamberidir. Aramızda Allah’ın dilediği kadar kaldı. Sonra Allah onu aramızdan çekip aldı!” dediler. Bunlar da mümin kimselerdi.Hz. Îsâ’dan sonra, kâfir olan iki grup, mümin olan bu gruba galip geldi ve onları öldürdüler. Böylece Yüce Allah, Hz. Muhammed’i (sas) gönderene kadar İslâm herkes tarafından bilinmeyen zayıf bir halde kaldı. Yüce Allah bu olay hakkında şöyle buyurur: “ … İsrâiloğullarının bir takımı böylece inanmış, bir takımı da inkâr etmişti.” (Saf 61/14) yani Hz. Îsâ zamanında küfreden grup ve Îsâ zamanında iman eden grup. “ … ama Biz, inananları düşmanlarına karşı destekledik…” (Saf 61/14) Hz. Muhammed’i (sas) göndermekle de İslâm dini kâfirlerin dinine üstün gelmiştir. “… ve üstün geldiler.” (Saf 61/14)” (Nesâî, “Süneni Kübrâ,” Tefsîr, 61; İbn Ebi Şeybe, Musannef, 6/343; Taberî, Tefsir, 22/622; Kurtubî, “Câmiu li-Ahkâmi’l-Kur’ân,” 4/393-399).
8. Nüzûlden Önce Gerçekleşecek Hâdiseler
Huzeyfe b. Esîd (Ebû Serîha) (ö. 42/662) rivayeti
Peygamber Efendimiz (sas) (evinin) üst katındaki bir odadaydı, biz de onun aşağısındaydık. Derken yanımıza gelip bize bakarak şöyle buyurdu: ‘Ne hakkında konuşuyorsunuz?’ Biz de: ‘Kıyamet hakkında konuşuyoruz.’ dedik. Bunun üzerine şöyle buyurdu: ‘On alamet gerçekleşmeden kıyamet kopmayacaktır: Doğu tarafında bir yer batması (hasf), Batı tarafında bir yer batması, Arap Yarımadası’nda bir yer batması, Duman, Deccal, Dabbetü’l-Arz (Yerden çıkacak olan canlı), Ye’cüc ve Me’cüc, Güneş’in batıdan doğması, Adn havzasının en derin yerinden çıkarak insanları önüne katıp süren bir ateş.’ (Ravi) Şu’be dedi ki:‘Abdulaziz b. Rufey de bize Ebû’t-Tufeyl üzerinden, o da Ebû Serîha’dan benzerini nakletti. (Fakat o) bu sözleri bizzat Peygamber’e (sas) dayandırmadı. Ayrıca râvilerden biri onuncu alamet olarak ‘Meryem oğlu Îsâ’nın (as) nüzulü derken, diğeri ise insanları denize döküp atan bir rüzgâr demiştir.” (Müslim, “Fiten”, 13; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 26/63).
Osman b. Ebu’l-Âs (ö. 51/671) rivayeti
Ebû Nadra anlatıyor:“Bir Cuma günü elimizdeki Mushaf’ı onun Mushaf’ı ile karşılaştırmak için Osman b. Ebî’l-Âs’ın yanına gittik. Cuma namazı vakti olunca emri üzerine gusül aldık. Sonra bize güzel koku getirildi ve o kokudan süründük. Sonra da mescide gidip bir adamın yanında oturduk. O da bize Deccâl’dan bahsetti. Sonra Osman b. Ebî’l-Âs gelince onu karşıladık ve oturduk. O şöyle dedi: Resûlullah’ın (sas) şöyle buyurduğunu işittim: “Müslümanların biri iki denizin birleştiği yerde, biri Hire’de, diğeri de Şam topraklarında olmak üzere üç şehri olacaktır. İnsanlar üç defa korkacak, Deccâl insanlar arasından çıkacak ve doğu tarafından hezimete uğratılacaktır. Deccâl’ın ilk olarak gideceği şehir iki denizin birleştiği yerdeki şehir olacaktır. O şehrin ahalisi üç fırkaya ayrılacaktır. Bir grup yerinde kalarak: ‘’Gidip ne olduğuna bakalım!’ diyecek, bir fırka bedevilerin yanına gidecek ve diğer fırka kendilerine yakın olan diğer bir şehre gidecektir. Deccâl ile beraber yeşil elbiseli yetmiş bin asker olacaktır. Onun yanında bulunanların çoğu Yahudi ve kadınlar olacaktır. Sonra yanlarındaki şehre gidecek ve o şehrin ahalisi yine üç fırkaya ayrılacaktır. Bir fırka: ‘Gidip ne olduğuna bakalım!’ diyecek, bir fırka bedevilerin yanına gidecek ve diğer fırka Şam’ın batısında bulunan ve kendilerine yakın olan diğer bir şehre gidecektir. Sonra Deccâl, Şam topraklarındaki Müslümanlara gidince, Müslümanlar Akabetu Efik kasabasında toplanacaktır. Onlar sürülerini salınca, sürüleri Deccâl tarafından ele geçirilecek ve bu, kendilerine ağır gelecektir. Müslümanlar şiddetli bir açlık ve yokluğa maruz kalacaktır. Hatta kişi kendi yayının ipini yakarak yiyecek duruma gelecektir. Onlar bu durumda iken seher vaktinde bir kişi üç defa: ‘Ey insanlar! Size yardım geldi!’ diye seslenecek, onlar birbirlerine: ‘Bu karnı tok bir kişinin sesidir!’ diyecektir. Sabah namazı vakti Îsâ yanlarına inecek ve onların emiri: ‘Ey Allah’ın ruhu! Öne geç ve bize namazı kıldır!’ diyecektir. Îsâ: ‘Siz bu ümmette birbirinizin emirisiniz!’ karşılığını verince o da öne geçip namazı kıldıracaktır. Namaz bittiğinde Îsâ kısa mızrağını alarak Deccâl’a doğru gidince, Deccâl, Îsa’yı görüp kurşunun erimesi gibi eriyecektir. Sonra Îsâ kısa mızrağını Deccâl’ın göğsüne saplayarak onu öldürünce, Deccâl’in arkadaşları da kaçacaktır. O gün onların gizlenmesi için hiçbir şey bulunmayacak, hatta ağaç: ‘Ey mümin! Bu kâfirdir!’ diyecektir. Taşlar: ‘Ey mümin! Bu kâfirdir!’ diyecektir.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 29/430-432; Hâkim, Müstedrek, 2/81).
İmrân b. Husayn (ö. 52/672) rivayeti
Resûlullah (sas) şöyle buyurmuştur: “Her asırda ümmetimden bir topluluk kendilerine düşmanlık edenlere karşı üstünlük sağlayarak hak uğrunda savaşmaya devam edeceklerdir. Nihayet onların en sonuncusu (olan topluluk) da Mesih Deccâl’i öldürecektir.” (Ebû Dâvûd,”Cihâd”, 4; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 33/83)
İmrân b. Husayn’ın diğer rivayetinde Hz. Îsâ’nın nüzulüne dikkat çekilir.
“Ümmetimden bir grup, kendilerine meydan okuyanlara karşı muzaffer olarak hak üzere devam ederler. Nihayet Allah’ın emri vaki olur ve Meryem oğlu Îsâ nüzul eder. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 33/83)
Ebû Hureyre (ö. 57/676) rivayeti
Resûlullah (sas) şöyle buyurdu: “Şüphesiz peygamberler, babaları bir (dinleri bir), anneleri ayrı (şeriatları farklı) kardeşlerdir. Ben, Meryem oğlu Îsâ’ya insanların en yakın olanıyım; çünkü benimle onun arasında başka bir peygamber yoktur. O (Îsâ), aranıza inecektir; onu gördüğünüzde tanıyın. O, orta boylu, beyaz ile kırmızı arası bir ten rengine sahiptir. O, domuzu öldürecek, haçı kıracak ve cizyeyi kaldıracaktır. (O dönemde) İslâm’dan başkası kabul edilmeyecek ve çağrı (ibadet) sadece âlemlerin Rabbi olan Allah için olacaktır. Allah, onun zamanında (yeryüzüne) öyle bir güvenlik ve huzur verecektir ki; aslan sığırla, kurt koyunla bir arada bulunacak; çocuklar yılanlarla oynayacak da (yılanlar) onlara hiçbir zarar vermeyecektir.” (Ma’mer b. Râşid, el-Câmi’, 11/ 401; Hâkim, Müstedrek, 2/648).
9. Nüzûlden Sonra Yaşanacak Hâdiseler
Sevban mevlâ Rasûlillâh (ö. 54/673) rivayeti
“Ümmetimden iki grup vardır ki Allah onları Cehennem ateşinden korumuştur. Biri Hint seferine katılıp savaşanlar diğeri de Meryem oğlu Îsâ ile birlikte olanlardır.” (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 5/278; Nesâî, “Cihâd”, 41; Taberânî, el-Mu’cemü’l-evsat, 7/23-24).
Ebû Hüreyre (ö. 57/676) rivayeti
“Hayatım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, Meryem oğlu Îsâ’nın âdil bir hâkim olarak sizin içinize inmesi şüphesiz çok yakındır. O, haçı kıracak, domuzu öldürecek, cizyeyi kaldıracaktır. (O zaman) mal o kadar çoğalıp artacak ki, hiç kimse mal kabul etmez olacaktır.” (Buhârî, “Büyû”, 102, “Mezâlim”, 31; “Enbiyâ”, 49; Müslim, “Îmân”, 242-243; Tirmizî, “Fiten”, 54).
Ebû Hüreyre (ö. 57/676) rivayeti
“Meryem oğlu Îsâ hakem olarak aranıza indiği ve size imam olduğu –ya da sizden biriniz imamken indiği– zaman bakalım hâliniz nasıl olacak?!” (Buhârî, “Enbiyâ”, 49; Müslim, “Îmân”, 244-246).
Ebû Hüreyre (ö. 57/676) rivayeti
“Nefsim yed-i kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki Meryem oğlu (Hz. Îsâ) hac veya umre yahut ikisini birden yapmak için mutlaka Fecc-i Ravhâ’da telbiye getirecektir.” (Müslim, “Hac”, 216; İbn Hibbân, Sahîh, 15/232; Taberânî, el-Mu’cemü’l-evsat, 5/331)
Nevvâs b. Sem’ân (ö. ?) rivayeti
“Deccâl bu haldeyken Allah, Meryem oğlu Mesih’i gönderecek. Mesih de Şam’ın doğusundaki beyaz minarenin yanına, iki güzel giysi içinde, ellerini iki meleğin kanatlarına koymuş bir şekilde inecek. Deccâl’in peşine düşüp onu Ludd kapısında yakalayacak ve orada öldürecektir. Mesih bu haldeyken Allah, Hz. Îsâ’ya: ‘Ben öyle birtakım kullarımı çıkardım ki, onları öldürmeye hiç bir kimsenin eli varmaz, imdi sen benim kullarımı Tûr’a götürerek koru!’, diye vahyedecek ve Allah Ye’cüc-Me’cüc’ü gönderecektir. Bunlar her tepeden süratle sızacaklar, bunun üzerine Hz. Îsâ ile arkadaşları (Allah’a) niyaz edecekler. Allah da Ye’cüc-Me’cüc’ün üzerine, boyunlarına isabet edecek deve kurdu gönderecektir. Böylece bir kişinin ölmesi gibi helak olarak sabahlayacaklardır. Sonra Îsâ ile arkadaşları (Tûr’dan) yeryüzüne inecekler. Yeryüzünde onların leşleri ve pislikleri ile dolmadık bir karış yer bulamayacaklardır. Hz. Îsâ ile arkadaşları yine Allah’a niyaz edecekler, Allah da Horasan develerinin boyunları gibi kuşlar gönderecek, bu kuşlar onların cesetlerini yüklenerek Allah’ın dilediği yere atacaklardır.” (Müslim, “Fiten”, 200; Tirmizî, “Fiten”, 51; İbn Mâce, “Fiten”, 33; Ebû Dâvûd, “Melâhim,”14)
Hadislerde Hz. Îsâ nüzul edince neler yapacak?
1. Deccâl’i öldürmesi
2. Ye’cüc ve Me’cüc’ün ortaya çıkması
3. Adâletli bir idareci olması
4. Hakem, imam ve hidâyet rehberi olması
5. Savaşları bitirip İslâm’ı yeniden hâkim kılması
6. Hac veya umre (yahut her ikisini beraber) yapması
7. Haçı kırması, domuzu öldürmesi ve cizyeyi kaldırması
8. Olağanüstü bir bolluk ve bereket dönemi yaşanması
9. Düşmanlık ve kin duygusunun kalkıp, çok güzel bir emniyet döneminin yaşanması
10. Vefat edip defnedilmesi
Abdullah b. Amr’dan (ra) rivayetle; “Resûlullah (sas) şöyle buyurmuştur: “Meryem oğlu Îsâ yeryüzüne iner, evlenir ve çocukları olur. Yeryüzünde kırk beş yıl kalır, sonra ölür ve benimle birlikte kabrime defnedilir…” (İbnü’l-Cevzi, el-Vefâ, s. 533).
10. Kendi Sözleri ve Sözlerinden Verilen Mesajlar
– İyi tarafı görmek
Ma‘mer’in Ebân’dan naklettiğine göre: “Meryem oğlu Îsâ (as) asla hiçbir şeyi ayıplamazdı (kusur aramazdı). Bir gün o ve arkadaşları ölü bir köpeğin yanından geçtiler. Arkadaşlarından bazıları: ‘Bu (leşin) kokusu ne kadar da ağır!’ dediler. Bunun üzerine Meryem oğlu Îsâ: ‘Dişleri ne kadar da beyaz!’ dedi.” (Râşid, el-Câmi‘, 11/179).
– Hikmeti hak edene vermek
İkrime’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: “Meryem oğlu Îsâ (as) şöyle buyurdu: “İncileri domuzların önüne atmayın; çünkü domuz inciyle hiçbir şey yapamaz (onun kadrini bilmez). Hikmeti de onu istemeyene vermeyin; çünkü hikmet inciden daha hayırlıdır, onu istemeyen (ona sırt çeviren) ise domuzdan daha şerlidir.” (Râşid, el-Câmi‘, 11/257; Ebû Nuaym, Hilyetü’l-Evliya, 4/57).
Bu cümlelerin benzeri için bkz: Matta 7:6
– Kavmine/Muhataplarına nasihatleri
“Allah Teâlâ’yı zikretmek (O’nu anmak) dışında sözü çoğaltmayın; yoksa kalpleriniz katılaşır. Şüphesiz katı kalp Allah’tan uzaktır, fakat siz (bunun) farkında olmazsınız.
İnsanların günahlarına (onları yargılayan) Rabler (efendiler) gibi bakmayın; bilakis (kendinizin de hataya düşebileceğini bilen) kullar gibi bakın.
İnsanlar ancak iki kısımdır: Günaha veya musibete müptela olanlar ve afiyette/esenlikte olanlar. Bela ehline (günahkârlara ve musibete uğrayanlara) merhamet edin, afiyette olduğunuz için de Allah’a hamdedin.” (Abdullah b. el-Mübârek, Kitâbü’z-Zühd, s. 44).
– İlim-Amel İlişkisi
Ziyad Ebû Ömer naklediyor: “Hz. Îsâ bir gün şöyle demiştir: “Bildiklerinizle amel etmiyorsanız, bilmediğiniz şeyleri öğrenmenizin size bir faydası yoktur. İlmin çoğu, şayet amel etmezseniz, kibrinizi arttırmaktan başka bir işe yaramaz.” (Ahmed b. Hanbel, Zühd, s.98; Gazzalî, İhya, 1/69).
Benzer bir söz için bkz: Matta 7:24-27
– Hz. İsa’nın Duası
“Allah’ım! Sevmediğim (istemediğim) şeyleri kendimden savuşturmaya gücümün yetmediği ve umduğum faydayı elde etmeye malik olmadığım bir halde sabahladım. Bütün işler benden başkasının yani Senin elindedir. Ben ise kendi amelime rehin kalmış durumdayım. Dolayısıyla benden daha muhtaç (fakir) hiçbir kimse yoktur.
Allah’ım! Düşmanımı bana güldürme/düşmanımı halime sevindirme, dostumu benim durumumla üzme, musibetimi dinimde kılma ve bana acımayacak kimseleri başıma musallat etme.” (Ma‘mer b Râşid, el-Câmi‘,11/37).
“Muâz b. Cebel (ra) anlatıyor: Resûlullah’ın (sas) şöyle buyurduğunu işittim:
“Bağış (devletin verdiği pay), bağış olduğu sürece onu alın. Fakat ne zaman ki dinde bir rüşvet haline gelirse onu almayın! Aslında (o zaman da) onu terk etmeyeceksiniz; zira fakirlik ve ihtiyaç (hissiniz) buna engel olacak.
Dikkat edin! İslâm’ın değirmeni dönmektedir; Kitap (Kur’ân) nereye dönerse siz de onunla beraber dönün! Dikkat edin! Yakında Kitap ile Sultan (siyasi otorite) birbirinden ayrılacaktır. Sakın siz Kitap’tan ayrılmayın!
Dikkat edin! Başınıza öyle emirler/yöneticiler gelecek ki, kendileri için hükmettikleri (hak gördükleri) şeyleri sizin için hükmetmeyecekler (sizi mahrum bırakacaklar). Eğer onlara isyan ederseniz sizi öldürürler; eğer onlara itaat ederseniz sizi saptırırlar.’
Ashâb sordu: ‘Ey Allah’ın Resûlü! O zaman biz ne yapalım?’
Resûlullah buyurdu ki: ‘Meryem oğlu Îsâ’nın ashâbının yaptığı gibi yapın! Onlar testerelerle biçildiler, çarmıha gerildiler. Allah’a itaat uğrunda ölmek, Allah’a isyan içindeki bir hayattan daha hayırlıdır.’” (Taberânî, el-Mu‘cemü’l-kebîr, 20/90).
Âişe annemiz diyor ki: “Babam Ebû Bekir yanıma girdi ve şöyle dedi: ‘Resûlullah’ın (sas) bana öğrettiği bir duayı ondan işitmiş miydin?” Ben: ‘O nedir?’ diye sordum. Ebû Bekir dedi ki: ‘Meryem oğlu Îsâ bunu ashâbına (havarîlerine) öğretirdi. Şöyle buyurdu: ‘Eğer birinizin üzerinde dağ kadar altın borç olsa ve bu dua ile Allah’a yakarsa, Allah o borcu onun adına mutlaka ödetir (edâ eder):
“Allah’ım! Sen dertleri ferahlatan, kederleri gideren, darda kalanların duasına icabet eden, dünya ve âhiretin Rahman ve Rahîm’isin. Bana ancak Sen merhamet edersin; bana öyle bir rahmet et ki, Sen’den başkasının merhametine ihtiyaç bırakmasın.” (Hâkim, el-Müstedrek, 1/696).
Ödevimiz:
– Âl-i İmrân 3/55
– Nisâ 4/157, 158, 159
– Mâide 5/116-120
– Zuhruf 43/61
(84)



