Evlilik Kader Midir, Yoksa İrade Midir?

Muhteşem Ahlak derslerinin bu haftaki konusu Kader’e iman idi. Muhammed Emin Yıldırım Hocamız, “Evlilik Kader midir yoksa irade midir?” başlığında, Kader konusunda akıllara takılan bir çok soruya Kur’an ve Hadisler ışığında cevaplar verdi.

Dersten Cümleler

Allah (cc) bizleri hakikatinden ayırmasın.

Feraset ve Basireti yeniden kazanabilmek şunlarla mümkündür:

Sağlam bir akide
Derin bir haşyet
Sarsılmaz bir ihlas
Hakkı ödenen bir irade
Bitmeyen bir istiğna

Her kim ben kadere iman meselesini tam anlamı ile anladım diyorsa, o adam hiçbir şey anlamamıştır.

İman esaslarını, düşmana değil; dostlara kabul ettirmeye çalışıyoruz.

“Siz bununla mı emredildiniz, yoksa ben size bunun için mi gönderildim? Bilin ki, sizden öncekileri, dini meselelerdeki münakaşalarının çokluğu ve peygamberleri hakkında düştükleri ihtilafları helak etmiştir.” (Tirmizî, Kader, 1)

Kader konusunda Mutezile ve Mürciye’nin görüşü…

Kaderi inkar edenler Kaderiyye, iradeyi devre dışı bırakanlar Cebriyye

Soru 1: Kur’an-ı Kerim, Bakara 177, Bakara 284-285 ve Nisa 136. ayetlerde iman esaslarından beş tanesini sayarken neden kadere imanı saymaz? Kur’an’ın açıkça saymaması, kadere imanın sonradan iman esaslarına eklenmiştir iddiasını güçlendirmez mi?

Allah’a iman dediğimiz zaman, Kur’an’ın iki kapağı arasındaki tüm beyanlara, imanı anlamalıyız.
Allah’a iman dediğimiz zaman, Allah’ın Kur’an’da zikredilen tüm zatî, subûti sıfatlarına ve sayısı yüzü aşkın Esmaü’l-Hüsna’sına iman etmeyi kastetmiş olmuyor muyuz?
O’nun (cc) ilim, semî, irade, kudret ve tekvîn sıfatlarına iman etmemiz, kadere iman etmemiz anlamına gelmiyor mu?

“Yeryüzünde vuku bulan ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitapta yazılmış olmasın…” (Hadid, 57/22, 23)

Soru 2: Kur’an-ı Kerim’de ka-de-re kökünden türetilen birçok kelime geçtiği malumunuzdur. Bu kelimelerin geçtiği ayetlerin hiçbiri kadere imandan açıkça söz etmez. Geçtiği yerlerde “takdir, ölçü, miktar, yasa, kanun, vs.” anlamlarda kullanılmıştır. Kur’an’da kadere imanı açıkça söyleyen ayet veya ayetler var mıdır?

Elbette vardır ve dolaylı olanlar değil, doğrudan olan ayetlerin sayısı otuzu aşkındır.
Bazılarının ayet numaraları: Ahzab, 33/38; En’am, 6/59; Enfal, 8/42; Kamer, 54/49; Kamer, 54/52, 53; Furkan, 25/1,2; Hadid, 57/22, 23; Tevbe, 9/51;Teğabün, 64/11; İnsan, 76/30
Hz. Musa’nın bilmediği, ama Levh-i Mahfûz’da kaydedilen üç hadise, ‘geminin delinmesi, yetim çocuk ve yıkık duvarın düzeltilmesi’ olayları; kaderi anlatmaz mı?

Tebbet Sûresi’nin kader ile alakası…

Kamer Sûresi’nin 49. ayetinin sebeb-i nüzulü şu kaynaklarda aktarılıyor: Müslim, Kader, 19; Tirmizi, Tefsirü’l-Kur’an, 3290; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, c. 2, s. 444-476
Vahidi’ye göre Necran Hıristiyanlarından bir papazın sorusu üzerine nazil olmuştur. (Vahidi, Esbabü’n-Nüzul, s. 286)

“Şüphesiz suçlular sapıklık ve çılgınlık içindedirler. O gün yüzüstü ateşe sürüklendiklerinde: ‘Cehennemin elemini tadın!’ denir. Muhakkak ki Biz her şeyi bir kaderle yarattık. Onların yaptıkları her şey, defterlerde kayıtlıdır. Küçük, büyük her şey, satır satır yazılıdır.” (Kamer, 54/47-53)

Soru 3: Kadere iman meselesi Sahabe ve Tabiîn döneminde hiç mevzu olmuş mudur? Bu konunun Emevi dönemi ve sonrası ortaya çıktığını ve Emevilerin kendi zulümlerini perdelemek maksadı ile iman esaslarına ek yapıldığı söyleniyor. Bu iddia doğru mudur?

Hz. Ebû Bekir’in ridde olaylarındaki kameti ne ise, Ahmed b. Hanbel’in mihne olaylarındaki kameti aynıdır.
İmam Buhari’nin Sahih’inde 26 tane Kader ile alakalı hadisi vardır.
İmam Rûdânî’nin, Cem’u’l-Fevâid adlı derlemesi, Büyük Hadis Külliyatı olarak Türkçe’ye çevrilmiştir. Bu kitabın 4. cildinde Kader Babı’nda 50’ya yakın hadis vardır.

“Eğer Allah göklerinde ve yerlerinde bulunan halka, azab etseydi onlara zulmetmiş sayılmazdı. Eğer onlara rahmetle muamele etseydi bu (onlar için) amellerinin karşılığından daha hayırlı olurdu. Eğer sen Allah yolunda Uhud dağı kadar altın harcasan, kadere iman etmedikçe, kaderde sana isabet eden şeyin sana mutlaka erişeceğini, kaderde sana isabet etmeyen şeyin de sana erişemeyeceğini
bilmedikçe, Allah bunu senden kabul etmez. Eğer bundan başka bir inanç üzerinde ölürsen cehenneme girersin.” (Ebû Davud, Bab fi’l-Kader, 4699)

“Ey Ebû Ubeyde! Ben Allah’ın kaderinden, yine Allah’ın bir başka kaderine kaçıyorum.”

Soru 4: Bize İman’ın ve İslam’ın şartlarını en güzel bir şekilde anlatan rivayet Cibril hadisi diye bilinen rivayettir. Ancak bu rivayetin İmam Buhari’de geçen varyantında Kur’an’ın saydığı
beş esas yer almasına karşın, Kader’e iman sayılmaz. Buda Kader’e iman şartının olmadığı anlamına gelmez mi?

İmam Kurtubî, mesajının ehemmiyetinden dolayı Cibril hadisine “Ummü’s-Sünne/ Sünnetin Annesi” der.

Hadis kitaplarımızda Cibril hadisini bize aktaran Sahabî efendilerimiz ve rivayet sayıları şöyledir:

• Abdullah b. Ömer’in babası Hz. Ömer’den aktardığı: 9 rivayet
• Sadece Abdullah b. Ömer’in aktardığı 12 rivayet
• Ebû Hureyre’nin aktardığı 6 rivayet
• Ebû Hureyre ve Ebû Zer’in birlikte aktardıkları 2 rivayet
• Enes b. Mâlik’in aktardığı 2 rivayet
• Abdullah b. Abbas’in aktardığı 2 rivayet
• Cerîr b. Abdullah’in aktardığı 1 rivayet

“İslam odur ki; Allah’a ibadet etmek ve ona şirk koşmamak, namazı ikame etmek, zekatı vermek ve ramazanda oruç tutmaktır.”

“İman, Allah’a, meleklerine, Allah’a kavuşmaya, peygamberlerine ve kıyamette yeniden dirilmeye inanmaktır.” (Buhari, Kitabü’l-İman, 38)

Peki neden Hz. Ebû Hureyre’nin bu rivayetinde böyle bir eksiklik söz konusudur? Bu konuda birkaç ihtimal üzerinde durulabilir:

1. Rivayeti, Hz. Peygamber’den (sas) duyarken yanlış veya eksik duyduğundan dolayı böyle rivayette bulunmuş olabilir.
2. Rivayeti, Hz. Peygamber’den (sas) duyarken tam duymuş ama zaman içerisinde bazı kelime ve cümleleri unutmuş olabilir.
3. Çok bilinen hakikatler olduğu için dikkat etmeden tam söylediğini zan ederek aktarmış olabilir.

Cibril hadisinin rivayetlerinin çoğalmasının sebeplerini dört ana başlık altında toplayabiliriz:

1. O gün İslam Dünyası’nda kadere inanmayanların çoğalmasına karşın, bazılarının Sahabe’ye sorduğu sorular üzerine verilen cevaplar.
Buna Müslim’de Abdullah b. Ömer’in naklettiği rivayeti örnek olarak verebiliriz.
2. Hz. Peygamber’in (sas) mescidi, sohbet adabı, sohbet ederken o hallerin tasvirlerine dair sorulan sorulara verilen cevaplar.
Buna Ebû Davud’da geçen Ebû Hureyre rivayetini örnek olarak verebiliriz.
3. Hz. Peygamber’in (sas) Sahabe’ye dini nasıl öğrettiğine dair sorulan sorulara verilen cevaplar.
Buna İshâk b. Râhûye’de geçen başka bir Ebû Hureyre rivayetini verebiliriz.
4. Vahiy meleği Cebrail hakkında sorulan sorulara verilen cevaplar.

Buna da Ebû Muhammed el-Ensârî’de geçen Cerir b. Abdullah rivayetini verebiliriz.

“Rasûlullah (sas) ashâbının arasında oturur ve dışarıdan bir yabancı geldiği zaman O’nu tanımaz ve O’nun nerede olduğunu bilmez, sorardı. Bu nedenle Rasûlullah’a, kendisi için bir yer yapmaları, O’nun oraya oturması ve yabancıların O’nu tanımasını temin etmek için bir teklifte bulunulur. Bunun üzerine Hz. Peygamber için topraktan özel bir mekân yapılır. Rasûlullah (sas) oturacağı yere geldiğinde ashâb da onun iki tarafına otururdu. İşte Cibrîl’in gelişi böyle bir meclisten sonra olmuştur.”(Ebû Dâvûd, Sünnet, 17; Nesâî, Îman, 6)
Müslim rivayetini bize Yahya İbn Ya’mer haber veriyor…
Ben onlardan berîyim, onlar da benden berîdirler.”

“Allah’a kasem olsun, onlardan birinin Uhud dağı kadar altını olsa ve hepsini de hayır yolunda harcasa kadere inanmadıkça, Allah onların hayrını kabul etmez.” (Müslim, Îmân, 1, 5; Tirmizi, Îmân, 4; Ebû Dâvûd, Sünnet, 16)
Soru 5: Evlilik kader midir yoksa irade midir? Allah (cc) benim kiminle evleneceğimi önceden belirlemişse artık benim gayret etmeme gerek var mıdır?
Bu sorunun cevabını verebilmek için üç kavramın anlamının iyice zihinlerimizde oturması gerekir. Nedir bu kavramlar? Ezel, İlim, İrade…
Ezel: İnsan göre geçmiş, yani mazidir. Ama Allah’a göre mazi, hal, istikbaldir.

“Dehr/Zaman Allah’tır” yani: “Zamanı yaratan Allah’tandır.”
Evlenene kadar iradedir, evlendikten sonra kaderdir; hepsi de kaderdir.
Kaderi, Izdırari Kader ve İhtiyari Kader diye ikiye ayırmak mümkündür.
Kadere iman eden, kederden emin olur. (Bediüzzaman)

“Unutma! Nar tanelerini tek tek kabuğuna yerleştiren Kudret (c.c) Seni de hangi gönüle yerleştireceğini bilir !”
Beşer zulmeder, ama kader adalet eder. (Bediüzzaman)
Eğer Allah seni bana yazmışsa, benden kaçışın yok!
Lakin kader seni benden almışsa, ağlamaya lüzum yok.” (Şems-i Tebrizî)
Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır.
Ne yapsalar boş, göklerden gelen bir karar vardır. (Sezai Karakoç)
Kula bela gelmez Hak yazmadıkça
Hak bela yazmaz kul azmadıkça

(1675)