Sahip Olma Değil Şahit Olma Dünyası

Muhteşem Ahlak Derslerinde bu hafta Muhammed Emin Yıldırım Hocamız, “Sahip Olma Değil, Şahit Olma Dünyası” başlığında, Mülkiyet Ahlakı’na dair, Kur’an’dan, Efendimiz’den (sas) ve Sahâbe Nesli’nden örnekler vererek anlattı. Hepimizin üzerinde durup düşünmesi gereken bu derste, öne çıkan en önemli mesaj şu idi: “Sahip değil, şahitsin. Malik değil, Malikü’l-Mülke abdsin.”

Desten Cümleler

“Şehadet bir çağrıdır tüm nesillere ve çağlara…”
Abdullah Molla’nın Şehadeti… Bangladeş’ten…
Düşmanlar dıştan değil, içimizden….

“Allah’ım! Cehenneme gitmeme sebep olacak fitnelerden, cehennemin azabından, zenginliğin ve fakirliğin şerrinden sana sığınırım.”

Hz. Ömer: “Sabır ile şükür iki güzel deve gibidir. Ben o develerden birine bineyim de hangisine binmem önemli değildir.”

Dünyevileşme hastalığı…

Dünyevileşme derin bir sapkınlık; yada Kur’an’da ki ifadesi ile “Dalalim-Baid!”

“Şayet dünyanın Allah katında bir sinek kanadı kadar ağırlığı yani değeri olsaydı, Allah hiçbir inkârcıya ondan bir damla su bile içirmezdi.”

Peygamberlerin gönderiliş gayeleri:

1-Kulluk
2-Tebliğ
3-Güzel Örnek
4-İtiraz kapısını kapatmak
5-Dünya ve ahiret dengesini insanlara göstermek
فَمِنَ النَّاسِ مَن يَقُولُ رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا وَمَا لَهُ فِي الآخِرَةِ مِنْ خَلاَقٍ

“İnsanlardan öyleleri vardır ki sadece “Ey Rabbimiz! Bize dünyada ver” diye yalvarırlar. Böylelerinin ahiretten hiçbir nasipleri yoktur.”
وِمِنْهُم مَّن يَقُولُ رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ

“O insanlardan bir kısmı da şöyle derler: Ey Rabbimiz! Bize dünyada iyilik ve güzellik ver, ahirette iyilik ve güzellik ver. Ve bizleri ateşin azabından koru!”
أُولَئِكَ لَهُمْ نَصِيبٌ مِّمَّا كَسَبُواْ وَاللّهُ سَرِيعُ الْحِسَا

“İşte onlar için – kim onlar dünyada yaşamalarına rağmen dünyevileşmeyenler” kazandıklarından nasipleri vardır. Şüphesiz Allah hesapları çabukça görendir.”
İslam ne mülkiyet hakkını tamamen iptal eder, ne de mülkiyeti bir put haline getirir.

Hz. Ebû Zer’i kullananlar…

Sahabe içerisinde en fazla zülüm ettiğimiz isimlerden biridir biliyor musunuz Hz. Ebu Zer?
“Yeryüzünde İsa’nın verası ile, zühdü ile yürüyen biriydi.”

” Ebu Zer, o tek başın yaşar, tek başına ölür ve tek başına dirilir!”
Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer dönemlerinde…
Hz. Osman’ı üçüncü halife olarak seçilmesi, o zaman Hicri 23’ü, Miladi 644’i göstermektedir ve Hz. Ebû Zer, 74-75 yaşlarındadır.

“Kıyamet günü bana en yakın olanınız, onu dünyada nasıl bırakmışsam o haliyle dünya hayatından ahirete göçen, bana kavuşandır.”

“Efendimiz (sas) böyle buyurdu. Ben kıyamet günü Efendimiz’e yakın olmak istiyorum. O halde beni hangi halde bırakmışsa ben o halden kesinlikle farklı bir hale girmem; elime ne kadar imkân geçerse geçsin, ben peygamber döneminde ki Ebu Zer olarak kalacağım.”
Zaten O: “Dünyada doğmuş ama ahirete göre yaratılmıştı!”

“Bizim öyle bir evimiz var ki, biz değerli eşyalarımızı önceden oraya göndeririz.”
Mesihü’l-İslam, İslam’ın Mesihi…

“Ebu Zer! Gel sana bazı kelimeler, cümleler öğreteyim, sen onları söyle zenginlerin infakla kazandıkları sevaptan daha fazla sevap kazan. Eğer bu cümleleri sen söylersen, söylemeyen herkesi sen
sevap itibari ile gerilerde bırakırsın.”

“Bundan sonra her namazın ardından otuz üç defa Sübhanallah der Allah’ı tespih edersin, otuz üç defa Elhamdullilah der, Allah’a hamd edersin, otuz üç defa Allahu Ekber der onu yüceltirsin. Sonra bunları; ‘Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu’l mülkü ve lehu’l hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.’ cümleleri ile bitirirsin. Böyle yaparsan günahın denizin köpükleri kadar da olsa bağışlanır ve çok çok sevap kazanırsın.” (Müslim, Mesacid, 142, Ebû Davud, Vitr, 24, Darimi, Salat, 90)

“Ebu Zer! Korkma Allah’ın ikramı geniştir. O dilediğine dilediği kadar verir!”
Sa’d b. Ebi Vakkas örneği…

‘Üçte bir az sayılmaz, ciddi bir miktardır. Ey Sa’d! Mirasçılarını senden sonra zengin bırakman, onları insanlara avuç açan yoksul kimseler olarak bırakmandan daha hayırlıdır. Allah rızasını gözeterek verdiğin her şeyin karşılığında, mutlaka sevap kazanacaksın. Hatta bu gaye ile hanımının ağzına koyduğun bir lokma bile sana sevap kazandırtacaktır.”

Ciddi oranda bir arazi ve 250.000 dirhem nakit para…

Ka’b b. Malik…

“Ya Resulullah! Bu büyük müjdeye karşı malımın tamamını Allah yolunda infak etmek istiyorum?”

Hz. Ebû Bekir ufku…
Hz. Osman örneği…
30 milyon 500 bin dirhem, 150 bin dinar, 1000 deve, 200 bin dinar değerinde gayri menkul…

Hz. Talha b. Ubeydullah örneği…

Onun bıraktığı mal, 30 milyon dirhemdi. Bunun 2.200.000 dirhemi ile 200 bin dinarı nakit, diğeri ise çeşitli mallardan oluşuyordu.
– Sahip değil, şahitsin.
– Malik değil, Malikü’l-Mülke abdsin.
Ne güzel demiş Üstadımız:
Eğer Allah’ı buldunsa
Bütün eşya senindir, gör!
Eğer Malikü’l-Mülke memluk isen,
Onun mülkü senindir gör!
Abdullah b. Mes’ud’un bir duası: “Allah’ım azdıran zenginlikten ve şaşırtan fakirlikten sana sığınırım!”

(2146)