Meclislerin Hakkı Nasıl Verilir?

Siyer Vakfımızın önemli projelerinden olan ve sekizinci yılına giren  “Suffa Meclisleri Sohbet Halkaları” toplantısı gerçekleştirildi.

Meclislerimizde bu sene Prof. Dr. İsmail Yiğit’in hazırladığı “Peygamberler Tarihi” kitabı otuz iki ders olarak işlenecek.

Dönemin ilk muallimler toplantısında muallimlerle bir araya gelen Muhammed Emin Yıldırım Hocamız, hem yeni dönem hem de Peygamberler Tarihi müfredatı ile ilgili bazı bilgilendirmelerde bulundu. Hocamız, Suffa Meclislerinin hakkını verebilmek adına neler yapmamız gerektiğinden bahsetti.

Yeni dönemin ve yeni yılın tüm kardeşlerimiz için hayırlara vesile olmasını Rabbimizden niyaz ediyor, yapılacak tüm derslerin bereketli geçmesini diliyoruz.

Dersten Cümleler

Cenab-ı Hakka şükürler olsun ki sekizinci yıla eriştik.

Bu vakfın yaptığı iki proje benim için çok önemlidir. Birisi Çağın Mus’abları/Esmaları Talebe Projesi, birisi Suffa Meclisleri Sohbet Halkaları Projesidir.

Bir yerde Suffa Meclisi var ise şunlar da vardır:

1) Muallim/Muallime
2) Müteallim
3) Mektep
4) Menhec
5) Müfredat

Peygamber Edendimiz’in (sas) beyanıyla Allah, bir kulunun yaptığı işi hakkıyla yapmasından hoşlanır. O halde Suffa Meclislerinin de hakkını vermemiz gerekir.

 Muallimliğin hakkı merhamet,
 Talebeliğin hakkı istikrar,
 Mektebin hakkı şahitlik,
 Menhecin hakkı sadakat,
 Müfredatın hakkı hakikattir.

Tabiin imamlarından biri sözünün tesirinin azaldığını görünce nedenini merak etmiş ve araştırmaya başlamış. İlk olarak hatanın kendisinde olup olmadığına bakmış. Kendisinde ihlas ve samimiyet noktasında bir eksiklik göremeyince talebelerini incelemiş ve iki talebesinin zaafiyetini görmüş. O iki talebeyi karşısına almış ve Meclisin bereketini kaçıran bu amellerini terk etmeleri gerektiğini merhametli bir şekilde ifade etmiş. Peki bu zât bunu kimden öğrendi? Tabi ki Allah Resulû’nden (sas) öğrendi.

Bir grup insan, Ebû Hüreyre’den Cuma geceleri kendilerine ders yapmalarını istediler ve Ebû Hüreyre de kabul etti. Birkaç dersten sonra mecliste bereketi elde edememelerine sebep olan bir şey olduğunu fark etti. Kendisinde bir sıkıntı tespit edemeyince mecliste bulunanlara, içlerinde sıla-i rahim bağlarını koparan birinin olduğunu ifade etti. Birkaç kez daha böyle olunca içlerinden bir genç ayağa kalktı ve halasıyla iki senedir miras yüzünden konuşmadığını belirtti. Ebû Hüreyre, o gence halasıyla olan akrabalık bağını yeniden tesis etmesini ya da meclisi terk etmesini söyledi. Bunun üzerine genç adam halasına gidip barışmak istedi. Halası yeğenine iki senedir yanına gelmediği halde şimdi gelmesinin nedenini sordu. Genç adam durumu anlatınca da kadın Ebû Hüreyre’den sebebini öğrenmesini istedi. Ebû Hüreyre kendisine gelip sebebini soran gence şu cevabı verdi: “Ben şu kulaklarımla duydum, Allah Resulü (sas) dedi ki, her cuma akşamı insanoğlunun salih amelleri şanı yüce olan Allah’a arz edilir; fakat Allah, akrabalık bağını terk eden kimsenin o gün bile amelini kabul etmez.

Abdullah b. Mes’ûd şöyle bir şeyden bahsediyor: Bir yerde ilim meclisi varsa şeytan orayı dağıtmak için elinden geleni yapar, hiçbir şekilde onları dağıtamayınca bir başka meclisi onların yanına getirir ve gelen meclistekilerin arasına da fitne sokar. Hiçbir şeyden etkilenmeyen diğer meclis onları ayırmak için ayağa kalkar ve şeytan amacına ulaşmış olur.

Bu sene aile yılı olması hasebiyle sizlerden istediğim beş şey var:

1) Geniş ailelerinizi Resulullah’ın (sas) davetin ilk yıllarında yaptığı gibi toparlamanız
2) Komşularınızı toparlamanız
3) En yakın akrabalarınızla ilgilenmeniz
4) “Dünyadaki Cennet Aile” videolarını aileniz arasında istişare etmeniz
5) “Cennet Bizim Evimizde” başlığı altında yapacağımız 8 programı bütün muallimlerimizin izlemesi

(106)