İnsaniyetin İşareti Ahlâk | Muhammed Emin Yıldırım

Muhammed Emin Yıldırım Hocamızın Hicri 1442 Ahlâk Yılı açılış programında yapmış olduğu “İnsaniyetin İşareti Ahlâk” başlıklı konferansı.

İnsanlık Bir Ahlâk Krizi Yaşıyor

Bazı kavramların çok konuşulmasının sebeplerinden birinin de o kavramın önemi bir yana eksikliğinden de kaynaklandığını belirten Muhammed Emin Yıldırım Hocamız ahlâk kavramının da böyle olduğunu söyledi ve şunları aktardı:

“Eğer ahlâk istenen oranda hayatlarımızda olsaydı bugün böyle bir konuyu gündem etmezdik. Bugün insanlık olarak ciddi bir ahlâk krizi yaşıyoruz ve bu krizi doğusundan batısına tüm bir insanlık olarak yaşıyoruz. İnsanlık, insaniyetin işareti olan ahlâkı kaybetmesiyle insanlığını da kaybetti.”

Yaşadığımız bu çağın modern cahiliye çağı olduğunu belirten Hocamız cahiliye çağı ile günümüzün ortak noktalarını şöyle sıraladı:

O dünyada akidesizlik vardı; bu dünyada da var.
O dünyada ahlâksızlık vardı; bu dünya da var.
O dünyada adaletsizlik vardı; bu dünya da var.
O dünyada aşksızlık vardı; bu dünya da var.
O dünyada aşırılık vardı; bu dünya da var.

Böyle bir dönemde gelen Allah Resulü’nün (sas) kısa bir zaman diliminde bir medeniyet inşa ettiğini belirten Hocamız, Allah Resulü’nün (sas) bunu kavramları düzelterek başardığını belirtti.

Hz. Peygamber’in (sas) “Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim.” sözlerine dikkat çeken Hocamız, buradan hareketle risaletin gayesinin ahlâkı tamamlamak, en mühim hedefinin ahlâklı bir toplum oluşturmak, Resûl’ün en önemli özelliğin de üstün ahlâkî vasıflara sahip olmak olduğunu nazarlarımıza verdi.

Yine bu sözlerin bizlere verdiği mesajlara dikkat çeken Hocamız, o mesajları şu şekilde sıraladı:

– Güzel ahlâkın kaynağı din değil, fıtrat ve vicdandır.
– Güzel ahlâk, Peygamberimiz ile başlayan bir şey değil, O’nunla tamamlanan bir şeydir.
– Güzel ahlâk, ancak ve ancak din ile gerçek manada tamamlanabilecek bir kavramdır.

Ahlâkı tamamlamak için gönderilen Peygamber Efendimiz’in (sas) ahlâkı tam olarak anlayıp, kavrayıp, yaşayıp, anlatıp, muhataplarının da anlamasını sağlayarak bu görevini ifa ettiğini söyleyen Hocamız, ona ümmet olan biz müminlerin de bu sorumlulukları taşıdığına dikkat çekti.

Ahlâk kavramını asıl anlamından uzaklaştırdığımızı belirten Hocamız, bu kavrama Rabbimizin (cc) istediği, Peygamberimizn gösterdiği anlamıyla bakamazsak ahlâklı değil ahlâkçı olacağımızı söyledi ve ikisi arasındaki farkları nazarlarımıza verdi.

Ahlâklı, yaşamaya çalışır; Ahlâkçı, yaşamadan yaşatmaya insanları zorlar.
Ahlâklı, anlamaya gayret eder; Ahlâkçı, anlamadan yargılar.
Ahlâklı, değer yargılarına göre davranır; Ahlâkçı, şartlara göre konum alır.
Ahlâklı, kendisine savcı, başkasına avukat gibidir; Ahlâkçı, kendisine avukat, başkasına savcı gibidir.
Ahlâklı, yaşadığı için temsil eder; Ahlâkçı, yaşamadığı için insanları nefret ettirir.

Kahramanlarını Üretemeyen Toplum Ölüdür

Ahlâk, tebliğ, davet, cihad, mücadele denildiğinde örnek olarak sahabeyi anlattığımızı ancak onların iz düşümlerinin bu çağda örneklerini bulamadığımızı söyleyen Muhammed Emin Yıldırım Hocamız şunları aktardı:

“Bir toplum kendi kahramanlarını üretmiyorsa, o toplum ölmüş demektir. Eğer kahraman denildiğinde yalnızca tarihe dönüyorsak, Mus’ab, Zübeyr, Ebû Bekir dediğimizde bugünün dünyasından da bir örnek gösteremiyorsak sahabenin dedikodusunu yapmaktan öteye gitmiş olmuyoruz. Eğer yalnızca tarihin kaymağını yemez, bugünün dünyasında da o kahramanları yetiştirme adına gayret edersek bazı şeyler düzelecek.”

(149)