İmtihanlar ve Mücadeleler Arasında Hz. İbrâhim (as)

Siret-i Enbiyâ derslerimizde Hz. İbrâhim’in (as) mirasından nasiplenmeye devam ediyoruz. Bu haftaki dersimizde Muhammed Emin Yıldırım hocamız, “İmtihanlar ve Mücadeleler Arasında Hz. İbrâhim” serlevhasının altında, Hz. İbrâhim’in ne gibi imtihanlarla başbaşa kaldığını ve bu imtihanlarını nasıl yönettiğini anlattı. Hz. İbrâhim’in Mısır ve Filistin hayatlarına da değinen hocamız, özellikle bizlerin karşılaştığımız imtihanlarımız ile nasıl mücadele edeceğimize dair mühim mesajlar aktardı.

Dersten Cümleler

Siret-i Enbiya derslerimizde Hz. İbrâhim’in (as) mektebinin talebesi olmaya devam ediyoruz.

“Dünya cefa yurdudur, imtihan yurdudur; burada mutlak manada sefa arayan, rahat arayan beyhude bir arayış içerisindedir. Hal böyle ise imtihanını yöneten kazanır, acılarını kendine hoca edinen, o acılarla bir kıvama erer, imtihanın altında ezilen ise iki tarafta da kaybeder.”

Bazı kelimelerin kaderi birbiri ile yazılmıştır. İnsan kelimesinin kaderi de imtihan kelimesi ile yazılmıştır.

Kur’ân-ı Kerim’e Göre Hz. İbrâhim’in İmtihanları

Azgın bir kavim ile imtihanı                   (Enâm 6/79)
İnkârcı ve baba ile imtihanı                    (Meryem 19/46)
Zalim bir hükümdar ile imtihanı           (Bakara 2/258)
Alevli bir ateş ile imtihanı                       (Enbiyâ 21/69)
Hicretler ile imtihanı                               (Ankebût 29/26)
Çocuksuzluk ile imtihanı                        (Hûd 11/72)
Eşleri ile imtihanı                                     (İbrâhim 14/37)

Yeğeni Hz. Lût’un kavmine azap haberinin gelmesi ile imtihanı (Hûd 11/74)

Eşini ve çocuğunu ıssız yerlere bırakması ile imtihanı (İbrâhim 14/37)

Çocuğunu kurban etmek istemesi ile imtihanı (Saffât 37/103)

Hz. İbrâhim (as) bu kadar ağır imtihanlarla nasıl başa çıktı?

1. Güçlü bir ahiret inancı ile
2. Geçici bir hayatta yaşadığını unutmamak ile
3. Gelen her imtihanın bir ayet, dolayısı ile bir rahmet olduğunu hatırlamak ile
4. Gerekli adımları atarak o imtihanları ve acıları yönetmek ile
5. Gaye-i hayalini hiç unutmadan davasının ve sevdasının gereklerini yerine getirmek ile

“Kim bütün dertlerini bir tek dert haline getirirse (yalnız ahireti düşünürse), onun dünyevî ve uhrevî dertlerini /sıkıntılarını gidermeye Allah kâfidir. Kimin dertleri, dalbudak salmışsa, (kim de dertlerini çeşit çeşit yapar ve çoğaltırsa) Allah onun dünyanın hangi vadisinde helak olacağına aldırış etmez.” (Hâkim, el-Müstedrek, 7934; Beyhaki, Şuabu’l-İman, 1744)

Ne yazık ki mucizeler, iman edenlerin imanlarını arttırır ama inkâr edenlerin iman etmelerine çoğu zaman vesile olmaz. Çok azı o mucizeleri görünce iman etmişlerdir.

Peygamberler, Allah’ın izni olmadıkça hicret için harekete geçemezler.

“(Oradan kurtulan İbrâhim:) Ben Rabbime gidiyorum. O bana doğru yolu gösterecek.” (Sâffât 37/99)

“Bunun üzerine Lût ona iman etti ve (İbrâhim): ‘Doğrusu ben Rabbim’e (emrettiği yere) hicret ediyorum. Şüphesiz O, mutlak güç ve hikmet sahibidir!’ dedi.” (Ankebût 29/26)

“Böylece ona bir tuzak kurmak istediler; fakat biz onları, daha çok hüsrana uğrayanlar durumuna soktuk.” (Enbiyâ 21/70)

“Onu Lût ile beraber kurtarıp, içinde âlemler için bereketler kıldığımız yere ulaştırdık.” (Enbiyâ 21/71)

Nemrut ölür ama Nemrutluk ölmez… Dünya var oldukça İbrahimî çizgi de Nemrutluk çizgisi de devam edecektir.

Sahih ve selim bir tevekkül anlayışı nasıldır?

1. Önce harekete geç, sonra tevekkül et.
2. Önce tedbir al, sonra tevekkül et.
3. 
Önce sebepleri kullan, sonra tevekkül et.
4. 
Önce şüpheleri kaldır, sonra tevekkül et.
5. Önce duracağın sınırı iyice belirle, sonra tevekkül et.

“Yâ Rab! Sana ve peygamberine imanım, bu güne kadar namusumu eşimden başkasına karşı muhafaza etmem hürmetine bana şu kâfiri musallat etme!” (Buhârî, “Büyûʿ”, 100; “Hibe”, 26, 28)

Hâcer kelimesinin ne anlama geldiği konusunda sözlüklerimizde genel olarak şu manalar verilir: “Terk etmek, hicret etmek; şirkten uzaklaşmak; emsalinden üstün olmak…”

Hâcer demek ne demektir?

Hâcer demek, hicretin nazlı gelini demektir.

Hâcer demek, kaderi ve hayatı hicret olan bir İslâm hanımı demektir.

Hâcer demek, Hz. İbrâhim gibi bir peygambere eş, Hz. İsmail gibi bir peygambere anne olan muvahhid bir kadın demektir.

Hâcer demek, ıssız Bekke vadisinde çaresizce oturup beklemeden, büyük bir gayret ortaya koyarak, Zemzem gibi bir bereket kaynağının vesilesi olan bir anne demektir.

Hâcer demek, Hz. İsmail’e süt ile beraber teslimiyet emziren, bu dinin en önemli vasıflarından biri olan teslimiyeti hayatı ile gösteren bir hanım demektir.

Hâcer demek, kıyamete kadar gelecek olan bütün erkekleri peşinden koşturan, bir büyük gayretin sahibi olan kadın demektir.

Hâcer demek, bir kadının tarihe nasıl adını ve duruşunu altın harflerle yazdırabileceğinin en güzel örneği demektir.

“Rabbim, Bana salihlerden olacak bir çocuk bahşet/armağan et” (Sâffât 37/100)

Yıllar olmuş Hz. İbrâhim çocuk sahibi olamamış, yaşı epey ilerlemiş, Yakubî’nin ve İbn Haldûn’un aktarımı ile 86 yaşlarına gelmiştir…

“Biz de onu, halim bir çocukla müjdeledik.” (Sâffât 37/101)

Kıskançlık kişinin kendi elinde olan bir nimeti sakınmasıdır. Hased ise kişinin başkasının elinde olana göz dikmesidir.

Kıskançlık eğer ileri düzeye varırsa, bunun en iyi tedavisi mesafe ayarıdır, mesafenin fazlalaştırılmasıdır.

(716)