İç Mahkeme Vicdan

Siret-i İnsan derslerimizin bu haftaki konusu vicdandı. Muhammed Emin Yıldırım hocamız, “İç Mahkeme Vicdan” üst başlığında, bu önemli konuyu çok çeşitli bakış açıları ile anlattı. Neden dünyada bu kadar vicdansızlığın yayıldığına dikkat çeken hocamız, beş farklı vicdanın bugünlerde olduğunu söyledi ve bunları çeşitli görseller eşliğinde ve önemli mesajlar altında bizlere sundu.

Dersten Cümleler

“Usta ölmeden bana bir oyun öğret! İnsan olayım.” (İsmet Özel)

İnsanı insan yapan 5 ana merkez: Beyin, Akıl, Kalp, Ruh ve Nefis

“Bu beş ana merkez, sağlıklı bir şekilde işlediği zaman ortaya çıkan en önemli şey Vicdan’dır.”

Sözlükte Vicdan, “bulmak, zenginleşmek, sevmek, üzülmek ve öfkelenmek” anlamlarına gelen vecd kökünden bir masdardır.

Terim olarak vicdan “insanın içinde bulunan ahlâkî otorite, ahlâkî değerler ve eylemler hakkında hüküm verme ve yargılama yeteneğini” ifade eder.

Allah Resulü’nün (sas) Darü’l-Erkam’da sürdürdüğü talim ve terbiyede üç temel mesele vardır:

Sağlam bir akidenin inşası
Akılların inşası
Ruhi inşası

“Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim!” Ne demek bu hadis? Çok şey de temelde üç şey:

1. Güzel ahlak, benimle başlayan bir hal değil, benimle kemale eren bir şeydir.
2. Güzel ahlak, fıtrı bir şeydir, onu Allah insanlar içerisinde halk etmiştir, insanlar onu bozunca, Allah’da peygamberleri göndermiştir. Bende bunun için gönderilen son elçiyim.
3. Güzel ahlak, ancak peygamber sedası ve soluğu ile tamamlanabilecek bir şeydir.

İnsanlığın vicdanlarını şu beş şekilde sınıflandırabiliriz:

1. Âmâ Vicdan
2. Arızalı Vicdan
3. Aidiyetli Vicdan
4. Azablı Vicdan
5. Aydınlık Vicdan

Aydınlık Vicdan: “Zülüm Bizdense, Ben Bizden Değilim!”
Azablı Vicdan: “Zulüm Bizdense, Ben Bizden Olmanın Izdırabını Yaşarım!”
Aidiyetli Vicdan: “Zulüm Bizdense, Ben Üstünü Örterim!”
Arızalı Vicdan: “Zulüm Bizdense, Ben Hiç Oralı Bile Olmam!”
Âmâ Vicdan: “Zulüm Bizdense, Ben Daha Fazla Zulmederim!”

 Bu mesele hakkında konuşursam, başıma bir iş gelir mi? Bu şekilde bakan korkaktır.
 Bu mesele hakkında konuşursam, ne elde ederim? Bu şekilde bakan menfaatçidir.
 Bu mesele hakkında konuşursam, beğenilir miyim? Bu şekilde bakan popülisttir.
 Bu mesele hakkında konuşursam, ait olduğum yapılar rahatsız olur mu? Bu şekilde bakan aidiyetçidir.
 Bu mesele hakkında konuşursam, adil davranmış olur muyum? Bu şekilde bakan aydınlık bir vicdan sahibidir.

Bir yerde adalet olması için şöyle bir süreç gerekir: Marifet, Muhabbet, Merhamet, Mükellefiyet ve Muvazenet…

Marifet: Kifayet miktarı bir ilim
Muhabbet: Ölçülü bir sevgi
Merhamet: Menfaati yok eden bir şefkat
Mükellefiyet: Sorumlulukları ortaya koyan bir hukuk
Muvazenet: Her türlü aşırılıktan uzak bir denge

Vicdanın olduğu yerde insaf vardır, insafın olduğu yerde adalet vardır.

Hilfü’l-Fudûl’da alınan kararlar:

1- Mekke’de birine zulüm ve haksızlık yapıldığı zaman hepimiz, -o kimse ister iyi, ister kötü, ister bizden, ister yabancı olsun- hakkını alıncaya kadar bir tek el gibi hareket edeceğiz.
2- Hep zalimin karşısında, mazlumun yanında olacağız.
3- Denizlerde bir süngeri ıslatmaya yetecek kadar su kaldığı, Hira ve Sebir dağları yerinde durduğu müddetçe sözümüzde sadık kalacağız.
4- Haksızlıkları önleme ve adaleti tesis etme adına birbirimize maddi olarak olarak da yardımlarda bulunacağız. (Süheylî, er-Ravżü’l-ünüf, II, 73)

“Sizler davalarınızı bana getiriyorsunuz. Bazınız haksız olduğu halde iddia ve delillerini daha düzgün ifade edebilir ve ben de ondan işittiğim bu düzgün ifadelere göre, onun lehine hükmedebilirim. Bu sebeple herhangi birinize başkasının hakkı olan bir şeyi bu şekilde verirsem almasın. Çünkü ben zahire göre verdiğim bu hükmümle ateşten bir parça alıp ona vermişimdir.”(Buhari, Mezalim, 16; Müslim, Akdiye, 3)

“İslam’da hadler kefarettir.”

“Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayacağınıza, hırsızlık yapmayacağınıza, zina etmeyeceğinize, çocuklarınızı açlık endişesiyle öldürmeyeceğinize, bana karşı gelmeyeceğinize, dinin emrettiği konularda bana isyan etmeyeceğinize söz vererek bana biat ediniz. Kim sözünde durursa mükâfatını Allah verecektir. Sizden biriniz yukarıda sayılanlardan herhangi birini işler de cezasını Dünya’da çekerse o ceza işlediği suçun kefaretidir. Ahirette ceza çekmez. Kim de bu suçlardan birini işlerde suçu gizli kalıp cezasını Dünya’da çekmezse, onun işi Allah’a kalmıştır. Allah dilerse onu affeder dilerse cezalandırır.” (Müslim, Hudûd, 10; Dârimi, Siyer, 17)

“Amr’ın eli kesilip kolundan koparıldığında ben yanındaydım. O kopan koluna şöyle bir baktı ve dedi ki: “Beni senden temizleyen Rabbime hamd olsun.” (İbn Mâce, Hudûd, 20, 24)

“Gerçekten o öyle bir tövbe etti ki, bu tövbe bir ümmet arasında taksim edilseydi onlara yeterdi!” (Müslim, Hudûd, 22)

İnsanlığın Aynaları: “Kalbine Danış!”

“Ey Vasiba! Kalbine danış, nefsine danış.” buyurdu ve bunu üç defa tekrarladı. Sonra da şöyle devam etti, “İyilik nefsin yatıştığı şeydir. Kötülük ise -insanlar sana fetva verseler bile- nefsi tırmalayan, sinede gelgitler / tereddütler meydana getiren şeydir.” (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 29/528, 529; Heysemî, Mecmâu’z-Zevâid, 1/175; Darimi, Büyu, 2)

(968)