Hz. Yunus Nasıl İyileşti ve Nasıl İyileştirdi? | Muhammed Emin Yıldırım | 4K

Siret-i Enbiyâ derslerimizde Hz. Yûnus ile alakalı son dersimizi yaptık. Muhammed Emin Yıldırım hocamız, bu derste “Hz. Yûnus Nasıl İyileşti ve Nasıl İyileştirdi?” serlevhasının altında, Ninovalarının tevbesini, Hz. Yûnus’un balığın karnından sahile çıkmasını, iyileşme sürecini ve bütün bunların üzerinden alınması gereken dersleri anlattı. Haftaya inşallah Hz. Dâvûd (as) ile derslerimiz devam edecek…

Dersten Cümleler

Receb-i Şerif’in sonlarına yaklaştığımız şu günlerde bugün bizde Hz. Yûnus ile alakalı son dersimizi inşallah yapmış olacağız; haftaya Hz. Dâvûd ile yepyeni bir yolculuğa çıkacağız…

Ninovalılar üzerinden toplumsal tevbenin nasıl olması gerektiğini öğreniyoruz…

Son yıllarda yaşadığımız üç önemli hadise:

Corona hadisesi
6 Şubat deprem hadisesi
7 Ekim Gazze olayları…

Umumî/toplumsal tevbe için neler yaptık?

Hayır işlerinde niyetlerin temiz, usullerin doğru olması gerekir…

Bela ve imtihanlar Hz. Yûnus üzerine artarak geldi:

Geminin içinde
Denizin ortasında
Balığın karnında

Hz. Yûnus (as) her şeye rağmen tevbeye devam etti ve o muhteşem duasını yaptı.

“Lâ ilâhe illâ ente subhâneke innî kuntu mine-zzâlimîn/Senden başka hiçbir ilâh yoktur. Seni her türlü eksikliklerden tenzih ederim/uzak tutarım. Ben gerçekten (nefsine) zulmedenlerden oldum.”

Geride kalan iki Müslüman vardı; onlar: İlim ve hikmet sahibi Rubil, diğeri de, âbid ve zâhid Tenuh idi. Ninovalılar; bu iki Müslümanın yanına geldiler ve pişman olduklarını söylediler.

Bu iki zat, Hz. Yûnus’tan imanın derslerini iyice almışlardı; öyle sadece tevbenin sözle bunun olmayacağını anlattılar ve Ninovalılara 3 şeyi tavsiye ettiler. Nedir bu 3 şey?

1- Tevhidin ilanı
2- Tenzihin ikrarı
3- Tevbenin izharı

“Allah’ım! Biz kusurluyuz, Sen kusursuzsun.
Biz aciziz; Sen Kaviy’sin.
Biz muhtacız; Sen Samed’sin.
Biz fakiriz; Sen Ğaniy’sin.
Biz kuluz; Sen Allah’sın.”

Ninovalılar nasıl tevbe ettiler?

1- İlme ve davetçilere hürmet ettiler.
2- Sadaka ve infaklarını arttırdılar.
3- Helalleşme için doğru adımlar atıp kardeşliklerini pekiştirdiler.
4- Bütün bir halkı bilinçlendirip herkesi bu seferberliğe dâhil ettiler.
5- Şehrin dışına çıkıp, hep beraber dua ve münacatta bulundular.

Ninovaların duası:

“Ey dâima Diri olan! Ey kendi Zâtı ile kaim olan! Ve bütün varlıkları, ayakta tutan!
Ey hiç bir canlı bulunmadığı zaman, Diri olan!
Ey ölüleri dirilten Diri!
Ey Senden başka İlâh bulunmayan Diri!” diyerek münâcatta bulununuz!”

فَلَوْلَا كَانَتْ قَرْيَةٌ اٰمَنَتْ فَنَفَعَهَٓا ا۪يمَانُهَٓا اِلَّا قَوْمَ يُونُسَۜ لَمَّٓا اٰمَنُوا كَشَفْنَا عَنْهُمْ عَذَابَ الْخِزْيِ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَمَتَّعْنَاهُمْ اِلٰى ح۪ينٍ

“Yûnus’un kavminden başka, keşke (azabı görmeden) iman edip, imanı kendisine fayda veren bir tek memleket halkı olsaydı! (Yûnus’un kavmi) iman edince, dünya hayatında (sürüklenebilecekleri) rezillik azabını onlardan uzaklaştırmış ve onları belli bir zamana kadar yararlandırmıştık.” (Yûnus, 10/98)

Yûnus sûresindeki bu ayet; insanlık tarihinde tek azap hükmü kaldırılmış bir kavim olan Ninovalıların tevbesinin kabul edildiğini bildiriyor.

Yûnus sûresi Nübüvvetin 5. yılının sonlarına doğru parça parça indirilmiştir.  Bu sûrede 3 peygamber daha anlatılır. Hz. Nûh (as), Hz. Mûsâ ve Hârûn (as).

فَلَوْلَٓا اَنَّهُ كَانَ مِنَ الْمُسَبِّح۪ينَۙ

“Eğer (Allah’ı çokça) tesbih edenlerden olmasaydı;” (Sâffât 37/143)

لَلَبِثَ ف۪ي بَطْنِه۪ٓ اِلٰى يَوْمِ يُبْعَثُونَ

“Onun (balığın) karnında (insanların) dirilip-kaldırılacakları güne kadar kalakalmıştı.” (Sâffât 37/144)

فَنَبَذْنَاهُ بِالْعَرَٓاءِ وَهُوَ سَق۪يمٌۚ

“Derken Biz onu hasta, halsiz bir halde, bir açık alana çıkardık.” (Sâffât 37/145)

Ayette iki önemli bilgi var. Birincisi; balığın Hz. Yûnus’u bıraktığı yer; “el-arâi” yani bomboş bir arazi… İnsan yok, ağaç yok, bitki yok; çöl gibi bir sahil…

İkincisi;  “سَق۪يمٌۚsekîm” Halsiz, hasta; hatta tefsirlerde geçen bilgi: Yumurtadan yeni çıkmış bir civciv gibi… Bedeni, cildi tahriş olmuş, böyle yarı baygın ve bitkin bir halde…

وَاَنْبَتْنَا عَلَيْهِ شَجَرَةً مِنْ يَقْط۪ينٍۚ

“Ve üstüne (gölge yapması için) kabak türünden geniş yapraklı bir ağaç bitirdik.” (Sâffât 37/146)

Bu ayette de çok önemli incelikler var: “Ve enbetnâ” Biz bitirdik, yetiştirdik, ortaya çıkarttık diyor Rabbimiz…

Nasıl bir ağaç oldu? “şeceraten min yaktîn” Yaktin’den olan bir ağaç…

Yaktîn, Arapça’da “kabak, kavun, karpuz” benzeri yerde meyve veren geniş yapraklı bitkilere deniyor.

Yaktîn, Kitab-ı Mukaddes’te; “kikayon otu” şeklinde geçiyor. Birçok müfessirimize göre de Yaktîn ağacı denilen bitki kikayon ağacıdır.

Yaktîn; Kabakgiller ailesine mensup Kiwano denilen bir tür kavun çeşididir.

Kiwano meyvesinin yüzde 89’u sudur. Kalan yüzde 11’inde ise besleyici karbonhidratlar, proteinler, vitaminler varmış…

“Bir gün Efendimiz’e (sas) neden bu kadar kabağı çok sevdiği sorulmuş; “Neden kabağı çokça seviyorsunuz Ya Resulullah?” Efendimiz (sas) şöyle cevap vermiştir: “Evet, o kardeşim Yûnus’un ağacı idi. O, akla zindelik verir.” (Tevilat, c. 12, s. 212)

Beyhakî’de; “akla zindelik, dimağa genişlik verir” diye bir ziyadelik vardır.

“Tanrı da Yûnus’u kötü durumdan kurtarıp yanında ona gölge olması için “kikayon” bitkisi yeşertmiş, fakat ertesi sabah bitki kurumuştur. Bitkinin kurumasına üzülen ve güneşin etkisiyle bayılan Yûnus yine ölmek istemiş, Tanrı ona, “Sen emek verip büyütmediğin bir kikayon otuna acıyorsun da ben Ninevâ’ya acımayayım mı? O şehirde sağını solundan ayırt edemeyen 120.000’den fazla insan ve çok sayıda hayvan var” demiştir.” (Yûnus, 3/1-4/11)

İbn Ebî Şeybe’nin Musannaf’ında hadise şöyle geçmektedir:  “Yûnus (as) bir gün, yaktîn ağacının yanına döndüğü zaman onu kurumuş bulunca, üzülmüş ve ağlamıştı. Bunun üzerine Rabbimiz: “Sen, bir bitki hakkında üzüldün ve ağladın da yüz bin ve daha ziyade olan Ninova halkının toptan helaklerini istemiştin ve hiç üzülmemiştin!” denilerek ona hatası hatırlatıldı.” (İbn Ebî Şeybe, Musannaf, 11/542)

وَاَرْسَلْنَاهُ اِلٰى مِائَةِ اَلْفٍ اَوْ يَز۪يدُونَۚ

“Biz onu yüz bin yahut daha fazla insana peygamber olarak gönderdik.” (Sâffât 37/147)

Bu ayette 5 önemli muhataba mesajları var:

1- Tarihe mesajı
2- Hz. Yûnus’a mesajı
3- Ninovalılara mesajı
4- Efendimiz’e ve sahâbe’ye mesajı
5- Bizlere ve yarınlara mesajı

فَاٰمَنُوا فَمَتَّعْنَاهُمْ اِلٰى ح۪ينٍۜ

“Sonunda ona inandılar, bunun üzerine Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.” (Sâffât 37/148)

Hz. Yûnus; çok zorlu bir süreçten sonra kavminin iman etmesi ile sevindi ve onların içerisinde bir müddet daha kaldıktan sonra vefat etti.

Efendimiz’in (sas) dünyasından hiç eksik olmadı Hz. Yûnus?

Peygamberimiz (sas.), Mekke ile Medine arasında giderken, bir tepeye gelip kavuştukları zaman; “Bu hangi tepedir?” diye sormuştu. “Herşa veya Left tepesidir!” dediler. “Yuları, hurma lifinden olan kızıl bir devenin üzerinde, sırtında yünden bir aba bulunduğu halde Yûnus’un, buradan; ‘Lebbeyk!  Allâhümme lebbeyk!’ diye telbiye ederek geçtiğini, görür gibiyim!” buyurdu. (Müslim, Îmân, 268)

Hz. Yûnus ne ile iyileşti ve ne ile iyileştirdi? Üç şey ile iyileşti ve Üç şey ile iyileştirdi: Tevhid, Tenzih ve Tevbe…

Bir marangoz ağaca küsse marangozluk yapabilir mi?
Bir çoban koyuna küsse, çobanlık yapabilir mi?
Bir demirci demire küsse, mesleğini yapabilir mi?
Bir yazar kaleme küsse yazarlık yapabilir mi?
Bir anne evladına küsse annelik yapabilir mi?
Peki bir davetçi muhataplarına küsse bu vazifesini yapabilir mi?

Allah hepimize böyle bir himmet, böyle bir heyecan ve böyle bir ihlas versin.

(336)