Genç Komutan: Üsâme b. Zeyd| (Ankara 5. Prg)

Hicri 1440 Sahâbe Yılı etkinlikleri kapsamında Muhammed Emin Yıldırım Hocamızın anlatımıyla her biri Risaletin Kahramanları olan sahâbenin konuşulduğu programların beşincisi gerçekleştirildi.

Siyer Vakfı Ankara Şubemizin organizasyonuyla Ankara Melike Hatun Camii Konferans Salonunda gerçekleştirilen Risaletin Kahramanları programına katılım oldukça yoğundu.

Sözlerin en güzeli olan Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan program, Kur’an tilavetinin ardından Muhammed Emin Yıldırım Hocamızın “Genç Komutan: Üsame b. Zeyd (ra)” konulu konferansı ile devam etti.

Üsame b. Zeyd’in (ra) ve ailesinin Resulullah’ın (sas) dünyasında bambaşka bir yeri olduğuna ve bunun sebeplerinin iyice kavranılması gerektiğine dikkat çeken Hocamız, sözlerine şu şekilde devam etti:

“Üsame b. Zeyd (ra) dendiği zaman Peygamber ikliminden sevgi adına bambaşka izlerin Üsame’nin (ra) üzerinden âleme yayıldığını görürüz. Elbette Resullah’ın (sas) yanına gelen herkes bu sevgiden payını muhakkak alırdı. Çünkü O (sas) âlemlere rahmet vesilesi olarak gönderilmiş bir Peygamberdi. Fakat âlemlere rahmet olarak gönderilen kutlu Nebî, bazılarına o rahmetten biraz daha fazla pay veriyordu. O paylardan en fazla nasiplenenlerden iki isimdi Üsame ve babası Zeyd (ra).”

Hocamız, sözlerinin devamında Üsame b. Zeyd’in (ra) hayatından daha fazla istifade edebilmek adına bazı soruları kendi zihinlerimizde bulundurmamız gerektiğini ifade etti ve şunları aktardı:

Resulullah (sas) Nasıl Gençleri Sever?

Hz. Peygamber (sas) nasıl genci sever sorusunun cevabıdır Üsame b. Zeyd (ra). “Hz. Peygamber (sas) nasıl genci sever?” sorusu her zaman aklımızda bulunsun ki Hz. Üsame’nin (ra) hayatından alacağımız örnekliklerin bugünün dünyasına taşınması adına bizlere örnek olsun, bizlere yol açsın, hedef olsun ve o hedefi gerçekleştirme adına bizlere gayret olsun.

Allah Resulü (sas) Üsame’yi  (ra) komutan olarak atadığı için mi Üsame (ra) başarılı oldu? Yoksa Üsame (ra) gençliğinin hakkını verdiği için mi komutan olarak seçildi?

“Allah Resulü (sas) Üsame’ye (ra) o büyük görevi verdiği için Üsame (ra) tarihe geçti.” Eğer böyle dersek meseleyi anlamamış oluruz.

Allah Resulünün (sas)  hayatında bir sürü genç vardı. Sadece Üsame’yi (ra) sevdiği ve O’na (sas) yakın olduğu için mi ona bu görevi verdi, yoksa Üsame’yi (ra) gözleyip O’nun bu işin hakkını verecek birisi olduğunu anladığı için mi bu görevi ona verdi? Bunun ciddi şekilde muhasebesini yapıp bu mühim soruyu zihinlerimizde bulundurmalıyız.

Resulullah (sas) hatası veya kusurları bulunan birinden ümit kesti mi?

Üsame de  (ra) her insan gibi hatalar yaptı. Fakat hatalar yapması Resulullah’ın (sas) ona verdiği değerden bir şey eksiltmedi. Çünkü Resulullah (sas) onun bir beşer, beşerin de yazgısında hata etmenin var olduğunu biliyordu. Mesele hata edip kirlenmek değil, hata edip kirlendikten sonra arınma meselesidir. Eğer hatalardan ve kirlenmişlikten arınma var ise yapılan o hata Allah Resulü (sas) için yapılmamış gibidir.

On sekiz yaşında İslam ordularının komutanı olduktan sonra kibre kapılmadan nasıl yaşanır?

On sekiz yaşında İslam ordusunun komutanı olduktan sonra altmış yıllık bir hayat yaşadı Üsame b. Zeyd (ra). Ömrünün geri kalan kısmında her zaman diğer komutanların emri altında mücadelesini sürdürdü. Üsame b. Zeyd’in (ra) yaptığı şey herkesin kolay kolay yapabileceği bir şey değildi. Üsame b. Zeyd (ra) komutanlığında kibir, askerliğinde ise isyan barındırmadı kalbinde. Önemli olan hayırda olmaktır. Hayrın neresinde olduğunun bir önemi yoktur bunu öğretiyor bize o güzel insan.

Üsame b. Zeyd (ra) gibi komutan olmak mı zor? Üsame’nin (ra) emrinde asker olmak mı zor?

Öteden beri yaptığımız bir yanlış var. Allah’ın ayetlerini, Resulullah’ın (sas) kutlu hadislerini, Sahâbenin hayatlarını okuyoruz ya da dinliyoruz ama kendimizi işin eksenine koymuyoruz. Okuduklarımızı ve öğrendiklerimizi kendi üzerlerimize almıyor, başkalarına uydurmaya çalışıyoruz. Sorumluluğu hep başkalarının üzerine atıyoruz. Şimdi biz Hz. Üsame’yi (ra) dinlerken “Üsame on sekiz yaşında bir komutandı ve herkes onu dinliyordu. Bu insanlar neden beni dinleyip bana itaat etmiyor.” gibi bir algıyla meseleye yaklaşırsak yine yanlış yapmış oluruz. Bizim yapmamız gereken Üsame (ra) gibi komutan konumundaysak “Bunun hakkını nasıl veririm?” eğer asker konumundaysak “Başımızda kim olursa olsun Allah Resul’ü (sas) ‘Başınızda Habeşli bir köle dahi olmuş olsa ona itaat edin.’ demişse eğer ben ona itaat etmek zorundayım” demektir.

Resûlullah’ın (sas) yaşadığı dönemlerde yaşayan gençlerin hem Risalet davasına hem de Resûlullah’a (sas) karşı verdikleri desteklerin ve yaptıkları fedakarlıkların bizler için büyük bir örneklik teşkil ettiğini vurgulayan Hocamız, “Resûlullah (sas) iman ile bedenlere gençlik getirdi, gençlerle de imanı yeryüzüne hâkim kıldı. Bu ümmet on sekiz yaşında bir delikanlının evini açması ile başladı bu yola ve yine on sekiz yaşında bir delikanlıya sancağın verilmesiyle de Resulullah’ın (sas) hayatındaki perdeyi kapattı. On sekizle başladı, on sekizle bitti. Bu bir tevafuk değildi. Aksine Resûlullah (sas) bunu özel olarak yaptı.” dedi.

Muhammed Emin Yıldırım Hocamız Risaletin kahramanları olan genç Sahâbîlerin hayatlarından bugünün gençlerinin alması gereken iki önemli mesaj olduğuna değindi ve konferansın sonunda şunları nasihat olarak bizlere tevdi etti:

1- İman aşısını aşılayacak ve aşılatacağız. Allah’ın bizlere vermiş olduğu bu hayat ve gençlik nimetini Allah’ın dinini yeryüzünde ikame etme adına harcayacağız, dünyevi şeyler için değil! Eğer Allah yarın bu gençliğin hesabını bizden soracaksa, biz yarın bu hesabı verirken “Allah’ım ben gençliğimi sokakta, caddede, televizyonda, internette, nargile kafelerinde, parklarda, avm’lerde geçirdim” dememeliyiz. Bu gençliği O’nun (cc) yolunda geçirmeliyiz ki Üsame’nin (ra) elindeki sancağın güzelliği bizim de dünyamıza yansımış olsun.

2- Bugün Risaletin mesajlarından mahrum olarak yaşayan milyonlarca insan var. Kim ulaştıracak onlara bu mesajları? Bu çağın Üsame’leri olarak erkeğiyle, hanımıyla siz gençler ulaştıracaksınız! Bugün üniversitelerin ve liselerin namaz kılma oranlarını, sokakların ve caddelerin bulunduğu halleri göz önünde bulundurduğumuz zaman bu memleketin hali ve ahvali hepimizin uykularını kaçırmalı. Bizlere imani bir sorumluluk yüklemeli, Allah’ın dinini başkalarına sevdirme, tanıtma ve bu sevgi tohumlarını yüreklere ekme konusunda bize hadi vazife başına demeli.

Risaletin Kahramanları son konferansı “Mısır’ın Valisi Ukbe b. Âmir (ra)” başlığında 28 Nisan Pazar 14.00’da, Ankara Melike Hatun Camii Konferans Salonunda gerçekleştirilecektir.

(273)