Anadolu’nun Fatihi: İyad b. Ğanem | (Ankara 4. Prg)

Hicri 1440 Sahâbe Yılı etkinlikleri kapsamında Muhammed Emin Yıldırım Hocamızın anlatımıyla her biri Risaletin Kahramanları olan sahâbenin konuşulduğu programların dördüncüsü gerçekleştirildi.

Siyer Vakfı Ankara Şubemizin organizasyonuyla Ankara Melike Hatun Camii Konferans Salonunda gerçekleştirilen Risaletin Kahramanları programına katılım oldukça yoğundu.

Sözlerin en güzeli olan Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan program, Kur’an tilavetinin ardından Muhammed Emin Yıldırım Hocamızın “Anadolu’nun Fatihi: İyâd b. Ğanem (r.a)” konulu konferansı ile devam etti.

Sözlerine, İslam coğrafyalarındaki sıkıntılara dikkat çekerek başlayan Muhammed Emin Yıldırım Hocamız şunları aktardı: “Dünyanın neresine gidersek gidelim Müslümanların yaşadığı topraklarda yıllardır devam eden sıkıntılar, zulümler, acılar ve üzüntülerle karşı karşıya kalıyoruz. Nefeslerimiz daralıyor ve resmen ümmet olarak boğuluyoruz. Sıkıntıların çok çözümlerin ise az olduğu şu zaman diliminde Sahâbe bizlere nefes oluyor. Ümitlerimiz tükenmek üzereyken onların o kutlu hayatları ile tüm sıkıntılara rağmen yeniden ümitvar oluyoruz.”

Anadolu’nun Fatihlerinden İyâd b. Ğanem (ra) ve arkadaşlarının mesajın muhataplarına ulaşması için verdikleri mücadele ve yaptıkları fedakarlıkların iyice kavranılması gereken bir örneklik olduğunu ifade eden Hocamız, “Onlar atlarının sırtlarını yurt bildiler, asla durmadılar, evlerini, çocuklarını, işlerini terkettiler, kılıcı kendilerine dost, çadırları mesken, uçsuz bucaksız çölleri kendilerine yol edindiler ve karşılığını yalnızca Allah’tan beklediler. Ardından ise on binlerce insanı İslam’ın nuru ile tanıştırdılar. Allah onlardan ebeden razı olsun.” dedi.

Muhammed Emin Yıldırım Hocamız konferansının devamında, 5 madde üzerinden İyâd b. Ğanem’in (ra) hayatından önemli noktaları nazarlarımıza verdi.

“İyâd B. Ğanem (ra) dediğimiz zaman aklımıza şu beş şey gelmeli:

Bir hayat İslama nasıl vakfedilir?

İyâd b. Ğanem (ra) müslüman olduğunda kırk yaşındaydı. Allah’a emaneti teslim ettiğinde ise yaşı elli dokuzdu. Aşağı yukarı yirmi senelik bir ömür Allah’ın dinine vakfediliyor. Hem de hiçbir beklenti içinde olmadan “Biz şu kadarını yaptık, şu kadarını da bizden sonrakiler yapsın” gibi ifadeler kullanmadan yapıyor bunu o büyük insan. Hayatı İslam’a vakfetmek işte budur.

2. Bir hayatın üçte biri atın sırtında İ’lâ-yi Kelimetullah için nasıl geçirilir?

Kırk yaşında Müslüman olacaksın. Allah Resul’ü (sas) senin kabiliyetinin askeri alanda olduğunu görecek ve “Hadi aslanım!” diyecek. Bineceksin atına ve bir daha Medine yüzü göremeyeceksin. İşte Sahâbenin bu aşkı, bizlerin bugünkü imanlarına vesile oldu. Aşık vazgeçebilir mi? Vazgeçen aşık olabilir mi? Bizim bu iki sorunun cevabını kendimizde bulmamız lazım.

3. Bir hayatın içerisinde risalet davasına nasıl hizmet edilir?
İslama mensup kim varsa çocuğuyla, yaşlısıyla, kadınıyla, erkeğiyle hepimiz bu dinin adamıyız. En küçüğümüzden en büyüğümüze kadar bu aziz dini yeryüzüne hakim kılmakla yükümlüyüz. Kim bu iş hocaların işidir diyorsa, o kişi bu dini anlamamış demektir. Bu iş Allah’a iman etmiş her Mü’minin işidir. Ama bir hakikat daha var: ‘Herkes her işi yapamaz ama herkesin yapacağı bir iş vardır.’ Allah bizi nerede istihdam etmiş ise orada bu aziz dine hizmet etmek zorundayız.

4. Bir hayatın içerisinde sahibine cennet kazandıran cömertlik nasıl tesis edilir?

Efendimiz (sas) cennet kazandıran özelliklerden birisinin de cömertlik olduğunu belirtiyor. Yirmi yıl boyunca savaşlarda olan bir insanın elde edeceği ganimetin ne kadar olduğunu tahmin etmemiz çok zor değil. Fakat böylesine büyük bir varlığın arkasından İyâd b. Ğanem (ra) elli dokuz yaşında Humus’ta vefat ettiği zaman geriye sadece dört şey bıraktı. Savaş için kullandığı iki at ve yine savaş için kullandığı iki deve…

5. Bir Mü’min, hayatının içerisinde kamu ve devlete ait mallara karşı nasıl ahlaklı bir çizgi oluşturulur?

İyâd b. Ğanem (ra) beytülmâlın milletin malı olduğu bilincini Efendimiz’den (sas) öğrendiği için milletin malından bir kuruş yemeyi domuz eti yemekle eşdeğer görerek büyük bir hassasiyet ortaya koydu. Bazı zamanlar bulunduğu beldelerde idareci oldu ve kılı kırk yararcasına bir hassasiyet ile davrandı. Bütün bu sayılanları büyük bir hassasiyetle gerçekleştiren İyâd b. Ğanem (ra) bugünün dünyasına büyük bir örneklik teşkil ediyor.

Muhammed Emin Yıldırım Hocamız konferansının sonunda, geçtiğimiz hafta Mısır’da idam edilen dokuz gencimizi anarak dualar etti ve şunları aktardı: “Eğer yaşarsak bizler, ömrümüz yetmezse çocuklarımız ya da torunlarımız görecek. Bu gençlerimiz her daim hatırlanacak fakat onlara bu zulmü gerçekleştiren Firavunların hepsi unutulup gidecek. Katil unutulur fakat mazlum asla unutulmaz. Allah şehidlerimizin şehadetini kabul eylesin. Zalimleri kahreylesin. O şehidlerin yolunu bize yol olarak benimsettirsin ve hepimize ölümlerin en güzeli olan şehadeti nasip eylesin.”Bir sonraki Risaletin Kahramanları konferansı “Genç Komutan: Üsâme b. Zeyd (ra)” başlığında 24 Mart Pazar 14.00’da, Ankara Melike Hatun Camii Konferans Salonunda gerçekleştirilecektir.

 

(334)