İmanın Esası ve Özü: Tevhid

Nebevî Miras derslerimizin bu haftaki konusu imanın anahtar kavramı olan tevhid idi. Muhammed Emin Yıldırım Hocamız, “İmanın Esası ve Özü: Tevhid” serlevhasında, tevhide dair çok önemli izahlarda bulundu. Hz. Peygamber’in (sas) tevhidi nasıl talim ettiğine de değinen Hocamız, en son Kur’an’dan çıkardığı ‘Muvahhidlerin Özellikleri’ hususunda 10 maddeyi bizlerle paylaştı.

Dersten Cümleler

İmtihan-Sabır dengesini istenilen oranda kuramıyoruz…

Geçen ders, ‘İlk ve En Önemli Dert İman’ dedik…

İmanın istenilen oranda tesis edilebilmesi için şu 6 kavram iyice anlaşılmalıdır:

– Tevhid
– Teslimiyet
– Tevekkül
– Tazim
– Tevbe
– Takva

Tarih yazıcılığı ilk günden bugüne, bugünden son güne kadar olacak bir hakikattir. Genel itibari ile biz bu yazıcılığı İslam Tarihi ve Modern Dünya Tarihi diye bir sınıflandırmaya tabi tutabiliriz.

Modern Dünya Tarihi’ne göre ise ilk insan ilkeldir.

Modern Dünya Tarihi, insanın inanç serüvenini şirkten yani çok tanrıcılıktan başlatır, sonra evrim ile tek tanrıcılığa vardırır, oradan da tanrı tanımaz yani ateizme ulaştırır.

İslam Tarihi, altın çağlarını peygamberlerin yaşadığı çağlar olarak isimlendirir. Peygamberlerin yaşadığı çağ, ideal çağdır. Onun için Son Peygamber olan Efendimiz’in (sas) yaşadığı çağın adı Asrı Saadet’tir.

İslam Tarihi’nin anahtar kavramı; Ahlak, Modern Dünya Tarihi’nin anahtar kavramı Teknoloji olmuştur.

Dünyaya saadeti ulaştıracak bir şefkat eline ihtiyaç vardır. Bu ellerin birinde Tevhid, diğerinde Adalet olmalıdır. Sağda Tevhidin, solda Adaletin olduğu bir çift el, bu felaket asrını, saadet asrına çevirecektir.

Adaletin zıttı Zulüm değil, Zulüm Hikmetin zıttıdır. Adaletin zıttı, Cevr’dir. Cevr ise, “düzgün ya da kuralına uygun olmayan iş, haksızlık, taraf tutma, adam kayırma, zulüm ve insafsızlık yapma”şeklinde tanımlanmaktadır.  (İbn Manzûr, Lisânü’l-Arab, IX, 83)

Tevhid, ‘vahdet veya vuhûd’ kökünden gelen bir mastardır. Sözlük anlamı: Bir, birlik, birlemek ve teklemek demektir. Yani Bir olanı birlemektir aslında..

Ümmetin vahdeti ancak tevhid ile sağlanabilir. Tevhid olmazsa, vahdette olmayacaktır. Bu gerçeği hiç unutmamak gerekir. İmanda vahdetin adı tevhid, sosyal hayatta tevhidin adı vahdettir.

Saffet olmadan Tevhid, Tevhid olmadan Vahdet, Vahdet olmadan Ümmet olmaz.

İstilahi manasına gelince tevhid: Allah’ın tek olduğuna, eşi, benzeri, muadili, rakibi, muarızı, hasmı olmadığına, evrende hâkimiyeti onunla paylaşan hiçbir şey olmadığına kesinkes inanmaktır.

Kur’an’ın üç temel konusu: Tevhid, Nübüvvet ve Haşr/Mead

Kur’an’da tevhidin üç temel alanı: Ulûhiyette tevhid, Rububiyette tevhid, Ubudiyette tevhid

Ulûhiyette tevhid: Allah’tan başka ilah yoktur.
Rububiyette tevhid: Allah’tan başka hüküm koyacak yoktur.
Ubudiyette tevhid: Allah’tan başka ibadet edilecek yoktur.

Ulûhiyette Tevhid’in de üç temel alanı vardır: Allah’ın (cc) Zatında Tevhid, Sıfatlarında Tevhid, Fiillerinde Tevhid

Sadece tevhid, halk/yaratma ile alakalı değil hayatın ve varlığın tüm sahalarıyla alakalıdır. Rızıkta, korkuda, ümitte, sevgide, güçte, kudrette, teşriyette/kanun ve nizamda, mülkte…

Darü’n-Nedve denilen yerde Mekkeliler, şehirlerinin tüm işlerini paylaştırmışlardı.

Sidane/Kâbe’nin örtüdarlığı, Abddudaroğullarından Osman b. Talha

Sikaye/Hacılara su dağıtma işi, Haşimoğullarından Hz. Abbas

Eşnak/diyetlerin bedellerini belirleme işi Temimoğullarından Hz. Ebû Bekir

Sifare/dış ilişkiler iş, Adiyyoğullarından Hz. Ömer

Eysar ve Elzam/putların önünde çekilen fal oklarını idare etme görevi Cümühoğullarından Ümeyye b. Halef

“Ey Muhammed! Birliğimizi bozdun… Gücümüzü böldün… Onu yaptın… Bunu yaptın… Mal istiyorsan mal toplayalım da malı en fazla olanımız sen ol… Kadın istiyorsan, seni en güzel kadınla evlendirelim… Krallık istiyorsan, seni başımıza kral edelim…”

“Ey Ebû İmrân! Kaç ilaha ibadet ediyorsun? Yedi ilaha… Altısı yerde… biri gökte!…”

“İmrân’ın hareketinden dolayı ağladım! Babası içeri girdiği zaman İmrân ne ayağa kalkmış, ne de yüzüne bakmıştı. Fakat Husayn, Müslüman olunca babalık hakkını ödedi.” (İbn Hacer, el-İsâbe, 1/337-338)

Tevhidin üç temel esası var: Allah, İnsan, Kâinat

Bir olan ve birlenen: Allah
Biri birlemek zorunda olan: İnsan
Birin yarattığı imtihan yurdu olan dünyanın da içinde bulunduğu: Kâinat

Tevhid, mahlûkatın kesreti üzerinden, Halik’ın vahdetine ulaşmaktır.

Efendimiz (sas) çok sade ve yalın bir şekilde 23 yıllık risalet vazifesi boyunca dilinden düşürmeği “Kulu La ilahe illallah tuflihu/ La ilahe illalah deyin kurtulun” sözü ile tevhidi inşa etmeye çalıştı.

Peygamberler değişir, muhataplar değişir, hitaplar değişir, şeriatlar değişir, ahkâm değişir, usul değişir, üslup değişir ama değişmeyen hakikat tevhiddir.

“Ey Muâz! Sen ehl-i kitaptan olan bir topluma gideceksin. Onları ilk olarak Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in onun elçisi olduğuna şehadet etmeye çağır!”

“Şayet bu söylediğine itaat ederlerse onlara Allah’ın gündüzünde ve gecesinde olmak üzere beş vakit namazı farz kıldığını haber ver!”

“Şayet bu söylediğine itaat ederlerse Allah’ın onlara zenginlerinden alınıp fakirlerine verilecek zekâtı haber ver ve bunun farz kılındığını söyle! Onların mallarının değerli olanlarını almaktan da sakın! Mazlumun bedduasından sakın çünkü onunla Allah arasında perde yoktur.” (Buhârî, Zekât, 24/63; Meğâzî, 64/60;  Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, III, 498; Dârimî, Zekât, 3/1)

Zeyd b. Halid, Ebû Abdurrahman yahut Ebû Talha, künyesi ile bilinir, Efendimiz’den (sas) bize 81 hadis rivayet etmiştir.

“Rabbim buyurdu ki: “Kullarımdan bir kısmı mümin, bir kısmı kâfir olarak sabahladı. ‘Allah’ın rahmet ve bereketi ile bize yağmur yağdı’ diyen; Bana inanmış, yıldızı inkâr etmiş olur. ‘Falan ve filan yıldızın batıp doğması ile üzerimize yağmur yağdı’ diyen de, Beni inkâr etmiş, yıldıza inanmış olur.” (Buhari, Ezan, 156)

Ebû Vakıd el-Leysî anlatıyor. Huneyn Gazvesi sırasında, o gün için yeni Müslüman olmuş bazıları Efendimiz’e (sas) gelerek şöyle bir şey dediler: “Ya Resûlullah! Müşriklerin Zat-ı Envat adını verdikleri bir ağaçları var. O ağaca silahlarını astıkları zaman, savaşta kendilerine uğur getiriyor. Sizde bize bir ağaç belirleseniz, bizde kılıçlarımızı o ağaca assak, böylece uğur bize de gelse olmaz mı?”

Ebû Vakıd diyor ki: “Efendimiz (sas) bu söz üzerine öyle bir sinirlendi ki, ben O’nu hiç öyle görmemiştim. O kızgınlıkla dedi ki: “Sübhanallah! Siz ne dediğinizin farkında mısınız? Siz aynen İsrailoğullarının Musa’dan istediğini benden istiyorsunuz. Onlar demişlerdi ki: Onların ilahları gibi bizim içinde bir ilah yap!” (Araf, 138) Nefsim kudret elinde bulunan Allahu Teâla’ya yemin ederim ki, böyle yapmakla sizden öncekilerin yolunu takip edeceksiniz.” (Tirmizi, Fiten, 18)

Mülkte Tevhid sarsılırsa ortaya Karunlar çıkar…
Hükümde Tevhid sarsılırsa, ortaya Firavunlar çıkar…
İlimde Tevhid sarsılırsa, ortaya Hamanlar çıkar…
Korkuda Tevhid sarsılırsa, ortaya Bel’amlar çıkar…
Ümitte Tevhid sarsılırsa, ortaya Samiriler çıkar…
Tevhidi her daim muhafaza edene Muvahhid denir…

Hepimizin en büyük ideali Muvahhid olmak, Muvahhid kalmak ve Muvahhid ölmek olmalıdır.

Nedir Muvahhidlerin Özellikleri?

1. Her türlü şirki redederler ve asla Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmazlar. (Bakara, 2/135; Rûm, 30/30)
2. İstikameti hayatlarının eksenine yerleştirirler, asla şartlara göre inançlarından taviz vermezler. (Fussilet, 41/30; Ahkaf, 46/13)
3. İbadetleri sadece Allah’a yaparlar, asla dua için ellerini başka şeylere kaldırmazlar. (Tevbe, 9/31; Nûr, 24/55)
4. Ecir ve mükâfatlarını yalnız Allah’tan beklerler, asla bu manada başkasından bir beklenti içerisine girmezler. (A’raf, 7/56; Secde, 33/17-18)
5. Ahirete kesinkes iman ederler, asla hiçbir iman esasından şüphe duymazlar. (Bakara, 2/4; Yûnus, 10/104)
6. Adaleti en büyük şiarları olarak edinirler, asla menfaat ve mensubiyete takılarak adalet terazisini bozmazlar. (Nisa 4/135; Maide, 5/8)
7. Her türlü batıldan, dalaletten, münkerden yüz çevirirler, asla hakkı batıla, hayrı şerre, iyiliği kötülüğe tercih etmezler. (Bakara, 2/42; A’raf, 7/199)
8. Tevhidi hayatın her alanına yayarlar, asla bazı alanları başka şeylerle paylaştırmazlar. (Nisa, 4/115; Enfal, 8/24)
9. Bütün değer yargılarını tevhid ekseninde belirlerler, asla değerler sıralamasını alt-üst etmezler. (Bakara, 2/177; Yûnus, 10/64)
10. Tevhidi yaşadıkları gibi onu hakkıyla temsil ederler, asla tevhidi sadece sloganlaştıran, ahlaktan koparan bir hale dönüştürmezler. (Tevbe 9/71; Hac, 22/41)

(509)