Kurulan ve Bozulan Tuzaklar (Hz. Salih)

Sîret-i Enbiyâ derslerimizde Hz. Salih ile alakalı olarak dördüncü ve son dersimiz yapıldı. Malum virüs sebebi ile sadece internet ortamında yapılan derste Muhammed Emin Yıldırım hocamız, “Bir Hadisat Ayeti Olarak Korona” başlığında çok önemli mesajları bizlerle paylaştı. “Kurulan ve Bozulan Tuzaklar” serlevhasının altında Semûd kavmine gönderilen mucize olan devenin nasıl bir imtihana dönüştüğüne değinen hocamız, Kur’ân ekseninde inananlara ve inkâr edilenlere vaat edilen hakikatlerin nasıl ulaştığını ve bugünün dünyasında bu mesajların nasıl anlaşılması gerektiğini anlattı.

Dersten Cümleler

“Bir Hadisat Ayeti Olarak Korona”

Okunması gereken dört kitap veya dört ayetler manzumesi:

1. Âyât-ı Kur’ân veya Âyât-ı Mestura
2. Âyât-ı İnsan veya Âyât-ı Enfüs
3. Âyât-ı Kâinat veya Âyat-ı Âfâk
4. Âyât-ı Hadisât veya Âyât-ı Makdûrat

“Allah’ım bizi bu musibete karşı koru!”

“Allah’ım bize bu musibete karşı koyacak mücadele azmi ver!”

Tedbir ve tevekkül dengesi o kadar önemli ki…

Beden, akıl, ruh sağlımızı korumak için kendimizi şu beş zümreden korumamız gerekiyor:

– Hurafecilerden
– Komploculardan
– Fırsatçılardan
– Yaygaracılardan
– Ehliyetsizlerden

“Kıyamet kopsa dahi siz elinizdeki fidanı dikin!” (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 20/408)

Nâgatullah/Allah’ın devesi; Allah’ın halkı/yaratması, hurumatı/hürmeti emir ettiği bir işareti, hükmü/yasası, şeâiri/sembolleri ve hududu/sınırları idi.

Sa‘dî-i Şîrâzî’nin Gülistan’da anlattığı bir menkıbe…

Deve Nasıl Bir Deve İdi?

نَاقَةُ اللّٰهِ لَكُمْ اٰيَةً / Sizin için azap sebebi olacak bir ayet/mucize olan bir deve (A’raf 7/73)
نَاقَةُ اللّٰهِ لَكُمْ اٰيَةً / Sizin için sınırları olacak bir ayet/mucize olan bir deve (Hûd 11/64)
النَّاقَةَ مُبْصِرَةً / Size verilen apaçık bir mucize olan bir deve (İsra 17/59)
هٰذِه۪ نَاقَةٌ / Sizin için kuralı olan bir deve (Şuarâ 26/155)

“Onun (belli bir gün) su içme hakkı var, sizin de belli bir gün su içme hakkınız vardır.” (Şuarâ 26/155)

النَّاقَةِ فِتْنَةً لَهُمْ / Onlar için bir fitne/imtihan olan bir deve (Kamer 54/27)

Bu sıradan bir deve değil, şu özellikleri olan bir deve:

Mucize olan
Apaçık ortada olan
Sınırları olan
Kuralları olan
İmtihanları olan bir deve…

9 çete: 5 ş, 4 s ile formüle etmiştik: Şirk, Şöhret, Şehvet, Şantaj, Şiddet, Siyaset, Servet, Sanat, Spor…

O günkü 9’lu çete neden rahatsız olmuşlardı deveden?

– Bugün gündemi meşgul eden, yarın gündem belirler.

– Bugün suyumuzu elimizden alan, yarın mülkümüzü elimizden alır.

– Bugün su için kural koyan, yarın hayatın başka alanları için kural koyar.

– Bugün atalarımızın inancına dil uzatan, yarın atalarımızdan kalan putları devirir.

– Bugün bir deve ile mucize gösteren, yarın başka şeylerle mucize gösterir ve bizim bütün imkânlarımızı kendi lehine çevirir.

9’lu çetenin beş aşamalı eylem planı:

1. Topluma uğursuzluğun kaynağı olarak inananları gösterip itibar suikastı yapmak (Neml 27/47)
2. Toplumu farklı şeylerle meşgul edip, davetin tesirini kırmak (Neml 27/46)
3. Bütün planlarını büyük bir gizlilikle yapmak ve bunları yaparken dini, imanı, Allah’ı kullanmak (Neml 27/49, 50)
4. Bir mucize olan deveyi öldürüp, “hani Allah’ın devesi idi” şeklinde şüpheler oluşturmak (Neml 27/48)
5. Hz. Salih’i, ailesini ve ona iman edenlerin itibarlı olanlarını öldürmek (Neml 27/49)

Deve Nasıl Öldürüldü?

فَعَقَرُوا النَّاقَةَ / Fe’akarû-nnâkate / Deveyi hunharca katlettiler. (A’raf 7/77)
فَعَقَرُوهَا / Fe’akarûhâ / Deveyi hunharca katlettiler. (Hûd 11/65)
فَظَلَمُوا بِهَاۜ / Fezalemû bihâ / Deveyi zulmederek öldürdüler. (İsrâ 17/59)
فَعَقَرُوهَا / Fe’akarûhâ / Deveyi hunharca katlettiler. (Şuarâ 26/157)
فَتَعَاطٰى فَعَقَرَ / Fete’âtâ fe’akara / Öne atıldı ve deveyi katletti. (Kamer 54/29)
اِذِ انْبَعَثَ اَشْقٰيهَاۙ / İżi-nbe’aśe eşkâhâ / En bahtsızları ortaya atılıp deveyi katletmişti. (Şems 91/12)
فَكَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَاۙ/ Fekeżżebûhu fe’akarûhâ/Mucizeyi yalanladılar ve deveyi katlettiler. (Şems 91/14)

“Onlar böyle bir tuzak kurdular. Biz de kendileri farkında olmadan, onların planlarını/tuzaklarını altüst ettik.” (Neml 27/50)

Neler alınmalı bu ayet üzerinden?

– Allah (cc) kurulan tuzakları bozandır.
– 
Kurulan tuzakları, boşa çıkarandır.
– 
Kurulan tuzakları, kuranların başlarına geçirendir.
– Kurulan tuzaklardan inananları kurtarandır.
– 
Kurulan tuzaklardan daha hayırlı tuzaklar kurandır.

“Hani bizi tehdit ettiğin o azap? Hadi getir bakalım eğer sen gerçekten peygamber isen o bizi uyarıp durduğun azabı, getir de görelim.” (A’raf 7/77)

Hz. Salih onların bu azgınca tutumlarına karşı dedi ki: “Yurdunuzda üç gün daha yaşayın. (Üç günün sonunda göreceksiniz o yalanladığınız azabı) Bu asla yalanlanmayacak bir vaattir.” (Hûd 11/65)

Semûd Kavmi nasıl helak oldu?

الرَّجْفَةُ / Racfetu / Şiddetli bir sarsıntı ile (A’raf 7/78)
الصَّيْحَةُ / Sayhatu / Korkunç bir ses ile (Hûd 11/67)
الْعَذَابُۜ / Azabu / Felaket bir azap ile (Şuarâ 26/158)
دَمَّرْنَا / Demmerna / Yerle bir eden sarsıntı ile (Neml 27/51)
صَاعِقَةُ الْعَذَابِ الْهُونِ / Sâ’ikatu-l’azâbi-l huni / Alçaltıcı azabın yıldırımı ile (Fussilet 41/17)
بِالطَّاغِيَةِ / Bi-ttâğiyeti / Azgın bir vakıa ile (Hâkka 69/5)
فَدَمْدَمَ عَلَيْهِمْ / Fedemdeme aleyhim / Yerle bir eden azap ile (Şems 91/14)

“İşte zulümleri/haksızlıkları yüzünden bomboş kalan evleri! Anlayan bir kavim için elbette bunda bir ibret vardır.” (Neml 27/52)

“Öyleyse hamuru atın, aldığınız suyu da dökün…” (Buhârî, “Enbiyâʾ”, 17; Müslim, “Zühd”, 1)

“Kendilerine zulmedenlerin meskenlerine, onların başına gelen felâketin sizin de başınıza gelmemesi için ağlayarak girin, aksi halde girmeyin” demiş ve devesini hızla sürerek oradan uzaklaşmıştır. (Buhârî, “Tefsîrü’l-Ḳurʾân”, 15/2; Müslim, “Zühd”, 1)

İbret alınacak yerlerde;

Eğleşmeyin.
Ertelemeyin.
Eğlenmeyin.
Eskitmeyin.
Engel Olacak Şeylere Kapı Açmayın.

“Dünyadaki Cennet Aile: Mahremiyeti İfşa Etme!”

Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kıyamet gününde Allah Teâlâ’ya göre en fena insan, hanımıyla yaşadığı mahremiyetlerini korumayıp, onun sırrını ifşâ eden kimsedir.” (Müslim, “Nikâh”, 123, 124; Ebû Dâvûd, “Edeb”, 32)

(554)