Kur’an’ın Dostu Olmak: Sa’d b. Muaz (ra)

Kur’an Yılı münasebeti ile Avrupa’da yapılmakta olan “Kur’an’ın Yıldızları” programlarının yedincisi Almanya’nın Stuttgart şehrinde yapıldı.

Kur’an’ı Kerim tilaveti ile başlayan programda IGMG Şube Başkanı İsmail Coşkun, IGMG Bölge Başkanı Zeki Şeker’in açılış ve selamlama konuşmalarının ardından Muhammed Emin Yıldırım Hocamız “Kur’an’ın Dostu Olmak: Sa’d b. Muâz (ra)” başlıklı dersini yapmak üzere kürsüye davet edildi.

Her dostluğun bir hakkı olduğunu söyleyerek sözlerine başlayan Hocamız, bir müminin Allah’ın kitabı olan Kur’an’la dost olması durumunda o dostluğun bir hakkı olarak, Kur’an’ı Kerim’i okuma, anlama, kavrama, onun ahkâmıyla amel etme ve ahlakıyla ahlaklanması gerektiğini vurguladı.

“Eğer Kur’an’a dost iseniz Kur’an’a düşman olana dost olamazsınız” diyen Hocamız Kur’an’a dost olanların dostunu da düşmanını da Kur’an’dan tanımaları gerektiğini belirtti.

6 Yıllık Bir Mümin Hayat

Sa’d b. Muâz’ın (ra) sadece 6 yıllık bir mümin hayatı olduğunu ve onun bu kısa hayatı üzerinden Kur’an’a nasıl dost olunur öğreneceğimizi söyleyen Muhammed Emin Yıldırım Hocamız Sa’d b. Muâz’ın (ra) farklı özellikleri olduğunu belirterek bu özelliklerini dinleyicilerle paylaştı.

O, Ensar’ın Ebû Bekir’idir.
O, Ensar’ın mihenk taşıdır.
O, vefatıyla arşı titreten sahabedir.
O’nun cenazesine 70 bin melek iştirak etmiştir.
O, doğru işi doğru zamanda yapan, ihtiyaç anında ben varım diyen, kendisine iş verildiğinde o işin hakkını veren ve attığı adımlarla Allah’ı ve Resul’ünü memnun eden bir duruşun sahibidir.

Kabilesini İman İle Tanıştırdı

Miladi 590’da 5 çocuklu bir ailenin ilk çocuğu olarak dünyaya gelen Sa’d b. Muâz’ın (ra) babası nübüvvetin mesajlarına ulaşamadan vefat etmiş ancak annesi bir İslam kadınıdır.

Sa’d b. Muâz’ın (ra), Mus’ab b. Umeyr’in (ra) vesilesiyle iman ile tanışmasını anlatan Hocamız, Mus’ab’ın onu iman ile tanıştırdığında kendisine okuduğu Zuhruf Suresi’nin ilk 8 ayetine ve Sa’d b. Muâz’ın (ra) iman etmesinin hemen ardından kabilesini de imana ikna ederek Medine’nin neredeyse yarısına imanı ulaştırmasına dikkat çekti.

Resûlullah’ı (sas) Memnun Eden Sahabe

Sa’d b. Muâz’ın (ra) iman etmesinin ardından ikinci akabe biatına katıldığını ifade eden Hocamız onun Efendimiz’le (sas) beraber Bedir Savaşı’na katıldığında Efendimiz’in (sas) bedir öncesi yaptığı istişarede Ensar adına “Ya Resûlullah şu Kızıldeniz’i görüyor musun? Bize işaret etsen ve bize dalın şu denize desen, Vallahi biz arkamıza bakmadan, senin sözünü ikiletmeden o denize dalarız! Yürü, bizi arkanda bulacaksın!” Diyerek Resûlullah’ı (sas) çokça memnun edişini anlattı.

Hendek Gazvesi

Efendimiz’le (sas) birlikte Uhud gazvesine katılan ve kardeşini Uhud meydanında şehid olarak bırakan Sa’d b. Muâz (ra) Hendek savaşında da Efendimiz’in (sas) yanındadır. Hendek Savaşı günlerinde müşriklerin attığı bir okun koluna saplanarak ana damarlarından birini koparmasıyla yatağa düşen Sa’d b. Muâz (ra) için Efendimiz (sas) Medine’de bir çadır kurduracak ve onunla özel olarak ilgilenmesi için bir tabip görevlendirecektir.

Benî Kurayza Kuşatması

Efendimiz’in Hendek Gazvesi dönüşü zırhını çıkarmak üzere iken Cebrail’den (as) aldığı bir işaret ile Benî Kurayza Kuşatmasının başlamasına da değinen Muhammed Emin Yıldırım Hocamız o anlarda yaralı olan Sa’d b. Muâz’ın duasını dinleyicilerle paylaştı: “Sa’d b. Muâz’ın o günlerde duası şöyledir: “Allah’ım eğer bir kez daha Kureyş’i Müslümanların ve Resûlullah’ın (sas) karşısına çıkaracaksan, ne olur bana hayat ver ki Allah Resûlü’nün (sas) arkasında bir kez daha kılıç sallayayım. Yok eğer çıkarmayacaksan beni şehit olarak katına al.” Bir müddet sonra duasına şunu da ekleyecek “Allah’ım beni, Kurayza oğullarına verilecek hüküm belirlenene kadar yaşat.”

Arştan Gelen Tasdik

Kuşatma uzayınca Benî Kurayza kabilesi aralarında hüküm vermesi adına Sa’d b. Muâz’ı hakem olarak isteyecek o da yaralı olmasına rağmen kendisini hüküm vermek üzere oraya taşımalarını isteyecektir. Yaralı şekilde Kurayza oğullarının mahallesine taşınırken dilinde şu dua vardır: “Allah’ım adaletle hüküm vermem için bana yardım et.”

Hocamız Sa’d b. Muâz’ın (ra) Yahudiler hakkında hüküm vermesini ise şöyle anlattı: “Sa’d b. Muâz (ra) Yahudilere soruyor: Size Kur’an ile mi yoksa Tevrat ile mi hükmetmemi istersiniz? Onlar Tevrat’ı seçince Tevrat’ta ihanet edenlerin hükmü olarak erkeklerin öldürülmesi, kadınların ve çocukların ise esir alınması olduğunu bildiriyor ve hükmü bu şekilde veriyor. Bu hüküm Efendimiz (sas) tarafından duyulunca Efendimiz üç kere “Allahuekber ya Sa’d!” diyor ve ekliyor “Öyle bir hüküm verdi ki, o hüküm arş-ı âlâda tasdik gördü.”

Vefatıyla Arşı Titreten Sahabe

Muhammed Emin Yıldırım Hocamız yaşananların gecesinde Sa’d b. Muâz’ın (ra) vefat ettiğini ve Efendimiz’in (sas) onun vefat haberi aldığındaki halini dinleyicilerle paylaştı. “Efendimiz (sas) gece namazı için kalkmışken Cebrail gelecek ve “Ya Resûlullah ashabından birinin ölümüyle arşta farklı bir hava var, arş-ı âlâ titredi” diyecek. Efendimiz “Yoksa Sa’d mı” diyecek ve vefat edenin o olduğu bildirilince hemen üstünü giyinerek Sa’d’ın bulunduğu yere doğru koşmaya başlayacak. O’nun bu halini gören sahabeler sorunca Efendimiz (sas): “Koşun, koşun Sa’d vefat etti. Onun vefat etmesiyle arş-ı âlâ titredi. Korkuyorum ki Hanzala gibi onu da melekler bizim elimizden alsın, cenazesini melekler yıkasın biz de bu hayırdan mahrum kalalım. Onun için koşun!” diyecek.

Efendimiz’in (sas) Sa’d b. Muâz’ın (ra) naaşının bulunduğu odaya girerken “Susun” dediğini, sahabe efendilerimizi odanın dışında durdurduğunu, kendisinin de ayaklarının ucunda yanına ulaşıp onu alnından öperek dualar ettiğini söyleyen Hocamız, bu davranışı Efendimiz’e (sas) sorulunca O’nun (sas); “Öyle melekler vardı ki odada, onları rahatsız etmemek için ne sizi aldım oraya, ne de adımlarımı rahatça atabildim.” Dediğini bizlere aktardı.

Cenazesine 70 Bin Meleğin Katıldığı Sahabe

Muhammed Emin Yıldırım Hocamız Sa’d b. Muâz’ın (ra) Bakî‘ kabristanlığına taşınırken yaşanan şu hadiseyi de dinleyicilerle paylaştı: “Sa’d b. Muâz (ra) yıkanıyor ve Bakî‘ kabristanlığına götürülürken sahabe “Ya Resûlullah! Sa’d heybetli bir adamdı, cenazesi neden bu kadar hafif diye sorunca. “O’nu siz değil melekler taşıyor. Şu anda 70 bin melek onu Allah’a yolcu etmek için burada” diyor. Efendimiz gözyaşları içerisinde onun cenaze namazını kıldıracak ve sonrasında ellerini açarak hayır dualarda bulunacak.”

Hocamız dersin sonunda Sa’d b. Muâz’ın (ra) yolundan nasıl yürünür, ne yaparsak adımlarımız onun adımlarına erişir bunu anlamak adına dinleyicilerle 5 madde paylaşarak konuşmasını nihayete erdirdi.

1. Ebû Bekir (ra) olmak mümkün değil ama Ebû Bekir’in yolundan yürüyerek onun gibi olmak mümkün. Sadakati es-sıddık gibi hayatında temsil edecek liyakatin var mı?

2. Ensar olmak mümkün değil ama Ensar gibi bu dine sahip çıkmak, elinin altında ne varsa Risalet’in davası uğrunda harcamak mümkün. 21. asırda beklentisizce, hesapsızca bu aziz dine hizmet edecek takatin var mı?

3. Arşı titreten adam olmak mümkün değil ama Sa’d gibi Yesribleşen coğrafyaları Medine kılmaya çalışmak mümkün. Evinden, akrabalarından, çevrenden başlayarak imanın mutluluğunu bütün bir insanlığa tattıracak heyecanın var mı?

4. Melekleri cenazenize getiren adam olmak mümkün değil ama Sa’d gibi, yaşarken melekleri kendine hayran bırakmak mümkün. Salih amellerini çoğaltarak hayatına, imanına, hizmetine bereket kazandıracak cesaretin var mı?

5. Rıza makamını tasdikleten adam olmak mümkün değil ama Allah adına ve Allah namına adımlar atarak onu memnun etmek mümkün. Allah’ı razı etmeye çalışmaya ve her durumda ondan razı olmaya imanın var mı?

(298)