İhtiraslarının Kölesi Olan Bir Bilgin Belam | Muhammed Emin Yıldırım

Siret-i Enbiyâ derslerimizin bu haftaki konusu Bel’am idi. Muhammed Emin Yıldırım hocamız, “İhtiraslarının Kölesi Olan Bir Bilgin Bel’am” serlevhasının altında Bel’am’ın kimliği, şahsiyeti, hususiyetleri, Kur’ân-ı Kerim’de ve Hadislerde nasıl yer aldığı ve özellikle bizim dünyamıza ne gibi mesajlar verdiğini anlattı. Çok çok önemli hususları öğrendiğimiz bu ders bize, Firavunî sistemleri ayakta tutan dört parçadan biri olan Bel’am hakkında bir bilinç ve şuur verdi. İyice anlama ve kavrama hepimize nasip olsun.

Dersten Cümleler

Hz. Mûsâ’nın karşısındaki menfi güçleri tanımaya devam ediyoruz. Firavunî sitemin 4. ayağı olan Bel’am’a söz gelip dayandı.

Hatırlarsanız demiştik ki:

Hâmân en yetkili/askerî tâğût
Kârûn en etkili/malî tâğût
Bel’am en tehlikeli/dinî tâğût  idi.

Bizde hayvan kutsaması da yoktur, hayvan kınaması da yoktur. Hayvanlar bizde Allah’ın bizlere bir emanetidir.

Kur’ân, bazı insan davranışlarını iyice anlayalım diye o davranışları çeşitli hayvanlara benzeterek anlatır.

Mesele daha iyi anlaşılsın diye şu ifadelere dikkat edelim:

Firavun diyor ki: “Bunu yapmayın bu kanunlarımıza aykırı!”
Hâmân diyor ki: “Bunu yapmayın bu güvenliğimize zarar verir.”
Kârûn diyor ki: “Bunu yapmayın bu çıkarlarımıza/kazançlarımıza ters düşer.”
Bel’am diyor ki: “Bunu yapmayın bu haram, bu günah, bu caiz değil!”

Ka’b b. Mâlik (ra) naklediyor, diyor ki: “Efendimiz (sas) şöyle buyurdu: “Bir koyun sürüsünün içine salıverilmiş iki aç kurdun o sürüye verdiği zarar, mala ve mevkiye düşkün bir adamın dinine verdiği zarardan daha büyük değildir.” (Tirmizi, Zühd, 43; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 25/84; Taberânî, Mu’cemü’l-Evsat, 4/93)

Bu hadisi daha iyi anlayabilmek için 6 soru soralım:

Neden köpek değil de kurt?
Neden bir kurt değil de iki kurt?
Neden tok değil de aç?
Neden inek değil de koyun?
Neden karşı cins değil de mal-mevkii?
Neden dünyasına değil dinine?

Ayetlerin başı ve sonu:

وَاتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَاَ الَّذ۪ٓي اٰتَيْنَاهُ اٰيَاتِنَا

“Onlara şu büyük haberi/kıssayı tivalet et; duyur, oku! Ki kendisine ayetler verdiğimiz adamın haberini oku!” (A’raf 7/175)

فَاقْصُصِ الْقَصَصَ لَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ

“Sen onlara bu kıssayı anlat, belki üzerinde tefekkür ederler/düşünürler.” (A’raf 7/176)  

وَاتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَاَ الَّذ۪ٓي اٰتَيْنَاهُ اٰيَاتِنَا فَانْسَلَخَ مِنْهَا فَاَتْبَعَهُ الشَّيْطَانُ فَكَانَ مِنَ الْغَاو۪ينَ

“Kendisine âyetlerimizi verdiğimiz hâlde, onlardan sıyrılıp da şeytanın kendisini peşine taktığı, bu yüzden de azgınlardan olan kimsenin kıssasını/haberini onlara anlat.” (A’raf 7/175)

وَلَوْ شِئْنَا لَرَفَعْنَاهُ بِهَا وَلٰكِنَّهُٓ اَخْلَدَ اِلَى الْاَرْضِ وَاتَّبَعَ هَوٰيهُۚ فَمَثَلُهُ كَمَثَلِ الْكَلْبِۚ اِنْ تَحْمِلْ عَلَيْهِ يَلْهَثْ اَوْ تَتْرُكْهُ يَلْهَثْۜ ذٰلِكَ مَثَلُ الْقَوْمِ الَّذ۪ينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَاۚ فَاقْصُصِ الْقَصَصَ لَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ

“Dileseydik o âyetlerle onu elbette yüceltirdik. Fakat o, dünyaya saplanıp kaldı da kendi heva ve hevesine uydu. Onun durumu köpeğin durumu gibidir: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur; kendi hâline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte bu, âyetlerimizi yalanlayan toplumun durumudur. Şimdi onlara bu olayları anlat ki belki üzerinde düşünürler.” (A’raf 7/176)

Bu iki ayeti daha iyi anlayabilmek için 5 soru soruyoruz:

1. Ayetlerde anlatılan şahıs kimdir?
2. O şahsa verilen ayetler nelerdir?
3. Ayetlerde anlatılan şahsın hususiyetleri nelerdir?
4. 
Neden bu şahıs önemli görülmüştür?
5. 
Bizim dünyamıza bu kıssa neler söylemektedir?

Ayetlerde anlatılan şahıs kimdir?

1. Hz. Mûsâ döneminde yaşamış bir bilgin Bel’am b. Bâûrâ (Taberî, X/568; Râzî, XV/403; Kurtubî, VII/319
2. Peygamberimiz zamanında yaşamış meşhur şair Ümeyye b. Ebî’s-Salt es-Sakafî (İbn Ebî Hâtim, V/1617; İbnü‟l-Cevzî, II/169; İbn Kesîr, III/457)
3. Medine’nin abidi ve “Rahib” lakabı ile bilinen Ebû Âmir b. Sayfî (İbnü‟l-Cevzî, II/169; Râzî, XV/403)
4. İsrâiloğulları içerisinde yaşamış duası icabet gören bir bilgin Besûs (İbnü’l-Cevzî, II/169; Kurtubî, VII/320-321; İbn Kesîr, III/458)
5. Hz. Peygamberi bilip tanıyan Ehl-i Kitâb’tan biri (İbnü’l-Cevzî, II/169; Râzî, XV/403)
6. Şirke bulaşmadan yaşayan Haniflerden biri (İbnü’l-Cevzî, II/169)
7. Münafıklardan biri  (İbnü’l-Cevzî, II/169)
8. Kureyş’ten biri (Kurtubî, VII/321)
9. Umumi bir hitap (Râzî, 1420: XV/403; Âlusî, V/104)

O şahsa verilen ayetler nelerdir?

1. İsm-i Azâm (Taberî, X/572; İbnü‟l-Cevzî, II/169)
2. Allah’ın kitaplarından bir kitap (Taberî, X/573; İbnü’l-Cevzî, II/169)
3. Nübüvvet yani peygamberlik (İbnü’l-Cevzî, II/169)
4. Tevhidin delilleri (İbnü’l-Cevzî, II/169; Râzî, XV/404)
5. Allah’ın katından bir ilim (İbnü’l-Cevzî, II/169)

Ayetlerde anlatılan şahsın hususiyetleri nelerdir?

اٰتَيْنَاهُ اٰيَاتِنَا / Kendisine imrenilecek bir ilim verilmesi (A’raf 7/175)

فَانْسَلَخَ مِنْهَا / İlmin sorumluluğunu bir kenara atması (A’raf 7/175)

فَاَتْبَعَهُ الشَّيْطَانُ / Şeytanın peşine takılması (A’raf 7/175)

فَكَانَ مِنَ الْغَاو۪ينَ / Azgınlıkta sınır tanımaması (A’raf 7/175)

وَلَوْ شِئْنَا لَرَفَعْنَاهُ بِهَا / Ayetlerle/ilimle yüceleceği yerde alçalması (A’raf 7/176)

اَخْلَدَ اِلَى الْاَرْضِ / Dünyaya meyletmesi (A’raf 7/176)

وَاتَّبَعَ هَوٰيهُۚ / Hevasının peşine takılması (A’raf 7/176)

كَمَثَلِ الْكَلْبِۚ / Köpeğin durumuna düşmesi (A’raf 7/176)

اِنْ تَحْمِلْ عَلَيْهِ يَلْهَثْ اَوْ تَتْرُكْهُ يَلْهَثْۜ / Her durumda menfaatinden başka bir şey düşünmemesi (A’raf 7/176)

كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَاۚ / Ayetleri/hakikatleri yalanlamaları (A’raf 7/176)

Neden bu şahıs önemli görülmüştür?

Bunun sebebi belli, din adına konuşan Allah adına konuştuğu için her daim kitleler üzerinde etkilidir.

Bel’am tipi bir yönü ile: “Dine karşı Din’dir.”

Bizim dünyamıza bu kıssa neler söylemektedir?

Gerek Kur’ân-ı Kerim’de gerek Hadislerde onlarca ayet ve hadis bize Rabbanî Âlimlerin vasıflarını da anlatır, Bel’amî Bilginlerin vasıflarını da anlatır.

Bel’am b. Baûrâ nasıl bir kişilik?

1. Aidiyetini dininin önüne geçiren bir kişilik
2. Menfaatini merhametinin önüne geçiren bir kişilik
3. 
İlmin izzetini sultanların takdirine tercih eden bir kişilik
4. Hakikatin şanını kitlelerin alkışına değişen bir kişilik
5. Ahiretin kalıcı mükâfatını dünyanın geçici nimetlerine feda eden bir kişilik

Bel’am böyle bir kişilik…

Irkçılık yapıyor.
Menfaatperestlik yapıyor.
Zilleti elbise olarak ediniyor.
Beğenilme arzusuna kaplıyor.
Ahireti, hesabı, kitabı unutarak, hareket ediyor.

Allah (cc) bizleri bu hale düşmekten ve bu hale düşenlerin peşine düşmekten muhafaza buyursun.

Bir hadis ile başladık, dersimizi bir hadis ile bitirelim. İmam Darimi Süneni’nde aktarıyor. el-Ahvas b. Hakim’den, o babasından rivayetle (babası Hakim) şöyle dedi:

“Bir adam, Hz. Peygamber’e (sas) şerri, (kötüyü ve kötülüğü) sordu, bunun üzerine o (sas), üç defa, şöyle buyurdu: “Bana şerri sormayınız, bana hayrı sorunuz.” Sonra da şöyle buyurdu: “İyi bilin ki, kötünün en kötüsü âlimlerin kötüleridir, iyinin en iyisi de âlimlerin iyileridir.” (Dârimî, Mukaddime, 34)

(395)