En İdeal Baba

Muhammed Emin Yıldırım Hocamız ile “Nebevî Örneklikte Aile” üst başlığında, Nebevî medreseden dünyadaki cennetimiz olan ailelerimizdeki konumlarımızın nasıl olması gerektiğine dair önemli mesajları öğreneceğimiz programların üçüncüsü gerçekleştirildi. Hocamız bu üçüncü programda “En İdeal Baba” konusunu işledi.

1. Hadis; Cabir b. Abdullah’tan… Allah Resûlü’nün (sas) Veda Haccını anlattığı o uzunca rivayette, hutbelerinin birinde şöyle buyurduğunu söyler: “Kadınlar hakkında Allah’tan korkun. Çünkü siz, onları Allah’ın emaneti olarak aldınız ve Allah’ın adıyla (nikâh kıyıp) kendinize helâl kıldınız.”  (Müslim, Hac, 19)

2. Hadis; Ebû Hüreyre’den… Allah Resûlü (sas) buyurdular ki: “Mü’min bir kimse eşine nefret beslemesin. Çünkü onun bazı huylarından hoşlanmasa da hoşlandığı başka huyları muhakkak vardır.”  (Müslim, Radâ, 18)

3. Hadis; Ebû Eyyüb el-Ensârî’den… Allah Resûlü (sas) buyurdular ki: “Dört şey tüm peygamberlerin sünnetlerindendir. Utanma duygusu, güzel koku sürünmek, misvak kullanmak ve evlenmek.”  (Tirmizî, Nikâh, 1)

Bu üç nebevî beyandan alınan üç mesaj:

1. Emanet, ‘isteğini yapabilirsin’ demek değil, ‘istediğini yapamazsın’ demektir.

2. Evlilik, ‘her şey istediğim gibi olacak’ demek değil, ‘istemediklerim olduğu zaman sabretmek’ demektir.

3. Nikâh, ‘sadece beşeriyetin bir gereği” demek değil, “beşer sultanları olan peygamberlerin yolunu izlemek” demektir.

Üç temel hak: Allah hakkı, Kul hakkı, Çevre hakkı…

Haklar sıralanılırken, “Allah hakkı, Anne Hakkı, Baba Hakkı, Eş Hakkı, Evlad Hakkı” diye sıralanır.

İslâm’ın dili ana-babanın ve kadının lehinedir.

İnsan hayatını bu çerçevede değerlendirsek, üç devreye ayırırız:

1- Ana ve babadan hizmet göreceği ilk devre
2- Ana ve babaya hizmet edeceği ikinci devre
3- Evlatlarından hizmet göreceği son devre

Dersimizin iki temel konusu olmalı:

Birincisi: Babalık vazifesinin önem ve değeri

İkincisi: En İdeal Baba olan Hz. Peygamber’den alınması gereken mesajlar

“Baba deyince aklınıza ilk gelen şey nedir?”

– En kolay kazanılan unvan
– 
Eve gelir gelmez huzuru bozan insan
– 
Para kaynağımız
– 
“Bankamatik” yerine koyulduğunu düşünüp çok kızan şahıs
– 
Programlanmış gibi iki de bir “hadi yatağa” diyerek beni deli eden adam
– 
Tam dayaklık ama baba olduğu için ses çıkarılmayan adam
– 
Evle ilgili her işi en iyi yapabildiğini sanan ama yapmaya başlayınca evi batıran adam
– 
Hayata gelmeme vesile olmasından başka bir şeye yaramayan ve bu dünyada niye yasadıklarını bir türlü anlayamadığım, anlamsız insanlar…
– 
Varlığıyla, yokluğuyla bir olan şahsiyet
– 
Zaman zaman cehennem zebanisinden farkı kalmayan adam

Ve daha neler, neler… Tabi hep böyle değil, çok güzel cevap verenlerde var, onlardan da biraz örnek vereyim.

– Hayat serüvenimin gizli kahramanı
– 
Genel olarak değeri de zararı da ancak zaman içinde anlaşılabilecek insan
– 
Yokluğunda kıymeti anlaşılan insan
– 
Daima yanımda olması gereken insan
– 
Ne biliyorsam ondan öğrendim diyebileceğim tek insan
– 
Genelde evlatlarını sevip de çaktırmayan, ailenin reisi olan şahsiyet
– 
Babişkom, benim dünyaların bir tanesi
– 
Süper bilgi, tecrübe kaynağı, hayatımın rehberi

Ve daha neler, neler…

Kur’an’a soralım baba nedir?

Cevap: “Baba: Kendisini ve ailesini yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennemden koruyan adamdır.”

“Ey İman Edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem azabından koruyun. O cehennemin başında kararlı ve tavizsiz melekler vardır. Onlar hiçbir emrinde Allah’a karşı gelmezler ve kendilerine emredileni yaparlar.” (Tahrim, 66/6)

Hadislere soralım baba nedir?

Cevap: “Baba, hakkı tam anlamı ile ödenemeyen bir hazinedir.”

Ebû Hüreyre’nin naklettiği Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizi ve İbn Mace’de, geçen bir hadiste Efendimiz (sas) buyuruyor ki: “Hiçbir evlad babasının hakkını ödeyemez. Şayet onu köle olarak bulur ve satın alıp azad ederse, belki babalık hakkını ödemiş olur.” (Müslim, Itk 25; Ebu Davud Edeb, 120; Tirmizi, Birr, 8; İbn Mace, Edeb, 1)

Hz. Peygamber’in (sas) babalık konumu üzerine değerlendirmeler:

1. Efendimiz’in (sas) dört kız, üç erkek toplam yedi çocuğu olmuştur. Bu çocuklarının biri hariç hepsinin annesi Hz. Hatice’dir. İbrahim isimli oğlunun annesi Mısırlı Mâriye; Kâsım, Abdullah, Zeyneb, Rukiyye, Ümmü Gülsüm ve Fatıma’nın annesi Hz. Hatice’dir.

2. Efendimizin (sas) yedi çocuğundan biri hariç hepsi hayatında iken vefat etmişlerdir. Bir baba için tek bir evlat acısı bile dayanılmaz bir acı iken, Efendimiz (sas) altı çocuğunu kendi elleri ile toprağa vermiştir. Kızı Fatıma ise babasında altı ay sonra, O’na (sas) kavuşmuştur.

3. Efendimiz’in (sas) yaptığı evliliklerden dolayı beşi kız, beşi erkek olmak üzere, on tanede üvey çocuğu olmuştur. Allah Resulü bu üvey çocuklarıyla da öz çocukları gibi ilgilenmiş ve her birini farklı bir alanın rehberi yapmıştır.

4. Efendimiz’in (sas) öz kızlarından dolayı üç, üvey kızlarından dolayı da üç olmak üzere altı damadı olmuştur. Allah Resulü’nün (sas) bir kayınbaba olarak damatları ile kurduğu ilişkiler gerçekten çok önemlidir.

5. Efendimiz’in (sas) çocuklarından sekizi öz, ikisi üvey, tam on torunu olmuştu. Bunlardan soyları devam edenler olduğu gibi, soyları devam etmeyip, kesilenler de olmuştur. Hasan ve Hüseyin’in nesli, Ehli Beyt’in nesli kabul edilmiş ve Efendimiz’in (sas) kutlu nesli onlarla bugünlere kadar gelmiştir.

6. Efendimiz’in (sas) tüm çocuk, torun ve damatları Müslüman olmuş, iman üzere bir hayat yaşamış ve iman üzere vefat etmişlerdir.

Nasıl bir baba idi Efendimiz (sas)?

1. Efendimiz (sas) çocuklarının hidayet, ahlak ve takvaları için çırpınan bir baba idi.
2. Efendimiz (sas) çocuklarını çok seven, o sevgiyi en üst düzeyde onlara yansıtan bir baba idi.
3. Efendimiz (sas) âlemlere rahmet olma vasfını en üst düzeyde kendi çocuklarına merhamet ile yansıtan bir baba idi.
4. Efendimiz (sas) çocuklarına her boyutu ile tahareti öğreten, gösteren ve belleten bir baba idi.
5. Efendimiz (sas) adaleti hayatının eksenine yerleştiren ve çocuklarına da hep bu ilkeyi öğreten bir baba idi.

Efendimiz (sas) çocuklarının hidayet, ahlak ve takvaları için çırpınan bir baba idi.

Cabir b. Semure(ra) naklediyor, Efendimiz (sas) buyurdular ki: “Kişinin evinde oturup çocuklarına terbiye vermesi bir sadaka vermesinden daha hayırlıdır.” (Tirmizi, Birr, 33; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, c.5, s. 96,102)

“Ey Abdulmuttalib oğulları, Ey Abdimenaf oğulları, ey Zühre oğulları, kim varsa saydı; sonra şahıslar saydı Ey Amcam Abbas, Ey Halam Safiyye ve Ey Kızım Fatıma!”

“Kızım Fatıma! Nefsini Allah’tan satın almaya çalış; babam peygamber diye bana güvenme! Vallahi yarın Allah katında senin için hiçbir şey yapamam!”

Çocuklar baba evlerinde iken Resulullah (sas) onlarla temsil üzerinden bir iletişim kuruyor, ne zaman baba evinden ayrılırlarsa o zaman tebliğe ihtiyaç duyuluyor. 

Efendimiz (sas) çocuklarını çok seven, o sevgiyi en üst düzeyde onlara yansıtan bir baba idi.

“Bu kapıyı çalış şekli Fatıma’mın şeklidir; her halde o geldi.”

Bir gün Efendimiz (sas) Hz. Hasan’ı ve Hz. Hüseyin’i görünce almış, bağrına basmış, öpüp, koklamış, bu hali gören Bedevi liderlerinden Akra b. Habis: “Benim on çocuğum vardır, onların hiçbirisini şimdiye kadar öpmedim!” demişti. Bu sözlerine karşılık Efendimiz: “Şayet senin kalbinden Allah şefkati, muhabbeti söküp atmışsa ben ne yapayım?” buyurduktan sonra: “Merhamet etmeyene, merhamet edilmez” diyerek karşılık vermiştir. (Buharî, Edeb, 18; Müslim, Fedâil, 65)

Sevgi, çocuğa şeytanın ve şeytanlaşmış insanların tesirini kıran en önemli iksirdir.

Efendimiz (sas) buyuruyor ki: “Ümmetimin çocuklarına, şeytanın ortak çıkmasından korkarım!” Yani şeytanın oyuncakları olmasından korkarım. Sahabe dehşete kapılır ve derler ki: “Ya Resulullah! Böyle olmaması için Şeytan’ın tesirini nasıl kırabiliriz?” Efendimiz der ki: “Onlara sevgiyi ve hayâyı öğreterek!”

Hz. Ebû Bekir’in oğlu Abdurrahman sahabenin büyüklerinden birine şöyle bir soru sordu. Dedi ki: “Resûlullah’ın sevgi hakkında ne söylediğini işittiniz?” Cevap: “Ben Resûlullah’tan: “Sevgi verasetle kazanılır, sözünü işittim!” dedi.”

Efendimiz (sas) âlemlere rahmet olma vasfını en üst düzeyde kendi çocuklarına merhamet ile yansıtan bir baba idi.

“Evladım böyle yapıp beni mahcup etme, demeyecektin; ya ne diyecektin, “Evladım böyle yapıp mahcup olma!”

“Onu rahat bırakın! Şayet Allah o şeyin olmasını dileseydi veya takdir etseydi o şey olurdu.” derdi. (İbn Sa’d)

Müslim’de geçen rivayet ise şöyledir:  “Yapmadığım bir şey için Rasulullah  (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)‘Bunu niçin yapmadın?’ demezdi. Yaptığım bir şey için de Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)‘Bunu niçin böyle yaptın?’ demezdi.” (Müslim 2309/51)

Efendimiz (sas) çocuklarına her boyutu ile tahareti öğreten, gösteren ve belleten bir baba idi.

1- Efendimiz (sas) aklın, zihnin, düşüncelerin tahareti ile selim bir itikadı inşa etmiştir.

2- Efendimiz (sas) duyguların tahareti ile mahremiyeti inşa etmiştir.

3- Efendimiz (sas) beden, elbise ve mekân tahareti ile nezafeti inşa etmiştir.

“Çocuklara ilk öğrettiğiniz kelime ‘Lâilâhe illallah’ (ALLAH’tan başka ilah yoktur) olsun.” (Abdurrezzak, Musannaf, 4, 334)

“Efendimiz (sas) bir genç kız gibi utangaçtı.”

“et-Tuhuru şadrü’l-iman/ Temizlik, imanın yarısıdır.” (Müslim, Taharet, 1)

Efendimiz (sas) adaleti hayatının eksenine yerleştiren ve çocuklarına da hep bu ilkeyi öğreten bir baba idi.

Sahabe’nin önemli simalarından biri olan Numan b. Beşir diyor ki: “Babam bana malından bir şeyler hibe etmişti. Annem: ‘Bu hibeye Peygamberimizi şahit tutmazsan kabul etmem’ dedi. Bunun üzerine bana yaptığı hibeye şahitlik yapması için babam beni alarak beraber Peygamberimize gittik. Babam niyetini Efendimiz’e (sas) söyledi. Söylenenleri dinledikten sonra Peygamberimiz (sas) babama: “Başka çocukların var mı?” diye sordu. Babam: “Evet, var” dedi. Peygamberimiz (sas): “Bütün çocuklarına aynı şekilde hibede bulundun mu?” diye sordu. Babam: “Hayır” dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz (sas): “Allah’tan korkun, çocuklarınız arasında eşit davranın.” dedi. Daha sonra Efendimiz (sas) babama dedi ki: “Beni zulüm ve adaletsizliğe şahit tutma! İyilik konusunda çocuklarının sana eşit ve adil davranmalarına sevinmez misin?” dedi.Babam: “Evet orası öyle!” cevabını verdi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (sas): “O halde olmaz!” buyurdu.Babam, Peygamberimiz’in (sas) huzurundan çıktıktan sonra bana yapacağı hibeden vazgeçti.” (Müslim, Vesaya, 13; Buhârî, Edebü’l-Müfred, s. 47; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, XXX, 318; İbn Mace, Hibât, 1)

Müslüman ana-babaya sahip olan bir Müslüman, Allah’tan sevap bekleyerek onların hizmetinde bulunursa, Allah ona muhakkak Cennet’ten iki kapı açar. Eğer ana-babadan biri bulunursa, bir kapı açar. Eğer onlardan birini kızdırırsa (gazaba getirirse), onun rızasını kazanmadıkça, Allah o çocuktan razı olmaz.”

İbn Abbas böyle söyleyince, orada hazır bulunan cemaatten biri şöyle sordu: “Eğer ana-baba, o çocuğa zulüm etmiş olsalar da mı?” İbn Abbas bu soruya şöyle cevap verdi:

“Çocuğa (dünya işlerinde) zulüm etmiş olsalar dahi rızalarını almadıkça, Allah ondan razı olmaz!”

Ebû Bekre Nüfey b. Hâris (ra) aktarıyor: “Mescid-i Nebevi’deydik, Efendimiz birden ayağa kalktı, yüzünün rengi değişmiş bir şekilde: “Büyük günahların en ağırını size haber vereyim mi?” diye üç defa sordu. Biz çok korkmuş ve endişeye düşmüştük. Hem Resulullah’ın söylediğinden, hem de o anki halinden. Böyle olmasına rağmen: “Evet, yâ Resûlallah! Haber ver!” dedik. Resûl-i Ekrem buyurdular ki: “Allah’a şirk koşmak ve ana babaya itaatsizlik etmek!”

“İyi dinleyin, bir de yalan söylemek ve yalancı şâhitlik yapmak” buyurdu.

Bu sözü durmadan tekrarladı.” Ebu Bekre diyor ki: “Efendimiz bu sözleri o kadar tekrarladı ki biz kendi kendimize “keşke Efendimiz daha konuşmasa, keşke sussa” diye arzu ettik. O anki atmosfer Sahabe’yi o kadar yormuştur ki, onun için böyle bir şey diyorlardı. (Buhârî, Şehâdât 10, Edeb 6, İsti’zân 35, İstitâbe 1; Müslim, Îmân 143. Ayrıca bk. Tirmizî, Şehâdât 3, Birr 4, Tefsîru sûre (4) 5)

(170)