Allah’ın (cc) Verdiği İsim: Onun Adı Yahyâ | Muhammed Emin Yıldırım

Sîret-i Enbiyâ yolculuğumuz Hz. Yahyâ (as) ile devam ediyor. Hz. Yahyâ ile alakalı ilk dersimizde Muhammed Emin Yıldırım hocamız “Allah’ın (cc) Verdiği İsim: Onun Adı Yahyâ” serlevhasının altında bir mukaddime dersi yaptı. Bu derste hocamız, Hz. Yahyâ’dan alacağımız mesajlar üzerinde durdu. Özellikle onun genç olma hasebi ile gençlere nasıl örneklik yaptığını ve bu alanda neler söylediğini belirtti. Ayrıca isminin mânası ve mesajları üzerinden de çok önemli bilgileri bizlerle paylaştı. Haftaya Hz. Yahyâ’nın hayat sayfalarını çevirmeye devam edeceğiz inşallah…

Dersten Cümleler

Siret-i Enbiya derslerimizin 158.sine kavuştuk elhamdülillah… Bugün itibari ile Hz. Yahyâ’nın rahlesinin önüne bizi de diriltmesi için oturacağız.

Peygamberler Tarihi’ni senaryosunu Allah’ın yazdığı bir filme benzetirsek; filmin sonlarına doğru yaklaşıyoruz; sona yaklaştıkça heyecanlar çok daha farklı bir şekilde artmaya başlıyor.

Bütün olan-bitenler heyecanları arttırdıkça arttırıyor; bütün bu olan bitenler gelecek son Nebi’nin geliş zeminini hazırlıyor.

Nübüvvetin 4. yılının sonlarında Meryem sûresi 76-98 âyetleri nazil oluyor. Aradan kısa bir zaman geçmeden yani Nübüvvetin 5. yılının ortalarında Meryem sûresinin baş kısmı yani 1-75 âyetleri nazil oluyor.

ذِكْرُ رَحْمَتِ رَبِّكَ عَبْدَهُ زَكَرِيَّاۚ

“Bu, Rabbinin Zekeriyyâ kuluna lutfettiği rahmetin anlatımıdır.” (Meryem 19/2)

وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ مَرْيَمَۢ

“Kitap’ta Meryem’i de an…” (Meryem 19/16)

وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ اِبْرٰه۪يمَۜ

“Kitap’ta İbrâhim’i de an…” (Meryem 19/41)

وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ مُوسٰىۘ

“Kitap’ta Mûsâ’yı da an…” (Meryem 19/51)

وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ اِسْمٰع۪يلَۘ

“Kitap’ta İsmâil’i de an…” (Meryem 19/54)

وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ اِدْر۪يسَۘ

“Kitap’ta İdrîs’i de an…” (Meryem 19/56)

“Vez’kur” kalıbını taşıdığı mesajlar:

– Unutma! 
– Hatırla! 
– Gündem et! 
– Sürekli onları hatırlat! 
– Onlardan mesajlar alacağını hatırından çıkarma ve insanlığa duyur! 

Hz. Yahyâ ile Hz. Îsâ öyle hayatlar yaşadılar ki; Hz. Yahyâ babası ile Hz. Îsâ annesi ile birbirine geçmiş hayatlar yaşadılar. İç içe geçen bu hayatları Allah kitabında özel bir başlık ile anlatmadı, birbirinin devamı olarak anlattı.

Hz. Yahyâ’nın Anlatıldığı Âyetler

Âl-i İmrân 38-41 -> Yahyâ’nın müjdelenmesi -> 4 âyet
En‘âm 6/83-88 -> Peygamber olarak zikredilişi -> 6 âyet
Meryem 19/5–8, 12–15 -> Doğumu, özellikleri ve selamlanması -> 8 âyet
Enbiyâ 21/89–90 -> Hz. Zekeriyyâ duası, Hz. Yahyâ’nın verilmesi ve özellikleri -> 2 âyet

Hz. Yahyâ hepimize örnektir ama özellikle gençlere örnektir. O, “Kur’an’ın Genci”dir.

Bir genç olarak Hz. Yahyâ’nın hayatından öğreneceğimiz 10 alan:

1. Bir genç nasıl babasının kabul olmuş bir duası olabilir?
2. Bir genç nasıl anne ve babasına karşı salih bir evlat olabilir?
3. Bir genç nasıl imanı içselleştirebilir ve takva üzere bir hayatın sahibi olabilir?
4. Bir genç nasıl Allah’ın (cc) kitabına hakkıyla sarılmış olabilir?
5. Bir genç nasıl gerçek mânada dava adamı olabilir?
6. Bir genç nasıl hakkını vererek yaşadığı toplumda bir davetçi olabilir?
7. Bir genç nasıl zor ve kötü bir zamanda ve zeminde etkilenmeden etkileyen olabilir?
8. Bir genç nasıl Nübüvvet Mirası’nın vârisi olabilir?
9. Bir genç nasıl adâletin ikamesi için gayret sahibi olabilir?
10. Bir genç nasıl Hz. Yahyâ (as) gibi övülen bir hayatın sahibi olabilir?

وَبَرًّا بِوَالِدَيْهِ وَلَمْ يَكُنْ جَبَّارًا عَصِيًّا

“(Yahyâ) Ana-babasına çok iyi davranırdı; o, isyankâr bir zorba değildi.”  (Meryem 19/14)

Hz. Yahyâ için üç şeyi gözden kaçırmayalım:

1. Hasretle ve uzun süre beklendikten sonra geliyor.
2. Çok özel bir durumda ve özel bir hâlde ikram ediliyor.
3. Anne ve babası çok yaşlıyken onlara bağışlanıyor.

Bir genç nasıl ideal mânada vahyin donattığı bir hayatın sahibi olabilir? Vahiy bir genci nasıl donatabilir?  Kur’ân’ın ahlâkı ile ahlâklanmak gerçekten nasıl mümkün olabilir?

يَا يَحْيٰى خُذِ الْكِتَابَ بِقُوَّةٍۜ

“Ey Yahyâ! Kitaba kuvvetle/var gücünle sarıl!”  (Meryem 19/12)

Dava adamlığı bir hamaset mi yoksa bir hamiyet mi? Hz. Yahyâ gerçek bir dava adamı olarak hem de gencecik bir dava adamı olarak bize bunu öğretecek…

وَحَنَانًا مِنْ لَدُنَّا وَزَكٰوةًۜ وَكَانَ تَقِيًّاۙ

“Tarafımızdan ona kalp yumuşaklığı ve temizlik de (verdik). O, çok sakınan bir kimse idi.” (Meryem 19/13)

Bir davetçinin üç esası:

– Kalp yumuşaklığı
– Temizlik
– Takva

Müslüman, Mümin, Muvahhid, Mücahid, Muhlis ve Muhsin bir genç için olmazsa olmaz esaslardan biri de adâletin ikamesidir. “Tevhid ve Adâlet”, bizi diğerlerinden farklı kılan en önemli esaslardır.

Peygamberimiz (sas) bazen sahâbesi ile diğer peygamberler arasında bağlar kurardı.

Mesela; Hz. Ebû Bekir’i; Hz. İbrâhim ile Hz. Îsâ’ya benzetir.
Hz. Ömer’i Hz. Nûh ile Hz. Mûsâ’ya benzetir.
Hz. Osman’ı Hz. Lût’a benzetir.
Hz. Ali’yi Hz. Harûn’a benzetir.
Hz. Ebû Zer’i Hz. Îsâ’ya benzetirdi.

“Kim İsa’nın zühdü ile yeryüzünde gezen birini görmek isterse Ebu Zer’e baksın.”

Peygamberimiz (sas) hangi sahâbîyi Hz. Yahyâ’ya benzetti?Süheyb-i Rûmî ve Cafer-i Tayyar

Bir gün Hz. Ömer (ra) ona dedi ki: “Sende olan şu üç şeye hayret ediyorum ve bunlardan başka da seni ayıplayacak bir şey göremiyorum.
Dilin yabancı ama sen Arab’ım diyorsun.
Yahya diye bir oğlun yok, ama sen ben Ebû Yahya’yım diyorsun.
İsrafın haram olduğunu biliyorsun, ama misafirlerine israf derecesinde ikram ediyorsun.”

Hz. Yahyâ’nın (as) isminin geçtiği üç âyet:

اَنَّ اللّٰهَ يُبَشِّرُكَ بِيَحْيٰى / Allah sana Yahyâ’yı müjdeliyor.” (Âl-i İmrân 3/39)

يَا زَكَرِيَّٓا اِنَّا نُبَشِّرُكَ بِغُلَامٍۨ اسْمُهُ يَحْيٰىۙ لَمْ نَجْعَلْ لَهُ مِنْ قَبْلُ سَمِيًّا

“Allah buyurdu ki: “Ey Zekeriyyâ! Biz sana Yahyâ adında bir oğul müjdeliyoruz. Bu adı daha önce kimseye vermedik.” (Meryem 19/7)

فَاسْتَجَبْنَا لَهُۘ وَوَهَبْنَا لَهُ يَحْيٰى

“Biz onun da duasını kabul ettik ve ona Yahya’yı bahşettik…”  (Enbiyâ 21/90)

Duanın icabetini söylerken adeta “Evet biz senin duanı kabul ettik sana bir erkek çocuk vereceğiz ve onun adını Yahyâ koyacağız.” diyerek haber veriliyor.

Yahyâ’nın anlamı neydi? Kelimenin kökü “ḥ-y-y / hayy” (hayat, canlılık) köküdür. Bu nedenle “Yahyâ”, “Allah’ın hayat verdiği kimse”, “canlı, diri” “her daim canlı ve diri kalan” demektir. Türkçe’deki karşılığı “Yaşar”dır veya Ömür’dür.

Batı dillerindeki karşılığı olan Jean’ın (John), İbrânîce’deki karşılığı; Yôhânân’dır. Yohananan, “Yehova lütfetti/bahşetti” anlamına gelir. Grekçe’ye Ioannes, Latince’ye Joannes şeklinde geçmiştir.

Hz. Yahyâ’ya neden bu isim verildiğine dair müfessirlerimiz onlarca yorum yapmıştır. O yorumlardan bazıları şunlardır:

– Allah onu imanla dirilttiği için Yahya adını verdi. Katade bunu şöyle ifade etmektedir: “Allah onu ‘Yahyâ’ diye adlandırdı; çünkü onu imanla diriltti.”
– Annesinin rahminde onunla hayat bulduğu için Yahya ismi verilmiştir.
– Yaşlı bir erkek ile kısır bir kadından dünyaya geldiği için böyle isimlendirilmiştir.
– Hikmet ve iffetiyle ‘hayat bulacağı’ için bu isim verilmiştir.
– İnsanların irşadı ve hidayetiyle ‘hayat vereceği’ için bu isim verilmiştir.
– Şehit edileceği ve şehitlerin diri olduğu için bu isim verilmiştir.

İsmin Mesajları:

– Yaşlı bir anne ve babaya bir çocuk bahşederek hem hasretlerini dindirdi hem de ömürlerinin sonlarını diriltti.

– Korkak, kaypak ve kalleş (hain) bir topluluğa bir peygamber göndererek şeriatini yeniden diriltti.

– Peygamberimiz’e (sas) Hz. Yahyâ’yı nübüvvetin başında hatırlatarak onun (sas) umutlarını yeniden diriltti.

– Sahâbe’ye Hz. Yahyâ’yı gündem ederek onun mesajları ile o ilk nesli diriltti.

– Kıyamete kadar gelecek olan insanlara asıl canlılığın ve hayatın ne olması gerektiğine dair bilinçleri gündem ederek diriltti ve diriltmeye devam edecek…

(209)