Soru: Sevgili Hocam, size içinde bulunduğumuz Muharrem ayı ve bu ayda tutulması söylenen oruçlarla alakalı bazı sorular sormak istiyorum.

1- Muharrem Ayı’nın fazileti ile alakalı hadisler var mı? Varsa bunların sıhhati sağlam mı?

2- Bu ayda oruç tutmanın hükmü nedir? Bu konuda Hz. Peygamber’in açık uygulamaları ve tavsiyeleri var mıdır?

3- Oruçlar Muharrem’in ilk gününden itibaren mi başlamaktadır? Yoksa sadece 10. gün ile mi sınırlıdır?

Cevaplarınız için şimdiden Rabbim razı olsun der, dualarınızı beklerim.

Cevap: Aziz kardeşim, Hicri takvimimizin ilk ayı olan Muharrem ayının, hepimiz için hayırlara vesile olmasını Rabbimden dileyerek sorularınıza cevap vermeye çalışayım.

1- Muharrem ayının fazileti ile alakalı hadis kitaplarımızda bazı rivayetler mevcuttur. Mesela en bilinen rivayet, Taberânî’nin Mu’emü’l-Kebîr’inde geçen, Hz. Adem’den Hz. Eyyüb’e kadar, İslam’ın bu aziz peygamberlerinin hayatlarında olan 10 önemli hadisenin Âşurâ günü gerçekleştiğine yönelik haberdir. Bu rivayete göre, “Allah, Hz. Musa’ya (as) Âşura gününde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür. Hz. Nuh (as) gemisini Cûdi Dağı’nın üzerine Âşura gününde demirlemiştir. Hz. Yunus (as) balığın karnından Âşura günü kurtulmuştur. Hz. Âdem’in (as) tevbesi Âşura günü kabul edilmiştir. Hz. Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Âşura günü çıkarılmıştır. Hz. İsa (as) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir. Hz. Davud’un (as) tevbesi o gün kabul edilmiştir. Hz. İbrahim’in (as) oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur. Hz. Yakub’un (as), oğlu Hz.Yusuf’un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır. Hz. Eyyûb (as) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur. (et-Taberânî, el-Mu’cemu’l-Kebîr, c.6, s. 69)

Ancak bu rivayet, başta büyük hadis imamı Heysemî olmak üzere birçok Cerh ve Ta’dil alimleri tarafından tenkit edilmiş, rivayetin senedi içinde bulunan bazı raviler ‘metruk/rivayetleri terk edilmiş’ olarak nitelendirilmişlerdir. (el-Heysemî, Mecma’u’z-Zevâid, c. 3, s. 433, 434; İbn Hacer, Tebyînu’l-Aceb, 28-9)

Yukarıda aktardığımız rivayet konusunda değerlendirmeler böyle olmasına rağmen, biraz sonra Muharrem ayındaki oruçla alakalı olarak aktaracağımız rivayetlerde, Âşurâ günü Hz. Musa’nın kavmini Firavun’un zulmünden kurtardığına dair bilgi Efendimiz’e (sas) Medineli Yahudiler tarafından ulaşınca, itiraz etmemiş ve bu bilgiyi kabul etmiştir. Dolayısı ile Muharrem ayı ve bu ayın 10. günü olan Âşurâ günü, insanlığın ortak bir günü olarak öteden beri bilinen ve çeşitli şekillerde ihya edilmeye çalışılan bir gün olarak karşımızda durmaktadır. Hicri 61’deki Kerbala hadisesine kadar da böyle olmuştur, ama o elim hadise ile birlikte artık Âşurâ denilince akıllara hep, Hz. Hüseyin’inin ve ailesinin başına gelen, yürekleri yakan o hadise gelmiştir.

2- Bu ayda oruç tutmanın hükmüne gelince, Abdullah b. Abbas’ın (ra) rivayetine göre, Peygamberimiz (sas) Medine’ye hicret ettikten sonra orada yaşayan Yahudilerin oruçlu olduklarını öğrendi. “Bu ne orucudur?” diye sordu. Yahudiler, “Bugün Allah’ın Musa’yı düşmanlarından kurtardığı, Firavun’u boğdurduğu gündür. Hz. Musa Aleyhisselâm şükür olarak bugün oruç tutmuştur, bizde bundan dolayı oruç tutuyoruz” dediler. Bunun üzerine Resulullah da (sas): “Biz, Musa’nın sünnetini ihyâya sizden daha çok yakın ve hak sahibiyiz” buyurdu ve o gün oruç tuttu, tutulmasını da emretti. (Ebû Dâvud, Savm, 64)

Ancak, Yahudilere benzememek için onlar gibi sadece onuncu gün değil, ya dokuz ve onuncu gün, ya da onuncu ve on birinci gün tutulmasını söyledi. Daha sonra Ramazan orucunun farz kılınması ile birlikte bu konudaki emir, tavsiye ve teşvike dönüştürüldü.

Bu hususta Buhari’de Hazreti Âişe validemizden aktarılan rivayette mühimdir. Annemiz diyor ki: “Âşûrâ, Kureyş kabilesinin Cahiliye döneminde oruç tuttuğu bir gündü. Resulullah (sas) da buna uygun hareket ediyordu. Medine’ye hicret edince bu orucu devam ettirdi ve başkalarına da emretti. Fakat Ramazan orucu farz kılınınca kendisi Âşûrâ gününde oruç tutmayı bıraktı. Bundan sonra Müslümanlardan isteyen bugünde oruç tuttu, isteyen tutmadı.” (Buhari, Savm, 69)

Bu ve benzeri rivayetlere göre Efendimiz (sas) Muharrem aynın 9, 10 veya, 10, 11. günlerinde oruç tutmayı tavsiye etmiştir.

Efendimiz’in (sas) şu teşvikleri de unutulmamalıdır: “Âşura gününde tutulan orucun Allah katında, o günden önce bir senenin günahlarına keffaret olacağını kuvvetle ümit ediyorum.” (Tirmizî, Savm, 47)

“Ramazan ayından sonra en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur.” (İbni Mâce, Sıyam, 43) Bu hadiste beyan buyrulan, Şehrullah/Allah’ın ayı ifadesine dikkat edilmelidir.

Bu hadisin açıklamasında İmam-ı Gazalî, “Muharrem ayı Hicrî senenin başlangıcıdır. Böyle bir yılı oruç gibi hayırlı bir temele dayamak daha güzel olur. Bereketinin devamından da ümit edilir” demektedir.

3- Üçüncü sorunuza gelince, “Oruçlar Muharrem’in ilk gününden itibaren mi olmalı yoksa, sadece 10. gün ile mi sınırlamalı” diye soruyorsunuz. Bu soruya cevabı yukarıda verdim; Efendimiz (sas) 9, 10 veya 10, 11. gün tutulmasını tavsiye etmiştir. Ancak Efendimiz her ayın Pazartesi, Perşembe günlerini ve ayın ortasından üç günü (13, 14 ve 15. günü) oruç tutardı. Bu sünnetini Muharrem ayında da devam ettirmiştir.

Selam ve dua ile…

Muhammed Emin YILDIRIM

(191)

Muharrem Ayının Fazileti Ve Oruçlarının Hükmü