İman Meselesinde İki Mühim Kavram: Tevhid ve Şirk

Muhammed Emin Yıldırım Hocamız, Akaid Medresesi’nde “Nübüvvet İkliminde İman” başlığı altında yapmakta olduğu programlarından ikincisinde “İman Meselesinde İki Büyük Kavram: Tevhid ve Şirk” konusunu işledi.

Ders Notları:

Kur’an-ı Kerim, defaatle ‘ekserü’n-nas’ yani insanların çoğunun, akletmediğini, şükretmediğini, iman etmediğini, küfürde direttiklerini, inkârı içselleştirdiklerini bize beyan etmektedir.

“İnsanların çoğu akletmezler”
“İnsanların çoğu şükretmezler”
“İnsanların çoğu iman etmezler.”
“İnsanların çoğu küfürden başkasını kabullenmezler.”

“Allahummecalni mine’l-kalîl- Allah’ım! Beni azlardan kıl”(Kurtubî, Tefsir, XIV, 277)

“İmanın anlaşılması için temel kavramları ortaya koymuş ve o kavramlar üzerinden imanı onların dünyasına taşımıştır.”

Tevhid, vahdet veya vuhud kökünden gelen bir mastardır. Sözlük anlamı: Bir, birlik, birlemek ve teklemek demektir. Yani Bir olanı birlemektir aslında…

Ümmetin vahdeti ancak tevhid ile sağlanabilir. Tevhid olmazsa, vahdette olmayacaktır.

İmanda vahdetin adı tevhid, sosyal hayatta tevhidin adı vahdettir.

İstilahi manasına gelince tevhid: Allah’ın tek olduğuna, eşi, benzeri, muadili, rakibi, muarızı, hasmı olmadığına, evrende hâkimiyeti onunla paylaşan hiçbir şey olmadığına kesinkes inanmaktır.

Kur’an’ın üç temel konusu: Tevhid, Nübüvvet ve Haşr

Kur’an’da tevhidin üç temel alanı: Ulûhiyette tevhid, Rububiyette tevhid, Ubudiyette tevhid

Ulûhiyette tevhid: Allah’tan başka ilah yoktur.
Rububiyette tevhid: Allah’tan başka hüküm koyacak yoktur.
Ubudiyette tevhid: Allah’tan başka ibadet edilecek yoktur.

Ulûhiyette Tevhid’in de üç temel alanı vardır.

Allah’ın (cc) Zatında Tevhid
Sıfatlarında Tevhid
Fiillerinde Tevhid

Rızıkta, korkuda, ümitte, sevgide, güçte, kudrette yani aklınıza gelen hayatın her alanında tevhid, bir olanı birlemek olmalı ki, gerçek manada muvahhid olunabilsin.

Tevhidin üç temel alanı/çevresi var:

1. Bir olan ve birlenen: Allah
2. Biri birlemek zorunda olan: İnsan
3. Birin yarattığı imtihan yurdu olan dünyanın da içinde bulunduğu: Kâinat

Rabbimizin nazarında tevhid ne demektir?

Tevhid, Allah’ın sıfatlarında ve fiilerinde mükemmelliğinin ilanıdır.
Tevhid, Allah’ın kulları üzerindeki hakkıdır.
Tevhid, Allah’ın en hassas olduğu mevzudur.
Tevhid, Allah’ın kullarını elçileri aracılığı ile davet ettiği en temel hakikattir.
Tevhid, Allah’ın kullarına mükâfatlarını ulaştıracağı en önemli sebeptir.

İnsan nazarında tevhid ne demektir?

Tevhid, ruhun, aklın ve bedenin özgürlüğüdür.
Tevhid, insana şeref kazandırtan en önemli adımdır.
Tevhid, insanın fıtratına kotlanmış huduri bir bilgidir.
Tevhid, insanı parçalanmaktan, bölmekten, bölünmekten kurtaran en mühim vesiledir.
Tevhid, bütün beşeri boyalardan arınıp, Allah’ın boyası ile boyalanmaktır.

Kâinat çerçevesinden bakınca tevhid ne demektir?

Tevhid, kâinatın hakikatidir.
Tevhid, varlığın sırrıdır.
Tevhid, âlemlerin dengesidir.
Tevhid, bütün bir varlığın Allah adına ve Allah namına okunmasıdır.
Tevhid, mahlûkatın kesreti üzerinden, Halik’ın vahdetine ulaşmaktır.

el-Vahid isminin el-Ahad isminden farkları nelerdir?

1. Vahid ismi Allah’ın birliğini sübuti sıfatları (ne olduğunu belirten) bağlamında ifade eder. Ama Ahad ismi, Allah’ın birliğini selbî sıfatlar (ne olmadığını belirten) bağlamında ifade eder.
2. Ahad ismi Allah’ın ezelden beri bir olduğuna, Vahid ismi Allah’ın ebede kadar bir olacağına işaret eder.
3. Ahad ismi Allah’ın zatı bakımından, Vahid ismi sıfatları bakımından bir olduğunu belirtir.

Bundan dolayıdır ki, Vahid kelimesinin Vuhdan diye cemi varken, Ahad isminin cemi yoktur.

6. Vahid kelimesi sayı anlamında bir şeyi nitelendirmek için kullanılırken, Ahad kelimesi böyle bir nitelendirme için kullanılmaz.
7. Vahid kelimesi birliği ifade eder, Ahad kelimesi kesinkes birliği ifade eder.
8. Vahid ismi ispatta, Ahad ismi nefiyde kullanılır.

Sahabe’ye böyle bir tevhid bilincini kazandırtan neydi?

1. Doğru ve güvenilir bir rehber
2. Hakikatin ağırlığına uygun bir üslup
3. Ön yargılardan uzak bir zihin

Efendimiz (sas) çok sade ve yalın bir şekilde 23 yıllık risalet vazifesi boyunca dilinden düşürmeği bir nebevî haykırış vardı. Neydi bu? “Kulu La ilahe illallah tuflihu/ La ilahe illalah deyin kurtulun!”

“Rabbim buyurdu ki: “Kullarımdan bir kısmı mümin, bir kısmı kâfir olarak sabahladı. ‘Allah’ın rahmet ve bereketi ile bize yağmur yağdı’ diyen; Bana inanmış, yıldızı inkâr etmiş olur. ‘Falan ve filan yıldızın batıp doğması ile üzerimize yağmur yağdı diyen de, Beni inkâr etmiş, yıldıza inanmış olur.” (Buhari, Ezan,156)

“Sübhanallah! Siz ne dediğinizin farkında mısınız? Siz aynen İsrailoğullarının Musa’dan istediğini benden istiyorsunuz. Onlar demişlerdi ki: اجْعَل لَّنَا إِلَهًا كَمَا لَهُمْ آلِهَةٌ/Onların ilahları gibi bizim içinde bir ilah yap!” (Araf, 138) Nefsim kudret elinde bulunan Allahu Teâla’ya yemin ederim ki, böyle yapmakla sizden öncekilerin yolunu takip edeceksiniz.” (Tirmizi, Fiten, 18)

“Sen ne dediğinin farkında mısın? Nasıl sen beni Allah’a denk tutarsın. Ne demek, Allah’ın dilediği ve benim dilediğim, meşiet yani dilemek sadece Allah’ındır. Allah’ın dilediği de ve sözünü öylece tamamla!” (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 1/283)

“Sen ne fena bir hatipsin. O ikisine diyeceğine ayrı ayrı; ‘Allah ve Resulü’ne isyan eden ise muhakkak sapıtmıştır’ deseydin ya!” (Müslim, Cuma, 48)

Vallahi! Ben yarın nefisimin başına geleceklerden emin değilim. Ben nasıl yarın olacakları bilebilirim ki? Ben ancak bana bildirileni bilebilirim. Siz böyle söylemeyin, biraz önce okuduklarınızı; yani Bedir şehitleri için söylediklerinizi tekrarlayın.”

“Yalnız biri iste; başkaları istenmeye değmiyor.

“Biri çağır; başkaları imdada gelmiyor.

“Biri talep et; başkaları lâyık değiller.

“Biri gör; başkaları her vakit görünmüyorlar, zevâl perdesinde saklanıyorlar.

“Biri bil; mârifetine yardım etmeyen başka bilmekler faydasızdır.

“Biri söyle; Ona âit olmayan sözler, mâlâyânî sayılabilir.” (17. Söz)

Şirk muhtevasına göre beş kısma ayrılır.

1. Şirk-i istiklâl

Vasıtasız şirk; Mecûsîler’le düalist inanç gruplarında görüldüğü gibi iki ilâhın varlığını kabul etmek.

2. Şirk-i teb‘îz

Kısmî şirk; Allah’ın birliğini kabul etmekle birlikte Hıristiyanlık’taki teslîs inancı gibi ilâhlardan oluşan bir tanrı inancını benimsemek.

3. Şirk-i takrîb

Allah’a yakınlık sağlamaları ve O’nun katında şefaatçi olmaları için putlara ve heykellere tapınmak.

4. Şirk-i taklîd

Câhiliye Arapları’nda olduğu gibi atalarını taklit ederek putlara ve heykellere ilâh niteliği nisbet etmek.

5. Şirk-i esbâb

Tabiat kanunlarının Allah’ın yaratmasıyla değil nesne ve olayların doğalarının gereği olduğuna inanmak. (Yeni İlm-i Kelâm, II, 102-103).

Meseleyi farklı bir boyutta ele alsak ve şuan 21. yüzyıl insanı olarak, bugünün şirklerini saysak, onlar içinde şunları söyleyebiliriz:

1. Hâkimiyet Şirki
2. Velayet Şirki
3. Tevessül/Vesile Şirki
4. İstiğaze/Yardım isteme Şirki
5. İtaat Şirki

Türleri açısından şirki ele alsak, aynen küfürde olduğu gibi, iki kısımda ele almalıyız.

1. Büyük Şirk
2. Küçük Şirk

Ya da;

1. Açık Şirk
2. Gizli Şirk

Kelime-i Tevhid’in Anlamı

Şimdi bu mesajları bellemek için Kelime-i Tevhid’in anlamı üzerinden biraz durmalıyız. Nedir Kelime-i Tevhid? Dört kelimeden, iki cümleden oluşan bir terkiptir: La ilahe illallah

La
İlahe
İlla
Allah 

Dört kelime…

İki cümle ise: La ilahe nefiy

İlalllah: İspat

“La İlahe” nasıl anlaşılmalı?

1. İmha olmadan, inşa olmaz.
2. Reddedilmeden, kabul edilmez.
3. Temizlemeden, davet gerçekleşmez.
4. Kazımadan, boya sürülmez.
5. Zararlı olan defedilmeden, yararlı olan celp edilemez.

İllallah” nasıl anlaşılmalı?

1. ‘Allah’ demek yetmez, sadece ve sadece ‘Allah’ demek gerekir.
2. ‘Evet’ demek yetmez, önce gür bir seda ile ‘Hayır’ demek gerekir.
3. ‘İman’ etmek yetmez, evvelinde ‘İnkâr’ etmek gerekir.
4. ‘Hakka’ ittiba etmek yetmez, öncesinde ‘Batılı’ izale etmek gerekir.
5. ‘Ben’ demek yetmez, Fatiha Süresi’nin bilincine ererek, ‘Biz’ demek gerekir.

(2210)