21. Yüzyılda Ensar ve Muhacir Olmak Mümkün mü?

Bir kulun elde edebileceği en büyük mükafat, Allah’ın kendisinden razı, kendisinin ise Allah’tan razı olmasıdır.

“(İslâm dinine girme hususunda) öne geçen ilk Muhacirler ve Ensar ile onlara güzellikle tabi olanlar var ya, işte Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. Allah onlara, içinde ebedî kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük kurtuluştur.” (Tevbe Süresi, 100)

Ümmet-i Muhammed’in ilk halkasının üç sınıfı

Muhacirler
Ensarlar
Tabiînler

21. Yüzyılda Ensar ve Muhacir Olmak Mümkün mü?

“Sizde iki sarhoşluk ortaya çıkmadıkça Allah tarafından gelen hak din üzere devam edersiniz: Cehâlet sarhoşluğu ve dünyaya aşırı düşkünlük sarhoşluğu. Siz (önceden) iyiliği emreder, kötülüğe engel olur ve Allah yolunda cihad ederken, içinizde dünya sevgisi oluşuverince iyiliği emretmez, kötülüğe engel olmaz ve Allah yolunda cihadı bırakırsınız. O gün Kitap ve sünnetin emirlerini yaymaya çalışanlar Ensâr ve Muhâcirlerden İslâm’a ilk giren kimseler gibidirler.” (Bezzâr, Mecmau’z-Zevâid, c.7, s. 271)

Emr-i bi’l-Maruf ve Nehyi Ani’l-Münker için lazım olan 5 temel kavram:

1. Tevhid
2. Tahayyül
3. Temsil
4. Tebliğ
5. Tevekkül

“Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin ki, bu imanın en zayıf derecesidir.” (Müslim, Îmân, 78)

“Allah Teâlâ’nın benden önceki her bir ümmete gönderdiği peygamberin, kendi ümmeti içinde sünnetine sarılan ve emrine uyan ihlâslı ve seçkin yakın çevresi ve ashâbı vardı. Bu samimi çevre ve ashâbından sonra, yapmadıklarını söyleyen ve emrolunmadıklarını yapan kimseler onların yerini aldı. Böyle kimselerle eliyle cihad eden mü’mindir, diliyle cihad eden mü’mindir; kalbiyle cihad eden de mü’mindir. Bu kadarcığı da bulunmayanda hardal tanesi ağırlığında bile iman yoktur.” (Müslim, Îmân, 80)

El, dil, kalp ile münkeri nehyetmek…

“Allah’ın menettiği hududu koruyan ile korumayan kimsenin misali, bir gemide kur’a ile yerlerini belirleyen kimselerin misali gibidir. Buna göre, bazıları geminin üst katına, bazıları ise, geminin alt katına yerleşirler. Geminin alt katında olanlar, susadıkları zaman üst kattakilere uğrayarak, “kendi bulunduğumuz kattan bir delik açsak ve üst kattakilere zarar vermesek” derler. Bu durumda, eğer üst kattakiler, onları bu istekleriyle baş başa bırakırlarsa, hepsi birlikte batmaya mahkumdur. Eğer onlara engel olurlarsa, hem onlar hem de kendileri kurtulur.” (Buharî, Şerike, 6)

Bu kıssadan alınacak beş temel mesaj:

1. Hepimiz aynı geminin içerisinde yolculuk yapmaktayız.
2. Bazılarımız üst katlarda, bazılarımız aşağılardayız.
3. Geminin hangi katında olursa olsun, yapılan yanlışlara müdahale etmek zorundayız.
4. Sadece yanlışları engellemek yetmez, alternatif yollar ortaya koymak durumundayız.
5. Tedbirler almasak, geminin batması kaçınılmaz olacaktır; bu hakikati hiçbir zaman unutmamalıyız.

Efendimiz (sas) faiz ile alakalı hüküm nazil olana kadar 16 yıl, hükümler nazil olduktan sonra 7 yıl karz silahı ile faiz düşmanıyla savaşmıştır.

(999)