Vefa Ey Müslüman Vefa! / Bedir Gecesi H.1436 – M. 2015

İslam Tarihi’nin önemli bir dönüm noktası olan Bedir Gazvesi’nin Hicri olarak yıldönümü olan 17. Ramazan Gecesi, her yıl vakfımızca bir program ile ihya edilmeye çalışılıyor. Bu yıl altıncısı yapılan geceye oldukça katılım fazlaydı. İlahiyat talebelerimizden Hasan Avcı kardeşimizin Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan programımız, Muhammed Emin Yıldırım Hocamızın kürsüye davet edilmesi ile devam etti. Hocamız, her zaman olduğu gibi yine bu senede çok önemli mesajları bizlerle paylaştı.

Tarihten Konuşacağız, Ama Tarihte Kalmayacağız!

Muhammed Emin Yıldırım Hocamız, Bedir Gazvesi’nin önemine dikkat çektikten sonra sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu gece Miladi olarak 1391 sene önce, Hicri olarak 1434 sene önce olmuş bitmiş bir savaşı konuşmayacağız. Şimdiye kadar yaptığımız beş Bedir Gecesi’nde konuşmadığımız gibi, şimdi de konuşmayacağız. Amacımız sadece tarihte olan biten bir hadiseyi konuşmak olsa, belki o hadisenin büyüklüğünden dolayı bir şeylerden istifade edebiliriz, ama asıl alınması gereken derslerden ve mesajlardan mahrum kalırız. Mesele köklerimize müracaat ederek bugünümüzü ihya, yarınlarımızı inşa etme meselesidir. Mesele nostaljiye takılıp kalma değil, eskimeyen eskilerin ışığında, tarihe yeniden iz bırakma adına adım atma meselesidir. Mesele, melekleri imrendiren amellerin sahibi olan o bahtiyar insanların rehberliğinde yeniden bir kez daha melekleri geride bırakma, ahseni takvim çizgisine varma, yeryüzünün halifesi olarak yaratılan insanın kendine yakışır hayatları bir kez daha ortaya koyma mücadelesi verme meselesidir. Böyle bir amaç olursa eğer Bedir demenin bir anlamı olacaktır…”

Esbaba Tevessül, Allah’a Tevekkül

Hz. Peygamber’in (sas) bir beşer olarak nasıl tüm tedbirleri aldığını, sebepler dairesinde atılması gereken adımları attığını anlatan Hocamız şöyle dedi: “Efendimiz (sas) bir beşer olarak, bir ordu komutanı olarak, bir erkân-ı harp olarak ashabıyla da istişare ederek, alınacak tüm tedbirleri almıştı. Konaklanan yer, su kuyuları, sırtını dağa yaslaması, sancaktarları belirlemesi, parolaları tayin etmesi… Tüm bunları yaptıktan sonra yani esbaba tevessülden sonra asıl yapması gerekeni yapmaya başlamıştı. Neydi o? Esbaba tevessül, Allah’a tevekkül… Esbab-a tevessül, sebepler dairesinde yapılacak her şeyi yapmak, yaptığına ellerini şahit kılmak, sonra o iş yapan elleri, Allah’a açmak: “Allah’ım! Sende biliyorsun ki, ben bu ellerin yapacağı her şeyi yaptım, şimdi ellerimle yapamayacağım işler için sana iş yapan ellerimi kaldırdım, ne olur Rabbim yapamayacaklarım konusunda sen bana yardım eyle!” diye dua etmektir.

Vefa Ey Müslüman Vefa!

Bu seneki dersin temel mesajının vefa olduğunu belirten Hocamız, Bedir hatıraları içerisinde vefa adına çok önemli tabloları bizlerle paylaştı. Hocamız dedi ki: …Ama gelin vefa sultanın hayatına, tüm hayatı üzerinden değil, sadece ve sadece Bedir üzerinden meseleye bakın, sizi bizi hayran bırakacak bir vefa abidesi görürsünüz. Hem de kime karşı vefa? Allah’a karşı, kendisine karşı, dostuna karşı, akrabasına karşı, düşmanına karşı…”

Alınması Gereken Mesajlar

Hocamız, dikkat çektiği vefa alanlarına dair Bedir’de yaşananlar üzerinden örnekler verdikten sonra alınması gereken derslerin neler olduğuna dair beş önemli mesajı bizlere emanet etti. O mesajlar şunlardı:

1. İnsanın Allah’a karşı vefası, her şart ve durumda imanın ahlakı olan güven duygusunu zedelememesi, vaad edilen sözlere kesinlikle itimat etmesi ve en zor anlarda bile duadan geri durmamasıdır. Bir ölüm-kalım savaşı olarak Bedirler yaşasan bile, Rabbine karşı vefalı ol ki; vefa görebilesin, Allah’ın (cc) yardımını karşında bulabilesin.

2. İnsanın kendisine karşı vefası, her şart ve durumda ilkelerine uygun davranması, rüzgâra göre şekillenmemesi, istikamet ve istikrarı azık olarak edinmesidir. Bir ölüm-kalım savaşı olarak Bedirler yaşasan bile, kendine karşı vefalı ol ki; dostdoğru yolun yolcusu olabilesin, düşmanlarını bile kendine takdir ettirebilesin.

3. İnsanın dostlarına karşı vefası, her şart ve durumda yapılan iyilikleri unutmaması, o iyiliklere ya misli ile yada daha güzeli ile karşılık vermesidir. Bir ölüm-kalım savaşı olarak Bedirler yaşasan bile, o anlarda dostlarını hatırlamalısın ki; yıllar eskise bile dostluklarını hep taze bir halde sürdürebilesin.

4. İnsanın akrabalarına karşı vefası, her şart ve durumda Rahman’dan bir dal olan sıla-i rahmi koruması, karşılık bulmasa bile Allah için onların eziyetlerine katlanmasıdır. Bir ölüm-kalım savaşı olarak Bedirler yaşasan bile, akrabalarına karşı vefalı davranmalısın ki; onları hidayet mesajları ile tanıştırabilesin.

5. İnsanın düşmanlarına karşı vefası, her şart ve durumda adaletten asla ayrılmaması, karşısında yer alsalar bile yapılan iyilikleri unutmamasıdır. Bir ölüm-kalım savaşı olarak Bedirler yaşasan bile, düşmanlarına karşı vefalı olmalısın ki, inandığın davanın ne kadar yüce olduğunu onlara göstermiş olabilesin.

Konuşmasının sonunda başta Suriye olmak üzere tüm İslam coğrafyaları için dua eden Hocamız, Rabbimizden Bedirleri bir kez daha yaşatması niyazında bulundu.

Program sonrası Hafız Ahmet Sarı hocamız ile Abdussamet Altuntaş hocamızın kıldırdığı teravih namazı, gecemizin en son azıkları oldu.

Rabbimizden yapılan tüm ibadetlerimizin ve özellikle dualarımızın kabul edilmesini niyaz ediyor, bir sonraki sene Bedir Gecesi’ne ümmetimizin selametle erişmesini diliyoruz.

(1094)