Hz. Peygamber (sas) ve Merhamet | Siyerden Ahlâka 17. Bölüm

Muhammed Emin Yıldırım Hocamızın anlatımı, Nuri Sardoğu ve Muhammed Cahit Şahinler’in sunumuyla Efendimiz’in (sas) güzel ahlâkını öğrenmeye gayret edeceğimiz Siyerden Ahlâka serimizin 17. bölümü.

1. Varlığın Canı Merhamet

Merhamet sadece insanlarla değil; bitkiler, hayvanlar ve diğer tüm varlık türleriyle alakalıdır ve bütün varlık merhamet ile hayat bulur. Bir varlıkta merhamet varsa o diridir, can taşıyordur; merhametini kaybetmişse, biyolojik olarak yaşıyor görünse bile ölüdür, cesettir (kadavradır). İnsanı insan yapan, insanlık kategorisine sokan en temel kod merhamettir. Merhametini kaybedenlerin, örneğin 168 masum çocuğu bombalayarak öldüren İsrail veya İran’daki okulu vuran zalimlerin insan sayılması mümkün değildir.

2. İslam’ın Doğru Merhamet Anlayışı

Müslümanların merhamet kavramını doğru konumlandırması gerekir. İslam’a göre merhamet, salt bir “acıma” duygusu değildir:

Cehennem bile Allah’ın rahmetinin/merhametinin bir tezahürüdür çünkü zalime verilen azap, mazlumun intikamını almaktır ve mazluma merhamettir.

Merhamet duyan kişi, hiçbir menfaat hesabına girmez.

İncitmemek (acıtmamak), acımaktan ve telafi etmekten önce gelir. Yanlışlıkla birinin canını yakınca özür dilemek merhamet gereği olsa da, İslam asıl olarak “daha dikkatli ol ve hiç basma/incitme” der.

Yapılan yanlışa “eyvallah” demek merhamet değildir; merhamet, yanlışı yine merhamet diliyle ve şefkatle düzeltmektir.

3. Hz. Peygamber’in (sas) Merhametinin Temelleri ve Kur’ani Referanslar

Allah Resulü (sas), evrensel ve eşsiz bir merhamet anlayışına sahipti.

Al-i İmran 159: Uhud’da okçular tepesinin terk edilmesi gibi büyük hatalara rağmen, Allah’ın rahmeti gereği Hz. Peygamber onlara yumuşak davranmış, katı yürekli olmamıştır.

Enbiya 107: Peygamberimiz ancak “Alemlere rahmet” (Rahmeten lil alemin) olarak gönderilmiştir; lanet edici olarak değil.

Kehf 6 ve Şuara 3: İnsanlar iman etmiyorlar, ebedi kurtuluşa eremiyorlar diye neredeyse kendi canına kıyacak derecede üzülen, geceleri gözyaşı döken bir peygamberdir.

Tevbe 128: Allah, kendi esmasından olan “Rauf” (Şefkatli) ve “Rahim” (Merhametli) isimlerini Hz. Peygamber için kullanmıştır. Ümmetinin sıkıntıya uğraması ona çok ağır gelir, o ümmetinin üzerine titrer. Cuma sabahları secde ve insan surelerini okurken bir çocuk ağlaması duysa, anneyi ve çocuğu üzmemek için namazı/sureyi kısa keserdi.

4. “Hem Rahmet Hem Savaş (Melhame) Peygamberiyim” Hadisi ve Savaşta Merhamet

Efendimiz (sas) “Ben hem rahmet peygamberiyim hem kılıç (melhame/savaş) peygamberiyim” buyurmuştur.

İslam’da savaşın amacı toprak elde etmek, ganimet toplamak veya öldürmek değildir; asıl amaç insan ile İslam arasındaki engeli kaldırmaktır.

Hz. Peygamber’in kılıcında merhamet vardır; Bedir’de müşriklerin su içmesine engel olunmamış, Uhud’da yüzüne batan miğfer halkaları ve dökülen kanına rağmen kavmine beddua yerine “Allah’ım kavmimi bağışla, onlar bilmiyorlar” diye dua etmiştir.

Taif’te taşlanmasına ve Cebrail (as)’ın dağları üzerlerine kapatma teklifine rağmen, “Hayır, onların soylarından iman edecekler çıkacağına inanıyorum” diyerek hiç kimseden ümidini kesmeyen bir peygamber tablosu çizmiştir.

5. Talim ve Terbiyede Merhamet

İslam’da eğitimin temeli merhamettir; tıpkı “Bismillahirrahmanirrahim”in ve Allah’ın 130 isminin içinde “Rahman ve Rahim”i en başa koymasının gösterdiği gibi. Hz. Peygamber bu merhamet diliyle kömürleşmiş bir cahiliye toplumundan, elmas gibi bir “Sahabe” nesli yetiştirmiştir.

Enes b. Malik (ra): 10 yıl boyunca Allah Resulü’ne hizmet etmiş, bir kez bile azar işitmemiştir.

Mescide idrar yapan bedevi: Sahabe adama bağırırken Efendimiz onları durdurmuş, adam işini bitirdikten sonra orayı temizletmiş ve bedeviyi onurunu kırmadan bir anne şefkatiyle eğitmiştir.

Muaviye b. Hakem (ra): Namazda hapşırana “Yerhamükallah” dediği için sahabe tarafından bakışlarla kınandığında, Efendimiz onu nazikçe çağırıp doğrusunu öğretmiştir.

Abdullah b. İkraş (ra): Yemekte tepsinin her yerinden yiyen bu genci, “Önünden ye” diyerek şefkatle uyarmış; ancak meyve tepsisi geldiğinde çocuğun utandığını görüp “İstediğin yerden ye, meyvelerin hepsi aynı değildir” diyerek gönlünü almıştır.

Fadl b. Abbas (ra): Veda haccında genç bir kadına bakan amcaoğlunun yüzünü eliyle nazikçe çevirmiş, iffet dersi vermiş ama onun bu zaafını babasına (Hz. Abbas’a) ya da başkalarına ifşa etmemiştir.

6. Cansızlara ve Hayvanlara Merhamet

Hz. Peygamber’in merhametinden sadece insanlar değil, varlığın tamamı istifade etmiştir.

Mekanlara Merhamet: Uhud yenilgisinden sonra faturayı dağa kesenlere karşı, “Uhud cennet dağlarından bir dağdır, o bizi sever biz de onu severiz” diyerek mekana merhamet göstermiştir.

Hayvanlara Merhamet: Ensardan birinin bahçesinde aç bırakılan ve fazla yük yüklenen deveyi teselli etmiş, sahibine “Allah’ın bize emanet ettiği bu dilsiz varlıklara böyle davranmamalısın” diyerek kızmıştır. Başka bir olayda, koyunun gözü önünde bıçak bileyen adamı, “Onu defalarca mı öldürmek istiyorsun?” diyerek sertçe uyarmıştır.

Eşyalara Merhamet: Kendisi için yapılan yeni minbere geçince, eski hurma kütüğünün inleyip ağladığını (mucizevi bir şekilde) duymuş, hutbeyi kesip kütüğün sırtını tıpkı bir çocuk gibi sıvazlayarak onu teselli etmiştir.

7. Merhamet Duygusunu Geliştirme Tavsiyeleri

Kişinin körelmiş olan merhamet duygusunu yeniden yeşertmesi için üç şeye ihtiyacı vardır: 1. Hassas bir gönül: Gönül hassasiyeti artırılmalıdır. 2. Naif bir dil: Merhametin en önemli aracı dildir; dil bozulursa merhamet gaddarlığa dönüşür. 3. Verilecek hesabı unutmamak: “Yeryüzündekilere merhamet edin ki göktekiler de size merhamet etsin” hadisi gereği merhamet bir ahiret yatırımıdır.

Hz. Peygamber’in Duası: “Allah’ım bize merhametsizleri musallat etme ki merhametimizi kaybetmeyelim.” Merhametsizlerin çok olduğu dünyada insan kendine karşı da merhametli olup zilleti kabullenmemeli, aradaki mesafeyi doğru ayarlamalıdır.

(73)