Bir Beşer Olarak Hz. Peygamber (sas) (2. Bölüm)

Nuri Sardoğu’nun sunumu Muhammed Emin Yıldırım Hocamızın anlatımıyla Hz. Peygamber Efendimiz’in (sas) mübarek hayatlarından kendi hayatlarımıza hisseler almaya gayret edeceğimiz Siyer’den Hayata programlarımızın 2. bölümü.

Siyer’den Hayata programlarımızın bu bölümünde konumuz: “Bir Beşer Olarak Hz. Peygamber (sas)”

Bu bölümde konularımız;

• Hz. Peygamber’in (sas) beşer olması nasıl anlaşılmalı?
• Neden Kur’ân ısrarla beşer oluşunu nazarlara verir?
• Beşer-Peygamber dengesi nasıl kurulmalı?
• “Abduhu/Allah’ın kulu” ifadesi ne gibi mesajlar bize verir?
• Hz. Peygamber’in (sas) beşer olması büyük bir nimet midir?

Dersten Cümleler

ُاِﯾﱠﺎكَ ﻧَﻌْﺑُدُ وَ اِﯾﱠﺎكَ ﻧَﺳْﺗَ ۪ﻌﯾ ۜن

“(Allah’ım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.” (Fatiha 1/5)

“İyyâke na’budu” ayeti bir tevhid manifestosudur. Mü’mince nasıl durulur bize onu gösterir. “İyyâke na’budu” ayeti, eneden nahnüye geçiştir. Ben diye başlayan yolculuğun biz diye devam etmesidir. Tevhidin tesisi ve muhafazası adına bize çok şey söyler. “İyyake na’budu ve iyyake nestain” ayeti;

  • Abdullah olmanın
  • Abdullah kalmanın
  • Abdullah ölmenin kodlarını vermektedir.

Kur’an’ı zihin teri dökerek, özümseyerek, Allah’ın bizden ne istediğini düşünerek okumalı. Bazen bir ayet üzerine saatlerce düşünmeli. Bu ayet bize iyice açılsın ki biz;

– Allah’tan başkasından Allah’tan bekler gibi yardım beklemeyelim.
– Hiçbir kapının önünde Allah’tan ister gibi durmayalım.
– Allah’ın önünde eğildiğimiz gibi hiçbir şahsın, otoritenin, ideolojinin, makamın, mevkiinin önünde eğilmeyelim.

Çünkü iman bize bunu söylüyor. Biz her gün bu ayeti okuyarak esas duruş sergiliyoruz.

Kuran’da Efendimizin (sas) beşeri yönü çok vurgulanıyor, bunun bize bakan mesajı nedir?

Sadece Kur’an’da değil hadislerde de bu tarz mesajlar var. Kur’an’da dikkat çekilen sadece Efendimizin (sas) beşeriyeti değil. “Ben de sizin gibi bir beşerim” ayetleri çok ama onun dışında racul diye, Abd, abdu, abduhu, abdihi (onun kulu), sizin arkadaşınız diye de söyleniyor. Tüm bunlar Allah Resulünün beşeriyetine vurgu yapıyor.

Beşeriyete vurgunun Kuran’da iki temel muhatap çevresine mesajları var:

1- Mü’minlere yani bütün inananlara
2- Müşriklere yani tüm inkar edenlere

Peygamberlik çok üst bir makam, insanlar bu makamla karşı karşıya kalınca iki yanlışa düşebilir:

1- Beşerden peygamber mi olur deyip kapısını kapatabilir,
2- Beşeriyeti unutarak peygamberi yarı ilah konumuna çıkarabilir. (Ehli kitap bu hataya düşüyor. Örn. Hz. İsa’ya yapılan)

Müşriklere söylenen yerlere baktığımızda şunu görüyoruz. Müşrikler peygamber yok demiyor. Allah bize elçi gönderebilir ama bu Elçi beşer olmamalı diyorlar. Efendimiz’e yakıştırmıyorlar. Arkadaki cevheri görmüyorlar. Peygamberlik ve beşeriyeti bir araya getiremiyorlar. Kendilerine bir bahane arıyorlar. Buna binaen Allah beşeriyeti ve peygamberliği nazara veriyor. Siz beşersiniz, o da beşer. Sizin içinizden gönderildi diyor.

Mü’minlere söylenen: Tevbe 128. Ayet

Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir.

Ayet “min enfüsikum” diyor; sizin nefislerinizden. Siz nasılsanız öyle. Acıkan, yorulan, küsen, kızan, darılan, latife yapan, uyuyan… Aklınıza beşer adına ne geliyorsa hepsi Efendimizde (sas) var. Bizden, bizim içimizden, biz nasılsak öyle… Bizden geldiği için bize örnek. Üsvetün Hasene olması için bizden olmalı. Bizden olduğu için bizi çok iyi tanıyor. Bizden olduğu için bizim yapabileceklerimizi söyledi. İnsanın karakterini kabiliyetlerini zafiyetlerini bildiği için hep söyledikleri bunun üzerinden oldu. Beşer olmasa, beşer muhataplarını tanıyabilir mi?

Evet beşer ama sıradan bir beşer değil. Beşerin içinden ama beşere Sultan olan birisi. Beşerin en kâmili. Ondan daha iyisi yok. Herkesin her huyu iyi olmaz. Ama Resûlün (sas) her huyu iyi. İşte böyle anladığımız zaman Resul’ün o beşeriyeti ile demek ki ben de o beşeriyetinden kendime bir şey alabilirim deriz.

Beşeriyetini nazara vermek sıradanlaştırmak için değil. Abduhu ve Resulühü dengesini koruyacağız. İki tarafı dengede tutacağız. Ne sıradan, ne insan üstü.

Bu dengeyi nasıl koruyacağız?

İkisini sürekli beraber anacağız. Abduhu ve Resulühü. Ve Abd dediğimiz zaman altına neler yazacağımızı, Resul dediğimizde altına neler yazacağımızı bileceğiz.

BEŞER

  1. Ölümlü olması
  2. Beşer üstü beklentilere girilmemesi
  3. İftihar edilmesi

PEYGAMBER

  1. Vahiy Alması
  2. Mucizelerle İkramlandırılması
  3. İsmet Sıfatına Sahip Olması

1. Ölümlü olması: Netice itibariyle biliyoruz ki dünya yolculuğunu tamamladı. Vefatı ile bu dünyadan ayrıldı.

Hz. Ebû Bekir (ra), Hâne-i Saadetten çıktıktan sonra Mescid-i Şerife vardı. Hz. Ömer’in (ra) “Resûlullah vefât etmedi.” sözlerini duymuştu. Bunun üzerine şöyle konuştu: “Kim ki Muhammed’e (sas) tapıyorsa, bilsin ki, Muhammed (sas) ölmüştür. Kim ki Allah’a ibadet ve kulluk ediyorsa bilsin ki, Allah (cc) Hayy’dır, ölümsüzdür.”

Sonra da şu âyet-i kerimeyi okudu: “Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür ya da öldürülürse, gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim (böyle) geri dönerse, Allah’a hiçbir şekilde zarar vermiş olmayacaktır. Allah, şükredenleri mükâfatlandıracaktır.”

2. Beşer üstü beklentilere girilmemesi: Mucize gösteriyor ama Allah’ın izni ve bildirmesiyle oluyor. Gelin size bir mucize göstereyim demiyor. Allah’ın bildiğinden başkasını bilmiyor. Gaybı bilmiyor. İnsan üstü değil, biz gibi.

3. İftihar edilmesi: Beşer namusunu kurtaran bir duruş var ortada.

“Hatırla ki Rabbin meleklere: Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım, dedi. Onlar: Bizler hamdinle seni tesbih ve seni takdis edip dururken, yeryüzünde fesat çıkaracak, orada kan dökecek birini mi yaratacaksın? dediler. Allah da onlara: Sizin bilemeyeceğinizi herhalde ben bilirim, dedi.” (Bakara Suresi, 30)

Allah’ın bildiği nedir?

O beşerin içinden öyleleri çıkacak ki, melekleri geride bırakacak. Sidret’ül müntehada Cibril-i Emin’in devam edemediği yerlere Efendimiz (sas) devam edecek. Allah Resulü (sas) meleğin üstünde bir makama yürüdü. Bu iftihar edilecek bir meseledir.

Efendimiz (sas) “Ben sadece Abdullah olmaktan iftihar ediyorum.” diyor.

Allah Resulü kul olmaktan neden iftihar ediyor?

Abdullah olmak yeryüzünde elde edilebilecek en büyük şeref, en büyük rütbe, en büyük mevki, en büyük makam. Bunu anlasak başka hiçbir şeye tenezzül etmeyeceğiz. Bütün propagandalardan kurtulacağız. Bunu anlayıp bunu kavramalıyız; en büyük Şeref Allah’a kul olmaktır. Bir insan gerçekten Abdullah ise başka bir şeye asla kul değildir. Abdullah olmak en büyük özgürlüktür, şereftir, izzettir, kuvvettir, devlettir. Kula kulluktan kurtulup Allah’a kul olmalı, dünyanın darlığından kurtulup ahiretin genişliğine kavuşmalı. Cehennem ateşinden kurtulup, cennetin selametine varmalı. Övünülecek bir şey varsa bu sadece Abdullah olmaktır.

Bu zamanda bir sürü şeye kul olan var. Efendimiz bunun için, “Kahrolsun dinarın kulları, kahrolsun dirhemin kulları, kahrolsun elbisenin kulları, vücutlarına diken batsın, çıkaracak bir cımbızları olmasın diyor..” Bu bizi sarsmalı.

Birbirimizin de beşer olduğunu unutuyoruz. İslam büyüklerinin de beşer olduğunu unutuyoruz. Sevdiğimiz kusursuz olsun istiyoruz. Hataya düşüyoruz, yargılıyoruz, tenkit ediyoruz.

Hoca kusursuz talebe bekliyor. Talebe kusursuz hoca bekliyor. Birbirimizi olduğumuz gibi kabul edelim. Bir yanlış için on doğru feda edilemez. Beklentide itidalsiz olmamalıyız.

Efendimizin beşeriyetini konuşurken, diğerlerinin beşeriyetini nasıl göz ardı edebiliriz? Sevgide ve beklentide itidalli olmalıyız. Bahsettiğimiz konularda ölçüyü hep korumalıyız.

(432)