Abdullah b. Ömer (r.a) ve İbadet

21. Yüzyılda Abdullah Olmak programlarının dördüncüsü Abdullah b. Ömer ve İbadet başlığı altında gerçekleştirildi. Soğuk havaya rağmen yoğun bir katılımın olduğu programda Muhammed Emin Yıldırım Hocamız, Abdullah b. Ömer’in hayatının üzerinden çok önemli mesajlar verdi.

Dersten Cümleler

– İbn Manzur, Lisanü’l-Arab’da; ubudiyyet ve ibadet kavramlarını çok mühim iki cümle ile anlamlandırır. Derki: “Ubudiyyet: Kulun Allah’ın yaptıklarından razı olmasıdır.”

– İbadet ise: “Kulun Allah’ın razı olacağı işler yapmasıdır.”

Her insanın kendine özgü bir kokusu vardır.

– Efendimiz’in (sas) o muhteşem örneği: “Kur’ân okuyan müminin misâli turunç gibidir; portakal gibidir. Kokusu güzel tadı hoştur. Kur’ân okumayan müminin misâli hurma gibidir. Tadı hoştur fakat kokusu yoktur. Kur’ân’ı okuyan facirin misâli reyhan otu gibidir. Kokusu güzeldir, tadı acıdır. Kur’an okumayan fâcirin misali Ebu Cehil karpuzu gibidir, tadı acıdır, kokusu da yoktur.”

– Biz Abdullah b. Ömer’in hayat defterinin başına oturur oturmaz; hemen bizi sarsacak düzeyde beş kokuyu birden hissederiz.

Nedir bu beş koku?

1- Nübüvvet bahçesinin kokusu
2- Farukiyet kametinin kokusu
3- Şahadet özleminin kokusu
4- Merhamet melteminin kokusu
5- İbadet aşkının kokusu

– Doğum tarihi: Nübüvvetin 3. yılı, Miladi 614

– 10 yaşında iman yolunda hicret etmesi…

– “Medine’ye hicret ettikten sonra hiç evime gitmedim. Ne zaman evimizin önünden geçsem gözlerimi kapatır; görmek istemezdim. Eğer evimizi görür de ona özlem duyarsam mescidi terk ederim korkusu ile bunu yapardım.”

– 12 yaşında Bedir’e gitmek için askerlerin arasında…

– “Hayatımda Bedir askerleri içerisinden ayrıldığım gün kadar üzüldüğüm ve ağladığım başka bir olay hatırlamıyorum. O gün sabaha kadar yatakta ağlayıp durmuştum.”

– Cihadı: Uhud, Hudeybiye, Hayber, Kaza umresi, Mute, Tebuk, Şam, Irak, Basra, Mısır ve Afrika fetihleri, Horasan ve İran seferler ve Hicretin 49. yılı İstanbul seferi…

– İlim aşkı…

– İbn Ömer’in rivayet ettiği hadis sayısı da 2630 olmuştur.

– Talebeleri: Sahabeden: Abdullah b. Abbas, Cabir b. Abdullah…

– Tabiin neslinden: Enes b. Sirin, Hasan-ı Basri, Said b. Müseyyeb, Mücahid, Tavus, Şa’bi, Nafi…

– “Bana yapılacak iş için farz, vacip, müsetehap olduğunu söylemeyin, bu işi Efendimiz (sas) yapmış mı, yapmamış mı onu haber verin. Eğer Efendimiz (sas) yapmışsa bende yaparım, yapılan iş ne olursa olsun.”

– Hz. Aişe validemiz diyor ki: “Efendimiz’i Abdullah b. Ömer kadar adım adım takip eden başka birini ben görmedim.”

– İnsanlar şöyle dua ediyorlardı: “Allah’ım! Abdullah b. Ömer’i bizler yaşadığımız sürece yaşat ki, ona tabi olalım. Çünkü senin peygamberinin sünnetine ondan daha bağlı birini bilmiyoruz.”

– “Ey Müslümanlar! Zannetmeyin ki Efendimiz böyle yaptı. Ben hastalandığım için böyle yaptım. Eğer hastalanmasaydım ben de yapmazdım.”

– “İstiyorum ki, izim izine karışsın.” Hassasiyeti bu, arzusu bu idi. Değil mi ki, Efendimiz oralara izini bırakmış, bana düşen o izleri takip etmektir deyip, o izlerin peşine düşmüştü.

– “Mescid bomboş olsa bile, oradan geçen bir tek kadın olmasa bile Abdullah b. Ömer kadınlar kapısından geçmedi hayatı boyunca o kapıyı hiç kullanmadı.”

– “Oğlum! ben sana Allah Resulü’nün sözünü söylüyorum,sen kalkmış bana ama diyerek görüşünü söylüyorsun. Resulullah’ın sözüne ama diyen biri benim oğlum olamaz. Ölene kadar senin yüzün bana haram olsun.”

– İmam Nafi diyor ki: “Biz onun bir şeyi çok sevmesini asla istemezdik. Çünkü neyi sevse anında onu infak ederdi.”

– ” Abdullah ne güzel bir adamdır; ahh bir de gece namazı kılsa!”

Namaz konusunda mesajlar:

1- Allah’ı razı etmenin yolu, namazdan geçer.
2- Namazı hakkıyla kılmanın yolu, değer ve kıymetini kavramaktan geçer.
3- Değer ve kıymeti kavramanın yolu, aklı, zihni, kalbi, bedeni boş işlerden muhafaza etmekten geçer.

– Abdullah b. Mes’ud, İbn Ömer’in kendini nasıl muhafaza ettiğini şöyle ifade ediyordu: “Ben Kureyş gençleri arasında İbn Ömer kadar nefsine malik olan başka birini görmedim.”

4- Muhafaza etmenin yolu, yediklerinden ve içtiklerinden geçer.

– “Ey İnsanlar! Biz öyle bir hayat yaşadık ki, bizlere Kur’an’dan önce iman verildi. Bir süre Efendimiz’e nazil olur olmaz bizler, o süre de Allah’ın bizlere vermek istediği mesajları anlamak için gayret sarf eder, helalleri haramları öğrenmeye çalışırdık. Yani siz şimdi nasıl Kur’an’ın lafızlarını öğrenme hususunda çaba harcıyorsanız, biz bu çabadan daha fazlasını bunun için harcardık. Ama bakıyorum ki, bizden sonra gelenler Fatiha’dan başlayıp, sonuna kadar okuyup ezberlemelerine rağmen, emirler nelerdir, nehiyler nelerdir, üzerinde kafa yorulması gereken meseleler nelerdir bunları önemsemeden aynen kötü cinsli hurmaların görüntüsü ve tadı gibi işin sadece lafızları ile ilgileniyorlar. Böyle olunca da Kur’an’dan istifade edemiyorlar.”

– “Yâ Rab, ben bunların istedikleri hizmetlerden hiçbirine talip değilim. Beni cennete lâyık amel işlemedikçe huzuruna alma!” Şa’bî, şöyle devam ediyor: “Vallahi bu gözlerim bunların hepsini de gördü. Her biri istediğine açıkça nail oldu. Sadece Abdullah duruyor şimdi. Şüphem kalmadı ki, o da ehl-i cennettir, inşallah Allah onun duasını da kabul etmiştir.”

– “Haydin namaza deyin geleyim. Haydın felaha deyin koşayım, haydin cihada deyin sürünerek geleyim. Ama Haydin Müslüman kardeşinin kanını akıtmaya, malını almaya derseniz ben o işte yokum.”

– “Şu dünyada beni en çok üzen ve kahreden; Hz. Ali’nin ve Hz. Hüseyin’in yanında yer almamaktır. Beni onların yanından alıkoyan tek şey ise Müslüman kanı akıtmama hassasiyeti idi; ama gelişen olaylar gösterdi ki Hz. Ali kesinlikle haklı idi.”

Haccac’a karşı tavrı…

– “Oğlum! Beni götürebilirsen Medine’ye götür orada defnet. Götüremezsen Harem sınırlarının dışına çıkar orada defnet. Ben muhacir olarak çıktığım bu yerde ölmüş olmayayım.”

– Vefat tarihi: Hicri 73, Miladi, 692; Yaşı, Hicri 82, Miladi 78…

– Duası: “Allah’ım! Beni bugün dağıtacağın her hayırdan, indireceğin her hidayet nurundan, yazacağın her rahmetten, vereceğin her rızıktan, defedeceğin her zarardan, kaldıracağın her beladan ve önleyeceğin her fitneden en fazla nasiplenen kullarından eyle…. Amin amin, amin…

(799)