Sünnet Olmadan Denge Olmaz!

Nebevî Miras derslerimizin bu haftaki konusu, bu ümmetin en önemli vasıflarından biri olan denge idi. Muhammed Emin Yıldırım hocamız, ‘Sünnet Olmadan Denge Olmaz!’ serlevhasının altında, Hz. Peygamber’in (sas) hayatının üzerinden dengeli davranmanın ehemmiyetini ve örnekliğini çok mühim mesajlarla anlattı. Ümmet olarak ihtiyaç duyduğumuz bu önemli alanın inşasına katkı sağlayacağını umduğumuz bu ders, yine üzerimize alacağımız birçok sorumluluk bizlere yükledi.

Dersten Cümleler

Aziz Kitabımız Kur’an-ı Kerim’den öğrendiğimize göre gönderilen tüm peygamberlerin gönderilmelerinin 5 ana gayesi vardır:

1- Muhataplarına, kulluğu en iyice ayrıntısına kadar öğretmek (Nahl, 2; Enbiya, 25)
2- Muhataplarına, aldığı vahyi olduğu gibi tebliğ etmek (Ahzab, 39; Maide, 67)
3- Muhataplarına, o dinin nasıl yaşanacağını en güzel örnek olarak göstermek (Mümtehine, 4; En’am, 90)
4- Muhataplarının itiraz kapılarını kapatmak ve bahaneler ileri sürmelerine imkân vermemek ( Bakara, 213; Nisa, 165)
5- Muhataplarına, tesisi oldukça zor olan dünya-ahiret dengesini göstermek (Ali İmran, 14, 15; Kasas, 77)

Gerçekten dünya-ahiret dengesini tesis etmek, çok da kolay bir şey değil; bu ancak hayatın ve ahiretin ölçüsünü ilahî bir direktifle alan bir elçinin, yani bir peygamberin yapabileceği bir şey ve ancak onun rehberliğinde anlaşılabilecek bir durumdur.

Marifet Olmadan Muhabbet Olmaz
Muhabbet Olmadan Sünnet Olmaz
Sünnet Olmadan Denge Olmaz
Denge Olmadan Ümmet Olmaz
Ümmet Olmadan İzzet Olmaz

İtidal ne demektir?

İtidal, Allah’ın (cc) hayata koyduğu ölçüdür.
İtidal, Allah’ın (cc) bu ümmette görmek istediği en önemli bir vasıftır.
İtidal, Allah’ın (cc) koyduğu sınırlara riayet ederek kulluğun kıvamını yakalamaktır.
İtidal, her türlü aşırılıktan uzak durarak, işin hakkı ne ise ona göre davranmaktır.
İtidal, duygu, düşünce ve davranışlara vurulan peygamber mührüdür.

“İşte böylece sizi vasat/orta/mutedil bir ümmet kıldık!”  (Bakara, 143)

Hz. Peygamber’in (sas) itidal meselesinde vurduğu mühür, hayatın tüm alanlarını kapsamış bir haldedir. En fazla ihmal edilen 5 alan:

1- İbadette İtidal
2- Sevgide İtidal
3- Düşmanlıkta İtidal
4- Sevinçlerde İtidal
5- Hüzünlerde İtidal

“Eğer ceza vermek isterseniz, size yapılanın misliyle ceza verin. Eğer sabrederseniz şüphesiz ki bu sabrı kuşananlar için daha hayırlıdır.” (Nahl Sûresi 126)

“Sabır dediğin, felâketle karşılaştığın ilk anda dayanmaktır.” (Buhârî, Cenâiz 32, 43; Müslim, Cenâiz l4-l5)

“Ben hüzünlerin Peygamberiyim!”

Ümmet-i Muhammed’in acılarını ve sevinçlerini kendileri yönetemiyor, düşmanları yönetiyor…

“İbrahim’in vefatına güneşte, ayda katıldı. Bakın Medine karardı ve güneş Allah Resülü’nün yasını tutmaya başladı!”

“Ey İnsanlar! Güneşte, ayda Allah’ın ayetlerinden birer ayettir. Bu ayetlere Allah belli bir kader çizmiştir. Bunun için onlar asla birinin ölümü yada doğumu vesilesi ile kaderlerine aykırı davranmazlar.”

Eğer hayatlarımızda istenilen oranda İtidal olursa ne olur?

1- İnanç dünyamızda sağlam bir hal olur.
2- İbadet dünyamızda istikrarlı bir hal olur.
3- Ahlak dünyamızda kemalata doğru bir hal olur.
4- Kendi dünyamızda iktisat üzere bir hal olur.
5- İlişkiler dünyamızda sağlıklı bir hal olur.

İnançta denge
İbadette denge
Ahlakta denge
Nefislerimizde denge
İletişimde denge  

Kimse kimseden memnun değil; herkes birbirinden şikayetçi…

Babayı konuştur evladından…
Evladı konuştur babasından…
Kocayı konuştur hanımdan…
Hanımını konuştur kocasından…
Kayınvalideyi konuştur gelininden…
Gelinini konuştur kayınvalidesinden…
İşçiyi konuştur işvereninden…
İşvereni konuştur işçisinden…
Hocayı konuştur talebesinden…
Talebeyi konuştur hocasından…

Sorunun kaynağı beklentide itidalsizlik…

İnsansa yapar…

Her insan, başka bir insanın imtihanıdır ve imtihanların en ağırı ve en çok olanı insanın sevdikleri ile yaşadığı imtihanlarıdır.

Abdullah b. Mes’ûd’un aktardığı ve Resulullah’ın üç kez tekrar ettiği, Müslim’de geçen bir hadiste şöyle demektedir:  “Söz ve davranışlarında ileri gidip haddi aşanlar yani itidal çizgisine riayet etmeyenler helak oldular!”  (Müslim, İlim, 7; Ebû Dâvûd, Sünnet 5)

(856)