Siyer Yazıcılığında el Belâzurî ‘nin Yeri ve Hocaları

Cumartesi Derslerinin bu haftaki konusu “Bir Siyer, Tarih ve Neseb Âlimi Olarak el-Belâzurî” idi. Muhammed Emin Yıldırım Hocamız, “Siyer Yazıcılığında El-Belâzurî’nin Yeri ve Hocaları” başlığında, Hicri 3. asrın önemli âlimlerinden biri olan el-Belâzurî’yi çok farklı yönleri ile bizlere anlattı.

DERSTEN CÜMLELER

Önceleri bir papaz iken daha sonraları çok iyi bir Müslüman olan Ebu Muhammed Abdullah el-Mayurki’nin çok güzel bir sözü var. Diyor ki: “Bir müminin tarihini yazan onu diriltmiş, o yazılan tarihi okuyan ise onu ziyaret etmiş gibi olur.”

Hicri 2. asrın üç önemli siması; Peygamber Görmeden Sahabi Olan Zat: Abdullah b. Mübarek, Peygamber Şehrinin İmamı: İmam Malik, yani Malik b. Enes, her hali ile edası ile Hz. Ebû Zer’e çok benzeyen “şakilikten veliliğe” uzanan bir hayatın sahibi olan Fudayl b. İyad…

“İman edenlerin Allah’ı anma ve Hak’tan inen Kur’an sebebiyle kalplerinin saygı ile yumuşamasının zamanı gelmedi mi?…”

Abidü’l-Harameyn olan Fudayl b. Iyad, Abdullah b. Mübarek’e diyordu ki: “Sen Tarsus’a cihad için gideceğine gelip benim gibi Mekke’de ibadete kendini versene! Sen dışarı ile çok ilgileniyor, kendi nefsini ihmal ediyorsun.”

İmam Malik’e de yazdığı mektupta diyordu ki: “Ey İmam! Sen çok ilim ile başkalarına ders vermek ile ve fetvalarla uğraşıp zamanının büyük bir bölümünü bununla harcıyorsun. Yerinde olsam biraz bunlara ara verir; kendimi ibadete veririm.”

Abdullah b. Mübarek bir şiir ile ona cevap verdi. Diyordu ki:
Ey Harameynin Abidi, eğer bizleri görseydin,
Şüphesiz ibadetle oyalandığını bilirdin.
Kimilerinin gözleri gözyaşlarıyla dolarken,
Bizim boğazlarımız kanlarımızla boyanır.
Bazılarının atı batılda yorulurken,
Bizim atlarımız günün sabahında yorulur.
Misk ve güzel kokuların meltemi size
Atlarımızın çıkardığı toz ve duman ise bize…
Şüphesiz Nebimizin sözü bize ulaşmıştır.
O’nun her sözü doğrudur ve onlarda hiçbir yalan yoktur.
O dedi ki: Allah yolunda koşan atların çıkarmış olduğu toz ile
Mücahidin burnundaki toz
Tutuşan cehennem ateşinin dumanı ile asla buluşmaz.
Aramızda konuşan bu Allah’ın kitabıdır,
Şehitler ölü değildir, bu yalanlanamaz, bir hakikattir.

Ebû Abdurrahman! Sana nasihat vermek istedim; ama asıl sen bana nasihat ta bulundun.”

Yazdığı mektup İmam Malik’e ulaşınca o da bir cevap yazdı. İmam Malik’in cevabı da gerçekten bugünün dünyası için bizlere de çok önemli mesajlar vermektedir. Diyor ki: “Ey İmam! Allah seni tüm hayır işlerinde muvaffak kılsın. Unutma şüphesiz Allah kulları arasında rızıkları taksim eder. Rızık sadece mallardan, eşyalardan oluşmaz. Allah kimi kullarına infakı sevdirir; onlar infak ederler. Kimi kullarına cihadı sevdirir, onlar bir ömür cihad meydanlarında ömürlerini geçirirler. Kimi kullarına ibadeti sevdirir; onlar için en güzel şey ibadet etmek olur. Kimi kullarına ilmi sevdirir, bütün ömürlerini ilim yolunda tedrisat yolunda geçirir. Böyle yapmakla her kulunu bir alanda istihdam eder ve her biri yaratılış amacına uygun hareket eder. Dolayısı ile bizler farzların ikamesinden sonra hangimiz hangi alanda nafile ibadet maksadı ile uğraşırsak, Rabbimiz bundan memnun ve razı olur. Bundan dolayı kimseyi kınama ve sana Allah neyi sevdirmişse onu vesile kılarak, Allah’a yakınlaş…”

10.000 sahabinin ancak 1002 tanesinin hadis rivayet ettiğini görmekteyiz.

En geniş şekli ile Hz. Peygamber’in (sas) terceme-i hâli/biyografisi olan siyer, İslâm tarih yazcılığının ilk günlerinden itibaren üzerin¬de ciddi bir şekilde durulan bir ilim dalı olagelmiştir.

Burada önemli bir noktaya dikkat etmemiz gerekir; biyografi dediğimiz şey ile yada terceme-i hal dediğimiz şey ile siyer birebir aynı şeyler değildir.
İmam Zeynelabidin: “Biz, çocuklarımıza Kur’ân’dan bir sûre öğretir gibi Resûlullah’ın savaşlarını/hayatını öğretirdik.”

Muhammed b. Sa’d b. Ebî Vakkas: “Evladım! Bunlar atalarınızın şerefidir, bunları asla unutmayın.”
Tercümanü’l-Kur’ân olan Abdullah b. Abbas ise: “Ben Resûlullah’ın Ensâr ve Muhâcir’den olan Ashâb’ının peşinden ayrıl¬maz, onlara devamlı olarak Resûlullah(sas)’in meğâzîsinden ve bu konuda Kur’ân’da nelerin indirildiğini sorardım.”

Hz. Ömer’in oğlu Abdullah b. Ömer’in ise İmam Şa’bi’yi sık sık ziyarete gittiğini, her gidişinde onun meğâzî okuyup, insanlara anlattığını gördüğün¬de bundan çok etkilenip: “Sanki oda (Şa’bi) bizimle berabermiş gibi(anlatıyor)…” dediği nakledilmektedir.
“Allahu a’lem demek, yani Allah bilir demek bana göre en güzel ilimdir.”
Siyer ilminin dönemleri:
1. Başlangıç Dönemi
Ka’bu’l-Ahbâr (32/652), Abdullah b.Selâm (43/663), Vehb b. Münebbih (114/732)
2. Risaleler Dönemi
Urve b. Zübeyr (94/713), Şurahbîl b. Sa’d (123/740), Âsım b. Ömer b. Katâde (120/737), Abdullah b. Ebî Bekr b. Hazm (135/752)
3. Cem’/Toplama-Derleme Dönemi
İbn Şihab ez-Zührî (124/741)
4. Tasnif-Telif Dönemi
Musâ b. Ukbe (141/758), İbn İshâk (151/768), Ma’mer b. Râşid (153/770), Ebû Ma’şer es-Sindî (170/787), el-Vâkıdî (207/768)
5. Klasik Nakil Dönemi
Yûnus b. Bükeyr (199/814), İbn Hişâm (213/828)
6. Karşılaştırmalı Nakil Dönemi
İbn Sa’d (230/844)

Asıl konumuz olan Ahmed b. Yahya el-Belâzurî (279/892) de bu dönemin öne çıkan bir tarih, neseb ve siyer âlimidir.
El-Belâzurî’nin iki önemli eseri: Beldelerin Fethi olan Fütûhu’l-Büldân, diğerİ ise bir yönü ile Tabakat, diğer bir yönü ile Ensab kitabı olan Şereflilerin Soyları anlamında, Ensabü’l-Eşraf’tır.

el-Belâzurî’nin iki önemli haber kaynağı
1- Saray imkânı
2- Seyahat imkânı
EL-BELÂZURÎ’NİN HOCALARI

İbn Sa’d
Medâini
Mus’ab ez-Zübeyrî

“İnsanoğlu ölünce amel defterleri kapanır. Sadece üç kişinin amel defteri açık kalır.” Kimdir bu üç kişi?
“Sadaka-i cariye sahipleri, faydalanılan bir ilim ve dua eden hayırlı evlat.”

(1740)