Sahâbe Yokları Var Kılan Bir Nesil

Siyer Vakfımızın önemli projelerinden olan ve yedinci yılına giren “Suffa Meclisleri Sohbet Halkaları” muallimler toplantısı gerçekleştirildi.

Geçtiğimiz sene ikinci beş yılına Hadis müfredatı ile başlayan Suffa Meclislerinde bu sene, Muhammed Emin Yıldırım Hocamızın hazırladığı “Sahâbe Dersleri” işlenecek.

Dönemin ilk muallimler toplantısında muallimlerle bir araya gelen Muhammed Emin Yıldırım Hocamız, hem yeni dönem hem de Sahabe müfredatı için bazı bilgilendirmelerde bulundu. Hocamız toplantıda, zor dönemlerde bu işin nasıl yürütülmesi gerektiği ve bunu öğreneceğimiz yegâne kaynağın Allah Resûlü’nün bizzat yetiştirdiği Sahâbe Efendilerimiz olduğu konusunda mühim mesajlar paylaştı.

Yeni dönemin ve yeni yılın tüm kardeşlerimiz için hayırlara vesile olmasını Rabbimizden niyaz ediyor, yapılacak tüm derslerin bereketle geçmesini diliyoruz.

Dersten Cümleler

Cenab-ı Hakka şükürler olsun ki yedinci yıla eriştik. 

Bu iş heyecanla bu noktaya geldi heyecanla devam edecek!

Ümmet olarak şu anda kalbe ve beyne giden damarlarımızda ciddi bir tıkanıklık var ve bu da hayatımızın bütün alanlarına etki ediyor. Buna da farklı bir biçimde anjiyo lazım, nefes lazım. Bunun sahabeyle olacağına inanıyorum. Sahâbe ile irtibatımız doğru olursa bu tıkanıklıklardan kurtuluruz. 

Şu an ümmet olarak yaşadığımız dönemle Selahaddin Eyyûbi’nin dönemi birbirine çok benziyor. Peki  Selahaddin Eyyûbi kendi döneminde yaşadığı sıkıntıları nasıl çözdü? Öncelikle Peygamber Sevgisi ve bu sevginin aşılandığı Sahâbeyi eksene koydu, aylarca süren bir mücadeleyle hiçbir yerde başka bir şey konuşturmadı, gündem oluşturtmadı. Sahâbe ile yeniden ümitlerin bittiği yerlere ümit aşıladı, heyecanın bittiği yere heyecan aşılandı ve bir anda ümmet yeniden şahlandı. Aralarındaki vahdet farklı bir şekilde pekişti ve ondan sonra Kudüs fethedildi. Biz de bunu hakiki manada yapabilirsek tarihte olan bir daha olur.

Ümit ediyorum ki bu yedinci yıl, geçmiş altı yıldan çok daha bereketli olacak ve bu bereket bizden ziyade sahabeden kaynaklı olacak. 

İmam Şatibi el- Muvafakat isimli eserinde Abdullah b. Mesud’dan şu sözü nakleder: “Sizden biri uyacaksa Hz.Muhammedin (sas) ashabına uysun. Çünkü onlar bu ümmetin kalpler bakımından en iyileri, ilim bakımından en derinleri, tekellüf (gösteriş) bakımından en azları, hidayet bakımından en doğruları, hal ve tavır bakımından en güzelleridir. Onlar Allah tarafından son Peygamberinin sohbeti ve dinin ikamesi için seçmiş olduğu bahtiyar kimselerdir. Dolayısıyla onların faziletlerini takdir ediniz ve onların izinden gidiniz çünkü onlar dosdoğru hidayet üzeredirler.” 

Sahâbe için çok şey diyoruz ama şunu asla unutmamalıyız ki onlar anahtar kuşaktır.

Ne demek “Anahtar Kuşak”

Onlara ‘Anahtar Kuşak’ demek: Din binasının kapısının kapısını ancak onlarla açabiliriz, demektir.

Onlara ‘Anahtar Kuşak’ demek: Kur’an’ı ve Sünnet’i bize sadakatle intikal ettiren, nesil demektir.

Onlara ‘Anahtar Kuşak’ demek: İslam’ın nasıl yaşanacağını fiili olarak onların üzerinde görmek demektir.

Onlara ‘Anahtar Kuşak’ demek: Allah’ın razı ve memnun olacağı hayatlar hangileridir bunu iyice öğrenmek demektir.

Onlara ‘Anahtar Kuşak’ demek: Kıyamete kadar onların örneklikleri ve rehberlikleri daim olacaktır demektir.

Şu an yaşadığımız bu zeminde 5 şeyin hasretini çekiyoruz:

1. İmanlar zayıflamış, iman hakikatleri istenilen düzeyde yüreklerde yok!
2. Güvenler zedelenmiş, sağlıklı iletişim zemini istenilen düzeyde yok!
3. Moraller bozuk, neşeler, sevinçler, heyecanlar istenilen düzeyde yok!
4. Ümitler tükenmiş, geleceğe dair umutlar istenilen düzeyde yok!
5. Dava bilinci bitmiş, dinin insan yüklediği sorumluluklar istenilen düzeyde yok! 

Sahabe bu beş yokun da ilacıdır.

Eğer Sahabe ile doğru bir bağ kurarsak;

1. İmanları çok güçlü olan o nesil, imanlarımıza güç katacak ve zafiyetleri ortadan kaldıracak…
2. Bir güven toplumu oldukları için Allah’a, Peygamber’e, Kur’an’a ve birbirlerine olan güvenlerinin üzerinden bize güven aşılayacak, her türlü güvensizliği ortadan kaldıracak…
3. Saadet asrının o saadetli insanları imanla buldukları o büyük moral ile bize moral olacaklar ve hiçbir imtihanın, sıkıntının, derdin, morallerimizi bozmasına fırsat vermeyecekler…
4. Umut toplumu onlar, cenneti yüreklerinde taşıyan bir topluluk onlar, hesabi değil hasbi bir topluluk onlar, bütün bunlarlar umut olacaklar, ümit olacaklar, geleceğe dair, geleceğin geleceği olan ahirete dair bizlere fer olacaklar…
5. İslam’a aşık olan o yürekler, içlerinde olan o büyük dava aşkı ile biten dava bilinçlerimize bilinç olacaklar, sorumluluklarımızı hatırlatacaklar, bize hadi vazife başına diyerek, bizi bir görev aşkına kavuşturup, mevzilerimizi korumaya sevk edecekler…

Sahabe, beşerin neler yapabileceğini gösteren en güzel numunedir.
Sahabe, belirlenmesi gereken en önemli emel ve en önemli bir hedefin ne olduğunu bize öğreten bir mekteptir.
Sahabe, her türlü olumsuzluğa karşı bir ümit kaynağıdır.
Sahabe, doğru yolda nasıl doğru yürüneceğinin en güzel örneğidir.
Sahabe, her daim bizler için yapılanları kontrol edeceğimiz bir mihenk taşıdır.

Muallim olarak sizler insanlara takılmayıp sabırla, ümitle dersi işleyeceksiniz. Şunu unutmamalıyız ki; bu meclisler sadece bilgi yüklemek için kurulan meclisler değil, kardeşlik azıklarımızı birbirimize vermek için kurduğumuz meclislerdir.

(96)