Ravinin Tenkidi

Ravinin Tenkidi (Cerh ve Ta’dil)

Hicri birinci asrın sonlarından itibaren isnadın yaygınlaşıp hadisin ayrılmaz bir parçası haline gelmeye başlamasıyla senette yer alan ravilerin ehliyetleri açısından araştırılmasını zorunla hale getirmiştir. Böylece ravinin hadis rivayetine ehil olmadığını ortaya koymak suretiyle, cerh, güvenilir olduğunu tesbit etmek ile de ta’dil faaliyetine başlanmıştır. Tenkid ile kastedilen de ravinin hadis rivayetine ehil olup olmadığını ortaya koymaktır. Hadis ilminde bu faaliyet cerh ve ta’dil olarak isimlendirilir. Ravileri hadis rivayetine ehliyetleri açısından inceleyen hadis alimlerine münekkid muhaddis denilmektedir.

Sonraki dönemlere nisbetle çok fazla olmasa da ravi tenkidinin sahabe döneminden itibaren başladığı görülmektedir. Bu dönemdeki eleştiriler unutma, yanılma gibi fıtrî zaaflardan kaynaklanmaktaydı. Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Ali, Ubade b. Samit, Abdullah b. Selâm, Hz. Âişe, Abdullah b. Abbas, Enes b. Mâlik ravi tenkidiyle tanınan sahabîlerdir. Bunlar arasında Hz. Âişe en çok ravi tenkidi yapan sahabî olarak tanınmaktadır.

Sahabe ve büyük Tabiîlerin çoğunlukla hayatta olduğu hicri birinci asırda münekkid ve tenkide uğrayan ravi sayısı çok fazla değildir. Said b. Cübeyr, İbrahim En-Nehaî, Şa’bî, Tavus b. Keysân, Muhammed b. Sirîn bu dönemin münekkidleri olarak kaydedilmektedir.

Hicrî ikinci asrın başlarından itibaren artan hadis uydurma faaliyetleri sebebiyle ravi tenkidleri de artmaya başlamıştır. Bu hususta en geniş faaliyeti Şu’be b. Haccac yapmıştır.

Hicrî üçüncü asır ravi tenkidi açısından geliştiği aynı zamanda eserlere geçirildiği dönemdir. İbn Sa’d, Ali b. Medînî, Ahmed b. Hanbel, Dârimî, Buharî, Müslim, Ebu Davud, Tirmizî, Nesaî üçüncü asrın önde gelen münekkidleri olarak zikredilebilir.

Hicrî dördüncü asırdan sonraki alimler doğrudan değil dolaylı ravi tenkidi yapmışlardır. Çünkü onlar çoğunlukla önceki münekkidlerin görüşlerine dayalı açıklamalarda bulunmuşlardır.

Cerh ve Ta’dil Kavramı

Cerh; maddi veya manevi olarak yaralamak anlamına gelir. Hadis ıstılahında ise, sika bir alimin, fısk, tedlis ve yalancılık kusurlarından dolayı bir raviyi ve rivayetini reddetmesine denilir.
Ta’dil; zulmün zıddı, ılımlılık ve gönülde doğru olduğu kanaati beliren şey anlamına gelir. Hadis ıstılahında ise, raviyi, rivayetlerinin kabulünü gerektirecek sıfatlarla nitelemektir.

Tarifi

Cerh ve ta’dili Ebu Hatim er-Râzî, “Sika olan veya olmayan alimin durumunu açıklamak” olarak tarif etmiştir.

Kâtip Çelebi ise, “Bir takım özel lafızlar kullanarak bu lafızların mertebelerinden ve ravilerin cerh ve ta’dilinden bahseden bir ilim olarak hadis ricali ilminin bir koludur.”

Hadis Tenkidi İkiye Ayrılır:

1. Sened Tenkidi (Harici Tenkid)
2. Metin Tenkidi (Dahili Tenkid)

Kaynakları

Cerh ve Ta’dil ilmi hakkında bilgi içeren kaynakları üç grupta ele almak mümkündür.

1. Usul Kitapları

Bir hadis usûlü ilmi olan cerh ve ta’dil hakkında ilk baş vurulacak kaynaklar hadis usûlüne dair hazırlanmış eserlerdir. Bu tür eserlerden yararlanırken göz ardı edilmemesi gereken konu, hadis usulü eserlerinin genelinde cerh ve ta’dil konusu bir başlık altında incelenmemiş hatta bazılarında ise bu konuya hiç değinilmemiştir.

a. er-Risale

İmam Şafiî’nin er-Risale’si fıkıh usulü hakkında kaleme alınmış bir eserdir. Ancak fıkıhla ilgisi dolayısıyla ravide aranan şartları eserinde özetleyerek usûl yönünden konuya ilk temas eden müellif olmuştur.

b. el-Muhaddisu’l-Fasıl Beyne’r-Râvi ve’l-Vâi

İlk müstakil hadis usulü eseri olarak Râmehürmüzî’nin el-Muhaddisu’l-Fasıl’ı kabul edilmektedir. Bu eserde cerh ve ta’dil ayrı bir başlık altında incelenmemiş, sadece bu ilimle alakalı bazı konulara kısmen yer verilmiştir.

c. Marifetü Ulumi’l-Hadis

Hadis usûlü konusunda yazılmış eserlerin içinde ilk defa cerh ve ta’dil’i müstakil bir başlık altında işleyen eser, Hâkim en-Nîsabûri’ye ait Marifetü Ulumi’l-Hadis adlı eserdir.

d. el-Kifâye

Cerh ve ta’dil konuları hakkında detaylı bilgi veren ilk eser Hatîb el-Bağdâdî’nin el-Kifâye adlı eseridir.

e. Mukaddime

Cerh ve ta’dil, müteahhirun devrine ait hadis usûlü eserlerine kaynaklık eden İbnu’s-Salah’ın Mukaddime’sinde, rivayeti kabul veya reddedilecek ravilerin nitelikleri başlığı altında yer almıştır.

f. Tedribu’r-Râvi

İmam Suyutî, Tedribu’r-Ravî adlı eserinde yirmi üçüncü nevide, “rivayeti kabul edilen ravinin özellikleri ve buna ait konular” başlığıyla cerh ve ta’dille alakalı konuları genişçe yer vermiştir.

2. Rical Kitapları

Başlangıçtan bu yana cerh ve ta’dil ilmiyle ilgilenen ve bu konuda telif ettikleri eserlerinde ravileri teker teker değerlendiren bu ilmin mütehassıslarının hazırladıkları eserlere rical kitapları denilmektedir. Çeşitli kategorilerde ve hacimlerde hazırlanan bu tür eserler cerh ta’dil ilminin en başta gelen kaynaklarıdır. Bu kaynakların belli başlılarını şöyle tanıtabiliriz.

a. el-Cerh ve’t-Ta’dil

İbn Ebi Hâtim on ciltlik muhtevalı eseridir.

b. el-Mecruhîn

Birçok eseri bulunan İbn Hibbân’a ait iki ciltlik eserdir. Bu iki eser daha önce yazılmış eserlerin özeti niteliğindedir.

c. Mîzânu’l-İ’tidal

İbn Adî’nin el-Kâmil adlı eserinin bir özeti olan Mîzân, meşhur muhaddis Zehebî tarafından telif edilmiştir.

d. Tehzibü’t-Tehzib

Hafız İbn Hacer ait bu eser aslında Mizzî’nin Tehzibu’l-Kemal adlı eserinin muhtasarıdır. Eser sadece kütüb-ü sitte ravilerini incelemektedir.

3. Müstakil Eserler

a. Kaidetün fi’l-Cerh ve’t-Ta’dil

Tâceddin es-Sübkî’nin telifi olan bu eser, cerh ve ta’dilin usûlüne ait elde mevcut ilk eserdir.

b. er-Ref’u ve’t-Tekmil fi’l-Cerh ve’t-Ta’dil

Cerh ve ta’dil ilmine ait telif edilmiş müstakil eserden birisi de Muhammed Abdulhay el-Lekvenî’nin bu eseridir.

c. Tecrid-i Sarih Tercümesi

Merhum Ahmed Naim beyin, Sahih-i Buhari’nin muhtasarı Tecrid-i Sarih’in tercümesine yazdığı mukaddimede hadis usûlü konularına geniş bir şekilde değinmiştir. Cerh ve ta’dil ilmi konularında verdiği doyurucu bilgiyle bu çalışma, emsallerinden geri kalmayan bir çalışma olarak değerlendirilmektedir.

Doğuşuna Yol Açan Sebepler

1. İnsan Za’fı

Kur’an-ı Kerim’e göre insanoğlu canlıların en mükemmeli olmakla birlikte , günah işleme, hata yapma, unutma ve yanılma gibi beşerî arızalardan tamamen korunmuş değildir. Bu gerçekten haraketle, hadislerin nakil görevini üstlenen Müslümanların, birer insan olarak az ya da çok, günah işleme, unutma, hata yapma veya yanılma nedeniye rivayet ettikleri hadisleri zaman zaman değişikliğe uğratmışlardır.

İşte cerh ve ta’dil ilminin ortaya çıkışını hazırlayan ilk ve önemli sebep, ravilerin bu tür beşerî zaafları olduğunu söylemek mümkündür.

2. Hadis Uydurmacılığı

Rical tenkidi ilmi olan Cerh ve ta’dilin bir başka ortaya çıkış sebebi olarak hadis uydurmacılığı olduğu zikredilmiştir. Özellikle fitne olayından sonra teşekkül eden grupların kendi görüşlerini yaymak için nadir de olsa bu çeşit uydurmacılığa giriştikleri bilinen bir gerçektir. Bu olaylar üzerine hadis rivayet edenlerin sıkı bir denetime tutulması gündeme gelmiştir. Bu durumu İbn Sîrîn şöyle ifade etmektedir. “Önceleri isnad aranmazdı. Fitne meydana gelince, ‘ravilerinizin ismini söyleyin’ denmeye başlandı. Böylece sünnet ehline bakılır hadisleri alınır, bidat ehline dikkat edilir hadisleri alınmazdı.”
Hadis bilginleri içinde, cerh ve ta’dil faaliyetinin vacip olduğunu söyleyenler olmuştur.

Münekkidlerin Durumları

Münekkid alimler tenkitlerindeki titizliklerine göre üç kısma ayrılırlar.

1. Müteşeddid

Çok az ve basit hatasından dolayı raviyi cerh eden münekkidler müteşeddid diye vasıflandırılır. Bunların ta’dil ettikleri ravilerin güvenilirliğinden şüphe edilmez. Cerh ettikleri raviler hakkında ise ihtiyatlı olmak ve diğer münekkidlerin görüşlerini de dikkate almak gerekir. Yahya b. Saîd el-Kattân, Yahya b. Maîn, Cüzcanî, Ebu Hatim er- Razî, Nesaî müteşeddid münekkidlerin önde gelenlerindendir.

2. Mutedil

Tenkidlerinde aşırı titiz ve aşırı gevşek olmayan münekkidler mutedil olarak vasıflandırılır. Ahmed b. Hanbel, Buharî, İbn Adî mutedil münekkidlerin önde gelenlerindendir.

3. Mütesahil

Tenkidlerinde gevşek davranan, hatası çok önemli ve fazla olmadıkça raviyi cerh etmeyen münekkidler ise mütesahil olarak vasıflandırılır. Tirmizî, İbn Hibban, Hâkim en-Nisâburî, Beyhâkî mütesahil münekkidlerin önde gelenlerindendir.

Münekkidde Aranan Şartlar

Birçok ilmi ve bilgiyi etkilemesi açısından önemli ve mesuliyet isteyen bir faaliyet olan ravi tenkidi, din emanetinin her türlü şaiben uzak olarak gelecek nesillere teslim etme sorumluluğudur. Bu nedenle hadis alimleri, tenkid sorumluluğunu her zaman hissetmişler ve bunun titizlikle yerine getirilebilmesi için münekkidlerde bazı şartların bulunmasını şart koşmuşlardır.

1. İlim, takva, vera ve sıdk

Kendisi adil olmayan münekkidin tenkidi geçerli değildir. Zehebî, tam bir vera ve bilgi sahibi olmadan ravi hakkında söz söylemenin caiz olmadığını söylemiştir. Münekkidin en az hatayla en isabetli tenkide ulaşabilmesi için, dinî ilimler ve özellikle şer’î hükümler konusunda bilgi sahibi olması şarttır. Münekkidin, aynı zamanda takva ve vera sahibi, ayrıca doğru sözlü olması da şart koşulmuştur.

2. Tarafsızlık ve iyi niyet

Sehâvî, tarafgirlik ve kinin münekkidi insaftan uzaklaştırıp raviyi haksız yere tenkid etmesine sebep olacağını söylemiştir.

Her şeye rağmen ravi münekkidleri akrabalık, dostluk, hemşerilik vb. nedenlere dayalı tarafgirlikten uzak durmanın en güzel örneklerini vermişlerdir. İbnü’l-Medînî, babası hakkında “Bu, din meselesidir. O zayıf bir ravidir.”, Ebu Davud, oğlu Abdullah için “yalancıdır”, Zeyd b. Ebi Üneyse “Yalancılıkla anılan kardeşim Yahya’dan hadis almayın” diyebilmiştir. Vekî’ b. Cerrah da, Beytü’l-Mal’dan sorumlu babasından hadis rivayet ederken, rivayetini takviye amaçlı bir başkasını onunla birlikte zikretme titizliğini göstermiştir.

3. Cerh ve ta’dil sebeplerini bilmek

Cerh ve ta’dilde en önemli konu, cerhi gerektiren hususlardır. Münekkidin bu konuda yeterli bilgiye sahip olmaması, cerhi gerektirmeyen sebeplerle pek çok ravinin haksız yere cerh edilmesine veya cerh edilmesi gerekenlerin de ta’dil edilmesine neden olur.
İbn Hacer, ancak cerh sebeplerini bilen münekkidlerin cerhlerinin muteber olduğunu ifade etmiştir.

4. Cerh ve ta’dil lafızlarının manalarını bilmek

Münekkidin cerh ve ta’dil maksadıyla kullanılan sözlerin anlamını iyi bilmesi gerekir. Böylece cerh kasdıyla söylenmemiş bir lafzı, cerh manasında anlama hatasına düşmekten korunmuş olur. Cerh ve ta’dil lafızlarının, Arapçadaki kullanılış tarzlarını iyi bilenler, İbn Abbas’ın, kölesi İkrime; İbn Ömer’in, kölesi Nâfî hakkında kizb lafzını kullanmalarının tekzib anlamında değil, Hicaz’lıların örfünde hata anlamına geldiğini bilir ve ona göre ravi hakkında hüküm verirler.

Cerh ve Ta’dil Adabı

1. Ilımlı olmak
2. Ravinin cerhi yanında, varsa, adalet yönüne de değinmek
3. Gerektiğinde ve gereği kadar cerh etmek

Raviler Hakkında Konuşmak Gıybet midir?

Raviler hakkında konuşmanın gıybet olacağını söyleyenler bulunmuştur. Ancak dinin ikinci kaynağı olan hadislerin sağlıklı şekilde naklini ve Hz. Peygamber’e ait olanla olmayanı tesbit amacıyla raviler hakkında bilgi vermenin gıybet olmayacağı genel kabul görmüştür.

Hiç kuşkusuz böyle bir yola gidilmesinin gerçek sebebi, Tirmizî’nin açıkça belirttiği gibi “Müslümaların iyiliğini istemektir.” Yoksa kimse, sebepsizce Müslümanları çekiştirmek istemiş değildir. Meşhur münekkid Yahya b. Said el-Kattan’a;

– Sen, cerh ettiğin kişilerin kıyamet günü hasım olarak karşına çıkmalarından endişe etmiyor musun? diye sorulduğu zaman o şöyle demiştir:

– Bunların düşmanlığıyla karşılaşmam, hadisini savunmadığımdan dolayı Nebi’nin (s.a.v.) bana düşman olması yanında pek hafif kalır!”

Cerh ve Ta’dil Edebiyatı

Cerh ve Ta’dil konusunda yazılan eserleri üç gruba ayırmak mümkündür.

1. Yalnız zayıf ravilerin zikredildiği eserler

Genellikle Kitabu’d-Duafa adı altında toplanabilecek bu grupta eser verenler arasında belli başlıları şunlardır. Yahya b. Maîn, Ali b. el-Medînî, Buharî, Ebu Hatim er-Râzî, Nesaî, İbn Hibban, Dârekutnî, Hâkim en-Nîsâburî, Zehebî ve İbn Hacer.

2. Yalnız sika ravilerin zikredildiği eserler

Genellikle Kitabu’s-Sikât adı altında kaleme alınan bu türde eserlerin belli başlıları şunlardır.
Ali b. el-Medînî, el-İclî, İbn Hibban, Zehebî.

3. Sika ve zayıf ravilerin zikredildiği eserler

Genellikle tarih diye adlandırılan bu tür eserlerin belli başlıları şunlardır.
Leys b. Sa’d, İbnü’l-Mübarek, İbn Sa’d, İbn Maîn, Buharî, İbn Mâce, Tirmizî, Hatîb el-Bağdadî.
Bu konuda daha özel nitelikte el-Cerh ve’t-Ta’dil adı altında eser veren belli başlı müellifler şunlardır.
Yakub el-Cüzcânî, el-İclî, Ebu Hatim er-Râzî, el-Bâcî

Ta’dil Lafızları

1. Birinci Mertebe : Hakkında ثقة (güvenilir) veya متقن ثبة(sağlam ve güvenilir) denilen raviler. Bunların hadisi delil olarak kullanılır.

2. İkinci Mertebe : صدوق(doğru sözlüdür), محله الصدق(böylesine doğru sözlü denilebilir) veya لابأس (rivayetinde bir sakınca yoktur) denilen raviler. Bunların hadisleri yazılır ve itibar için kullanılır.

3. Üçüncü Mertebe : شيخ(rivayeti terk edilmez, fakat tek başına da delil olmaz) denile ravilerdir. Bunların da hadisleri itibar için yazılır.

4. Dördüncü Mertebe : صالح الحديث(hadisi delil olarak kullanılabilir) denilen raviler. Bunların da hadisleri itibar için yazılır.

Cerh Lafızları

1. Birinci Mertebe : صالح الحديث (hadis rivayetinde gevşektir)
2. İkinci Mertebe : ليس بقوى(hadis rivayetinde kuvvetli değildir)
3. Üçüncü Mertebe : ضعيف الحديث(hadisi zayıftır)
4. Dördüncü Mertebe : كذاب(yalancıdır), ذاهب الحديث(hadisi sakıttır) ve متروك الحديث(hadisi terk edilmiştir).

Ahmet Yücel, Hadis Usûlü, 158-159
Hatîb, el-Cami, II, 299
Yücel, a.g.e., 159-160
Hatîb, el-Kifâye, 38
Kâtip Çelebî, Keşfu’z-Zunûn, I, 582
Hâkim, Ma’rife, 52-53
Emin Aşıkkıtlu, Hadiste Rical Tenkidi, 20
Suyutî, Tedrîb, I, 299
Aşıkkutlu, a.g.e., 21
Tîn 4
Nisa 28
Aşıkkutlu, a.g.e., 27
Müslim, Mukaddime, 15
Zehebî, Mîzân, III, 46
Aşıkkutlu, a.g.e., 69
Sehâvî, Fethu’l-Muğîs, III, 348
Sehâvî, el-İ’lân, 112-113
İbn Hacer, Nuhbe, 66-68
Aşıkkutlu, a.g.e., 72
Yücel, a.g.e., 158
Tirmizî, Kitâbu’l-İlel
Ahmed Naim, Tecrîd, I, 350

(2946)