Nebevî Ufuk’ta İlmin Anlam, Önem ve Değeri | Nevşehir

Hadis Yılı Projesi kapsamında yapılan Nebevi Ufuk programlarının dördüncüsü Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesinde yapıldı.

Nevşehir Gönüllü Sivil Toplum Platformu tarafından düzenlenen programa katılan Muhammed Emin Yıldırım Hocamız “Nebevi Ufukta İlmin Anlam, Önem ve Değeri” başlıklı konusunu anlattı.

İslam medeniyetinin bir ilim medeniyeti olduğunu belirten Hocamız, konferansın ilk bölümünde Nebevi Ufuk’ta ilmin ne demek olduğuna 5 başlık altında değinerek farklı açılardan Nebevi Ufuk’ta ilme nasıl bakmamız gerektiğini anlattı.

1- Nebevi Ufuk’ta ilim, kadın erkek herkesin öğrenmekle mükellef olduğu bir farzdır.

Kulluk için yaratılan bizler, kulluğumuzun ifası için kifayet miktarı ilmi öğrenmekle mükellefiz. Bir Müslüman hayatın içerisinde hangi alanda olursa olsun üç şeyi bilmek zorundadır:

a- Sağlam ve sahih bir akide

Müslüman, inancının esaslarını öğrenmek zorundadır. Bu yüzden sağlam ve sahih bir biçimde tevhid kavramının hayattaki karşılığını bilerek, Kelime-i tevhidin de anlamını bilerek, iman esaslarını ve hakikatlerini kavrayacak düzeyde öğrenmek zorundayız.

b- İbadet fıkhı ve bulunduğumuz alanın fıkhı

Kulluğumuzun bir parçası olan ibadetleri ve hayatın içerisinde karşılacağımız durumlara karşı nasıl davranmamız gerektiğine dair fıkhı öğrenmek zorundayız. Bunun yanında Rabbimiz bizi hayatın içerisinde nerede istihdam ettiyse o alana ait fıkhını da bilmek zorundayız.

c- Kalbin hastalıklarını ıslaha yönelik ilim

Haset, gıybet gibi kalbi öldüren hastalıklarımızın farkına varabilmek ve bu illetlere karşı tedbir alabilmek için gerekli ilmi de öğrenmek vazifemizdir.

2- Nebevi Ufuk’ta ilim, bir Müslümanın dünyada elde edebileceği en büyük sermayedir.

İlim öyle bir sermayedir ki; o sermayeyi elde eden Allah Resûlünün (sas) varisi oluyor. O ilmin kıymetini bilsek Resûlullah’ın (sas) şu sözünü duyarız; “Alimin cahile üstünlüğü, dolunayın karanlık bir gecede dünyayı aydınlatması gibidir. Şüphesiz ki Allah, melekleri, gök ve yer ehli, hatta yuvasındaki karınca ve balıklar bile insanlara hayrı öğretenlere dua ederler”. Var mı Allah aşkına bundan daha büyük bir sermaye?

3- Nebevi Ufuk’ta ilim, ancak selim bir niyetle insana fayda sağlayacak bir kazançtır.

4- Nebevi Ufuk’ta ilim, amel ile dengelenecek bir azıktır.

Hayatlarımızda karşılığı olmayan ilim sırtımızda yüklediğimiz bir yüktür. Bugün bilginin bu kadar artmasına rağmen ilmin bereketinin azalmasının en önemli sebeplerinden birisi de ilim-amel dengesinin istenilen oranda tesis edilememesidir.

5- Nebevi Ufuk’ta ilim, Allah’ın kuluna verdiği bir emanet, cehaletin ortadan kaldırılarak saadetin yerine getirilmesi için atılması gereken adımdır.

İlmin zekatı bilmeyene aktarmaktır.

Muhammed Emin Yıldırım Hocamız Nebevi Ufuk’ta ilmin ne olduğun dair yaptığı açıkamaların ardından bir muallim olan Efendimiz’in (sas) ashabına neyi öğrettiğine ve nasıl öğrettiğine de değindi.

Allah Resûlü (sas) neyi talim etti?

– Efendimiz (sas) kitabımız Kur’an’ı öğretti.
– Efendimiz (sas) hikmeti öğretti.
– Efendimiz (sas) kulluğu öğretti
– Efendimiz (sas) neye, ne kadar, nereye kadar değer verileceğini öğretti.
– Efendimiz (sas) dünya-ahiret dengesini öğretti.

Allah Resûlü (sas) nasıl talim etti?

– Tatbik
– Tedricen
– Tadil
– Tashih
– Taltif

Yoğun ilgi ve alakanın gözlendiği programın sonunda Muhammed Emin Yıldırım Hocamız bizlere, hayatlarımıza tatbik etmek üzere 5 sorumluluk yükleyerek konuşmasını nihayete erdirdi.

1- Kifayet miktarı ilmi öğrenmek için seferber olalım.

Gelin kifayet miktarı ilmi öğrenmek adına gayret edelim. En azından ilmihali yani halimizin ilmini öğrenelim. Kaç yaşlarına gelmişiz hala başını, gözünü kırarak namaz kılıyoruz. Namaz, kulluğumuzun en önemli işaretidir. Tecdid-i iman adına sağlam ve sahih bir akide, hayatın neresinde olursa olsun orayı idare edecek sağlam bir fıkıh, bir de kalbimizin ıslahı adına gerekli ilmi öğrenmek adına gayret içinde olalım.

2- Evlerimizde haftanın bir günü televizyonlar sussun, kitap konuşsun.

Ne olur haftanın bir günü televizyonları kapatalım, kitapları açalım. Ailemizle Allah’ın kitabını, Peygamber’in (sas) hadislerini, siyerini, sünnetini ya da ilmihale ait herhangi bir bilgiyi beraberce bir okuyalım. Haftanın bir günü televizyon sussun, kitap konuşsun evlerimizde.

3- Haftanın bir günü katıldığımız bir ders halkamız olsun.

Gelin haftanın bir günü Müslümanlardan manen takviye alacağımız bir ders halkamız olsun. Camide, dernekte, kursta, vakıfta, nerede olursa olsun fakat en azından bir gün Müslümanlarla bir araya gelerek birbirimizi manen takviye edeceğimiz bir meclisimi olsun.

4- Güvenilecek adam aramadan, güvenilecek adam olalım ve insanları Allah’ın (cc) kitabına yeniden sarılmaya davet edelim.

Güvenlerin sarsılmış olduğu şu zamanlarda, bu ortamı ancak biz Müslümanlar kurtarabilir. İnsanlarla İslami bir bağ kurmadan önce ‘insani’ bir bağ kurmalı, çevremize güven aşılamalı ve Mümin ahlakını yansıtmalıyız. Ancak bunu yaptıktan sonra insanları hakikate davete tekrar davet edebiliriz.

5- Sosyal medyayı Müslümanca kullanma adına bir gayret içinde olalım.

İster kabul edelim ister etmeyelim, sosyal medya diye bir gerçek var hayatımızda. Ama ne yazık ki sosyal medya dediğimiz yerler dedikodu ve gıybet kazanı olmuş durumda. Bu mecraları kullanıyorsak eğer Müslümanca kullanmak zorundayız. İlimde, ahlakta, imanda, güzellikte olan şeyleri paylaşalım. Kötülüğün değil hayrın yayılmasına vesile olalım.

 

(170)